Özdebir: Madencilik Sektörünün Önündeki Engeller Kaldırılmalı

   2022-09-08

Ankara Sanayi Odası ile Agrega Üreticileri Birliği (AGÜB) işbirliğinde düzenlenen madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerilerinin tartışıldığı "Madencilik Sektörü İstişare Toplantısı" ASO’da gerçekleştirildi.

Toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Şeref Kalaycı, ASO Başkanı Nurettin Özdebir, ASO Meclis Başkan Yardımcısı Yavuz Işık, Maden Sanayii İşverenleri Sendikası Başkanı Naci İlci, AGÜB Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Koruç, ASO Meclis Üyesi Ertuğrul Onat, Bülent Aksu ve Mete Özyörük, bürokratlar ve Madencilik ve Taşocakçılığı Komite Üyeleri katıldı.
 
Toplantının açılışında konuşan AGÜB Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Koruç, 2018 Ağustos'ta başlayan ekonomik dalgalanmanın ardından 2020 yılında başlayan Kovid-19 salgın sürecinin, tedarik zincirinde aksamalara sebep olduğunu dile getirdi.
Ülkelerin kapanması, uluslararası ticaretin durması ve günümüzde etkisini iyice hissettiren küresel resesyonun, Türkiye ekonomisindeki hassasiyetlerin artmasına, yatırımların ertelenmesine sebep olduğunu vurgulayan Koruç, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu dönemde ülke olarak yeniden ayağa kalkabilmemizin tek çaresi var, o da üretmek. Maden üreticilerimizin ruhsat ve izin işlemlerinde yaşadıkları aksamaları ilk ağızdan dile getirebilmelerini sağlamak ve ilgili kurumlarımızın yetkililerinden bu aksamaların nedenleri, bunların minimuma indirgenmesi yada ortadan kaldırılması adına neler yapılabileceği hususunda yorumlarını alabilmek, bugün gerçekleştireceğimiz bu toplantıdaki önemli konu başlıkları. Bazı sorunlarımızın kurumlarda daha üst seviyelerde çözüme kavuşturulması gerektiğinin, bazı sorunların çözüm yerinin burası olmadığının da bilincindeyiz. Ancak sorunlar konuşuldukça ve tartışıldıkça, üreticiler ve kurumlarımız birbirlerini anlamak üzere empati yapar hale geliyor ve çözüm üretmek adına adımlar atılmaya başlanıyor."

ASO Başkanı Nurettin Özdebir ise üretim kültürü oldukça gelişmiş olan Türkiye ekonomisinin doğal kaynağa dayalı bir ekonomi olmadığını söyledi.
Özellikle enerji noktasında ülkenin yaşadığı sorunların her zaman gündemin önemli bir maddesi olduğunu ve ekonomiyi olumsuz etkilediğini dile getiren Özdebir, "Bugün de enerjideki dışa bağımlılığın neticesini dış ticaret açığı olarak görmeye devam ediyoruz." dedi. 
Enerji kaynakları sınırlı olan ve bu konuda dışa bağımlılığı bulunan Türkiye'nin büyüyebilmek için bugüne kadar üretim yaptığını ve ürettikçe imalat kültürünün geliştiğini anlatan Özdebir, şunları kaydetti:
"Üretim kültürümüzün gelişmesi çok uzun yıllar almış, Cumhuriyetimiz ile birlikte başlayan sanayileşme hamlesinin neticesinde ülkemiz bugün dünyanın sayılı üretim merkezlerinden biri konumuna gelmiştir. Bu noktada madencilik sektörümüz önemli bir rol üstlenmiştir. Sektör bir yandan imalata ham madde sağlarken aynı zamanda ciddi bir değişim ve dönüşüm içerisindedir. Özellikle yakın dönemde artan çevresel ve sosyal kaygıları giderici önlemler almaktadırlar. Küresel ölçekte artan iklim değişikliği kaygıları da madencilik sektöründe önemli etkiler oluşturmuştur. Maden firmaları artık daha çevreci ve sorumlu üretici noktasında önemli adımlar atmaktadırlar."

