Ankara Sanayi Odası Meslek Komiteleri Ortak toplantısı Antalya’da Gerçekleştirildi

   2021-10-02

ASO Meclis ve 35 Meslek Komitesi üyelerinin geniş katılımıyla gerçekleşen toplantıya ASO Başkanı Nurettin Özdebir, KOSGEB Teknoloji, Yenilik ve Yerlileştirme Daire Başkanı Dr. Mehmet Görkem Gürbüz, Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden Prof. Dr. Doğan Nadi Leblebici, ESG Partner Danışmanlık AŞ.  Özge Kepenek Bozkırlıoğlu ve İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tekin Altuğ katıldı.

İklim Değişikliği ve Politika ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tekin Altuğ konuşmasının sonunda Antalya’da 2 gün boyunca gerçekleştirilen toplantıda ortaya çıkan karbon salınımının ASO 2 OSB’de kurulacak   güneş enerjisi santraliyle sıfırlanacak olması nedeniyle,   ASO Başkanı Özdebir ve ASO Başkan Yardımcısı ve ASO 2. OSB Başkanı Seyit Ardıç’a “Karbon Nötr Sertifikası” verdi.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantının açılışında Ankara Sanayi Odasının 2022-2026 yıllarını kapsayan stratejik plan çalışmaları ve gündemdeki ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Özdebir’in konuşması şöyle:

“Ankara Sanayi Odasının 2022-2026 yıllarını kapsayan stratejik plan çalışmalarını meclis ve komite üyelerimizin yoğun katılımıyla dün başlattık. Bugün ve daha sonra Ankara’da gerçekleştireceğimiz çalışmalarla son haline getireceğiz.

Bu plan önemli çünkü 1963’den bu yana Ankara sanayisinin gelişimi ASO’nun gelişimiyle paralel gerçekleşmiştir. Bunun için dün sanayici arkadaşlarımızın verdiği katkılar çok önemliydi. Bu katkılar önümüzdeki dönemlere Ankara sanayisinin temel sorunlarının belirlenmesinde ve daha ileriye gitmesinde önemli katkılar sağlayacaktır.   

Ben tüm arkadaşlarıma verdikleri ve vermeye devam edecekleri katkılar için şimdiden Ankara ve Ankara sanayisi adına şükranlarımı sunuyorum.

Ankara Sanayi Odası 1963 yılından bu yana Başkentin sanayisini sanayinin başkenti haline getirme çabasıyla çalışmalarını sürdürmektedir

Sanayicinin üretim kabiliyetini geliştirmek ve daha ileriye taşıma misyonu ve sorumluluğunu taşımaktadır.

Değerli meclis ve komite üyeleri

Küreselleşmenin doğal bir sonucu olarak, sanayi alanında yaşanan uluslararası gelişmeler sanayimizi doğrudan etkilemekte ve ülkemiz tarafından sanayiye yönelik olarak uygulanan stratejilerin ve politikaların güncellenmesini zorunlu kılmaktadır.

Ankara Sanayi Odası, kurulduğu tarihten bu yana üyelerinin rekabet gücünü artırmak ve böylece Ankara ilinin sanayisinin ve ülkemiz ekonomisinin gelişimine katkıda bulunmak üzere çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir.

Bu çalışmalar kapsamında, Odamız sanayi alanında yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmeleri yakından takip etmekte ve üyelerine sunduğu hizmetleri çeşitlendirmek ve sürekli olarak iyileştirmek için çalışmalarda bulunmaktadır.

Ankara sanayicisinin yüksek katma değer üretmesine, rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamak ve başta ilimiz olmak üzere ülkemizin ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel gelişiminde yol gösterici olma çabasındadır.

Ankara Sanayi Odası Stratejik Planı ile Odamızın vizyonu “Başkenti sanayi ve teknolojide lider yapmak” olarak belirlenmiştir. Anılan vizyonu gerçekleştirmek üzere Odamızın misyonu ise “Ankara sanayicisinin yüksek katma değer üretmesine, verimlilik artışına, rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamak ve başta ilimiz olmak üzere ülkemizin ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel gelişiminde yol gösterici olmak” olarak ortaya konmuştur.

Başkenti sanayi ve teknolojide lider yapmak vizyonumuz doğrultusunda sizlerin de büyük katkılarıyla var gücümüzle çalışmaktayız.

Bu vizyona ulaşmak için Ankara sanayicisinin yüksek katma değer üretmesine ve rekabet gücünün artırılmasına yönelik girişimlerde bulunuyor, başta ilimiz olmak üzere ülkemizin ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel gelişiminde yol gösterici olmak üzere gayret sarf ediyoruz.

