Özdebir: En Önemli Reform Sürdürülebilirlik ve Güven

   2021-03-31

Ankara Sanayi Odası Mart ayı meclis toplantısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun katılımıyla video konferans yöntemiyle yapıldı. ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Özdebir’in toplantıda yaptığı konuşma şöyle:

“Sayın Bakanıma bu yoğun programı içinde bize de zaman ayırdığı için teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri, Ekonomimiz son dönemde, yüksek faiz, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik olgularını bir arada yaşadığımız zorlu bir süreçten geçiyor.

Yüksek kur hem özel sektörün hem kamunun dış borç çevrimini zorlaştırmakta, ithalat maliyetlerini de yükseltmektedir. Ekonominin genelinde ise dolarizasyonun eğiliminin artmasına neden olmaktadır.Kurun yükselmesinin yanı sıra önemli ölçüde oynak olması da ekonominin genelinde belirsizliğe neden olmakta ve reel sektörde öngörülebilirliğin azalması olarak yansımaktadır. Kur artışları aynı zamanda enflasyonu besleyerek faizin yukarı yönlü olmasına neden olmakta, bu da özel sektörün yatırım imkânlarını azaltmaktadır. Yatırım için sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde güvenin tesis edilmesi çok önemlidir. Enflasyon, sanayicinin kullanmış olduğu ara malların hem TL hem de döviz cinsinden fiyatlarını her geçen gün arttırmaktadır. Bu sorun varken diğer taraftan üretici iç piyasada ara mal bulmakta zorlandığından üretim yapamıyor. Bazı tüccarlar ellerindeki ara malı yurtiçi piyasaya vermek yerine, Suriye Irak gibi ülkelere satarak hem ülke içinde fiyatların yükselmesine hem de yurtiçindeki üreticilerin tedarik zincirinin bozulmasına neden olmaktadır. Sürekli dile getirdiğimiz katma değerli ürünlerin arttırılması gerektiğini söylüyoruz lakin firmalar ara mal niteliğindeki malı ihraç ederek ekonominin katma değer yaratmasına sekte vuruyorlar. Hiç kuşkusuz ki kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretmek zorundayız. Yüksek faiz, üretici kesim açısından yüksek finansman ve yüksek re-finansman maliyetleri anlamına gelmektedir. Makroekonomik ve finansal istikrarsızlık ile yüksek sermaye maliyetlerinden olumsuz etkilenen üretim kesimi olarak, kurun makul seviyelere gerileyeceği ve oynaklığının azalacağı düşüncesiyle son dönemdeki faiz artırımlarını ilaç gibi görmüş, yan etkilerinin yaratacağı sıkıntılara rağmen katlanmamız gerektiği görüşünü ifade etmiştik. Ancak Merkez Bankası başkanlığındaki ani görev değişimi piyasalarda güven erozyonuna neden olmuş, kurun çok kısa bir zaman diliminde yeniden hızla yükselmesi sonucunda, parasal sıkılaşma politikaları amacını realize edememiş ve ekonomi aynı anda hem yüksek faizin, hem de yüksek kurun kıskacında kalmıştır. Kur seviyesinin, ara mallardaki yüksek fiyat artışları kanalıyla üretimde aksamalara yol açan ve uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü aşındıran, yüksek enflasyonla birlikte değerlendirilmesi, reel sektör olarak yaşadığımız zorlukların derecesini ortaya koymaktadır. Son dönemde ekonomi politikalarında istikrarın sadece para politikası ile gerçekleşeceği gibi bir algı var. Ekonomik yapının temeli üretken yatırımlar ve katma değeri yüksek üretim ile gerçekleşir. Sadece para politikası üzerinden uygulanacak enflasyon ve kurları kontrol etme stratejilerinin, ekonominin dinamizminin daha da bozulmasına neden olacağı unutulmamalıdır. Yakın zamanda ekonomik reformlar ortaya koyduk, lakin en önemli ekonomik reform sürdürülebilirliktir. Sürdürülebilirlik ise güven mekanizması ile sağlanabilecektir. 

Sayın Bakanım, Değerli Meclis Üyeleri,

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz haftalarda açıklanan “Ekonomik Reform Paketinin” somut ve çözüm odaklı olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu paketlerin en önemli olan yanının uygulamadaki başarı olduğunu unutmamalıyız. Pakette yer alan; kamu harcama disiplini, şeffaflık, tasarruf vurgusu, vergi düzenlemelerinin sadeleştirilmesi, vergi inceleme sürelerinin kısaltılması ve dijitalleşmesi, güven unsuru, kamu ihalelerindeki şeffaflık ve bürokrasinin azaltılması vurguları son derece önemli. Özellikle Kredi Garanti Fonu’nun katma değeri yüksek üretimi ve nitelikli istihdamı uygun maliyetli selektif kredilerle destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılacak olmasını çok değerli buluyorum. ASO’nun son dönemdeki meclis toplantılarında gündeme getirdiğimiz birçok önerinin paket içinde yer bulmasından dolayı büyük bir mutluluk duyduk. Özellikle üretimde ithal girdi kullanımının azaltılması ile katma değeri yüksek yerli ve milli ekonomi hedefi ortaya konulması çok önemli. Kamu tasarruflarının ön planda olduğu pakette, kamunun yerli ürün kullanımına yönelik ifadeler memnuniyet verici. Yıllardır dile getirdiğimiz bu konuda, ayrıca bir izleme komitesinin kurulması uygulamanın başarısı açısından çok önemli. Tam bu noktada Ekonomi Reform Paketi’nde yer alan "Yüksek katma değerli üretim ve ihracat ile istihdama dayalı üretim" vurgularının önemli ve yerinde olduğunu belirtilmeliyim. Pakette yer alan en kritik husus ise,  şeffaflık ve güven vurgularıdır. Şeffaflığın ve güven tesisinin en hızlı ve efektif biçimde sağlanması, ekonomimizin istikrarı için elzemdir. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Lütfi Elvan’ın geçtiğimiz hafta ekonomik reform eylem takvimini açıklayarak, reform paketinin zaman geçirmeden bir takvime bağlanması, uygulanabilirliği açısından oldukça önemli.

Sayın Bakanım,

Dijitalleşme öyle bir noktaya geldi ki, dijital ekosistemin önümüzdeki 20 yılda kendi kendine düzenleme, ölçekleyebilme, doğal ekosistemlerden esinlenme, dış dünya ile etkileşim kurması bekleniyor. Gerçekten de otonom dijital ekosisteme doğru gidiyoruz. 4. Sanayi Devrimi dediğimizde de kastedilen aslında budur.  Tüm bunların alt yapısı ise internet ağıdır. Bu gelişime ayak uydurabilmemiz için güçlü ve sağlam bir internet altyapısına ihtiyacımız olduğu açıktır. Bu nedenle sabit ve mobil internet altyapımızı süratle geliştirmeli ve dijital dönüşümün otobanlarını oluşturmalıyız. Tabi tüm bu gelişmeler lojistik sektörünü de kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Lojistiğin 7 doğrusu olarak bilinen; doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan doğru yolla ve doğru fiyatla sağlanması süreçlerinin tamamını etkileyecek ve yeniden şekillendirecektir. Lojistik sektörü, sanayicinin en yakın komşusudur. Lojistik endüstrisi tedarik zincirinin her adımında yer almaktadır.  Her türlü olumlu ya da olumsuz gelişme doğrudan sanayiciyi etkilemektedir. Tüm üretim alanları, imalat sektörleri ile yakın ilişki içerisinde olan lojistiğin, endüstride olası değişimlere adapte olması gerekmektedir. Artık lojistik süreçlerin tamamen fiziksel olarak ele alınması, lojistik hizmet sağlayıcılarının rekabetçi olabilmeleri için yeterli değildir. Geleceğin lojistik adımları dijitalleşme, akıllı çözümler ve otomasyona dayalı olacaktır. Lojistik hizmet sağlayıcıları için başarının anahtarı geçmişte verimlilik, standardizasyon ve düşük maliyetti. Dijitalleşme ile beraber bunlara çeviklik, müşteri odaklılık, esneklik ve sürekli inovasyon gibi zorunluluklar eklenmiştir. Ancak biliyoruz ki lojistik yalnızca dijitale konu olan bir başlık olmanın ötesinde dış ticaretin ve dış politikanın da önemli bir konu başlığıdır. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Çin’in öncülüğünde başlayan “Kuşak ve Yol Girişimi” hem ticaretin lojistiğini hem de ticaretin boyutunu etkilemektedir. Hem sanayi hem Türkiye ekonomisi açısından bu derece önemli olan ulaştırma sektörü için 11. Kalkınma Planında “Türkiye’nin coğrafi avantajından en iyi şekilde faydalanarak modlar arası ve çok modlu uygulamaların geliştirilmesi; demiryolu ve denizyolu taşıma paylarının artırılması; hızlı, esnek, emniyetli, güvenilir ve entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi, ticaretin kolaylaştırılması ve ülkemizin rekabet gücünün artırılması” temel amaç olarak belirtilmiştir.

