ASO 2026 YILI 2. MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI YAPILDI
ASO BAŞKANI ARDIÇ’TAN ÜRETİMİ, YATIRIMI VE İSTİHDAMI KORUMA ÇAĞRISI
“ANKARA’NIN BİLGİ VE ÜRETİM GÜCÜNÜ SANAYİCİMİZİN HİZMETİNE SUNUYORUZ”
ASO’DAN YENİ ENDEKS ÇALIŞMASI: ASO SANAYİ EŞİK ENDEKSİ ASO-SEE
“KALICI OLMASI GEREKEN SIKILAŞMA DEĞİL, FİYAT İSTİKRARIDIR”
“ERKEN SANAYİSİZLEŞME, ERKEN MEZUNİYET DEĞİLDİR. OKULDAN ATILMAKTIR”
“FON KONUSU REEL SEKTÖRÜ ETKİLEYEN SİSTEMİK BİR SORUNA DÖNÜŞMEMELİ”
“SİSLİ HAVADA DA YOL ALMAYI BİLMEK ZORUNDAYIZ”
Ankara Sanayi Odası’nın 2026 yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, enflasyonla mücadelede kalıcı olması gerekenin sıkılaşma değil, fiyat istikrarı olduğunu vurgulayarak sanayinin üretim, yatırım ve istihdam kapasitesini koruyacak politikaların eş zamanlı uygulanmasının önemine vurgu yaptı. İmalat sanayisinin sermayesinin ve kârlılığının zayıfladığına dikkat çeken Başkan Ardıç, erken sanayisizleşme riskine karşı tedbirlerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. ASO’nun 2027–2030 vizyonunu da paylaşan Başkan Ardıç, Ankara sanayisinin aylık nabzını tutacak ASO Sanayi Eşik Endeksi’nin (ASO-SEE) hazırlıklarına başladıklarını duyurdu.
Ankara Sanayi Odasının (ASO) 2026 yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, Meclis Başkanı İhsan Çetinceviz, Yönetim Kurulu, Meclis, Disiplin Kurulu ve Meslek Komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, yeni dönemin hedeflerini, küresel ekonomideki gelişmeleri, sanayicilerin yaşadığı sorunları ve çözüm beklentilerini değerlendirdi. Finansmana erişimden ihracat desteklerine, erken sanayisizleşme riskinden Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarına ve COP31 hazırlıklarına kadar geniş bir gündemi ele alan Başkan Ardıç, birlik ve beraberlik içinde çalışma mesajı verdi.
“HEPİMİZ ORTAK BİR SORUMLULUĞU PAYLAŞIYORUZ”
Oda seçimlerinin ardından yeni dönemde ilk kez hep birlikte bir araya geldiklerini belirten Başkan Ardıç, Meslek Komitelerine seçilen üyeleri tebrik etti. Seçim sürecindeki dayanışmanın kendilerine güç verdiğini ifade eden Başkan Ardıç, “Önümüzdeki dört yıl boyunca da aynı güvenle ve birbirimize destek olarak çalışacağız” dedi.
Ortak sorumluluklarının üyelerin talep ve beklentilerini karşılamak, sorunlara çözüm üretmek ve üretim, yatırım, istihdam ile ihracat gücünü artırmak olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, ASO’nun köklü birikiminin komite üyelerinin sahadan getirdiği bilgi ve tecrübeyle güçlendiğini belirtti.
Başkan Ardıç, “Üyelerimizin yaşadığı sıkıntıları, taleplerini ve beklentilerini en yakından sizler biliyorsunuz. Meslek Komitelerimiz aracılığıyla bize ulaşan her görüş ve öneri, çalışmalarımıza yön veriyor” dedi.
Bugünün sorunlarına çözüm aranırken üretimin geleceğinin de birlikte düşünülmesi gerektiğini kaydeden Başkan Ardıç, dünyadaki gelişmelerin, yeni teknolojilerin ve pazarlardaki değişimin yakından izleneceğini söyledi.
Mayıs ayında gerçekleştirilen 2026 yılı 1. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda üyeleri tek tek dinlediğini hatırlatan Başkan Ardıç, dile getirilen sorun, talep ve beklentilerin kayda alındığını belirterek şöyle devam etti:
“Yönetim Kurulumuzda değerlendirdiğimiz bu konuların tamamını ilgili bakanlıklarımıza ilettik. Genel Sekreterliğimiz de süreci yakından takip etti. Bu çalışmalar sonucunda, o toplantıda dile getirdiğiniz talep ve sorunların tamamında olumlu sonuç aldık. İlgili kişi ve komitelerimizi yazılı ve sözlü olarak bilgilendirdik.”
