Nükleer Santraller Fuarı ve Zirvesi ASO’nun Ev Sahipliğinde Yapıldı

   2021-06-01

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın destekleriyle Nükleer Sanayi Derneği (NSD) ve Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından hayata geçirilen 4. Nükleer Santraller Fuarı ve 8. Nükleer Santraller Zirvesi (NPPES) çevrimiçi olarak başladı.


Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir ile NSD Başkanı Alikaan Çiftçi’nin evsahipi olarak katıldığı etkinlikte TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürü Afşin Burak Bostancı, OECD Nükleer Enerji Ajansı (NEA) Genel Müdürü William D. Magwood,  Akkuyu NGS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Anton Dedusenko ve Rolls Royce Küçük Modüler Reaktörler CEO’su Tom Samson konuşma yaptı.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir yaptığı konuşmada 2017 yılından bu yana da Nükleer Sanayi Kümelenmesi Projesi NÜKSAK ile sanayicilerin nükleer alanda üretim yapma kabiliyetlerini geliştirmeye çalıştırdıklarını belirti. 
NÜKSAK kümelenmesinde Türkiye’nin çeşitli kentlerinden 70 civarında firma bulunduğunu söyleyen Özdebir, “Bu süreçte Rusya, Fransa, Japonya ve Çek Cumhuriyeti’nin de aralarında yer aldığı birçok ülkenin nükleer alandaki kuruluşlarıyla işbirliği anlaşmaları imzaladık ve ortak çalışmalar yürüttük.  Akkuyu Nükleer Güç Santrali kurucu şirketi ile de çok yakın ilişki içinde yerli sanayicimizin tedarikçi olabilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Küme olarak ayrıca sanayicilerimizin Nükleer Düzenleme Kurumu’ndan onaylı imalatçı belgesi alabilmesi için önemli destekler sağlıyoruz. Bugüne kadar 5 firmamız belgesini aldı ve ürün satabilir hale geldi. 5 firmamızın da başvuru süreci devam ediyor. Burada hedefimiz sadece Türkiye değil, dünyanın her tarafında yapımı süren nükleer santrallere ürün verebilmek” dedi.