Öngörülen tedbirler arasındaki;

  • Ulaştırma modları arasındaki entegrasyon güçlendirilmesi ve sektöre giriş engellerini ortadan kaldıracak tedbirlerin alınması,
  • kombine yük taşımacılığı hizmetleri ile kombine yük terminalleri ve aktarma merkezlerinin idari ve mali teşvikine yönelik program hazırlanması,
  • lojistik merkez ve iltisak hatlarının standartları ile işletme ve yönetim modellerinin belirlenecek olması,
  • lojistik faaliyetlerinde esneklik, hız, öngörülebilirlik, güvenlik, kalite, ölçek ekonomisi ve yenilikçilik gibi hizmet düzeyi parametrelerinin iyileştirilmesi,
  • kamu ve özel sektörün liman yatırımlarının bütüncül bir bakış açısıyla koordine edilecek olması bizler açısından önemlidir.

Ancak bir nokta var ki özellikle sanayi açısından kritik önemde görülmektedir. Türkiye’de üretilen ürünlerin dış pazarlara ulaştırılmasında yurtiçi lojistiğin rekabetçi açıdan değerlendirilerek, Anadolu’daki üretim merkezlerine girdi tedarikinde ve bu merkezlerdeki üretimin limanlara ve tüketim noktalarına erişimde alternatif lojistik yöntemlerinin düşünülmesi yerinde olacaktır. Kalkınma planında yer alan “entegre bir ulaştırma sisteminin tesis edilmesiyle lojistik maliyetlerin düşürülmesi” amacının sanayici açısından rutlar bazında tek tek ele alınması önemlidir. Sayın Bakanım bu noktayı özetlemek gerekirse: limanlarımız batıda, burdan doğuya doğru gittikçe  üretim yapanlar iki türlü dezavantajlı durumda. Yurt dışından gelen  ara mallar üretim için doğuya doğru gidiyor, üretimin ardından daha sonra ihracat için tekrar batıya gönderiliyor. İki türlü taşıma maliyeti oluşuyor ve bu da maalesef rekabet gücümüzü etkiliyor.

Sayın Bakanım, burada bizim de birkaç önerimiz var;

  • İhraç ürünlerine gümrüklendikleri şehirden limana kadar olan mesafede ÖTV’siz yakıt desteğe sağlanmalıdır,
  • Demiryolu taşımacılığı geliştirilerek yaygınlaştırılmalı ve ucuzlatılmalıdır,
  • Özel lokomotifçiliğin önü açılmalı ve rekabet şartları sağlanmalıdır.

Sayın Bakanım son 20 yılda Türkiye ulaşım alt yapısında çok büyük yatırımlar yaptı ve önemli mesafeler kat etti. Ekonomimiz için çok önemli olan zaman ve mesafeler kısalırken, diğer yandan kaza sayıları azaldı ve ölüm oranları düştü. Bunlar ülkemiz için gurur verici ve biz sanayiciler olarak da teşekkür ediyoruz. Biraz önce bahsettiğim konuların da Sizin bakanlığınız döneminde kısa sürede çözüleceğine inanıyorum.

Sayın Bakanım  Sincan’da bulunan ASO 1. OSB’de bir demiryolu lojistik merkezimiz var. Buradan blok trenlerle ihracat limanlarına konteyner taşımacılığı yapıyoruz. Ancak 3 yıla yakın süredir demiryollarının bölgedeki sinyalizasyon ve diğer alt yapı çalışmaları nedeniyle kullanamıyoruz. Bu nedenle sanayicilerimiz uzun süre demiryolu taşımacılığından mahrum kaldı. Bu çalışmaların bitmek üzere olduğu ifade ediliyor. Bu arada yapılan yeni çalışmayla tek hatlı demiryolumuz hem çift hatta çıkıyor, hem de doğrudan konvansiyonel ana yük hattına bağlanıyor. Ayrıca 2000’li yılların başlarında bölgedeki sanayi tesislerinde çalışanlar da bu hat üzerindeki istasyondan inip-binme imkânına sahipti. Çalışmaların tamamlanmasıyla bu yolcu istasyonunun da yeniden aktif hale gelmesini bekliyoruz. Sayın Bakanım bu çalışmaların süratle sonuçlandırılması ürünlerimizin ihracat limanlarına hızlı ve daha uygun koşullarda ulaşması açısından çok önemli. 