Başkan Ardıç, dile getirilecek her konunun aynı titizlikle değerlendirileceğini ve çözümünün takipçisi olacaklarını vurguladı.
Meslek Komitelerinin sektörlere ve üyelere katkı sağlayacak projeler geliştirmesini, yeni faaliyetler planlamasını önemsediklerini belirten Başkan Ardıç, “Bu çalışmaları hayata geçirmek için Odamızın bütçe imkânları ölçüsünde her türlü maddi desteği sağlamaya hazır olduğumuzu da belirtmek istiyorum” dedi.
Meclis, Meslek Komiteleri ve Yönetim Kurulu arasındaki kesintisiz iletişim ve istişareyle belirlenen önceliklerin somut adımlara dönüştürüleceğini ifade eden Ardıç, yeni dönem hedeflerinin temelinde de bu anlayışın bulunduğunu söyledi.
“ANKARA’NIN BİLGİ VE ÜRETİM GÜCÜNÜ SANAYİCİMİZİN HİZMETİNE SUNUYORUZ”
Geride kalan dönemde Ankara’nın bilgi ve üretim gücünü sanayicinin hizmetine sunmak için önemli adımlar attıklarını belirten Başkan Ardıç, ASO-İLTEK ile illerin teknolojik gelişmişliğini ölçen ve sanayi politikalarına yön gösteren bir çalışma ortaya koyduklarını anlattı. Ankara’nın endeksteki birinciliğinin sorumluluklarını artırdığını vurgulayan Başkan Ardıç, bu birikimi daha fazla fabrikanın üretimine ve daha fazla üyenin kazancına taşımayı hedeflediklerini söyledi.
Sanayiyi ilgilendiren farklı konularda 28 araştırma raporu hazırladıklarını bildiren Ardıç, şu değerlendirmede bulundu:
“Raporlarda ortaya koyduğumuz veriye dayalı bulgu ve tespitleri lobi faaliyetleri yoluyla kamu kurumlarımıza aktardık. Rapor, yayın ve demeçlerimizin Odamızın kamuoyundaki görünürlüğüne ve etki gücüne önemli katkı sağladığına inanıyorum.”
ASO Model Fabrika ile üç yılda 148 firmanın üretim süreçlerine dokunduklarını belirten Başkan Ardıç, İhracat Mentorluk Programı ile firmalara yeni pazarlara açılmaları için yol gösterdiklerini söyledi.
Eğitim ve mentorluk faaliyetlerinin çeşitlendirildiğini, ASO METES’in belgelendirme kapsamının genişletildiğini, üniversitelerle ve uluslararası ağlarla iş birliklerinin geliştirildiğini ifade etti.
ASO Teknoparkı üç yıl önce doğrudan yönetmeye başladıklarını hatırlatan Başkan Ardıç, “Burada da istihdamı ve ihracatı artırırken, GarajX ile birlikte teknoloji ve Ar-Ge ekosistemindeki varlığımızı daha güçlü hissettirdik” dedi.
ASO Teknoloji Üssü, ASO Serbest Bölgesi ve ASO Sıfır Atık Organize Sanayi Bölgesi projelerinin hazırlıklarıyla Ankara’nın gelecekteki üretim kapasitesinin temellerini güçlendirdiklerini kaydetti.
ASO GİRİŞİM OFİSİ ÇALIŞMALARINA BAŞLAYACAK
Ankara Üniversitesi öncülüğünde kurulan Sağlık Teknolojileri Endüstri Bölgesi’ne ortak olduklarını bildiren Başkan Ardıç, bu ortaklıkla sağlık alanında yerli ve millî teknolojilerin geliştirilmesine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sunacaklarını söyledi.
Teknoloji tabanlı girişimciliği desteklemek amacıyla ASO Girişim Ofisinin onay süreçlerini de tamamladıklarını belirten Başkan Ardıç, “Oda binamızda 600 metrekarelik alanda girişimcilere çalışma alanı ve danışmanlık desteği sunacak, yenilikçi fikirlerin sanayiyle buluştuğu ekosistemi güçlendireceğiz” diye konuştu.
“FABRİKADA VERİMLİLİK, PAZARDA BÜYÜME, BİLANÇODA GÜÇLENME”
Yeni dönemde mevcut birikimi daha ileriye taşıyacaklarını vurgulayan Başkan Ardıç, ASO’nun 2027–2030 vizyonunu şu sözlerle açıkladı:
“2027–2030 vizyonumuzun merkezinde, daha etkin bir teknoloji ve sanayi ekosistemi ile sanayicimizin fabrikasında verimlilik, pazarında büyüme, bilançosunda güçlenme var.”
Ankara’nın üniversitelerini, laboratuvarlarını, teknoparklarını ve üreticilerini aynı ihtiyaç etrafında buluşturmayı hedeflediklerini belirten Başkan Ardıç, “Bu şehrin birikimi, her ölçekte işletmemizin erişebildiği ortak bir güce dönüşmeli” dedi.
