Ticaret Bakanı Pekcan ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısına Katıldı

   2020-11-05

Ankara Sanayi Odası Meslek Komiteleri Ortak toplantısı Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’nın katılımıyla video konferans yöntemiyle yapıldı.
ASO Başkanı Nurettin Özdebir, gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi ve Meclis ve Komite üyelerinin çeşitli sektörlerle ilgili sorunlarını iletti.
Özdebir’in konuşması şöyle;
“Sayın Bakanım, Değerli Meclis ve Komite Üyeleri hepinizi şahsım ve Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın bakanım yoğun gündeminiz içinde bize de zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. 
2020 yılına, umut ve her şeyin iyi olacağı bir yıl diledikleri ile başlamıştık. Maalesef hem dünyada hem de ülkemizde felaketlerin yaşandığı bir yıl oldu.  Son olarak yaşadığımız İzmir depremi de bizleri derinden yaraladı.  Yaşanan deprem felaketinde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet yaralılara acil şifalar diliyorum. Ülkemize büyük geçmiş olsun. Deprem maalesef coğrafyamızın acı bir gerçeği. Buna her zaman hazırlıklı olmalıyız. Depremin ihmale gelmediğini her deprem sonrası maalesef yaşayarak görüyoruz. Umarım bu acılardan bu kez gerekli dersi çıkarır, bir süre sonra her şeyi unutup eskisi gibi devam etmeyiz.  ASO olarak biz de Ankara Valiliğimiz öncülüğünde başlatılan yardım kampanyasına katkıda bulunduk. Üyelerimizin üretimleriyle ilgili talepleri karşılamaya hazır olduğumuzu da bildirdik.  Tekrar İzmir’e ve ülkemize geçmiş olsun diyor, bu acıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum. 

Sayın Bakanım Değerli Üyeler,                                                                                                 

Ülke olarak Mart ayından bu yana risk algısı ve belirsizliklerin hala yüksek seviyede olduğu bir dönemdeyiz. Deprem, Covid-19’da artan vakalar, ABD seçim sonuçları, Azerbaycan-Ermenistan gerginliği ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan belirsizlikler ve bu belirsizliklerdeki yüksek risk algısı her geçen gün artarken, ekonomi politika yapıcıların uygun bir ekonomi politikası formüle etmesini zorlaştırmaktadır. 2019 yılının Aralık ayında ortaya çıkan pandemi, tüm dünyada sosyal ve ekonomik hayatı durma noktasına getirdi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart’ta pandemi olarak ilan edilen salgın, şu an itibariyle bütün ülkelere nüfuz etmiş, 48 milyon vakaya ve 1,3 milyon da ölüme neden olmuştur. Küresel dünya, geçmiş kriz deneyimlerinden farklı olarak daha geniş kapsamlı bir kriz olgusu ile karşı karşıyadır. Ekonomiler hem arz hem talep şokunu birlikte yaşamaktadır. Bu da küresel ekonomilerde resesyon beklentilerinin yeniden gündeme gelmesine neden olmuştur. 

2018 yılında yaşadığımız kur şoku ekonomik aktivitelerin önemli ölçüde bozulmasına neden olmuştu.  Devamında ortaya çıkan pandeminin etkisiyle parametrelerin aşırı oynaklığı ve geçmiş yıllara göre beklenmedik seviyelerde değişkenlik göstermesi; yüksek belirsizlik ve risk ortamı da göz önünde bulundurulduğunda, birçok sektörde olumsuzluklara neden olmuş,   talep seviyesi önemli ölçüde etkilenmiştir. Önümüzdeki dönemde, sürdürülebilir bir enflasyon, istikrarlı bir faiz ve kur düzeyi ile birlikte ekonomimize olan güvenin tesis edilerek, yatırımcılarımızın yeniden yatırım fırsatlarını değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.  Ancak, sağlıklı bir büyüme için; üretim, verimlilik, dijitalleşme ile işgücünün niteliğinin ne kadar önemli olduğunu da unutmamamız gerekir. 

Son dönemde ertelenmiş talepte önemli bir çözülme var. Bunun  ekonominin arz tarafına olumlu yansıdığını da görüyoruz. Lakin hala bazı sektörlerde pandeminin ortaya çıkarmış olduğu olumsuz etkiler devam ediyor. Bu olumsuzlukların giderilmesine katkı sağlayacak politikalar geliştirmemiz gerekmektedir.