Bu çalışmalar nedeniyle Size ve emeği geçen tüm demiryolu çalışanlarına teşekkür ediyorum.

 Sayın Bakanım, Değerli Meclis üyeleri,

Son birkaç cümle ile sözlerimi tamamlamak istiyorum. Pandeminin devam ettiği mevcut küresel koşullarda ekonomilerin sürdürülebilir ve sağlam büyüme patikasına oturabilmeleri, ekonomik birimlerin pozitif beklentilerine ve güven algılarına büyük ölçüde bağlıdır. Ekonomik birimlerin güveni ise, belirsizliğin azaldığı, ekonomi politikalarının güçlü, şeffaf ve tutarlı olduğu durumda pozitif olmaktadır. Türkiye gibi dış finansman gereksinimlerinin yüksekliği nedeniyle kırılganlığı yüksek olan ülkelerde, ülke riskinin azaltılabilmesi ve yatırım ikliminin elverişli kılınabilmesi, öncelikle güven tesisini gerektirmektedir. Güven tesisi, temel olarak, makroekonomik politikaların öngörülebilirliğini artırmakla mümkündür. Bu amaçla kurumların bağımsızlığını, hukuk sisteminin istikrarını ve üstünlüğünü teminat altına almak büyük bir önem arz etmektedir”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ise  "Orta Koridor" rotasının etkin kullanılmasının önemine işaret ederek, "Halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden, ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır" dedi.
Karaismailoğlu, Cumhuriyetin 100. yılına bambaşka bir güç ve gelecek perspektifiyle girdiklerini, son 19 yılda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmak için güçlü hamleler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Eğitimden sanayiye kadar dünya ölçeğinde bir iddia ve başarı kazandıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, Türkiye'nin sanayisini ve sanayicilerini desteklemek, üretkenliğini artırmak ve güçlü bir lojistik altyapıyla yeni ihracat kapılarını açmak için çalıştıklarını ifade etti.
Karaismailoğlu, "Türkiye'ye duyduğunuz inançla bugünlere geldiniz ve Türkiye ekonomisini ürettiğiniz gelirle, istihdamla ayakta tuttunuz. Artık büyümenin ve ilerlemenin baş döndürücü bir hıza ulaşacağı, dijitalleşmenin tüm iş sahalarında yaygınlaşacağı, teknolojik üretimimizin artacağı, yerli ve milli ürünlerimizle pek çok alanda söz sahibi olacağımız yeni bir dönem olacak. Türkiye'nin yarınlarını inşa edeceğiz. Gelişmekte olan değil gelişmiş Türkiye'nin geleceğini birlikte kuracağız." diye konuştu.
- "Kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz"
Yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle dünyanın tarihi bir resesyon yaşadığına işaret eden Karaismailoğlu, tedavi ve aşılama konusunda sağlanacak ilerleme sayesinde bu yılın küresel ekonominin hızla toparlanacağı bir dönem olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, IMF küresel ekonomide 2021 için yüzde 5,2 büyüme öngörürken, OECD'nin Türkiye'de yüzde 5,9 büyüme beklediğine dikkati çekerek, "Türkiye için ortaya çıkan bu olumlu tabloda Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki çalışmaların önemi büyüktür." dedi.
Sanayi için de benzer bir tablonun bulunduğunu belirten Karaismailoğlu, Ocak 2021 itibarıyla yıllık sanayi üretiminin yüzde 11,4 artmasının özverili çalışmaların sonucu olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin pandemi koşullarında dahi tüm dünyanın hayretle izlediği bir devamlılık, üretkenlik ve büyüme sağladığını söyleyen Karaismailoğlu, "Bugüne dek başardıklarımızın verdiği şevk ve azimle, Türkiye'nin çıtasını daha da yükselteceğiz. Yerli ve milli ürünlerinin sayısını her geçen gün artıran, tekstil kadar, gıda kadar, ham madde kadar teknolojide, yazılımda, hizmet alanlarında da ihracat yapan bir Türkiye markası için çalışacağız. Gelişmiş dünyanın bize biçtiği rolleri bir kenara bırakıp, kendi kaderimizi kendimiz çizeceğiz." dedi.
- Ulaşım ve haberleşme projeleri
