Üçüncü Çeyrek Büyümesini Değerlendiren Özdebir: “Kalıcı Büyüme İçin Yatırımları Teşvik Eden Reformlara Öncelik Verilmeli”

    2 Aralık 2019

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, 2019 yılının 3. Çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi. Özdebir’in değerlendirmesi şöyle:

“2019 yılının 3. çeyreğindeki %0,9’luk büyüme, beklentiler doğrultusunda   gerçekleşmiş oldu. Büyümenin öncü göstergeleri olan, sanayi üretimi, perakende satış endeksi, kapasite kullanım oranı ve kredi büyüme hızındaki artışlar   üçüncü çeyrekte  pozitif bir büyümenin olacağına işaret ediyordu.  Açıklanan pozitif büyüme   ile Türkiye ekonomisi resesyondan çıkmış oldu. Bundan sonraki süreçte önemli olan büyümenin sürdürülebilir olmasıdır.

Büyümenin detaylarına bakıldığında, kamu yatırımlarında artış devam ederken, gayri safi sabit sermaye oluşumu %12,6 ile 5 çeyrektir düşmeye devam ediyor.  Yatırım azalışı, büyümeyi önemli ölçüde aşağıya çeken bir unsur, faiz düşüşü ve kurdaki istikrarın yatırımlara yansımaması önemli bir faktör. Kalıcı bir büyüme ve büyümede toparlanma için gayri safi sabit sermaye oluşumunun pozitife dönmesi gerekiyor. Ekonomi politika yapıcılarının hedefi yatırımları teşvik eden reformları önceliklendirmesi olmalıdır.

Diğer taraftan, hane halkı ve kamu tüketimi büyümeye katkı sağlarken; iç talep çok güçlü gelmediği gibi dış talep de zayıflamaya devam ediyor. Kamu harcamalarındaki artış büyümeyi destekleyerek çarpan etkisiyle tüketim harcamaları ve yatırımları arttırıyor. Ancak kamunun bu rolden vazgeçerek, ekonominin kendi dinamizmi ile büyüme trendine girmesi, ekonomiyi daha sağlıklı bir büyüme patikasına sokacaktır.

Üç çeyrek sonra sanayi sektörünün %1,6,  imalat sanayinin ise  %1,4  ile pozitife dönmesi önemli.  Makine ve teçhizat yatırımlarında ise 5 çeyrektir daralma devam ediyor, söz konusu yatırımlar önümüzdeki dönemde üretim açısından dikkat edilmesi gereken bir faktör.  

Sağlıklı büyüme, üretim odaklı, yüksek katma değer yaratan ve ithalata bağımlı olmayan bir üretim modeli ile gerçekleşir. Sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde Türkiye ekonomisine olan güvenin tesis edilmesi; potansiyele yakın büyümeye ulaşmada çok önemli bir katkı sağlayacaktır.”