Dış ticarette ortaya çıkan dengelenme süreci ekonominin dinamizmini bozmaktadır. Bu sıkıntılı dönemde dahi ithal lüks tüketim mallarına talep artışı hala devam etmektedir. Bize düşen görev, ithal ikameci bir politika tercihi ile ithalatımızı azaltıp ihracatımızı arttırmaktır. İthal ürünlerde, özellikle de lüks ithal tüketim mallarında kısıtlayıcı telefi edici vergilerin yürürlüğe konması gerekmektedir.

Son yıllarda, kredi ve teşvik hacminde önemli artışlar olduğu halde, söz konusu kaynaklar katma değerli üretime gitmemiş ve büyüme ne yazık ki potansiyelin altında kalmıştır.

Proje bazlı teşvik sisteminin uygulama alanının genişlemesi ve teşvik edilmesi, ekonomik dinamikler açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Mevcut sistemde proje bazlı teşvik  var ama realizasyonu çok fazla göremiyoruz.

Proje bazlı teşvik sisteminin etkinleşmesi, kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler doğrultusunda, ülkemizin mevcut durumda veya gelecekte ortaya çıkabilecek kritik ihtiyaçlarını karşılayacak, arz güvenliğini sağlayacak, dışa bağımlılığı azaltacak, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirecek, yenilikçi, AR – GE yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların artmasına katkı sağlayacaktır.

Küresel salgın ile birlikte bazı sektörler faaliyetlerini durdururken, bazı sektörler ise üretim kapasitelerini düşürmüşlerdir. Reel sektör borçlarının oldukça yüksek olduğu ve borç çevriminin pandeminin yol açtığı kriz nedeniyle sürdürülmesinin zorlaştığı ve ekonomik çevrimin önemli ölçüde aksadığı bir dönemden geçiyoruz.  Bu sürecin daha az hasarla giderilmesinde hükümetin bir mali genişleme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Sayın Bakanım,

Daha önce de kamuoyu ile paylaştığım bir önerimi ve bazı sorunlarımızı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Meclis ve Komite üyelerimizin bildirdiği tüm sorunları size ayrıca bir dosya halinde sunacağız.

Kamunun mal ve hizmet alımları, KDV iadeleri ve indirilecek KDV’den kaynaklanan borçlarına karşılık, Hazine’nin alacaklı firmalara tamamlayıcı bir para aktararak, reel sektör üretimindeki yavaşlamayı frenleyeceğini, likiditeye ulaşacağı ve çarpan etkileri kanalıyla ekonomik canlanmaya önemli bir katkısının olacağını düşünmekteyiz.

İkame para dediğimiz bu uygulamayla, para elektronik olarak şirketlerin banka hesaplarına gönderilse, şirketler de bu sanal ikame parayı borç ödemede, mal ve hizmet alımlarında 3 ay ya da kademeli 1 yıl vadeli çeklerle kullansa, bu süreç içinde firmaların düzenlediği bu  vadeli çekler 5 kez el değiştirirse, çarpan etkisiyle devletimiz piyasaya sürdüğü ikame para kadar vergi geliri elde edebilecektir.

Bu operasyonun bir tek mahsuru,  Kamu likidite dengesinin olumsuz etkilenmesidir. Ancak zaten firmalar tahsil ettikleri KDV’yi indirilecek KDV hesabından mahsup edecek, bakiyesini ödeyeceklerdir. Bu nedenle aksine artan iş hacmi nedeni ile kamu gelirlerini artıracaktır. Bu önerimizi sizin de takdirlerinize sunuyoruz.

Sayın Bakanım bu dönem ihracat çok önemli. İhracatçıyı destekleyen en önemli kuruluşumuz da Eximbank.  Eximbank ihracat kredisi  limitlerinin arttırılması ve kredi teminatlarının ek finansman yükü getirmeyecek şekilde düzenlenmesi ihracatçılarımız açısından önemli bir destek olacaktır.

Diğer yandan, Türk Cumhuriyetleri ve bazı Afrika ülkeleri gibi bankacılık sisteminin düzgün çalışmadığı ülkelere yapılan ihracatlarda para transferinde sıkıntı ve gecikme yaşanmaktadır. Bu sıkıntılar  pandeminin de etkisiyle en üst seviyeye ulaşmıştır.  Bu ülkelerden nakdi olarak getirilen döviz Türkiye gümrüklerine beyan edilememektedir. Bu nedenle bahsi geçen ülkelerin, İhracat Genelgesi’nin 8. maddesinin beşinci fıkrasında tanınan istisnalar kapsamına alınması faydalı olacaktır. 

Bu ülkelere yapılacak ihracatta, ihracat bedelinin nakden veya Türkiye’deki bankalarda bulunan hesaplarından kapatılmasına olanak sağlanması yerinde olacaktır.

