TÜRKONFED 16. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi - Ankara Sanayi Odası

TÜRKONFED 16. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi

    14 Aralık 2012

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, TÜRKONFED 16. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi’ne konuşmacı olarak katıldı.
 
 
Sheraton Otel’de gerçekleştirilen zirveye, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz,  Ankara Sanayi Odası   Başkanı Nurettin Özdebir,  TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, TÜRKONFED  Başkanı Süleyman Onatça, İÇASİFED Başkanı Nihat Güçlü ve ANGİAD Başkanı Abdullah Değer katılarak birer konuşma yaptılar.
 
 
ASO Başkanı Nurettin Özdebir yaptığı konuşmada, Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşme riskini artıran temel faktörün rekabet gücündeki aşınma olduğunu belirterek, “Kişi başına düşen gelir artarken, doğal olarak ücretler de yükselmektedir. Ancak yükselen ücretler, sanayimizin ücret maliyetlerinin düşük olduğu ülkelerle rekabet etme imkanını da daralmaktadır. Sanayimizin bugünkü yapısı da yüksek katma değerli ürünlerde gelişmiş ülkelerle rekabet etme imkanımızı kısıtlamaktadır” dedi.

Düşük ücretlere dayanan bir büyüme stratejisinin sürdürülebilir olmayacağını ifade eden Özdebir, artan gelirle birlikte ücretlerin de yükselmesinin kaçınılmaz olacağına dikkati çekti. Özdebir, bu nedenle orta gelir tuzağından kaçınmak için düşük ücret maliyetlerine değil yüksek verimliliğe ve inovasyona dayalı rekabetçi bir sanayi yapısına sahip olunması gerektiğini söyledi.

 
 
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise yaptığı konuşmada, orta gelir tuzağının bugünkü raporun konusu olduğunu belirterek, özellikle bölgesel boyutun orta gelir tuzağıyla ilişkilendirilmesinin, Türkiye genelinden sektörel ve mekansal boyutlara taşınmasının son derece önemli olduğunu söyledi. Bakan Yılmaz, “İstikrarı, yenileşmeyi ve reformu eş zamanlı bir şekilde gerçekleştirmek durumundayız. Bu kolay bir iş değil. Bu, bütün herkesin katkısını gerektiren farklı bir yaklaşım diye düşünüyorum. Burada da Türkiye’nin aslında son 10 yılına baktığımızda bunu gördüğümüze ben inanıyorum” dedi.

Son 30 yılda OECD içinde gelir dağılımını en fazla düzelten ülkenin ‘Türkiye’ olduğunu bildiren Yılmaz, Türkiye’nin OECD ortalamalarının uzağında olduğuna ve önümüzdeki dönemde bunun daha iyi bir noktaya taşınması gerektiğine işaret etti. Ülkeler arası mukayesinin başarıda önemli olduğuna dikkati çeken Bakan Yılmaz, “Burada da satın alma gücüne göre mukayese edilmesi gerekiyor. Uluslararası karşılaştırmalar nominal olarak yapıldığında çok sağlıklı olmuyor” dedi.

Küresel krize rağmen Türkiye’nin yatırım iradesini kaybetmediğini belirten Yılmaz, Ar-Ge ve eğitime yatırımların devam ettiğini söyledi. Yılmaz, “Türkiye’nin iki problemi var. Bir taraftan dünya ortalamalarını, Avrupa ortalamalarını yakınsamak. Bir taraftan da kendi içinde bölgeler arası yakınsamayı sağlamak. İkisini de yine eş zamanlı yapmak zorunda. İkinci hedef konusunda da yine Türkiye’de önemli çabalar sarf ediyoruz” şeklinde konuştu.

Özel sektörün henüz eski alışkanlıklarını bırakamadığını dile getiren Yılmaz, özel sektörün hala belli bölge, yörelere ve sektörlere daha fazla yoğunlaştığını ifade etti. Özel sektörün de bu konuda daha fazla gayret içinde olması gerektiğini belirten Yılmaz, “Her kesim bireylerin ön yargısı olduğu gibi, özel sektörün de ön yargısı olabilir. Bunu söylerken hayırseverlik yapsınlar demiyorum” dedi.
Geri kalmış denilen yörelerin kar edilmeyecek yöreler olmadığını bildiren Yılmaz, geri kalmış denilen yörelerin ‘kullanılmamış potansiyeller’ olduğunu söyledi. Bu bölgelerin sermayenin kıt olduğu ama getirisinin yüksek olduğunu bölgeler olduğunu anlatan Yılmaz, “Yeter ki daha fazla analiz edelim, fikir geliştirelim. Buna hayırseverlik diye bakmıyorum. Ekonominin genel kuralı da bu zaten. Sermayenin kıt olduğu yerde getiri daha yüksektir. Niye gidip yatırım yapmayalım. Mardin, Urfa, Adıyaman, Bingöl’e neden yatırım yapmayalım. Bunu yapmamamız için hiçbir sebep yok. Yeter ki bu konuya biraz enerji harcayalım, biraz para harcayalım. Göreceksiniz ki oralarda da çok karlı yatırımlar var” şeklinde konuştu.