İkiz dönüşümü işletmelerin günlük kararlarına ve üretim kültürüne yerleştirmek istediklerini ifade eden Başkan Ardıç; yapay zekâ ve dijitalleşmeyle fireyi ve üretim kesintilerini azaltan, enerji ve hammadde verimliliğini artıran uygulamalara odaklandıklarını anlattı. Karbon ve su ayak izi ölçümleri, SKDM’ye uyum, dijital ürün pasaportu ve izlenebilirlik çalışmalarıyla firmaların yeni düzenlemelere ve müşteri beklentilerine uyumunu desteklediklerini kaydetti.
YENİ MÜŞTERİ, GÜÇLÜ TEDARİK İLİŞKİLERİ VE YATIRIM HAZIRLIĞI
Pazar payını büyütmek amacıyla ihracat mentorluğunu hedef müşteri, numune hazırlığı ve yeni siparişler üzerinden ilerleyen bir çalışma düzenine taşıdıklarını söyleyen Başkan Ardıç, ana sanayinin satın alma ihtiyaçlarıyla KOBİ’lerin yeteneklerini eşleştirerek tedarik zincirlerindeki konumlarını güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Savunma sanayii ve sağlık teknolojilerinde ortak ürün ve tedarik fırsatlarını geliştirmek ile firmaların yatırım projelerini uygun finansman ve desteklerle buluşturmanın da öncelikleri arasında olduğunu bildirdi.
ÜÇ BÜYÜK PROJEYLE UZUN VADELİ ÜRETİM KAPASİTESİ
ASO’nun üç vizyon projesinin yeni dönem hedeflerine uzun vadeli güç katacağını belirten Başkan Ardıç, ASO Teknoloji Üssü ile araştırmadan üretime geçişi hızlandırmayı, ASO Serbest Bölgesi ile sanayiciyi uluslararası yatırımlara ve pazarlara bağlamayı hedeflediklerini söyledi.
ASO Sıfır Atık OSB ile bir işletmenin atığının diğerinin hammaddesine dönüştüğü, kaynakların üretimde tutulduğu bir sanayi yapısı geliştirdiklerini anlatan Başkan Ardıç, izin ve finansman koşulları oluşan etapların hayata geçirilmesini esas aldıklarını ifade etti.
Üyelerin sahadan getirdiği ihtiyaçların çalışmaların başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, şöyle konuştu:
“Başarımızın ölçüsü üyemizin kazandığı müşteri, aldığı sipariş, geliştirdiği ürün ve sağladığı tasarruftur. Ankara’nın birikimini fabrikalarımızın gücüne dönüştürmek, yeni dönemde hepimizin ortak sorumluluğudur.”
ASO’DAN YENİ ENDEKS ÇALIŞMASI: ASO-SEE
Üç yıl önce 81 ilin teknolojik gelişmişliğini ölçen ASO-İLTEK’i yayımlamaya başladıklarını hatırlatan Başkan Ardıç, endeksin pek çok kurum ve kuruluş tarafından referans alındığını ve ülkenin sanayi ve teknoloji politikalarına katkı sağladığını söyledi. ASO-İLTEK’in yeni verilerinin yıl sonunda açıklanacağını bildirdi.
Yeni bir endeksin hazırlıklarına başladıklarını da duyuran Başkan Ardıç, “Ankara sanayisinin sesini güncel verilerle daha güçlü duyuracak ASO Sanayi Eşik Endeksi’ni hazırlıyoruz” dedi.
Başkan Ardıç, çalışmanın amacını şöyle anlattı:
“Kısa adı ASO-SEE olan bu endeksimiz ile Ankara sanayisinin aylık nabzını tutacağız. Sahadan gelen verilerle sanayimizin bugününü daha iyi görecek, önümüzdeki riskleri erkenden fark ederek gerekli uyarıları yapacağız. Bu çalışmanın ilk adımını da bugün sizlerle birlikte atacağız.”
ASO-SEE’nin komite üyelerinin katkısıyla hazırlanacağını vurgulayan Başkan Ardıç, her üyeden pilot uygulamaya katılmasını ve sonraki aylarda düzenli bilgi paylaşmasını istedi.
Başkan Ardıç, “Bunu yeni dönemde hepimizin sahipleneceği ortak bir görev olarak görüyorum. Sektörlerimizin sesini daha güçlü duyuracak, somut politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağız. ASO-İLTEK’in ardından ASO-SEE’yi de hep birlikte önemli bir referans kaynağı hâline getireceğiz” dedi.
“BÜYÜME GİDEREK DAHA AZ SAYIDA ÜLKEDE YOĞUNLAŞIYOR”
Jeopolitik gerilimlerin sürdüğünü, enerji piyasalarının kırılganlığını koruduğunu ve küresel ticarette korumacı eğilimlerin güçlendiğini belirten Başkan Ardıç, yüksek kamu borçlarının ve geçmişteki düşük faiz dönemine kıyasla sıkı finansman koşullarının dünya ekonomisini etkilediğini söyledi.
“Önümüzdeki dönemin temel karakterinin yüksek belirsizlik ve yapısal dönüşüm olacağı anlaşılıyor” diyen Ardıç, IMF’nin ekim raporundaki ülke ayrışmasına dikkat çekti.
Raporda küresel büyümenin yüzde 95’ini gerçekleştiren ülke sayısının 32 olduğunu, nisan raporunda ise bu sayının 54 olarak yer aldığını aktaran Başkan Ardıç, büyümenin giderek daha az sayıda ülkede yoğunlaştığını belirtti.
Başkan Ardıç, “Yapay zekâ yatırımlarından ve küresel teknoloji değer zincirlerinden daha fazla yararlanan ekonomiler öne çıkarken, enerji ithalatına bağımlı ve finansman koşulları daha sınırlı olan ülkeler artan maliyet ve rekabet baskılarıyla karşı karşıya kalıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre yılın ilk yarısında dünya mal ticaretinin dolar bazındaki artışının yüzde 47’sinin yapay zekâ altyapısında kullanılan ürünlerden kaynaklandığını bildiren Başkan Ardıç, bu ürünlerin toplam mal ticaretindeki payının yüzde 14,8’e ulaştığını söyledi.
Bu verilerin teknoloji üreten ve yeni yatırımlara ürün sağlayan firmaların ticarette öne çıktığını gösterdiğini belirten Başkan Ardıç, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın da teknolojiye, finansmana ve jeopolitik ilişkilere dikkat çektiğini kaydetti.
İhracat kontrolleri ve yatırım incelemelerinin stratejik sektörlere girişi zorlaştırdığını, yapay zekâ yatırımlarının ticarete kazandırdığı ivmenin sınırlı sayıda ekonomide yoğunlaştığını ifade eden Başkan Ardıç, enerji fiyatlarındaki yükselişin de maliyetleri ve ekonomik kırılganlıkları artırdığını söyledi.
Başkan Ardıç, “Küresel rekabet gücünü üretim kapasitesiyle birlikte teknoloji geliştirme yeteneği, güçlü bir sanayi altyapısı ve dış şoklara karşı dayanıklılık belirliyor” dedi.
Üretim ve yatırım kararlarında tedarik ve enerji güvenliğinin, kritik hammaddelere erişimin, teknolojik bağımsızlığın ve jeopolitik risklerin en az maliyet kadar belirleyici olduğunu vurguladı.
TEKNOLOJİ YATIRIMI FABRİKADA VERİMLİLİĞE DÖNÜŞMELİ
IMF’nin yapay zekâ yatırımlarından beklenen getirilerin gerçekleşmemesinin yeni finansal ve ekonomik kırılganlıklar oluşturabileceği yönündeki uyarısını hatırlatan Başkan Ardıç, teknolojik dönüşümün kalıcı kazanımının fabrikalarda ölçülebilir verimlilik artışı ve yüksek katma değerli üretim oluşturmasında aranması gerektiğini söyledi.
Ülkelerin stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmaya yöneldiğini, şirketlerin de güvenilir ve sürdürülebilir tedarik imkânlarını öncelediğini belirten Başkan Ardıç, “Küresel rekabette maliyet avantajıyla birlikte ileri teknoloji, yüksek katma değer ve tedarik güvenliği de belirleyici rol oynuyor” dedi.
“ÜRETKENLİK ARTIŞI KALICI REFAHIN TEMELİDİR”
Ekonomik büyümenin kalıcı olabilmesi için talebin yanında üretim kapasitesinin ve toplam faktör verimliliğinin de artması gerektiğine dikkat çeken Başkan Ardıç, üretkenlik artışının aynı emek ve sermayeyle daha fazla katma değer üretilmesini sağladığını anlattı.
“Daha yüksek üretkenlik; güçlü ihracat kapasitesi, daha düşük birim maliyet baskısı, sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışı anlamına gelir” diyen Başkan Ardıç, sanayinin küresel dönüşümde daha yüksek katma değer üreten bir konuma yükselmesi gerektiğini vurguladı.
Başkan Ardıç, “Çünkü yeni küresel ekonomide kazananlar, daha verimli, daha teknolojik ve daha dayanıklı üretenler olacaktır” ifadesini kullandı.
