Özdebir: İnsanoğlunun Hırs ve Arzularının Yükü, Dünya Tarafından Kaldırılamaz Hale Gelmiştir

   2021-09-08

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, atık yönetimi ve geri dönüşüm konusunda gelişme sağlanması, politika belirlenmesi ve yönlendirici olunmasına katkı sağlamak amacıyla 2010 yılından bu yana düzenlenen TÜRKTAY toplantılarının 11. ‘sine  konuşmacı olarak katıldı.

“Sağlıkta, Savunmada, Sanayide Ekonomide, Enerjide, Eğitimde Ulusal Atık Yönetim Stratejisi Sıfır Atık” konulu toplantıya Özdebir’in yanısıra AK Parti Trabzon Milletvekili ve Çevre Komisyonu Başkanı Muhammet Balta, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, 11. TÜRKTAY Platformu Yürütme Kurulu Başkanı Erdoğan Şahin, çok sayıda akademisyen, STK temsilcileri ve sektörle ilgili kuruluşların temsilcileri katıldı.

Konuşmasında TÜRKTAY tarafından 10 yıldan bu yana başarıyla sürdürülen atık yönetimi ve geri dönüşüm başlığı altındaki çalışmaları yakından izlediğini söyleyen ASO Başkanı Nurettin Özdebir sözlerine şöyle devam etti:

“Değerli Katılımcılar,

Sanayi devrimi ile birlikte başlayan süreçten bu yana dünya ekonomileri, tarihin hiçbir döneminde olmayan bir hızla büyümüştür. 1784 yılında buhar, su ve mekanik üretim ekipmanları ile başlayan 1. Sanayi Devrimi, 1870’de uzmanlaşma, elektriğin üretime dahil olması ve kitlesel üretim ile ikinci faza geçmiş, 1969’da elektronik, IT ve otomatik üretim ile sanayide 3. devrim yaşanmıştır. Tarihi net bir şekilde söylenememekle birlikte içinde bulunduğumuz 4. Sanayi devrimine dijitalleşme damgasını vurmuştur.

İnanılmaz hızla dönüşen ve değişen bir dünyada yaşıyoruz. 1 saatte dijital ortamda yaratılan veri, dünyadaki bütün yazılı kitaplardan daha fazlasına tekabül etmekte, her 16 ayda dünyanın en hızlı bilgisayarının işlem kapasitesi 2 katına çıkmaktadır.

5G'nin global olarak gelişmiş ülkelerde kullanılmaya başlanması ve sistemin stabil hale getirilmesi ile birlikte, mevcudun 100 katına kadar daha hızlı olması beklenen veri transferi sonrasında tüm yaşamımız temelden değişmeye başlayacaktır.

İçinde bulunduğumuz bu yeni dönemin en önemli iki kavramı etkinlik ve verimliliktir. Daha az kaynakla daha çok üretim, daha nitelikli üretim, kaynak verimliliğini ortaya çıkaran yenilikçilik üretimin ana belirleyicisi olacaktır.

Bu kadar yoğun bir değişimin ve dönüşümün yaşanmasını beklediğimiz önümüzdeki dönemde “Yeşil Sanayi” ve  “Döngüsel Ekonomi” kavramları hiç olmadığı kadar önemli hale gelecektir. Nasıl ki 2000 yılından bu yana Fortune 500 listesindeki firmaların yarısı değişmişse, bundan sonra da verimli ve etkin üretim süreçlerini ve teknolojilerini geliştiren, döngüsel ekonomi ile birlikte kaynaklarını en doğru kullanan firmalar listede yer bulacaklardır.

Tüm bu gelişmeler, doğa dostu teknolojilerin ve üretim süreçlerinin ön plana çıkmasına imkan tanıyacaktır.

Değerli katılımcılar,

Hepinizin bildiği üzere, dünya örnekleri bize gelişme yolundaki ülkelerde kalkınma ile beraber sanayinin kapsamının ve yapısının farklılaştığını, teknolojik düzeyinin yükseldiğini, hizmet ve ticaret sektörlerinin göreli konumunun iyileştiğini söylemektedir.

Türkiye de bu süreçten geçmektedir.   Çevremizdeki ülkeler ile karşılaştırıldığında Türkiye’de bu üretim kültürünün oldukça gelişmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Enerji kaynakları sınırlı olan ve enerjide dışa bağımlı olan Türkiye büyüyebilmek için üretim yapmıştır ve ürettikçe imalat kültürü gelişmiştir. Zor kazandığımız bu kültürü kaybetmeden geliştirmek için hepimize çok önemli görevler düşmektedir.

