ASO’DAN TÜRKİYE’NİN YENİLİKÇİ SINIFININ HARİTASI
ASO TÜRKİYE’NİN YENİLİKÇİ SINIFINI MERCEK ALTINA ALDI
Ankara Sanayi Odası (ASO), ülkelerin rekabet gücünü giderek daha fazla belirleyen yenilikçi sınıfı özel sektör Ar-Ge çalışanları odağında ele alan “Türkiye’nin Yenilikçi Sınıfı” adlı kitabı yayımladı. Bu kesimin kimlerden oluştuğunu, ne tür yetenek ve kabiliyetlere (sermayelere) sahip olduğunu, hangi iş ortamlarında ve kentlerde geliştiğini, yenilikçilik ve girişimcilik kapasitesi ile çalışma hayatı, yaşam, göç ve mekân tercihlerini saha verilerine dayanarak inceleyen eser, yenilikçi insan kaynağının yetiştirilmesi, çekilmesi, ülkede tutulması ve üretken kılınması için firmalardan kent yönetimlerine ve kamu politikalarına uzanan politika önerileri sunuyor.
Ankara Sanayi Odası (ASO), “Türkiye’nin Yenilikçi Sınıfı: Yaratıcı Sınıfın Kültürel, Beşerî ve Sosyal Sermayesi, Yenilikçilik ve Girişimcilik Kapasitesi ile Tolerans ve Mekân Tercihleri” adlı kitabı yayımladı. ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız ile Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Yavan tarafından hazırlanan kitapta özel sektördeki Ar-Ge çalışanlarının nitelikleri, yenilikçilik ve girişimcilik kapasiteleri, çalışma hayatları, yaşam ve göç eğilimleri ile firma, iş yeri bölgesi ve kent düzeyindeki mekânsal tercihleri çok boyutlu olarak ele alındı.
Kitabın temelini oluşturan “Türkiye’de Yenilikçi Sınıf” araştırması, Ar-Ge çalışanlarının yaklaşık yüzde 95’inin bulunduğu 14 ili kapsadı. Çalışmada 1.352 Ar-Ge çalışanıyla anket yapıldı; bunların içerisindeki 255 kişiyle ayrıca derinlemesine mülakat gerçekleştirildi. Kitapta, çalışmanın Türkiye’de yenilikçi sınıfa yönelik en kapsamlı araştırma olduğu ifade edildi. Uluslararası karşılaştırmalarda ise güncel göstergelere yer verildi.
TÜRKİYE İNOVASYONDA YÜKSELİYOR, KURUMLAR VE TOLERANS GERİDE
Kitapta aktarılan Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) verilerine göre Türkiye, Küresel İnovasyon Endeksi’nde 2019 yılında 129 ülke arasında 49’uncu sıradayken, 2024 yılında 133 ülke arasında 37’nciliğe yükseldi. Buna karşılık Türkiye’nin “kurumlar” alt bileşeninde 100’üncü sırada yer aldığına işaret edilerek, yenilikçi insan kaynağını ülkeye çekmek ve ülkede tutmak için kurumsal ortamın geliştirilmesinin önem taşıdığı belirtildi. Saha bulgularında da Ar-Ge çalışanlarının en çok iş arkadaşlarına, iş yerindeki yöneticilerine ve akademisyenlere; en az ise siyaset ve bürokrasi kurumlarına güvendiği görüldü.
Teknoloji, yetenek ve tolerans göstergelerinden oluşan Küresel Yaratıcılık Endeksi’nde ise Türkiye’nin 2015 yılında 139 ülke arasında 88’inci sırada bulunurken, 2023 yılı analizinde 160 ülke içerisinde 73’üncü sıraya yükseldiği kaydedildi. Türkiye’nin teknoloji göstergesinde 2015’te 58’inci sıradan 2023’te 39’unculuğa yükseldiği, tolerans göstergesinde ise her iki ölçümde de 123’üncü sırada kaldığı belirtildi. Kitapta tolerans, yenilikçi insan kaynağını çekmenin ve ülkede tutmanın önündeki temel kısıtlardan biri olarak değerlendirildi.