“KALICI OLMASI GEREKEN SIKILAŞMA DEĞİL, FİYAT İSTİKRARIDIR”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde enflasyonun yüksek seviyelerde kalıcı hâle gelmesine dikkat çeken Başkan Ardıç, son bir yılda yüzde 30 seviyelerinde sıkışıp kalmasının dezenflasyon sürecindeki direnci gösterdiğini söyledi.
Enflasyonla mücadele programında dördüncü yıla girildiğini hatırlatan Başkan Ardıç, uygulanan tedbirlerin kalıcı bir ekonomi politikasına dönüştüğünü ifade etti. Yüksek finansman maliyetleri, baskılanan iç talep ve ertelenen yatırımların geçiş döneminin koşulları olmaktan çıkıp sanayicinin taşıyamayacağı bir yüke dönüştüğünü belirterek şöyle konuştu:
“Enflasyonla mücadelede kalıcı olması gereken, sıkılaşmanın kendisi değil, fiyat istikrarıdır. Bu mücadelede başarıyı, enflasyonu düşürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı ne kadar koruyabildiğimizle ölçmeliyiz.”
Yüksek enflasyonun maliyetleri artırdığını, yatırım kararlarını ertelediğini ve öngörülebilirliği zayıflattığını belirten Başkan Ardıç, “Bu baskı sürdükçe sanayimizin rekabet gücü de zayıflıyor; üretim yavaşlıyor, fabrikalar sessizleşiyor” dedi.
Başkan Ardıç, hedefin fiyat istikrarıyla birlikte maliyet baskısının hafiflediği, yatırımların canlandığı ve üretim çarklarının yeniden hızlandığı güçlü bir ekonomi olması gerektiğini vurguladı.
İMALAT SANAYİSİNDE ÖZKAYNAK VE KÂRLILIK KAYBI
İmalat sanayisinin 2023–2025 dönemi bilanço verilerini paylaşan Başkan Ardıç, toplam aktiflerin reel olarak yüzde 6,6, özkaynakların yüzde 17,6 azaldığını, toplam borçların ise yüzde 5,8 arttığını bildirdi.
Sektörün reel net satışlarının yüzde 11,7, faaliyet kârının yüzde 40,2 ve net kârının yüzde 63,5 gerilediğini belirten Başkan Ardıç, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 44,8’den yüzde 69,1’e yükseldiğini söyledi. Firma sayısındaki yaklaşık yüzde 10’luk artışa karşılık istihdam artışının yüzde 1,2’de kalmasını da dikkat çekici bulduğunu ifade etti.
Başkan Ardıç, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu rakamlar, tüm zorluklara rağmen üretmeye devam eden sanayimizin sermayesinin zayıfladığını, kârlılığının aşındığını ve finansman yükünün ağırlaştığını gösteriyor. Üretim ve büyüme rakamlarını değerlendirirken firmalarımızın mali gücünü göz ardı etmemeliyiz. Üretimi sürdürebilmek, yeni yatırım yapabilmek için mali gücümüzü korumamız gerekiyor.”
FİNANSMANA ERİŞİM VE ÖZKAYNAK İÇİN EŞ ZAMANLI POLİTİKA ÇAĞRISI
Sermayesi eriyen, kârlılığı azalan ve kazancının giderek daha büyük bölümünü finansmana ayıran bir sanayi yapısıyla kalıcı rekabet gücü oluşturulamayacağını vurgulayan Başkan Ardıç, şu çağrıda bulundu:
“Bu nedenle dezenflasyon sürecinde sanayimizin üretim, yatırım ve istihdam kapasitesini koruyacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak ve özkaynak yapısını güçlendirecek politikaları da eş zamanlı hayata geçirmek zorundayız.”
Başkan Ardıç, 50 milyar TL’lik yeni kredi hacmiyle yeniden başlayacak TOBB Nefes Kredisi’nin KOBİ’lere uygun koşullarda finansman sağlayacağını belirterek, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti.
“ERKEN SANAYİSİZLEŞME, ERKEN MEZUNİYET DEĞİLDİR. OKULDAN ATILMAKTIR”
Eylül 2024’ten bu yana erken sanayisizleşme riskine dikkat çektiğini hatırlatan Başkan Ardıç, son üç yılda imalat sanayisinin millî gelir içindeki payının 5 puanın üzerinde azalarak yüzde 17’ler seviyesine gerilediğini söyledi.
Yüksek teknolojiye, güçlü verimliliğe ve yüksek refaha ulaşmış ekonomilerde sanayinin millî gelir içindeki payının azalabileceğini belirten Başkan Ardıç, bu ülkelerin sanayileşmede zirveye ulaşarak “diplomayı hak edip mezun olduğunu” ifade etti.