Bu yıl içerisinde bizim de yurt içinde üretilen ürünler için gerekli gördüğümüz çok sayıda ürüne ilave gümrük vergisi getirilmiştir. Ancak listedeki bazı ürünler farklı sektördeki üyelerimiz tarafından üretimde kullanılan ve yerli tedariki hiç olmayan ya da zor olan ara girdiler veya hammaddelerdir. İlave gümrük vergisi getirilen ürünlerin bu açıdan tekrar değerlendirilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz.

Pandemi sürecinde gümrüklerdeki çalışma saatleri nedeniyle sıkıntılar yaşanmaktadır. İnsanlarımızın sağılığı önemli ancak bu süreçte alınan önlemlerin ihracat işlemlerini aksatmayacak şekilde planlanması gerekmektedir.

Sayın Bakanım, doğrudan bakanlığınızı ilgilendirmiyor ancak bu konuda da desteğinizi istiyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından Firmalarımızdan yurt içi satış kg miktarı üzerinden Geri Kazanım Payı tahsil edilmektedir. Bazı üyelerimizin ürettiği ürünler ağırlıkları sebebiyle firmalara büyük yükler getirmektedir. Bu düzenlemenin  yeniden değerlendirilmesi için de desteklerinizi bekliyoruz.

Diğer bir konu istihdam destekleri.  Hükümetimiz istihdamın  artırılması için çok ciddi çaba gösteriyor. Sürekli yeni destekler kamuoyu ile paylaşılıyor. Ama çok sayıda desteğin biraz  karışıklığa yol açtığını düşünüyorum. Belki bunlar sadeleştirilerek koşulları da daha ulaşılabilir hale getirilirse daha fazla firmanın yararlanabileceğine inanıyorum.

Sayın Bakanım, kısa bir değerlendirmeyle konuşmamı tamamlamak istiyorum.

Sanayi politikamız, üretim odaklı bir yaklaşımla, yüksek katma değer yaratan ve ithalata bağımlı olmayan üretim modeli ile sağlıklı bir yapıya kavuşacaktır. Geçmiş yıllarda ülke olarak tercihimiz, yabancı sermaye ile finanse edilen ithalata bağımlı bir sanayileşme politikasıydı. Bu nedenle etkin yapısal dönüşüm politikalarının devreye girmesi gerektiğine inanıyorum. Yapısal dönüşüm, üretimi harekete geçirecek yapısal uyumdur.  Bunları gerçekleştirdiğimizde; üretim artışı ile sağlanacak refah artışı, ülkemizi hakettiği kalkınma seviyesine ulaştıracaktır.

2021 yılında yazmamız gereken “Yeni Büyüme Hikâyemizin” en önemli unsurları;  teknolojik dönüşümü sağlayarak dışa bağımlılığı azaltmak ve verimliliğimizi artırmak olmalıdır.

Bu uygulamaların her biri, ekonomiye bir ölçüde olumlu katkı sağlama potansiyeline sahip olmakla beraber, esas olarak, ulusal sanayinin güçlendirilmesi için topyekün bir hamle yapılması gerekmektedir.

Daha açık bir ifadeyle, sıcak para girişine dayalı ekonomik büyüme arayışları yerine, fiziki yatırım, üretim ve istihdam odaklı bir büyüme anlayışı merkeze alınmalıdır. Bu çerçevede, finansal sektörü reel sektörü finanse etmeye yöneltecek para ve maliye politikalarının uygulanması hayati önem taşımaktadır. Yurt içi tasarrufların yükseltilmesine yönelik uygulamalar ön plana çıkmalı ve ülkenin fiziki sermaye stokunu artıran, bir başka deyişle sıfırdan yeni  yatırım niteliğindeki doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişini teşvik edecek uygulamalara ağırlık verilmelidir.

Ülke ekonomisinin, mevcut olumsuz konjonktürü geride bırakıp, tekrar yüksek büyüme patikasına girebilmesi için; verimlilik, rekabet gücü ve ihracat artışına yönelik ekonomi politikaları revize edilerek, üreten katma değer yaratan bir ekonomi yapısına dönüşmesi gerekmektedir.  2021 sonrası güçlü bir büyüme ve dengelenmenin sağlanmasında, yapısal reformların uygulanabilirliği, uzun vadeli istikrar açısından oldukça önem arz edecektir"

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ise bu yıl bugün itibarıyla ihracatçılara 1 milyar 779 milyon lira ihracat desteği, hizmet ihracatı gerçekleştiren firmalara da 404 milyon liralık destek sağladıklarını bildirdi.

Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde, sağlık alanında olduğu kadar ekonomi alanında da ciddi bir sınav verildiğini, pek çok Avrupa ülkesiyle birlikte Türkiye'de de vaka sayılarının artmaya devam ettiğini söyledi.


Böylesine kritik bir süreçte, salgının küresel ekonomide yarattığı hasarın rakamsal olarak da netleşmeye başladığına işaret eden Pekcan, küresel ekonomideki daralmanın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en yüksek daralma olduğunu bildirdi.
Pekcan, küresel ekonominin içine girdiği bu durumun bazı soruları da beraberinde getirdiğini ifade ederek, "Küresel değer ve tedarik zincirlerinde belli başlı değişim ve dönüşümlerin olması öngörülüyor. Küresel firmaların, risk algılarıyla tedarik zincirinde belirli bir merkeze odaklanmak yerine, üretim yerlerini pazara daha yakın bölgelere kaydırıp tedarik sürelerini kısaltacak ve tedarik ağlarını çeşitlendirecek oluşumlara gitmeleri bekleniyor. Bu süreçlerin paralelinde, korumacılık önlemlerinin daha da artacağı, daha fazla bölgesel bloklaşma ve yerelleşmenin gündeme geleceği de öngörülüyor. Uluslararası literatürde sıklıkla bir adalaşma dönemine girileceği ifade edilmeye başlandı. Türkiye olarak tüm bu süreçleri proaktif biçimde takip ediyor olacağız ve stratejilerimizi de hep beraber bu doğrultuda belirleyip ona göre yol alacağız." diye konuştu.


- "Hızlı toparlanma" mesajı
Küresel ekonomideki olumsuz tabloya rağmen, Türkiye'nin ekonomik potansiyeline, üretim kapasitesine, ihracattaki dinamizmine, üretici, sanayici ve ihracatçılarına oldukça güvendiklerini vurgulayan Pekcan, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye, pandemi sonrasında doğacak fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilecek ülkeler arasındadır. Ekonomimizle ilgili belli başlı göstergeler, pandemi krizine karşı büyük bir direnç sergileyebildiğimizin yanında, pandemi sonrasında da dış pazarlarımızdaki ekonomik iyileşmeye de bağlı olarak güçlü ve hızlı bir toparlanma gerçekleştirebileceğimizi öngörüyoruz. Ekim ayında pandemi şartlarına rağmen bugüne kadar olan en yüksek ihracat rakamı olan 17,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. İhracatın ithalatı karşılama oranında da yüzde 87,8'i yakaladık. Hatta altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranında yüzde 95,3'ü yakaladık."
Yılın üçüncü çeyreğindeki ihracat artışının pandemiden en çok etkilenen ikinci çeyreğe göre yüzde 34 seviyesinde gerçekleştiği bilgisini veren Pekcan, haziran-ekim dönemleri dikkate alındığında bir toparlanma sürecine girildiğinin görüldüğünü bildirdi.

Pekcan, kapasite kullanım oranları ve ekonomik güven endekslerinde de artışların olduğuna dikkati çekerek, "Biz Türkiye olarak iktisadi ve beşeri sermayemizi en iyi şekilde kullanarak, rekabet avantajlarımızı en güzel biçimde değerlendirerek, pandemi sonrası dönemde hızla yolumuza devam edeceğimizi ve hak ettiğimiz düzeylere, büyüme ve ihracat rakamlarına sizlerle beraber ulaşabileceğimizi öngörüyoruz. Bunun için üreticimiz ve ihracatçımızla hep birlikte el ele çalışmaya ve onlara destek olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.


- "Her zaman ihracatçılarımızın yanındayız"
Bakanlığın destek ve faaliyetlerine de değinen Pekcan, Küresel Tedarik Zinciri Desteği'nden, Yurt Dışı Marka ve Yurt Dışı Şirket Alımı, Eximbank Kredisi gibi desteklerle her zaman ihracatçıların yanında olduklarını dilme getirdi. Pekcan, salgın süreciyle birlikte bu desteklerin son derece önemli ve kritik hale geldiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Geçtiğimiz yıl ihracatçılarımıza 2,5 milyar liralık ihracat desteği sağlamıştık, bugün itibarıyla 2020'de 1 milyar 779 milyon lira ihracat desteği, hizmet ihracatçı gerçekleştiren firmalarımıza da 404 milyon liralık destek sağladık. Bu desteklerden Ankara'nın payının yüzde 5 olduğunu görüyoruz. Öte yandan, Eximbank da finansman imkanlarıyla ihracatçı ve yatırımcımızın yanında olmaya devam ediyor, bu yıl içinde geçen yıla göre yüzde 4 artışla 35,7 milyar dolar finansman desteği sağlamıştır. Eximbank'ın kredi kullandırımı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 24,2 milyar dolara yükseldi. Kovid-19 ile ilgili alınan tedbirler kapsamında Eximbank'tan kredi kullanan 5 bin 401 krediye 4,3 milyar dolarlık kredi borcunun ödemesinde vade uzatımı sağlandı. Ankara'daki firmalarımıza 1,7 milyar doları kredi, 300 milyon doları sigorta olmak üzere Eximbank'tan 2 milyar dolar finansman kullanıldığını görüyoruz."
Bakan Pekcan, mali ve finansal mekanizmalar haricinde de üretici ve ihracatçıyı desteklemek ve Türkiye'nin gelecek dönem pozisyonunu güçlendirmek üzere yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.