Küresel endekslerdeki görünümü tamamlayan bir başka veri de yaratıcı sınıfın istihdamdaki payı oldu. Gelişmiş ülkelerin çoğunda bu sınıfın toplam iş gücü içerisindeki payı yüzde 40’ı aşarken Türkiye’de yüzde 20’ler düzeyinde kaldı. Türkiye bu sıralamada 93 ülke arasında 62’nci sırada yer aldı. Bu oran, rekabetin giderek yaratıcı sınıf üzerinden yürüdüğü bir dönemde Türkiye’nin rakiplerinin yarısı kadar bir yenilikçi insan havuzuyla yarıştığını gösteriyor. Kitapta bu farkın, söz konusu kesimin niteliklerinin ve beklentilerinin anlaşılmasını Türkiye için zorunlu hale getirdiği vurgulandı.
YENİLİKÇİ SINIF HAZIR, POTANSİYELİ HAREKETE GEÇİRME ZAMANI
Araştırmanın en yüksek puanlı bulgularından biri tolerans alanında ortaya çıktı. Ar-Ge çalışanlarının farklı yaşam tarzları ile farklı düşünce, ideoloji ve inanışlara karşı tolerans düzeyi 5 üzerinden 4,4 olarak ölçüldü. Katılımcıların yüzde 92’si farklı yaşam tarzlarına, yüzde 91’i farklı düşünce ve inanışlara karşı toleranslı olduğunu belirtti. Kitapta, bu yüksek düzeyin çalışılan firma, bölge ve kente göre belirgin bir farklılık göstermediği aktarıldı. Yenilikçi sınıfın farklılıklara saygılı ve anlayışlı bir profile sahip olduğu, gelişme ihtiyacının ise bu kesimi çevreleyen kurumsal ve toplumsal ortamda bulunduğu değerlendirildi.
Saha bulguları, Ar-Ge çalışanlarının yüksek girişimcilik potansiyeline sahip olduğunu, ancak bu potansiyelin yeterince eyleme dönüşmediğini gösterdi. Katılımcıların yüzde 58,9’u gelecekte kendi işini kurmak ve girişimci olmak istediğini belirtirken, girişimcilik deneyimi bulunanların oranı yüzde 21’de kaldı. Kitapta, üretilen fikirlerin piyasaya sunulması ve ticarileştirilmesi konusunda gelişme ihtiyacı bulunduğu belirtilerek, girişimcilik, ticarileşme ve ağ kurma alanlarında eğitim, danışmanlık ve mentörlük desteğine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Yurt dışına yönelim ise araştırmanın işaret ettiği ciddi risk alanını oluşturdu. Yenilikçi sınıfın yüzde 18,9’u aktif olarak yurt dışında iş aradığını ifade etti.
Araştırmada Ar-Ge çalışanlarının yeni bir iş teklifini değerlendirirken liyakat, mesleki gelişim, yenilikçi proje geliştirme imkânı ve hayat tarzına müdahale edilmemesini ücret ve sosyal haklardan daha yüksek puanladığı belirlendi. Bulgular, yenilikçi insan kaynağını ülkede tutmanın ücret politikalarının yanında çalışma ortamı, kurumsal kültür, mesleki gelişim ve yaşam kalitesiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösterdi.