Türkiye açısından riskin ise hedeflenen teknoloji, katma değer ve refah düzeyine ulaşmadan üretim gücünün zayıflaması olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, şöyle konuştu:
“Erken sanayisizleşme, erken mezuniyet değildir. Okuldan atılmaktır. Kalkınma hikâyemizin başarıyla devam etmesi için sanayimizin üretim gücünü koruyacak, yatırımların önünü açacak ve teknolojik gelişimini hızlandıracak politika tedbirlerini vakit kaybetmeden hayata geçirmeliyiz.”
DÖVİZ DÖNÜŞÜM DESTEĞİNDE ETKİNLİK KAYBI
İhracat desteklerinin uluslararası rekabet açısından kritik olduğunu belirten Başkan Ardıç, Merkez Bankası’nın yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinde yapılan düzenlemeyi değerlendirdi.
Desteğin hesaplandığı döviz tutarının firmaların yarattığı katma değerle sınırlandırılmasının ihracatçının alacağı desteği azalttığını belirten Başkan Ardıç, şu örneği verdi:
“Katma değer oranı yüzde 25 olan bir firmamız, döviz gelirinin dörtte biri için destek alabiliyor. Böylece yüzde 3 olarak açıklanan desteğin toplam döviz geliri içindeki karşılığı yüzde 0,75’e düşüyor.”
Yıllık 100 milyon liralık destek tavanının yüksek ihracat hacmine sahip firmaları sınırladığını, ilave bürokratik yükümlülüklerin de erişimi zorlaştırdığını ifade etti.
Türk lirasına dönüşümü teşvik etme ve daha fazla işletmeyi destekleme hedefini doğru bulduklarını söyleyen Başkan Ardıç, yüksek faiz, artan maliyetler ve kur baskısının yaşandığı dönemde desteklerin etkisini azaltan düzenlemelerin yükü ağırlaştırdığını kaydetti.
“DÖVİZ KAZANDIRAN ÜRETİMİ GÜÇLENDİRMELİYİZ”
Katma değer hesabının, firma başına destek sınırının ve raporlama yükümlülüklerinin yeniden değerlendirilmesini isteyen Başkan Ardıç, sektörlerin farklı üretim koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Ardıç, “Destek sistemi daha sade, öngörülebilir ve erişilebilir hâle getirilmelidir” diyerek şu mesajı verdi:
“Unutmamalıyız ki ihracatçıya verilen destek, ülkemizin döviz gelirini artırır, üretimin ve istihdamın devamlılığına katkı sağlar. Kalıcı finansal istikrar için döviz kazandıran üretimi güçlendirmeliyiz.”
“FON KONUSU REEL SEKTÖRÜ ETKİLEYEN SİSTEMİK BİR SORUNA DÖNÜŞMEMELİ”
Fon konusunu sanayiciler ve üretimin devamlılığı açısından değerlendiren Başkan Ardıç, yatırımın ve üretimi artırmanın temel şartlarından birinin güven veren bir ortam olduğunu söyledi.
Finansal sisteme duyulan güvenin önemli göstergelerinden birinin ihtiyaç anında kaynağa erişebilmek olduğunu belirten Başkan Ardıç, işletmelerin üretimde kullanacağı paraya ulaşamamasının hammadde alımlarını, çalışanlara ve tedarikçilere yapılacak ödemeleri aksatabildiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuyu hassasiyetle ele almasını kıymetli bulduklarını ifade eden Başkan Ardıç, “Sorunun üzerine tavizsiz biçimde gittiklerini vurgulaması, çözüm yönünde ortaya konulan güçlü iradeyi gösteriyor” dedi.
Adalet Bakanının eylül ayında DEİK’te iş dünyasına verdiği mesajları da önemsediklerini belirten Başkan Ardıç; iş insanlarının önünü görebilmesine, yatırımcının hukuk düzenine güvenmesine ve ekonomik faaliyetlerin gereksiz bürokratik veya hukuki engellere takılmadan sürmesine yapılan vurgunun sanayiciler açısından önem taşıdığını söyledi.
Ardıç, fon konusundaki temel beklentilerini şöyle açıkladı:
“Temel beklentimiz bu sürecin şeffaf biçimde ilerlemesidir. Ancak burada önemli olan, bu gelişmelerin piyasanın geneline yayılan ve reel sektörü etkileyen sistemik bir soruna dönüşmemesidir.”
Etkili denetimin, sorumlulukların belirlenmesinin ve yatırımcıların doğru bilgilendirilmesinin güveni güçlendireceğini kaydeden Başkan Ardıç, “Sanayimizin büyümek için güvenilir ve güçlü sermaye piyasalarına ihtiyacı var. Tasarrufların üretime, yatırıma ve istihdama kaynak sağladığı bu yapıyı hep birlikte korumalıyız” diye konuştu.