Kolay İhracat Platformu, Yeni Nesil İhtisas Serbest Bölgeleri ve Yurt Dışı Lojistik Merkezi projelerini anlatan Pekcan, yurt dışı lojistik merkezlerin, Türk ihracatçısının yurt dışı tedarik ve dağıtım süreçlerine önemli katkı sağlayabilecek şekilde kurulması ve işletilmesi için TOBB, TİM, DEİK ve özel sektörle beraber koordinasyon halinde çalışmayı öngördüklerini söyledi.


- İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması
Pekcan, Kovid-19 salgını koşullarına rağmen, ticari diplomasi faaliyetlerini aralıksız devam ettirdiklerini ve bu süreçte oldukça artırdıklarını belirterek, 147 uluslararası görüşme gerçekleştirdiklerini, 9 ülkeyle "Karma Ekonomik Komisyon (KEK)", "Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Komite (JETCO)" toplantısı yaptıklarını bildirdi.
Bakan Pekcan, "Önümüzdeki dönemde de yıl sonuna kadar Çin, Rusya, İtalya Bulgaristan, Macaristan dahil 10 ülkeyle daha KEK veya Ortak Komite toplantıları gerçekleştirmeyi öngörüyoruz." dedi.
Brexit kapsamında İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalayabilmek için teknik düzeyde görüşmeleri oldukça ilerlettikleri bilgisini veren Pekcan, "Hatta bu tarihte biz tamamlamayı da öngörüyorduk ancak Gümrük Birliği Anlaşmamızdan dolayı Avrupa Birliği (AB) ile paralel hareket etme zorunluluğumuz olduğu için teknik olarak orada bir ilerleme kat edilmesini bekliyoruz. AB ile anlaşma kapsamında olmayan kalemlerde biz karşılıklı mutabakatımızı sağlamış durumdayız." diye konuştu.
Pekcan, ayrıca bu dönemde AB üyesi ülkeler ile hem Gümrük Birliği'nin güncellenmesi hem de AB'nin tüm dünyaya uyguladığı çelik önlemlerinin Türkiye ile AB arasındaki Kömür-Çelik Anlaşması kapsamında Türkiye'ye uygulanmaması için bütün muhataplarıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Salgın ve diğer dış koşulları dikkate almakla birlikte en fazla Türkiye'nin hedeflerine ve potansiyeline güvendiklerini vurgulayan Pekcan, şunları kaydetti:
"Üretimimizi ve ihracatımızı mümkün olduğunca katma değer odaklı, mümkün olduğunca yerlilik oranı yüksek biçimde artırmamız gerekiyor. Bunu hep birlikte çalışarak başarabilecek güçteyiz. Ülkemizi ekonomik sahada hak ettiği gibi daha üst seviyelere inşallah hep birlikte taşıyacağız. Ticaret Bakanlığı olarak mali ve teknik destek çalışmalarımızla sizlerin her zaman yanında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade etmek isterim."


- "İlave gümrük vergileriyle ilgili yeniden değerlendirme yapıyoruz"

Bakan Pekcan, sanayicilerden gelen taleplerin çoğunluğunun ilave gümrük vergileriyle ilgili olduğunu gördüklerini belirterek, "Biz ilave gümrük vergileriyle ilgili yeniden değerlendirme yapıyoruz. Aynı ürün kapsamında bazı firmalarımız 'Bu vergi yetersiz, artırın' derken, bazı firmalarımız 'Kaldırın' diyor. Lütfen görüşlerinizi bizimle paylaşın, biz bunu değerlendiriyor olacağız. Bizim amacımız Türkiye'de yeterli kapasite üretimi bulunan ürünlere bu vergilere getirmek, kesinlikle üreticimizi ve ihracatçımızı mağdur etmek değil" dedi.