Enerjide dışa bağımlı olduğumuz, üretimde kullandığımız hammaddeleri ithal ettiğimiz bir ortamda Türkiye için döngüsel ekonomi hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sizlere biraz önce bahsettiğim sanayi devriminden sonra hızla ilerleyen lineer  ekonominin (doğrusal ekonomi) çevre üzerinde geri dönüşü olmayan olumsuz sonuçları olmuştur.

Küresel kaynak kullanımı hızlı bir oranda artarken, tek kullanımlık yaşam tarzlarımız gezegeni kullan-at dünyası haline getirmiş ve atık oluşumu lineer ekonominin en belirgin sorunlarından biri olmuştur. Mevcut tahminler, toplam küresel tüketimin gezegenin kendini yenileme kapasitesini şimdiden %50 oranında aştığını göstermektedir.

Doğal kaynakların kullanımının rasyonelleşmesi ve sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim kalıplarının değiştirilmesi için bir tedbir alınmadığı takdirde, zaten kritik olan durum giderek daha da kötüleşmeye devam edecektir.

Hem tüketim hem de arz tarafında, daha az doğal kaynak girdisiyle daha fazla değer yaratılan bir topluma geçebilmek ilk önceliğimiz olmalıdır.

Hammadde, kaynak, yenilenebilir enerji, döngüsel ve yeşil ekonomiyi esas alan yeni bir ekonomik sistem yalnızca bizler için değil çocuklarımız ve gelecek nesiller için en önemli konu haline gelmiştir.

Güncel bir paradigma olan ’Döngüsel Ekonomi’, küresel sürdürülebilirlik baskılarını azaltmaya yardımcı olacak, umut verici bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Döngüsel ekonominin atık ve kaynak yönetimi için etkili bir araç olacağı artık tüm dünyada kabul görmektedir. Atıkların, dönüşümünden önce oluşmadan önlenebilmesi önceliklidir.

Bu doğrultuda döngülerin yavaşlatılmasının döngülerin kapatılmasından daha önemli olduğu değerlendirilmektedir.

Yani hem üreticiye hem de tüketiciye bu noktada ciddi bir görev düşmektedir.

Üretim kalıplarının dönüştürülmesi kadar, tüketim kalıplarının da mutlaka değiştirilmesi gerekmektedir. Yani toplumsal bir hareket olmaksızın bunu başarmamız mümkün görünmemektedir.

Ankara Sanayi Odası olarak biz de bu süreçlerde etkin olarak yer almaya çalışıyoruz. Öncelikle geri kazanım sanayicilerimizin daha verimli ve çevreye duyarlı bir ortamda çalışabilmeleri için Geri Kazanım İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulması çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çok kolay ilerleyebildiğimizi söyleyemem ama bunu hayata geçirme noktasında kararlıyız.

Diğer yandan AB tarafından Aralık 2019 tarihinde açıklanan “Avrupa Yeşil Mutabakatı”na yönelik çalışmalarımız devam ediyor. AB ekonomisini sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürme amacını ortaya koyan mutabakatla ilgili olarak bizim de geç kalmadan harekete geçmemiz gerekiyor.

Mutabakat sadece bir çevre stratejisi olarak algılanmamalı, bizi de yakından ilgilendiren yeni bir uluslararası ticaret sistemi ve iş bölümü dizaynı olduğu unutulmamalıdır.

Ankara Sanayi Odası olarak bu konuda biz de ASO 2. OSB ile birlikte bir çalışma yürütüyoruz. Öncelikle ilk etkilenecek sektörlere yönelik olmak üzere üzere bir dizi çalışma gerçekleştireceğiz. Ardından da tüm sektörlerimizi kapsayacak şekilde çalışmalarımızı genişleteceğiz. Ülke olarak bu konuda geç kalmamamız gerektiğini bir kez daha dikkatlerinize sunmak istiyorum.  

Değerli katılımcılar,

Son birkaç cümleyle konuşmamı tamamlamak istiyorum.    

Dünya’nın yaşam destek sisteminin temel belirleyicisinin insan olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu dönemde insanoğlunun dünyaya etkisi en üst seviyeye çıkmıştır. Doğaya ilişkin duyduğumuz kaygıların ancak yeni yönetsel anlayış ile üstesinden gelebileceğiz. Bunun için yalnızca teknolojilerin değil aynı zamanda zihniyetin değişmesine de ihtiyacımız var.

İnsanoğlunun hırs ve arzularının yükü, dünya tarafından kaldırılamaz hale gelmiştir. Bu yük ancak tüm tarafların üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeleri ile azalabilecektir. Konunun tüm taraflarını bir araya getiren bu platformu bu yüzden önemsiyor ve tebrik ediyorum

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, 11. TÜRKTAY toplantısının başarılı geçmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum”