Özdebir: “Yeşil Sanayi Kavramı Önemli Hale Gelmiştir”

    4 Ocak 2019

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Ankara Sanayi Odası işbirliğiyle düzenlenen “Çevre Mevzuatı Farkındalığının Artırılması” bilgilendirme toplantısı ASO’nun ev sahipliğinde gerçekleşti.

Toplantıya ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Faik Yavuz, bakan yardımcıları, bürokratlar ve çok sayıda sanayici katıldı.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantının açılışında şöyle konuştu:

“Sanayi devrimi ile birlikte başlayan süreçten bu yana dünya ekonomileri, tarihin hiçbir döneminde olmayan bir hızla büyümüştür. 18. yüzyılda buhar, su ve mekanik üretim ekipmanları ile başlayan süreç, sonrasında uzmanlaşma ve kitlesel üretim ile devam etmiş, yirminci yüzyılın ikinci yarısında IT ve otomasyon ile yeni bir döneme girmiştir. Son olarak dijitalleşme ile süreçler yeniden tasarlanmaya başlamıştır. İçinde bulunduğumuz bu yeni dönemin en önemli iki kavramı etkinlik ve verimlilik olacaktır. Daha az kaynakla daha çok üretim, daha nitelikli üretim, kaynak verimliliğini ortaya çıkaran yenilikçilik üretimin ana belirleyicisi olacaktır. Bu kadar yoğun bir değişimin ve dönüşümün yaşanmasını beklediğimiz önümüzdeki dönemde “yeşil sanayi” kavramı hiç olmadığı kadar önemli hale gelecektir. Dijitalleşme ile birlikte üretim süreçlerindeki değişim ve dönüşüm doğaya ve çevreye daha duyarlı teknolojileri de hayatımıza sokacaktır.  

Nasıl ki 2000 yılından bu yana Fortune 500 listesindeki firmaların çok büyük bir kısmının ismi değişmişse, bundan sonra da verimli ve etkin üretim süreçlerini ve teknolojilerini geliştiren, dijitalleşme ile birlikte kaynaklarını en doğru kullanan firmalar listede yer bulacaklardır. Tüm bu gelişmeler, doğa dostu teknolojilerin ve üretim süreçlerinin ön plana çıkmasına imkan tanıyacaktır.

Bu bahsettiğim yeni dönemin en önemli iki bakanlığı “Çevre ve Şehircilik” ile “Sanayi ve Teknoloji” bakanlıklarımızdır. Bugün iki bakanımız da bizlerle birlikte.

Öncelikle Sayın Bakanlarımıza ve değerli bürokratlarımıza bugün bizlerle bir araya geldikleri için, değerli zamanlarını bize ayırdıkları için teşekkür etmek istiyorum. Firmalarımızın çevre yönetimi konusunda hem teorik hem de pratik bilgiyle donatılması, mevzuat ve uygulamaları konusunda farkındalık yaratılması hem sanayiciler olarak öncelikle bizim için aynı zamanda ülkemizin geleceği açısından önem arz etmektedir. Ankara Sanayi Odası olarak çevre ve doğa konularındaki hassasiyetimizin altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan İkinci 100 günlük Eylem planında, Ankara ve İstanbul’da belirlenen alanlarda “Sanayi Alanı” olarak imar planlarının yapılması ve yatırımcı kurum, kuruluş ve belediyelere devrinin sağlanacağı belirtilmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından “Yatırımlar için Arazi İhtiyacı Analizi” yapılacaktır.

Aynı Eylem planı çerçevesinde, 20 milyon metrekare yüzölçümlü Hazine taşınmazı, yatırım teşvik belgeli yatırımcılar için arz edilecektir. “Türkiye Mekânsal Strateji Planı” ön hazırlık, araştırma ve analizleri tamamlanacak ve plan hazırlama süreci başlatılacaktır.

Ancak burada uygulama açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir husus var. Sanayi alt yapıları kentsel alt yapılardan farklılık arz etmektedir.

Sanayi alt yapılarının yönetimleri de kentsel alt yapılardan farklıdır. Sanayi belediyeciliği özel bir ihtisas alanıdır. Türkiye’nin bu konuda ortaya koyduğu ve dünyaya örnek olmuş ve birçok ülkeye ihraç ettiğimiz bir organize sanayi bölgesi modeli var.

Ülkemizin OSB konusundaki 53 yıllık deneyiminin bu konularda değerlendirilerek bu birikimin heba edilmemesi gerektiğini ve bu organizasyonun OSB’ler üzerinden yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Dikkat edileceği üzere önümüzdeki dönemde yatırımlara yön verecek olan tüm bu eylemlerde üretim ve çevre konuları iç içe geçmiş durumdadır ve bu yönüyle birbirlerinden ayrı düşünülmesi, değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir. Bu noktada bizlere düşen çok önemli sorumluluklar bulunmaktadır. Herşeyden önce sanayiciler olarak bizler, fabrikalarımıza gösterdiğimiz önemin daha fazlasını çevreye karşı da göstermek zorundayız ve bu bilinçle hareket etmek durumundayız.