EN BELİRLEYİCİ ÖLÇEK FİRMANIN KENDİSİ VE YAŞANILAN KENT
Araştırmanın mekân analizi, yenilikçi sınıfın yeteneği, toleransı, yenilikçilik ve girişimcilik kapasitesi üzerinde en belirleyici ölçeğin çalışılan firma olduğunu gösterdi. Kitapta, iş yerinin bu alanlardaki etkisinin yaşanılan kentten ve firmanın bulunduğu bölgeden daha güçlü olduğu; ancak sosyal ve kültürel yaşam ile göç etme bakımından kentin öne geçtiği belirtildi. Firmanın çalışma düzeni, fikir özgürlüğü, liyakate dayalı yönetim kültürü ve hayat tarzına saygı konusundaki tercihleri, yenilikçi kapasiteyi doğrudan etkileyen unsurlar olarak öne çıktı.
Öte yandan yenilikçi sınıf için yaşanılan kentin niteliklerinin ve mekân kalitesinin de en az iş yeri/firma kadar önemli olduğu ortaya kondu. Bulgular, yaratıcı sınıfın kentler ve bölgeler arası farklılıklara çok duyarlı olduğunu, yenilikçi sınıfın hayatını sürdürdüğü yerin Metropol, Hinterland veya Anadolu’daki Yeni Sanayi Odağı olup olmamasının onlar için kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Bu kapsamda kentsel mekânın sahip olduğu özelliklerin, sunduğu fırsat ve olanakların yenilikçi sınıfın yetenekleri, tolerans düzeyi, toplumsal cinsiyete bakışı, girişimcilik düşüncesi ve göç eğilimi üzerinde etkisi olduğuna dikkat çekildi. Katılımcıların yarısından fazlası yaşadığı kentten başka bir kent-bölgede çalışmak ve yaşamak istediğini çünkü özellikle oturduğu şehrin yaşam kalitesinin yetersiz olduğunu belirtti. Dolayısıyla yenilikçi sınıfın göç etme eğiliminde en başta gelen faktörün yaşadığı yerin/mekânın kalitesizliği olduğu vurgulandı.
Ar-Ge çalışanlarının yüzde 25’i yenilikçiliklerini koruyup geliştirmek için uygun şartlara sahip olmadığını, yüzde 30’u ise kısmen sahip olduğunu belirtti. Kitapta, yetersizliklerin büyük bölümünün firmanın yenilik bilinci ve kapasitesinin sınırlılığından, etkin olmayan çalışma ortamı ile teçhizat ve ekip yetersizliğinden kaynaklandığı kaydedildi.
Kitapta ayrıca yenilikçi sınıfın çalıştıkları firmaların coğrafi konumları (iş bölgesi) konusunda da oldukça hassas olduğu dile getirildi. Bu sınıfın özellikle yaşam tarzına uygun, gerek rahat mekânsal ortam ve donatıları bulunan gerekse de işbirliği ve etkileşime uygun sosyal olanakları olan iş bölgelerinde (teknoparklar, kent merkezleri, OSB’ler ve kent çeperleri) çalışmayı tercih ettikleri değerlendirildi. Türkiye’de özel sektör Ar-Ge çalışanlarının yüzde 83’ünün planlı sanayi ve teknoloji bölgelerinde, yani OSB ve teknoparklarda çalıştığına dikkat çekilen kitapta, teknoparkların yetenek, tolerans, girişimcilik ve toplumsal cinsiyet alanlarında OSB’lerin önünde yer aldığı belirtildi. Teknoparkların sunduğu imkân ve koşulların OSB’lerde de oluşturulması gerektiği vurgulandı.
YENİLİKÇİ SINIF İÇİN ÇOK ÖLÇEKLİ POLİTİKA SETİ
Kitabın “Sonuç ve Politika Önerileri” bölümünde, Türkiye’nin yenilik kapasitesinin insanı, firmayı, bölgeyi ve kenti eş zamanlı kapsayan çok ölçekli bir ekosistem anlayışıyla geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Yenilik üretme potansiyelinin bireysel becerilerin yanı sıra firmanın yönetim kültürü, bölgenin etkileşim ağı ve kentin sunduğu yaşam kalitesiyle biçimlendiği değerlendirmesine yer verildi. Mikro düzeyde firmaları, kent düzeyinde OSB’leri, teknoparkları ve arayüz kuruluşlarını, makro düzeyde ise kamu politikalarını, kent yönetimlerini ve ulusal yetenek stratejilerini kapsayan 10 maddelik bir politika seti sunuldu.