“MADE İN EUROPE YAKLAŞIMI, DIŞ TİCARET POLİTİKAMIZIN EN KRİTİK KONULARINDAN BİRİDİR”
Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımını yakından izlediklerini belirten Başkan Ardıç, henüz yasalaşmamış olan girişimin sanayi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Pazara gümrük vergisi ödemeden girebilmek kadar, o pazardaki teşviklerden ve kamu alımlarından yararlanabilmenin de belirleyici olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, Türkiye’nin 2025 yılında 41,5 milyar dolara ulaşan otomotiv ihracatının yüzde 72,5’ini AB’ye yapmasının üretim ilişkilerinin derinliğini gösterdiğini ifade etti.
Başkan Ardıç, “Türkiye’de üretilen bir parça Avrupa içeriği olarak kabul edilirken, aynı parçayla ülkemizde üretilen aracın destek dışında kalabilmesi, bu bütünleşmenin mantığını zedeleyecektir” dedi. Böyle bir yaklaşımın Türkiye’de yatırımı bulunan Avrupalı üreticilerin maliyetlerini artırabileceğini, mevcut üretim zincirlerini ve rekabet gücünü zayıflatabileceğini belirtti.
Türkiye’nin üretim kapasitesinin, mühendislik birikiminin ve güçlü tedarik ağının Avrupa sanayisinin rekabet gücünün bir parçası olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, bu ortak üretim gücünün yeni düzenlemelerde açık ve kalıcı güvencelerle tanınmasını istedi.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin sanayi teşviklerini, kamu alımlarını ve yeşil dönüşümü kapsayan bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Başkan Ardıç, “Bugün savunmamız gereken, mevcut ihracatımızla birlikte geleceğin yatırımlarında, teknolojisinde ve nitelikli istihdamında ülkemizin yeridir” dedi.
Başkan Ardıç, şöyle devam etti:
“Made in Europe yaklaşımı, dış ticaret politikamızın en kritik konularından biridir. Bu konuya en üst düzeyde, Sayın Cumhurbaşkanımızın da önderliğinde sonuç alıcı gerekli adımların atılması iş dünyamızın temel beklentisidir.”
COP31 SANAYİDE YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN STRATEJİK FIRSAT
9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’in sanayinin geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirten Başkan Ardıç, organizasyonu Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ve yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya taşıyacağı stratejik bir fırsat olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Üretim maliyetleri, teknoloji kapasitesi ve ürün kalitesi kadar karbon yoğunluğunun da uluslararası ticarette belirleyici hâle geldiğini vurgulayan Başkan Ardıç, AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın bunun somut örneği olduğunu ifade etti.
Başkan Ardıç, “Önümüzdeki dönemde yalnızca ne kadar ve ne kalitede ürettiğimiz değil, ne kadar karbon salarak ürettiğimiz de ihracat gücümüzü belirleyecek” dedi.
ASO’nun “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Kapsamında Türkiye ve Ankara Analizi” raporuna değinen Ardıç, Türkiye’nin AB’ye yönelik SKDM kapsamındaki ihracatında Ankara’nın payının 2013 yılında yüzde 3,33 iken 2023 yılında yüzde 4,44’e yükseldiğini bildirdi. Aynı dönemde söz konusu ihracatın yaklaşık 95 milyon dolardan 334 milyon dolara ulaştığını aktardı.
Ana metallerin ağırlığı azalırken daha ileri işlenmiş fabrikasyon metal ürünlerinin payının artmasının Ankara sanayisinin yapısal dönüşümünü gösterdiğini belirten Başkan Ardıç, bunun karbon yoğun üretimin rekabet risklerini ortadan kaldırmadığına dikkat çekti.
Yeşil dönüşümün sanayi üzerinde yeni bir maliyet baskısına dönüşmesinin önlenmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Ardıç; KOBİ’lerin uygun maliyetli yeşil finansmana erişiminin sağlanmasını, temiz enerji yatırımlarının desteklenmesini ve emisyon ölçümüne yönelik teknik kapasitenin geliştirilmesini istedi.
“COP31’DE ÜLKEMİZ SANAYİSİNİ TEMSİL EDECEĞİZ”
ASO’nun COP31 çalışmalarına ilişkin bilgi veren Başkan Ardıç, “Ankara Sanayi Odası olarak COP31’de ülkemiz sanayisini temsil edecek, çalışmalarımızı ve projelerimizi uluslararası paydaşlarla buluşturacağız” dedi.