Karaismailoğlu, yeri geldiğinde hazine kaynaklarının yanında özel sektör iş birliğiyle dev projeleri bir an önce hayata geçirmelerinin, bu sonuçlara hızla ulaşabilmek için olduğunu ifade etti.
Hükümetleri döneminde ulaşım ve haberleşme hizmetleri için 1 trilyon liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Karaismailoğlu, tamamlanan ve inşası süren kara ve demir yolu projelerini anlattı.
TURASAŞ Fabrikasında Milli Elektrikli Tren Seti, Elektrikli Anahat Lokomotifi, Hibrit Lokomotif, Dual Lokomotif ve özgün motor projelerinin başarıyla sürdürüldüğünü dile getiren Karaismailoğlu, "Milli Banliyö Tren Seti Projesi başladı. 2021 yılında tasarımı tamamlanarak prototip imalatına başlayacağız. Milli Elektrikli Tren seti projemizde yerlilik oranı yüzde 60'a ulaşmıştır. Yerlilik oranı seri üretimde yüzde 80'e çıkacak." diye konuştu.
Karaismailoğlu, 2023'te demir yolu sektör payını yolcuda yüzde 5'e, yükte yüzde10'a, 2035'te ise yolcuda yüzde 15'e, yükte yüzde 25'e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Dünya ticaretinin yüzde 80'ini sırtlayan deniz yolları konusunda da kararlı bir şekilde ilerlediklerini belirten Karaismailoğlu, gelecek dönemde daha çevreci, rekabetçi, yerlilik ve millilik oranı daha yüksek bir gemi inşa ve yan sanayi geliştirmek için çalışacaklarını söyledi.
Türkiye'yi haberleşme ve iletişim yetkinlikleri açısından da yeni bir çağa hazırladıklarına işaret eden Karaismailoğlu, Türkiye'nin, Cumhuriyetin 100. yılında kendi uydusunu kendisi yapabilen dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alacağını bildirdi.
- "Kanal İstanbul, Orta Koridor'un en önemli bileşeni olacak"
Karaismailoğlu, Türkiye'nin, liman bağlantıları sayesinde Asya'daki yük trafiğinin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesine ulaşması için önemli fırsatlar sunduğuna dikkati çekerek, "Orta Koridor rotası etkin kullanıldığı takdirde halen yıllık 710 milyar dolar tutarında olan Avrupa-Çin ticaret trafiğinden ülkemizin ve Orta Asya ülkelerinin ekonomik fırsatlar elde edilebileceği aşikardır." dedi.
Geçen hafta The Ever Given adlı geminin Süveyş Kanalı'na sıkıştığını ve bu durumun dünya ticaretini olumsuz etkilediğini anımsatan Karaismailoğlu, bu olayla Orta Koridor'un öneminin bir kez daha anlaşıldığını söyledi.
Karaismailoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kanal İstanbul, Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan ticaret yolu olan Orta Koridor'un da en önemli bileşeni olacak. Orta Koridor'daki varlığımızı ve hakimiyetimizi artıracak. Marmara Bölgesi, Kanal İstanbul'u, Marmara otoyol ringi, limanları, lojistik bölgeleri, demir yolu bağlantıları, Marmaray’ı ile Avrasya'nın lokomotifi, dünyanın kavşak noktası haline gelecek. Proje mevcut İstanbul Boğazı'ndaki yüksek tonajlı gemilerin neden olduğu kaza risklerini de ortadan kaldıracak ve İstanbul rahat bir nefes alacak."
Ulaştırma ve haberleşme yatırımlarının 2003'ten bu yana sanayiye toplam katkısının 225 milyar dolar olduğunu bildiren Karaismalioğlu, sanayicilerle birlikte hareket etmenin, her daim yapıcı ve sonuç odaklı ilişkiler kurmalarının, diyalog ortamını güçlendirmenin son derece yararlı olacağını dile getirdi.
Karaismailoğlu, içeriden, dışarıdan, muhalefetten, basından pek çok eleştiri, karalama ve asılsız iddiayla karşılaştıklarını belirterek şunları kaydetti:
"Türkiye'nin yarınları ve çocuklarımızın geleceği için büyük bir sorumluluk duyarak yaptığımız işleri daha idrak bile etmekte güçlük çekenlerle bizim yollarımız çok ayrı. Artık muhalif siyasetle, ayrı dünyalardan hatta ayrı çağlardan olduğumuzu düşünmeye başladık desek yeridir. Bu uzun yolda, daha çok akıl ve fikir birliği yaparsak, devlet ve sanayi iş birliğini artırırsak, Türkiye'nin hedeflerini ortak hedeflerimiz olarak sahiplenirsek, başaramayacağımız hiçbir iş yoktur."