Yeni Ekonomi Programını Değerlendiren Özdebir:
“Türkiye Ekonomisine Güvenin Tesis Edilmesi Önemli”

    30 Eylül 2019

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan 2020-2022 Yeni Ekonomi Programı’nı değerlendiren Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, ihracatın yanı sıra iç pazardaki canlanmanın önemine dikkat çekti ve “Sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde Türkiye ekonomisine olan güvenin tesis edilmesi çok önemlidir” dedi.

Özdebir’in açıklaması şöyle:

“Açıklanan program bir yandan geçen senenin muhasebesini içerirken, aynı zamanda önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyonlar sunması açısından önemlidir. 2019 yılı için öngörülen 53 eylemin %75’inin tamamlanmış olması, YEP’in etkin bir şekilde uygulanmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Geçen senenin YEP’inde “dengelenme, disiplin, değişim” olarak 3 ayaklı modelin dengelenme kanadında aradan geçen 1 yıl sonunda ciddi bir performans sergilenmiştir. Disiplin kanadında Ağustos ayından itibaren kamu tarafından gözle görülür bir iyileşme söz konusudur. Harcamalarda frene basan kamu, gelir tarafında, özellikle vergi tahsilatında sorun yaşamaktadır. Bunun çözümü ise ekonomik büyüme ve güvenden geçmektedir.     Otomotiv ve konutta yeni finansman imkanları, Merkez Bankası’nın temmuz ve eylül aylarındaki faiz indirimleri sonrasında iç tüketimde bir hareketlenme beklenmektedir. Bugün Türkiye’nin faizleri daha aşağı indirebilmesi, YEP’de belirlenen enflasyon hedeflerinin yakalanılmasına bağlıdır.

YEP’de ortaya konan ve Türkiye ekonomisindeki değişimin anahtarı olacak plan ve programların yerinde olduğu görünmektedir. Bütçe açığının milli gelire oranının %3’ün altında tutarken aynı zamanda büyümeyi destekleyecek bir model için kamu kaynaklarının, ithalatı değil yerli üretimi destekleyecek şekilde kullanılması gerekmektedir. Programın bu ayağının unutulmadığını görüyoruz. Bütçenin performans ölçütlü olması önemli bir unsurdur. Aslında tercih edilen bu uygulama kısmi bir mali kurala geçişin önemli bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan, bundan önceki programda ihracata dayalı bir büyüme politikası tercih edilirken, yeni programda iç talebe dayalı bir büyüme hedeflemiş, ancak bu uygulamanın enflasyon üzerinde bir baskı yaratacağı da unutulmamalıdır.

Kamu yatırımlarının ve teşviklerin etkinliğini takip eden uygulamalar ve kurumsal yapıların hayata geçirilecek olması da önemlidir. İmalat sanayinde önceliklendirilmiş alanların ön plana çıkarılması, ulusal verimlilik uygulamaları sürdürülebilir büyümenin anahtarları olacaktır. Kredi kanallarında yerli ve katma değerli üretime pozitif ayrımcılık yapılması beklenmektedir.  Mevzuatlarda yer alan ve büyümeyi engelleyebileceği düşünülen unsurların ayıklanacağının ifade edilmesi, büyüme hedeflerini tutturabileceğimizin işaretlerini vermektedir. 

ASO olarak önerdiğimiz ve başından beri desteklediğimiz, İleri, Verimli, Milli Endüstri (İVME) Finansman paketinin önümüzdeki dönemde de uygulanacak olması teknolojik üretim yapacak firmaların desteklenmesi açısından önemlidir. Ayrıca halka açılmaların vergi indirimiyle desteklenecek olması, sermaye piyasalarının güçlenmesi ve sanayicilerimizin bu enstrümandan daha kolay faydalanabilmesi açısından önemlidir. İhracat ve yerliliği sağlayan kredi politika genişlemesine yönelik adımların da reel sektör açısından olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.

Sanayicinin en büyük problemlerinden biri olan nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamaya yönelik adımların atılacağı vurgusunu çok önemli buluyorum. Ayrıca, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda tercih ettikleri alanda eğitim almaları ve beceri kazanmalarını sağlamak amacıyla mesleki ve teknik eğitimde etkili bir rehberlik sisteminin oluşturulması çok önemli bir adım olmuştur.

Bunun yanısıra kamuda insan kaynakları yönetim sisteminin kurularak, hedef ve yetkinlik bazlı performans değerlendirmesine geçilecek olması, liyakata dayalı görevlendirmelerin yapılabilmesi açısından çok önemli bir yaklaşım.

Ayrıca, gıda üretiminin artırılabilmesi için sulama yatırımları ile tarımda verimliliği artıracak teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması dikkat çeken unsurlar içinde yer almaktadır.

İşsizlikte tek hanenin 2022 yılında görülecek olması, önümüzdeki 3 yılda kademeli bir düşüş öngörülmektedir. Bu dönemde inşaatın canlanması ile birlikte istihdam da bir gelişme beklenirken özellikle sanayide yeni istihdam alanlarına yönelik daha ayrıntılı yol haritasına ihtiyaç olacaktır.    

Türkiye ekonomisinin 2020-2022 için belirlenen %5’lik büyümeyi yakalaması ve sonrasında Türkiye ekonomisinin koşmaya başlamasının ilk gerekliliği iç pazardaki canlanmadır. Bütçe dengesini korumak adına kamu harcamalarında frene basılması sonrasında büyümeyi destekleyecek olan unsur hane halkının tüketimi olacaktır. Bu süreç bir yandan vergi gelirlerini artıracak aynı zamanda sanayinin de yeniden hareketlenmesine imkan tanıyacaktır. Sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde Türkiye ekonomisine olan güvenin tesis edilmesi çok önemlidir.

Son bir yılda hükümetimiz piyasanın fonlanmasında kamu bankalarını önemli bir araç olarak kullanırken özel bankalar bu süreçte risk almaktan kaçınmıştır. Ancak YEP ile birlikte özel bankaların elini ne derece taşın altına koyacağını merak ediyoruz. Ticari kredi faizlerinin düşmesini beklediğimiz bu yeni dönemde özel bankaların reel sektörün ne derece yanında olacaklarını hep birlikte göreceğiz”