Değerli arkadaşlar,

Bugünkü toplantımızın önemli gündem maddelerinden birisi de hepimizi çok yakından ilgilendiren Avrupa Yeşil Mutabakatı konusudur.

AB ekonomisini sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürme amacını ortaya koyan bu mutabakat konusunda bizim de geç kalmadan harekete geçmemiz gerekiyor.

Mutabakat sadece bir çevre stratejisi olarak algılanmamalı, bizi de yakından ilgilendiren yeni bir uluslararası ticaret sistemi ve dönüşümü olduğu da unutulmamalıdır.

Sınırda karbon uygulamaları sanayinin önünde bir engel gibi gözükse de, sürece hızlı bir adaptasyonla yeni fırsatlar olarak bakmak da mümkündür.

Birçok sektörde AB Yeşil Mutabakatının ortaya koyduğu düzenlemeleri ivedi bir şekilde yerine getirip rekabette geri kalmamak için hızlı bir dönüşüme girerek, gerekli adımların ivedi bir şekilde atılması gerekmektedir.

Yeşil mutabakat ile sınırda karbon vergisi uygulaması yüksek karbon salınımı olan özellikle de enerjiye yüksek oranda bağımlılık gösteren sektörlerde uygulanacaktır. 

Söz konusu mutabakatta, karbon salınımı yüksek olan sektör ve alt sektörler belirlenmiş olup, özellikle demir-çelik, maden, alüminyum, çimento başta olmak üzere birçok tekstil alt gruplarında, kimyasal hammaddelerde, cam seramik gibi birçok sektörde ön plana çıkmaktadır.

Son dönemde ivme kazanan ihracatta, sürdürülebilirliğin devamı açısından, bu mutabakata uyum sürecinin, çok kritik bir öneme sahip olduğu da unutulmamalıdır.

Ülke olarak bizim de üzerimize düşeni yaparak; üretim sistemimizi karbon salınımını azaltıcı yöne dönüştürecek planlamaları yapmamız ve tüketim davranışlarını bu yönde değiştirmemiz gerekiyor.

AB “Yeşil Mutabakatına” uygun bir büyüme stratejisi ortaya koymak emisyonları azaltırken, diğer taraftan da yaşam kalitesini artıracaktır.

G7 ülkelerine ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 60’ı tutarındadır ve temel pazarlarımızda bu boyutta bir dönüşümün dışında kalamayız. Yeşil dönüşüm bir tek sınırda karbon vergisi demek değil, kapsamlı bir teknolojik yenilenme sürecidir.  

Değerli meclis ve komite üyeleri,

Makroekonomik gelişmelerle ilgili kısa bir değerlendirmenin ardından sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Küresel ekonomide yeni denge arayışları devam ediyor. Pandeminin yarattığı küresel krizle birlikte dünyanın içine girdiği bol para döneminin sonu yaklaşıyor.

Yeni dengelenme süreci, aynı zamanda ekonomilerde risk algısının arttığı bir dönemden geçileceği anlamına da geliyor.

Değişen dengelerin ilk dalgaları hissedilmeye başlandı bile. ABD’de varlık azaltımı gelişen ülke para birimleri karşısında baskıyı ve belirsizliği arttırıyor.

Ülke olarak Mart ayından bu yana risk algısı ve belirsizliklerin hala yüksek seviyede olduğu bir dönemdeyiz. Covid-19’da artan vakalar, Merkez Bankalarının kararları ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan belirsizlikler ve bu belirsizliklerdeki yüksek risk algısı her geçen gün artarken, ekonomi politika yapıcıların uygun bir ekonomi politikası formüle etmesini zorlaştırıyor.

Son dönemde, parasal sıkılaşma politikaları amacını realize edememiş ve ekonomi aynı anda hem yüksek faizin hem de yüksek kurun kıskacında kalmıştır.

Bu olguların, yurt içinde belirsizliği artıran, ara mallardaki yüksek fiyat artışları kanalıyla üretimde aksamalara yol açan ve uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü aşındıran yüksek enflasyonla birlikte değerlendirilmesi, hâlihazırda reel sektörün yüzleştiği zorlukların derecesini ortaya koymaktadır.

Ama tüm bu zorlukların üstesinden gelmekten başka da çaremiz yok. Biz sanayiciler olarak bu süreçte üretmekten hiç vazgeçmedik. Ama burada da yapmamız gerekenler oldukça açık.

Sanayi politikamız, üretim odaklı bir yaklaşımla, yüksek katma değer yaratan ve ithalata bağımlı olmayan üretim modeli ile sağlıklı bir yapıya kavuşacaktır. Geçmiş yıllarda ülke olarak tercihimiz, yabancı sermaye ile finanse edilen ithalata bağımlı bir sanayileşme politikasıydı.