- Enerjiye Kıyasla Ülkemizin Madencilik Alanında Çok Ciddi Bir Potansiyeli Var
Türk madencilik sektörünün küresel düzlemde de adından söz ettirmeye devam ettiğini vurgulayan Özdebir, dünyada ticareti yapılan 90 adet madenden 70'inin Türkiye'de kaynak olarak bulunduğunu belirtti. 
Türkiye'nin, maden çeşitliliği açısından, bulunduğu jeolojik kuşak itibariyle önemli bir konumda yer aldığını kaydeden Özdebir, ülkenin kaynak çeşitliliği bakımından 168 ülke arasında 8. sırada yer aldığını bildirdi.
Türkiye'nin, küresel madencilik sektöründeki genel konumu ve küresel ham madde payı olarak bakıldığında, dünyadaki tüm maden ham madde rezervindeki payının yüzde 2,2 olduğunu ifade eden Özdebir, şu bilgileri paylaştı:
"Belirli maden türlerinde ülkemiz ciddi şekilde ön plana çıkmaktadır. Örneğin Türkiye'deki küresel bor rezervleri oranı yüzde 73'tür. Türkiye'nin küresel doğal taş rezervindeki payı yüzde 40'tır. Tüm bu rakamlar enerjiye kıyasla ülkemizin madencilik alanında çok ciddi bir potansiyelinin olduğunu bize net bir şekilde söylemektedir. Madencilik, bir yandan yarattığı yüksek katma değer ile toplumların refah düzeyini doğrudan etkilerken; diğer yandan sağladığı ham madde, ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetler ile sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişmesini tetiklemektedir."
Bugün madenciliğin gayri safi milli hasıladaki payının ABD'de yüzde 4,2, Kanada'da yüzde ,5, Avustralya'da yüzde 8,7 seviyesindeyken Türkiye'de 2020 yılında yüzde 1,17, 2021 yılında yüzde 1,33 düzeyinde gerçekleştiğinin altını çizen Özbedir, şu değerlendirmede bulundu:
"Mevcut maden potansiyelimiz ve üretim kapasitelerimiz üzerinden bakıldığında bu değerin çok daha artması gerektiği açıktır. Bunun için madencilik sektörünün gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılması ve sektörün rekabet gücünün daha da artırılması gerekmektedir. Bu anlamda öncelikle ihtiyacımız olan unsur öngörülebilirliktir. Daha fazla sahada yatırım yapılması için girişimcilerimizin belirsizlik düzeylerinin azaltılması gerekmektedir. Bunun için bir sahanın bütün izinlerinin Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından alındıktan sonra ihaleye çıkartılması yerinde olacaktır. Yüksek ihale bedeli ödenerek alınan sahaların izin süreçlerinde ciddi problemler yaşanmakta, yatırım aşamasına geçişte zorlanılmakta, hatta sadece bir kurum hariç bütün izinlerin almış olmasına rağmen yatırımlardan vazgeçmek zorunda kalınabilmektedir. Ruhsat sonrasında, yatırımcının kazanılmış haklarının korunması, ruhsat öncesinde var olmayan ilave maliyet unsurlarının maden firmasına yüklenmemesi gerekmektedir ki ancak bu şekilde yatırımcı önünü görebilsin ve rekabetçi kararlar alabilsin. Agrega sektöründe bu sorun farklı bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Agrega rezervlerinin önce kalitesinin belirlenerek daha sonra işletme safhasına geçilmesinin sağlanması için, içinde agreganın da bulunduğu maden grubunda 2 yıl zorunlu karotlu sondajla birlikte arama dönemi olması gerekmektedir.  Ancak bu şekilde agrega sektöründeki yanlış yatırımların önüne geçme imkanına sahip olabiliriz. Bir adım öteye geçtiğimizde, agrega temini için şehirler bazında kapsamlı, sürdürülebilir agrega kaynak planlaması yapılması gerekmektedir. Bu şekilde artan nüfusa paralel olarak agrega ihtiyacı sorunsuz karşılanabilecektir."