Diğer taraftan Türkiye’de “tarım politikalarında” bir dönüşümün konuşulduğu bir ortamda hiçbir şekilde tarım arazilerinin başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesi gerekmektedir. Konuşmamın başında söylediğim “kaynak verimliliği” prensibi gereğince topraklarımızın en verimli ve efektif şekilde kullanılması gerekmektedir ki ancak bu şekilde topyekün ve sürdürülebilir bir kalkınma hayata geçirilebilsin. Bu konuda belediyelerimize büyük iş düşmektedir.

Dünya’nın yaşam destek sisteminin temel belirleyicisinin insan olduğu Antroposen döneminde yaşamaktayız. Bu dönemde insanoğlunun dünyaya etkisi en üst seviyeye çıkmıştır. Sanayi öncesi döneme kıyasla dünya 1°C daha sıcak. Bugün doğaya ilişkin duyduğumuz kaygıların ancak yeni teknolojik gelişmeler ve yeni yönetsel anlayış ile üstesinden gelebileceğiz. Bunun için yalnızca teknolojilerin değil aynı zamanda zihniyetin değişmesine de ihtiyacımız var.

İnsanoğlunun hırs ve arzularının yükü, dünya tarafından taşınamaz hale gelmiştir. Kuşkusuz her ekonomik faaliyet belirli bir oranda doğaya zarar vermektedir.

Ancak bunun dozu, doğanın yenileyebileceği kadar olmalı, doğaya tazelenebileceği kadar zaman tanınmalıdır. Bu bahsettiğim süreç ancak tüm tarafların üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeleri ile mümkün olacaktır.

Ülkemizde çevre duyarlılığının her geçen gün artmasından da büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Sadece poşet konusu ile kamuoyunun dikkatini çeken ancak çok sayıda düzenlemeyi içeren yeni çevre kanunu önemli değişiklikler içeriyor  ve çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik ciddi adımlar atıyor.

Ayrıca, Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın başlattığı “SıfırAtık” kampanyasıyla; israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, oluşan atık miktarının azaltılması, etkin toplama sisteminin kurulması ve atıkların geri dönüştürülmesi süreçlerini kapsayan atık önleme yaklaşımı da önemli hedefler içermektedir. Toplumsal duyarlılığın oluşması açısından bu kampanyayı da çok önemsediğimi ifade etmek istiyorum”

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Faik Yavuz da, bu yıl için sanayicilere ayrılan 1 milyar liranın üzerindeki destek bütçesine değinerek, sıkıntılı bir dönemde sanayicilere verilen desteklerden dolayı Bakan Varank’a teşekkürlerini sundu.

İş dünyası olarak her iki bakanlıkla çalışmaya hazır olduklarını dile getiren Yavuz, şöyle devam etti:

“Sürdürülebilir kalkınmanın önemini hepimiz biliyoruz. Gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir bir çevre bırakmak hepimizin asli görevidir. Çevre ve iklim maliyetleri gibi, uyum maliyeti son derece yüksek olan konular küresel düzeyde de ele alınmalıdır. Çevre mevzuatı genişledikçe yeni tedbirlerin alınması gerekmektedir. Mevzuat konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları mutlak surette sürdürülmelidir.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, atıkların geri dönüşümü için getirilen yeni mekanizmaların, sanayicinin maliyetlerine asgari seviyede yansıması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla iş birliği içinde çalıştıklarını belirterek, “Nihai tüketim malı içindeki bileşenlerden dolayı çevre katkı payı alınmayacak. Sonuçta toplanan atıkların geri dönüşümüyle ham madde ithalatının azalması sağlanacak ve ülkemiz kazanacak” dedi.

Bakanlık olarak “Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonuyla yola çıktıklarını dile getiren Varank, yüksek katma değerli üretim, dijitalleşme, verimlilik artışları ve bölgesel kalkınmayı vizyonun gelişme eksenleri olarak belirlediklerini söyledi.

Varank, üretim için gerekli fiziki altyapı ve mekanların çevre dostu bilinçle oluşturulmasının önemine işaret ederek, Türkiye için organize sanayi bölgelerinin (OSB) iyi bir örnek olduğuna dikkati çekti. Türkiye’de 233’ü faal olmak üzere, 312 OSB bulunduğunu bildiren Varank, söz konusu bölgelerin sanayinin disipline edilerek, çevreye etkilerin ortadan kaldırılması ve kentlerin planlı gelişimine katkı sağlanması açısından ön plana çıktığını anlattı.

OSB’lerde atık su yönetiminden hava kalitesine, gürültü yönetiminden tehlikeli atıklara uzanan pek çok alanda yasal düzenlemeler bulunduğuna değinen Varank, “OSB’lerde sanayici dostu yaklaşımla, gerekli altyapı hizmetlerini belirli sistemler dahilinde sanayicinin hizmetine sunuyoruz. Arıtma tesisi gibi ortak kullanım alanları, OSB’lerde yatırımcılara önemli rekabet avantajları da getiriyor. Sunduğumuz kredi desteği, kalkınma ajansı kaynakları ve OSB’lerin kendi imkanları sayesinde faal durumdaki 162 OSB’nin atık su arıtma problemi çözülmüş durumda. Arıtma problemleri devam eden 21 OSB’nin altyapısını yatırım programımıza aldık, inşallah bunların da altyapılarını çözeceğiz.” diye konuştu.