Bu nedenle, etkin yapısal dönüşüm politikalarının devreye girmesi gerektiğine inanıyorum. Yapısal dönüşüm, üretimi harekete geçirecek yapısal tedbirlerdir.

Özellikle üretimde dışa bağımlılığı azaltmak için ara ve sermaye mal üretimine katkı sağlayacak teşvik sisteminin devreye girmesi gerekmektedir.  Bunları gerçekleştirdiğimizde; üretim artışı ile sağlanacak refah artışı, ülkemizi hak ettiği kalkınma seviyesine ulaştıracaktır.

2022 yılında yazmamız gereken “Yeni Büyüme Hikâyemizin” en önemli unsurları;  teknolojik dönüşümü sağlayarak dışa bağımlılığı azaltmak ve verimliliğimizi artırmak olmalıdır. Değeri oluşturan tüm halkaların yurtiçinde üretilmesi temel politika tercihiz olması gerekir.

Ülke ekonomisinin, mevcut olumsuz konjonktürü geride bırakıp, tekrar yüksek büyüme patikasına girebilmesi için; verimlilik, rekabet gücü ve ihracat artışına yönelik ekonomi politikaları revize edilerek, üreten katma değer yaratan bir ekonomi yapısına dönüşmesi gerekmektedir.  2022 sonrası güçlü bir büyüme ve dengelenmenin sağlanmasında, yapısal reformların uygulanabilirliği, uzun vadeli istikrar açısından oldukça önem arz edecektir.

Özellikle iki konuyu çok önemsiyorum. Bunlardan birincisi nitelikli işgücü diğeri ise verimliliktir.

Bu iki sorunun çözümü noktasında ASO olarak biz de önemli katkılar sağlamaya çalışıyoruz. 

Özellikle, verimliliği arttırmak için, yaratıcı düşünmeyi teşvik edecek, teknoloji çağına uyum sağlayabilecek, nitelikli iş gücünün arttırılması ve dijitalleşmeye yönelik adımları atabilmemiz gerekmektedir. 

Ankara Sanayi Odası olarak kurduğumuz, Türkiye’nin ilk model fabrika uygulamasıyla, verimlilik artışının sağlanmasında yol göstermeye devam ediyoruz.

Model Fabrika’da yürüttüğümüz öğren-dönüş çalışmalarını sık sık sizinle paylaşıyorum. Ben sizin kanalınızla bir kez daha tüm Ankaralı sanayici dostlarıma seslenmek istiyorum. Lütfen Model Fabrika’nın çalışmalarını takip edin, bu programda yer almaya çalışın ama diğer yandan da mutlaka üretim süreçlerinizi gözden geçirin. Çünkü verimlilik konusunda almamız gereken çok mesafe var.

Ülkemizde işsizlik önemli bir gündem maddesiyken, diğer taraftan biz sanayiciler nitelikli işgücü bulamıyoruz.

ASO olarak işgücünün niteliğini yükseltmek için yürüttüğümüz çok sayıda projenin yansıra, kurduğumuz ASO Sürekli Eğitim Merkeziyle bu çalışmalarımıza önemli bir ivme kazandırdık.

Nitelikli işgücüne ulaşmada siz sanayicilerimizin burayla irtibat halinde olmasının fayda sağlayacağını düşünüyorum.

Sözlerime son verirken, sunumlarıyla programımıza katkı sağlayan konuklarımıza şimdiden teşekkür ediyorum. Katılım sağlayan meclis ve komite üyelerimize de bir kez daha katılımı ve katkıları için teşekkür ediyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum”

ASO Başkan Yardımcısı ve 2. OSB Başkanı Seyit Ardıç da sanayinin yeşil ekonomiye dönüşüm süreçlerinin yerinden desteklenmesi için 2. OSB’de başlatılan “Sanayinin Yeşil Rotası” kampanyası hakkında bilgi verdi.

Açılış konuşmasından sonra İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tekin Altuğ, önümüzdeki dönemde imzalanması planlanan Türkiye-Paris iklim anlaşmasının ülkemize faydalarını anlatan bir sunum gerçekleştirdi.

Daha sonra SG Partner Danışmanlık Özge Kepenek Bozkırlıoğlu, Avrupa Yeşil Mutabakatı, “Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenlemesi-Türk Sanayisini Neler Bekliyor” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Son olarak KOSGEB Teknoloji, Yenilik ve Yerlileştirme Daire Başkanı Dr. Mehmet Görkem Gürbüz, “KOSGEB Teknoloji Destekleri ve Yeşil Mutabakat Kapsamında KOSGEB Tarafından Yürütülmesi Planlanan Çalışmalar” hakkında sunumunu gerçekleştirdi.


ONLINE HİZMETLER