Nükleer teknoloji üreten ülkeler grubuna dahil olabilmek için önümüzde bir fırsat olduğunu ve artık Türkiye’nin kendi reaktörünü üretebilmesi gerektiğini dile getiren Özdebir, “Ankara Sanayi Odası olarak böyle bir çalışmaya öncülük ediyoruz. Hedeflediğimiz reaktör ülkemizin dünyanın en büyük rezervlerinden birine sahip olduğu toryum ile çalışacak 4. nesil Ergimiş Tuz Reaktörüdür. Bu reaktörün geliştirilmesi ve yapımının daha kolay olduğunu düşünüyoruz.  Klasik nükleer reaktörlerden çok daha güvenli ve basınç ihtiva etmeyen bir teknoloji olması bize cazip geldi. Üyelerimizden bir firmamızın uluslararası nükleer sınıfta ve ergimiş tuz reaktörlerinde kullanılabilecek bir eşanjör tasarımı yapmış olması tasarım kabiliyeti açısından da belli bir noktaya gelmiş olduğumuzu gösteriyor. Diğer taraftan birçok ülkede SMR denilen küçük modüler nükleer reaktörler de geliştiriliyor. Bu konuda da uluslararası bazı firmalarla görüşmelerimiz sürüyor” diye konuştu.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da teknolojinin gelişiminin çok önemli bir bileşen olduğunu aktararak enerji ve nükleer sahalar gibi stratejik alanlarla ilgili araştırmalar gerçekleştirdiklerini ifade etti. 
Birlikte oluşturma kültürü getirmeye çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr. Hasan Mandal, beşeri kapasite ile altyapıyı bir araya getirmeye odaklandıklarını aktardı. Prof. Dr. Mandal, yeni jenerasyon nükleer teknolojilerle ilgili tüm paydaşların katılımıyla hazılanan politika raporunu yaklaşık bir ay önce Cumhurbaşkanlığı’na sunulduğunu da söyledi. Prof. Dr. Mandal, araştırma alt yapısı ve beşeri kapasite ile farklı iş birliği fırsatlarının bir araya getirildiği raporda, 9 ana politika tavsiyesinin yer aldığını da paylaştı.
 Prof. Dr. Mandal, nükleer teknolojilerle ilgili 4. Nesil Uluslararası Forumu’nun (Generation IV International Forum) bir üyesi olmayı hedeflediklerini belirtti. Üye olmak için politika raporu hazılanması gibi bir ev ödevi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mandal ve bunu hazırladıklarını şimdi de yol haritası üzerinde çalıştıklarını söyledi.
 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürü Afşin Burak Bostancı da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak NPPES’e 2014 yılından beri destek verdiklerini ve bu desteğe devam edeceklerini söyledi: Bostancı, “Bugün dünyada elektrik enerjisi talebinin yaklaşık yüzde 11’i nükleer santrallerden karşılanıyor. 32 ülkede toplam 443 nükleer reaktör işletmede olup, ülkemizin de içinde olduğu 19 ülkede 52 reaktör inşaat halindedir. Diğer taraftan önümüzdeki 10 yıl içinde 162 yeni nükleer reaktörün inşasına başlanması planlanıyor. Burada nükleer enerjiden vazgeçildiği söylemlerinin doğru olmadığını sektörün yeni bir büyüme döneminde olduğunu görüyoruz.” 
Bostancı: “Ülkemizin de enerji stratejisinde nükleer santraller önemli bir konumdadır. Bu anlamda ülkemiz toplam 12 nükleer reaktöre sahip olacak 3 nükleer santral projesi kurmayı planlıyor. İlk nükleer santralimiz olan Akkuyu NGS’nin ilk 3 ünitesinin inşasına devam ediliyor. İlk ünitenin Cumhuriyetimizin 100. yılına denk gelen 2023 yılına kadar elektrik üretimine başlamasını hedefliyoruz. Diğer üniteleri de birer yıl arayla devreye almayı planlıyoruz. Diğer iki nükleer santral projesinin kurulumuna yönelik saha seçimi ve müzakere hazırlık çalışmaları devam ediyor. Diğer yandan küçük modüler reaktörler başta olmak üzere 4. nesil reaktörlere yönelik yeni trendleri de yakından takip ediyoruz” diye konuştu.
Ülkemizin birincil enerji kaynağında dışa bağımlılığının azalmasında nükleer santrallerin önemli bir görev üstleneceğini belirten Bostancı: “Eğer bugün Akkuyu NGS tam kapasite hizmette olsa, ülkemizin elektrik talebinin yüzde 10’unu, İstanbul’un ise elektrik talebinin yüzde 90’ını tek başına karşılayabilir. Ayrıca her yıl 7 milyar metreküp doğalgaz ithalatından da kurtulmuş olacağız” dedi.
Bostancı: “Yaklaşık 550 bin parçadan oluşan nükleer santrallerin yerli sanayicimize dinamizm kazandıracağını ve sanayimizin bir üst lige atlamasında önemli katkılar sunacağını düşünüyoruz. Tek kalemde ülkemizin en büyük yatırımı konumundaki Akkuyu NGS’de mal ve hizmet tedariğinin en az yüzde 40’ının yerli imkanlardan karşılanmasını öngörüyoruz, bunun diğer nükleer santral projelerimizde kademeli olarak artmasını istiyoruz. Projelerde, bilgi, deneyim ve kabiliyet elde eden sanayicilerimizin uluslararası nükleer tedarik zincirlerine de dahil olacağına ve diğer ülkelerdeki projelerde de başarılara imza atacağına inancımız tam. Bu amaç doğrultusunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız ve sektör temsilcilerimizle gece gündüz yoğun mesaideyiz” diye konuştu. 

Nükleer Sanayi Derneği (NSD) Başkanı Alikaan Çiftçi de Ortadoğu ve Afrika’nın en büyük nükleer sanayi etkinliği haline gelen NPPES’i uluslararası bir iş ağı platformuna dönüştürdüklerini vurguladı. 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı öncülüğünde başlatılan yerlileştirme çabalarına, ülkemizdeki nükleer sanayi ile ilgili birçok kurumun katkı sunduğunu belirten NSD Başkanı Alikaan Çiftçi: “NPPES paydaşlar arasındaki etkileşimi artırarak sanayicilerimizin iş fırsatlarıyla buluşmasına ciddi olanaklar sağlıyor. Biz de Nükleer Sanayi Derneği olarak bu hedefe ulaşabilmek için yurt içi ve yurt dışı tüm aktör ve paydaşlarla iş birliklerinin artırılmasını misyon edindik. Amacımız, nükleer enerji projelerinin, tasarım, inşaat, kurulum, devreye alma, işletme ve bakım fazlarında, sadece taahhüt ve tedarik alanlarında değil, aynı zamanda mühendislik, proje yönetimi, danışmanlık ve uygunluk değerlendirme alanlarında yurt içi projelerde yerli katkıyı, yurt dışı projelerde de etkinliğimizi artırmak. Bu doğrultuda, farklı ülkelerde bulunan nükleer enerji alanındaki 16 ayrı dernek ve organizasyonla niyet ve işbirliği anlaşmaları imzaladık. Ayrıca Güney Kore, İtalya ve İsviçre temsilcilerimiz de derneğimiz adına görevlerine başlamış durumda.Kısa zamanda faaliyetlerimizin somut sonuçlarını paylaşacağız” diye konuştu.

OECD Nükleer Enerji Ajansı (NEA) Genel Müdürü William D. Magwood ise şunları söyledi: “Türkiye enerji ihtiyacını karşılamada fosil yakıtlara bağımlı bir yapıda. Türkiye enerjisinin önemli bir kısmını kömür ve doğalgazdan tedarik ediyor; ama nükleer enerji ile birlikte bu tablo değişecek. Türkiye’de nükleer reaktör inşaatları devam ediyor ve Türkiye’nin nükleer enerji alanında bu kararı alması ve yeni projeleri de hayata geçirecek olması çok önemli” diye konuştu.
Covid 19 pandemisinden politika belirleyicilerin çok önemli bir ders çıkardığını ifade eden Magwood sözlerine şöyle devam etti: “Hepimiz bu dönemde uzaktan çalıştık, online eğitimler, online toplantılar yaptık. Küresel ölçekte enerji talebinin arttığını görüyoruz. Bu da elektriğe çok daha bağımlı olduğumuzu ortaya koyuyor. Hem yaşamsal açıdan hem de ekonomik büyüme açısından bu konu çok önemli. Artan enerji üretimi karbon salınımlarının yükselmesine de yol açtı. Karar vericiler, küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmeye çalışıyorlar ve bu konuda milyarlarca lira harcanıyor. Nükleer enerji tam da bu noktada; karbon salınımlarının azaltılmasına yardımcı olan, temiz, istikrarlı, güvenilir ve maliyet etkin elektriğe erişim konusunda avantaj sağlıyor. 365 gün, haftanın 7 günü ve 24 saat sürekli enerji sağlayan bir kaynak olması çok önemli. Düşük karbonlu gelecek için en hızlı, en güvenli ve en emin elektrik üretimi, nükleer enerji santralleri vasıtasıyla gerçekleşecek. Türkiye’de siz bu yaklaşımı Akkuyu NGS sayesinde sergiliyorsunuz.” 

Akkuyu NGS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Anton Dedusenko ise şunları paylaştı: “Pandemi sırasında nükleer projelerimizin planlandığı gibi devam ettiğini ve hatta bu projelerin ulusal ekonomilerin sorunsuz işlemesine, gelişmesine ve toparlanmasına katkıda bulunduğunu söylemekten gurur duyuyorum. Akkuyu NGS de iyi bir ilerleme gösteriyor. Bu yıl Mart ayında 3. ünitenin inşaatının başlaması, şu anda aynı anda üç ünitede tam ölçekli inşaat çalışmalarının devam ettiği anlamına geliyor. Ayrıca bu yıl, Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK)’ndan 4. ünitenin inşaatı için de ruhsat bekliyoruz.”
Dedusenko: “Akkuyu NGS devreye alındığında yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat enerji üreterek Türkiye'nin elektrik tüketiminin yüzde 10'unu karşılayacak. Şimdiden proje, istihdam büyümesini ve yerel üretim gelişimini ileriye taşıyan bir nüfus mıknatısı gibi çalışıyor. Doğrudan veya dolaylı olarak projenin uygulanmasını sağlayan şirketler için sözleşme imkanı sağlıyor” diye konuştu. 
Ürün ve hizmet tedariklerinin yerelleştirilmesine özel önem veriyoruz diyen Dedusenko: “Akkuyu NGS'de inşaat aşamasındaki iş ve malzeme yerelleştirme oranının yüzde 40 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Bugün Akkuyu NGS’nin tedarikçi listesinde 400'den fazla Türk firması yer alıyor. Yerel ürünlere yönelik potansiyel talep ve yerel işletmeler için gelişme beklentileri ile birlikte bölgede nüfus artışının 30 bin kişiye ulaşması öngörülüyor” dedi.
NPPES kapsamında Rosatom tarafından düzenlenen özel oturumların odak noktasının Türk firmalarını bekleyen fırsatlar  olduğunu belirten  Dedusenko, katılımcıların Rosatom'da benimsenen satın alma sistemi, tedarikçiler için temel kurallar ve fırsatlar hakkında bilgilendirileceğini de sözlerine ekledi.
Rolls Royce Küçük Modüler Reaktörler (SMR) CEO’su Tom Samson ise Türkiye’de SMR’lerin kullanılabilmesi için görüşmelere devam ettiklerini belirtti. Temiz enerjiye dair bir gelecek tasarımının yapıldığı günümüzde, Samson küçük modüler reaktörler ile düşük maliyetli bir teknoloji geliştirdiklerini aktardı. Nükleer enerjinin düşük maliyetli çözümler sağlaması, güven sunması, yatırım çekmesi ve ölçeklendirilebilir olması lazım diyen Samson, buna göre teknolojilerini geliştirdiklerinden bahsetti.  Ölçeklendirilebilir SMR’lerin yüksek enerji depolama maliyetlerini önleyen temiz bir çözüm olduğunu vurgulayan Samson, SMR’ların önemli özelliklerinden birinin büyük bir kısmının fabrikada yapılabilmesi olduğunu ve  kalan kısmının üretiminin sahada tamamlandığını açıkladı. İngiltere’de talep almaya başlayan SMR’lerle ilgili Türkiye’nin de dahil olduğu diğer ülkelerden de talep geleceğine inandığını belirten Samson, 2030’da başka ülkeler de programımıza katılacak dedi.