4. Nesil Nükleer Reaktör Teknolojileri Toplantılarının Üçüncüsü Gerçekleştirildi

   2021-08-12

Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından, üçüncüsü gerçekleştirilen 4. Nesil Nükleer Reaktör Teknolojileri toplantısı ergimiş tuz reaktörlerinin Türkiye’deki çalışmaları ve gelişmeleri konu başlığıyla çevrim içi gerçekleştirildi.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıya Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Başkan Yardımcısı Dr. Orkun Hasekioğlu katıldı. Dr. Hasekioğlu, toplantıda sektörün önde gelenlerine ergimiş tuz reaktörlerinin Türkiye’deki çalışmalarına ve gelişmelerine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.

 

“Niye biz nükleer reaktörümüzü geliştirmiyoruz diye yola çıktık”

Konuşmasında Ankara Sanayi Odası’nın yeni nesil nükleer reaktör teknolojileri konusuyla neden ilgilendiği konusuna açıklık getiren ASO Başkanı Nurettin Özdebir, şunları söyledi:
“10 yılı aşkın süredir Ankara Sanayi Odası nükleer teknoloji ile uğraşıyor. Bugüne kadar özel sektöre tabu olan alanlardan birisiydi. Ülkemizde bir nükleer enerji santrali kuruluş süreciyle birlikte yerli sanayimiz buradan nasıl bir pay alabilir diye yola çıktık. 4 yılı aşkın süredir de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle Küme Destek Programı çerçevesinde Türkiye çapında bu nükleer santrallere parça üretebilecek firmaların akreditasyonları, eğitimleri, bu konuların hazırlıklarıyla ilgili bir çalışma sürdürüyoruz. Bu çalışmalarla birlikte bu alandaki bilgi birikimimiz biraz daha artınca acaba Uluslararası Atom Enerjisi Konseyi tarafından da seçilen 4. Nesil Nükleer Santraller diye adlandırabileceğimiz santrallerden bir tanesini biz de yapabilir miyiz diye düşündük. Sanayi olarak metal kısımların ya da yakıt çevrimi hariç diğer kısımları da biraz gözümüz kestiği için, niye biz kendi nükleer reaktörümüzü geliştirmiyoruz diye yola çıktık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına da arz ettik. Bunun üzerine çalışmalar başladı.”
 

“Deklerasyon Gerekiyor”

Nükleer reaktör teknolojileri konusunda resmi çalışmaların başlayabilmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na ülke olarak deklarasyon yapılması gerektiğine dikkat çeken Özdebir, “ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Orkun Hasekioğlu bu ekibin liderliğini yapması için görevlendirildi. Devlet tarafında, TÜBİTAK tarafında, TENMAK tarafında neler yapılıyor bu konuyla ilgili? Bu bilgi açığını tamamlamak üzere Orkun hocam sağ olsunlar bizimle beraber oldular” diye konuştu.

Türkiye Enerji Nükleer Madencilik Araştırma Kurumu (TENMAK) Başkan Yardımcısı Dr. Orkun Hasekioğlu, “Ergimiş Tuz Reaktörleri: Türkiye’deki çalışmalar ve gelişmeler” içeriğiyle yaptığı konuşmasında, TENMAK’ı oluşturan enstitülerin oldukça eski kurumlar olmasına rağmen TENMAK’ın kendisinin aşağı yukarı 12 ay önce resmi olarak kurulduğu bilgisini vererek, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı TÜBİTAK’a benzer fakat çalışma alanları biraz daha farklı. İsminden de anlaşıldığı üzere Türkiye Enerji Nükleer Madencilik Araştırma Kurumu. Dolayısıyla enerji, nükleer ve madencilik alanlarına odaklanan TÜBİTAK benzeri araştırma enstitümüz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile çalışıyoruz. Ben de daha öncesinde TÜBİTAK’taydım. Hala TÜBİTAK’tayım. Aynı zamanda TENMAK’ta da başkan yardımcılığı görevim var” dedi.

Dr. Hasekioğlu, dünyada mevcut nükleer enerjinin toplam elektrik enerjisi üretiminin yüzde 10’unu kapsadığını bilgisini aktararak, “Bazı ülkelerde bu daha fazla, bazılarında daha az. Mesela Fransa’yı ele alırsak yüzde 70’ten fazlası nükleer enerji kaynaklı. Amerika’da yüzde 20. Fakat dünya ortalaması olarak yüzde 10’ununu oluşturuyor. Nükleer enerjinin çok önemli katkıları ve faydaları var. Bir defa karbondioksit salınımı konusunda. Önümüzde 2030-2050 hedeflerimiz var. 2050’de Paris anlaşmasıyla ortaya koyduğumuz dünya hedefimiz var. Enerji salınımlarını minimize etmek yani 2050 yılına kadar Türkiye de dahil pek çok ülkenin karbon-sıfır ekonomiye geçme konusunda taahhütümüz var” diye konuştu.


Üçüncüsü düzenlenen 4. Nesil Nükleer Reaktör Teknolojileri toplantısı, Dr. Hasekioğlu’nun uzun ve kapsamlı sunumunun ardından soru-cevap kısmı ile devam etti.

“Sanayicilerimizin metali şekillendirme noktasında herhangi bir sorunu yok, en kralını yaparız”

Soru-cevaptan önce sözü alan ASO Başkanı Özdebir, Hasekioğlu’nun ergimiş tuz reaktörleri ve yeni nesil nükleer reaktörleri hakkında yaptığı konuşmasının hem bürokrasi hem de bu işin teknolojisi anlamında bilgilendirici olduğunu belirterek, “Ben bizim sanayicilerimiz adına metali şekillendirmekle ilgili herhangi bir sorunumuz yok en kralını yaparız diyorum. O konuda içiniz rahat olsun ama bu yakıt çevrimi konusu özel bir konu. Radyoaktivite özel bir konu. Bugüne kadar özel sektöre tabu olarak gösterilen bir alan olduğu için orada fazla bir birikimimiz yok ama bir reaktörde kullanılacak bütün malzemeleri üretmeye hazırız. Bu yüksek alaşımlı süper metallerle ilgili bizim de çalışmamız var. Ankaralı bir sanayicimiz bir numune üretti. Şimdi onu geliştirmekle ilgili çalışıyorlar. İkinci bir numuneyi daha hazırlayacaklar. Hazır olduğu takdirde aynısının üretilmesiyle ilgili bir sıkıntımız da yok. Kaldı ki Kanadalıların 304 kalite paslanmaz çelikten ben bu reaktörü yapacağım demesi piyasada rafta hazır olan bir malzeme olduğu için hepimizin içini rahatlatacak bir unsur olması gerekir” diye konuştu.

“Biz başka yerlerde de kullanacağımız hammaddeyi dünyayı zehirleyecek sera etkisi oluşturacak şekilde yakarak yok ediyoruz. Bundan bir an önce vazgeçmemiz lazım” diyen Özdebir, insanlık olarak gidilecek başka bir dünyanın olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Yaşadığımız felaketleri; yangınları, selleri, bu global ısınmayla beraber başımıza gelecekleri görüyoruz. Bu sefer sadece görmek değil gözümüze sokulur vaziyette gösterilmeye başlandı. Bu anlamda gerçekten bizim sıfır emisyona girecek işleri bir an önce yapmamız lazım. Akdeniz çanağı dediğimiz bölge de bu işlerden en çok etkilenen bölge. Yani ülkemiz de bu tehlikelere en çok maruz kalacak alanlardan birisi. Bir diğer husus ise benim de hiç aklıma gelmeyen hidrokarbonları yakarak tüketmemiz. Biz bu hidrokarbonları yakarak tüketiyoruz. Bol miktarda da karbondioksit olarak atmosfere salıyoruz. Halbuki bu hidrokarbonlar aslında dünyanın geleceği açısından da önemli bir şey olsa gerek. Çünkü biz hidrokarbon bileşikleri olan plastiği falan petrolden kömürden diğer hidrokarbon yakıtlarından üretebilme imkanı var. Önümüzdeki dönemde bunlara da ihtiyacımız olacak. Yani bunları böyle bol keseden harcamak dünyanın geleceği için malzeme açısından da dikkat edilmesi gereken bir husus olduğunu düşünüyorum. Biz başka yerlerde de kullanacağımız hammaddeyi dünyayı zehirleyecek sera etkisi oluşturacak şekilde yakarak yok ediyoruz. Bundan bir an önce vazgeçmemiz lazım.”

ASO Başkanı Özdebir’in sözünü ettiği hidrokarbonların Marmara Araştırma Merkezi’nde trijen adı altında bir proje ile işlendiğini dile getiren Dr. Hasekioğlu, “Çok eski zamanlarda tamamlanmış. Burada geliştirdiğimiz altyapı hala duruyor. Sizin kömürden metanol, hidrokarbonlar ve polimerleri elde etmeniz mümkün. Fakat ekonomik olması için petrolün belirli bir maliyetin altına düşmesi gerekiyor. Ama bu dediğiniz gibi bütün bu teknolojiler mümkün. Bunların yapılması mümkün. Bunların yapılması tabii ki sorun olan. Yaptığınız zaman da karbondioksit üretiyorsunuz” ifadelerine yer verdi.

“Amerika ve Avrupa, her ne kadar nükleer enerjiye geçiş yapmak istiyoruz deseler de pratikte hep tekrardan nükleer enerjilere geri dönüyorlar”
Karbon temelli bütün yakıtlardan uzak durulması gerektiğine vurgu yapan Dr. Hasekioğlu, “Paris anlaşması AB’deki birtakım sorumluluklarımız bizim için bunu gerektiriyor. Dolayısıyla burada da nükleer enerji tek çıkış yolu. Almanya alternatif enerjileri denedi fakat işin doğrusu çok yatırım yapmalarına rağmen başarılı olamadılar. Gene de enerjilerinin önemli bir kısmını Fransa’daki nükleer kaynaklardan elde ediyorlar. Kömüre yönelmek zorunda kaldılar. Çünkü tek başına kullandıkları jeotermal enerji veya güneş enerjisi, rüzgar enerjisi baz enerji üretimini sağlayamıyor. Bunlar inişli çıkışlı kaynaklar. Baz yükü elde edebilmeniz için tek yol depolama. Depolama da çok maliyetli bir teknoloji. Yani bunu bataryalarla depolamanız gerekiyor. Dolayısıyla hep gördüğümüz Amerika’da olsun Avrupa’da olsun, her ne kadar “nükleer enerji riskli çıkmak istiyoruz” deseler de pratikte hep bu tekrardan nükleer enerjilere geri dönüş var. Uzak Doğu’da zaten var. Kore, Çin, Endonezya’da var” diye konuştu.
Toplantı kapanış konuşmalarının ardından son buldu.