Öneriler arasında metropoller dışındaki teknopark ve OSB’lerin fiziki, sosyal ve çevresel koşullarının iyileştirilmesi; bilişim, otomotiv, makine ve elektronik sektörlerinde Ar-Ge çalışanları arasındaki etkileşimin ve kümelenmenin güçlendirilmesi; teknopark, Teknoloji Transfer Ofisi ve OSB’lerin yenilik arayüzü olarak daha etkin çalışması yer aldı.
Politika setinde ayrıca firmalarda uzun vadeli Ar-Ge çalışmalarının, sürekli öğrenmenin ve liyakate dayalı yönetim kültürünün desteklenmesi; kentlerde yaşam kalitesinin geliştirilmesi, girişimcilik ve ticarileşme altyapısının güçlendirilmesi önerildi. Beyin göçünün ise yurt dışındaki nitelikli insan kaynağıyla üretken bağların korunmasını ve uluslararası birikimin Türkiye’ye aktarılmasını sağlayacak “yetenek dolaşımı ve mobilite yönetimi” anlayışıyla ele alınması gerektiği belirtildi.
ASO BAŞKANI ARDIÇ: NİTELİKLİ İNSAN KALKINMANIN ASLİ UNSURUDUR
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, kitabın önsözünde nitelikli insan kaynağının küresel rekabette üstlendiği role dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Günümüz ekonomik düzeninde rekabetin doğası, köklü bir dönüşüm geçirmektedir. Artık ülkeler, şehirler ve kurumların gücü; yalnızca sahip oldukları fiziksel sermaye ile değil, bu sermayeye anlam kazandıran onu dönüştüren ve geleceğe taşıyan insan kaynağı ile ölçülmektedir. Bilgiyi üreten, yeniliği mümkün kılan ve girişimci cesaretiyle bu süreci değere dönüştüren nitelikli insan, kalkınmanın vazgeçilmez itici gücü ve asli unsurudur.”
Başkan Ardıç, ASO’nun eseri yayımlama amacına ilişkin şunları kaydetti:
“Ankara Sanayi Odası olarak bu eseri yayımlamaktaki temel amacımız; sanayi politikalarına yön veren tartışmaları yalnızca güncel değerlendirmeler ve uygulamalarla sınırlı tutmayarak, bilimsel, veri temelli ve kalıcı çalışmalarla kurumsal hafızaya kazandırmaktır. Sanayinin yalnızca üretim yapan değil; aynı zamanda düşünen, analiz eden ve geleceğe dair politika önerileri geliştiren bir yapıya kavuşmasının büyük önem taşıdığına inanıyoruz.”
Araştırmaya göre Ankara, Türkiye’deki Ar-Ge personelinin yaklaşık dörtte birini barındırıyor. Ar-Ge çalışanlarının yüzde 21’i de Ankara’daki üniversitelerden mezun. Ankara’nın Türkiye’nin en yoğun yenilikçi sınıf birikimine sahip merkezlerinden biri olduğuna işaret eden Başkan Ardıç, şöyle devam etti:
“Başkentimiz Ankara, savunma sanayiinden ileri teknolojilere, üniversite-sanayi iş birliklerinden Ar-Ge ve tasarım merkezlerine uzanan güçlü altyapısıyla, ülkemizin en yoğun yenilikçi sınıf birikimine sahip merkezlerinden biridir. Ankara Sanayi Odası olarak sanayi politikalarımızı; nitelikli insan kaynağını merkeze alan, yenilikçi sınıfı üretimin ve dönüşümün odağına yerleştiren bir anlayışla şekillendiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki, insanı merkeze almayan hiçbir dönüşüm kalıcı değildir.”