- Madencilik Sektörünün Önündeki Engeller Kaldırılmalı
Madencilik sektörünün 2021'de bir önceki seneye kıyasla reel olarak yüzde 15 büyüme gösterdiğini belirten Özdebir, bu rakamın 2019 yılındaki yüzde 6,8 ve 2020 yılındaki yüzde 0,1 oranlarının oldukça üstünde olmasına karşın yine de yeterli olmadığını söyledi. 
Özdebir, "Biliyoruz ki madencilik sektörümüzün potansiyeli bu oranların çok çok üstüne çıkmaya imkan tanıyor. Madenlerin tüvenan üretimi ve zenginleştirilmesi için kullanılan enerji (akaryakıt ve elektrik) tüketimindeki ÖTV'nin kaldırılması başta olmak üzere sektöre verilecek bir takım destekler sonrasında Türk madencilik sektörü şaha kalkacaktır. Bunun için sektöre omuz verilmesi, desteklenmesi, önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi durumunda madencilik sektörümüzün başaramayacağı, aşamayacağı hiçbir engel yoktur” diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Şeref Kalaycı da Türkiye'de yılın ilk 6 ayında 3,5 milyar dolarlık maden ihracat rakamına ulaşıldığını belirterek, "Bu dönemde maden ürünleri dış satımı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artmıştır. Maden ihracatımız bu şekilde devam ederse yıl sonunda 7 milyar dolar seviyesini aşacağımızı tahmin ediyoruz" dedi. Kalaycı, geçen yıl maden ihracatının 5 milyar 934 milyon dolar seviyesinde olduğunu söyledi.

Türkiye'de madenciliğin dünya standartlarında yapıldığına dikkati çeken Kalaycı, "Türkiye maden çeşitliliği bakımından da zengin bir ülkedir. 2020'de 168 ülke arasında Türkiye, maden üretiminde miktar ve ton bazında dünyada 21’inci sırada, değer dolar bazında 24'üncü sırada yer almıştır. Türkiye üretilen maden çeşitliliği açısından da dünyada 8'inci sıradadır." diye konuştu.
Kalaycı, Türkiye'de son 20 yılda maden ihracatında 10 kattan fazla artış yaşandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2022'nin ilk altı ayında yaklaşık 3,5 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşıldı. Bu dönemde maden ürünleri dış satımı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artmıştır. Maden ihracatımız bu şekilde devam ederse yıl sonunda 7 milyar dolar seviyesini aşacağımızı tahmin ediyoruz. Üretim bazında bakıldığında, Türkiye’de 2021’de tüvenan maden üretimi 814 milyon tona ulaştı. Bir önceki yıla göre yüzde 15’lik artış yaşandı. Bu üretimin 561 milyon tonu, çimento ve inşaat hammaddeleri, 103 milyon tonu endüstriyel hammaddeler, 94 milyon tonu kömür, 38 milyon tonu metalik madenler, 18 milyon tonu doğal taşlar oluşturdu. Bu rakamlar, bize büyüyen ve gelişen ekonomimizi ve madencilik sektörümüzü yansıtıyor."

- Agrega Madenciliği Ekonomik Büyümede Önemli
Toplantının ana konusu olan agrega'nın inşaat sektörünün temel girdisi olduğunu anımsatan Kalaycı, şunları kaydetti:
"MAPEG’de işlem gören 3 bine yakın işletme ruhsatı ve kamu kurumlarının aldığı 3 bin 600 adet ham madde ve mermer üretim sahasında yaklaşık 30 bin kişinin istihdamı ile yıllık 500 milyon tona yakın kırma taş üretiliyor. Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşmasında inşaatı devam eden alt yapı ve sanayi sektörü için agrega madenciliğinin önemi büyüktür. Sektörün ekonomik katkısının yanında işin çevresel boyutunun da göz önünde bulundurulması gerekir. Kamuoyunda zaman zaman yansıyan olumsuz görüntüler, sektör ve ülke madenciliği adına en büyük handikaptır. Madencilik sektörü çevreye ve insan sağlığına negatif etkileri sürekli olarak gündemde olan bir konudur. Madencilik sektörü insanlık tarihi açısından en eski sektörlerden biri olmasına rağmen, kamuoyunun bilgisi kitle iletişim araçlarından edindikleri ile sınırlıdır. Maalesef madencilik faaliyetleri ülkemizde bir muhalefet etme aracı olarak acımasızca kullanılmaktadır. Bu kapsamda halkımızın tam anlamıyla bilinçlendirilmesi hayati önem arz etmektedir."
  
 


ONLINE HİZMETLER