Yeşil Bölge’deki ASO standında Yeşil OSB belgeli ASO 2. OSB, Dünya Teknoparklar Birliği üyesi ASO Teknopark, Türkiye’nin ilk model fabrikası ASO Model Fabrika, ASO METES ve ülkenin ilk nükleer kümelenmesi ASO NÜKSAK ile çalışmalarını tanıtacaklarını bildirdi. Yeni iş birlikleri geliştireceklerini, ASO Teknoloji Üssü ve ASO Serbest Bölgesi projelerini de uluslararası yatırımcılara anlatacaklarını söyledi.
Mavi Bölge’deki Türkiye Pavilyonu’nda, 16 Kasım Bilim, Sanayi ve Teknoloji Günü kapsamında sanayide yeşil dönüşüm paneliyle yer alacaklarını kaydetti.
Başkan Ardıç, COP31’in kalıcı başarısının uluslararası müzakere sonuçlarıyla birlikte fabrikalara, yatırımlara ve ihracata sağlayacağı somut kazanımlarla ölçülmesi gerektiğini belirterek şu mesajı verdi:
“Yeşil dönüşümde gerçek başarı, sanayiyi küçülterek emisyonları azaltmak değil; sanayimizi güçlendirirken üretimin karbon yoğunluğunu düşürebilmektir.”
“SİSLİ HAVADA DA YOL ALMAYI BİLMEK ZORUNDAYIZ”
Konuşmasının sonunda, iş yapma koşullarının köklü biçimde değiştiği ve belirsizliklerin yoğun olduğu dönemi sisli bir yola benzeten Başkan Ardıç, şöyle konuştu:
“Ben bunu sisli bir yola benzetiyorum. Ama sis var diye kontağı kapatıp bekleyecek hâlimiz de yok. Çünkü beklersek, arkamızdan gelenler ya çarpıp bizi savurur ya da yanımızdan geçip gider. Sisli havada da yol almayı bilmek zorundayız. Riskleri ve fırsatları doğru değerlendirerek yönümüzü kaybetmeden ilerlemeliyiz.”
Bu süreçte en büyük güçlerinin karşılıklı güven, birlik ve beraberlik olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, Yönetim Kurulu, Meclis ve Meslek Komitelerinin aynı sorumluluğu paylaştığını söyledi.
Başkan Ardıç, “Ankara sanayisini daha ileriye taşıyacak birikime de iradeye de sahibiz. Birbirimizi dinleyerek, fikirlerimize değer vererek ve omuz omuza çalışarak bu birikimi yeni başarılara dönüştüreceğiz” dedi. Üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve ülkeye değer katan bütün sanayiciler için aynı kararlılıkla çalışmayı sürdüreceklerini belirtti.
Cumhuriyet’in 103., ASO’nun 63. kuruluş yıl dönümü
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı ve Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünü kutlayan Başkan Ardıç, 18 Kasım’da ASO’nun 63. kuruluş yıl dönümünün kutlanacağını hatırlattı.
“Her yıl olduğu gibi ilk adresimiz Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı Anıtkabir olacak” diyerek bütün üyeleri 18 Kasım Çarşamba günü saat 09.30’da Anıtkabir’de buluşmaya davet eden Başkan Ardıç, “Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme azmimizi ve kararlılığımızı hep birlikte bir kez daha gösterelim” ifadelerini kullandı.
Komite üyelerine yol arkadaşlıkları, emekleri ve katkıları için teşekkür eden Ardıç, “Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin inşallah” diyerek toplantının verimli geçmesini diledi.
SANAYİNİN ÖNCELİKLERİ VE KOMİTELERİN YENİ DÖNEM ROLÜ ELE ALINDI
Başkan Ardıç’ın açılış konuşmasının ardından ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, “Sanayinin Öncelikleri ve Yeni Dönemde Meslek Komitelerinin Rolü” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Prof. Dr. Cansız, ASO’nun yeni dönem çalışmalarını ve komitelerin bu süreçte üstleneceği görevleri anlattı.
Program, House of Human Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Umut Tarakçı’nın “Geleceği Kuran Liderlik: Strateji, İnsan ve Dijital Dönüşüm” başlıklı sunumuyla devam etti. Öğleden sonraki bölümde ise Dış Politika Enstitüsü Dış Politika Program Direktörü Gülru Gezer, “Küresel Jeopolitik Gelişmeler ve Sanayiye Etkileri” başlıklı sunumunda değerlendirmelerini paylaştı.
“Üyelerimizin Sektörel Görüş ve Değerlendirmeleri” oturumunda, Meslek Komitesi üyeleri sektörlerinde yaşanan sorunları, talep ve önerilerini dile getirdi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Genel Sekreter Prof. Dr. Mehmet Cansız ve Ekonomi Müşaviri Prof. Dr. Murat Çetinkaya’nın katıldığı oturumda, üyelerin değerlendirmeleri ve çözüm beklentileri ele alındı.