– “Yeşil OSB Yol Haritası’ tamamlandı”

Varank, bakanlık kontrolündeki sanayi sitelerinde ortaya çıkan atık suların, belediyelerin kanalizasyon sistemine verildiğini, kendi arıtma tesisini kurmak isteyen sanayi sitesi yönetimlerine, talepleri halinde her türlü teknik ve mali desteği sunduklarını kaydetti. Gelecek süreçte çevre dostu, yeni ve düşük maliyetli sanayi alanları oluşturmak için tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Varank, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Küresel rekabette daha etkin olabilmek için firmalar arası, organize sanayi bölgeleri temelinde olduğu gibi iş birliği mekanizmalarına ihtiyaç bulunuyor. Günümüzde pek çok ülkede örnekleri bulunan ‘Endüstriyel Simbiyoz’ ve ‘Eko-Endüstriyel Park’ yaklaşımları, bu ihtiyacın bir yansıması. Üretimde çevresel etkilerin azaltılması ve rekabet gücünün artırılması açısından Eko-Endüstriyel Parklar ülkemiz için önemli potansiyeller taşıyor. Bu kapsamda Dünya Bankası Grubu işbirliğinde Şubat 2017’de ‘Türkiye İçin Yeşil OSB Çerçevesinin Geliştirilmesi Projesi’ni başlattık. Projeyle pilot seçilen İzmir Atatürk, Adana Hacı Sabancı, Bursa ve Ankara Sanayi Odası OSB’lerinde kaynak verimliliği, endüstriyel simbiyoz ve yeşil altyapı konularında analiz çalışmaları gerçekleştirildi ve her bir OSB için eylem planları hazırlandı. Ayrıca ilk aşamanın tamamlayıcı bir dokümanı olarak ‘Mevzuat Alanında ve Kurumsal Reformlar İçin Yeşil OSB Yol Haritası’ tamamlandı.”

– “Hedef: Geri dönüşüm için toplanan atık miktarın artması”

Varank, Ergene bölgesini de içerecek şekilde seçilecek diğer OSB’lerde işin uygulama kısmını geliştirici çalışmalara odaklanacaklarına dikkati çekti. “Ulusal Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi Veri Tabanının Geliştirilmesi Projesi”yle de iklim değişikliğine yol açan sera gazları ve diğer emisyonların azaltılması politikalarına yön verecek teknik ve istatistiki altyapıyı kurmayı hedeflediklerinin altını çizen Varank, çalışmanın ürünlerin eko-etiketlenmesi uygulamasının ülkede başlatılması için de önemli bir başlangıç olacağını vurguladı. Bu kapsamda tüm sanayi sektörlerinin çevresel etkilerini değerlendirmek ve karbon ayak izini hesaplayabilmek için öncelikle temel su ve enerji süreçlerinin oluşturulmasına odaklanacaklarını bildiren Varank, veri tabanının kurgusunu bu sene tamamlamayı planladıklarını söyledi.

Türk sanayisinin menfaatlerini göz önünde bulundurarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çalışmalarına katkıda bulunduklarını belirten Varank, ÇED süreçlerine dahil olduklarını, planlanan çevre düzenlemelerinin sanayi üzerindeki muhtemel etkilerinin hesaplanması ve en aza indirilmesi için veri ve bilgi paylaşımı yaptıklarını anlattı. Atıkların geri dönüşümü için getirilen yeni mekanizmaların, sanayicinin maliyetlerine asgari seviyede yansıması için de Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla iş birliği içinde çalıştıklarını söyleyen Varank, “Nihai tüketim malı içindeki bileşenlerden dolayı çevre katkı payı alınmayacak. Örneğin otomobil satın alırken otomobilin aküsü için ek maliyet olmayacak. Ama tüketici otomobilinin aküsünü değiştirirken eski aküsünü getirmezse ek maliyet gelecek. Bu şekilde geri dönüşüm için toplanan atık miktarın artması hedefleniyor. Sonuçta toplanan atıkların geri dönüşümüyle ham madde ithalatının azalması sağlanacak ve ülkemiz kazanacak.” ifadesini kullandı.

– “TÜBİTAK ile 595 Ar-Ge projesine 194 milyon lira destek”

Varank, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) aracılığıyla 2003-2017 yıllarında su, hava, toprak kalitesinin iyileştirilmesi, su kaynaklarının verimli kullanımı ve arıtma teknolojileri gibi farklı alanlarda, 595 Ar-Ge projesine 194 milyon lira katkıda bulunduklarını bildirerek, “TÜBİTAK ARDEB, orman yangınlarının erken tespiti ve küçükken söndürülebilmesi amacıyla Orman Genel Müdürlüğü ve Bilkent Üniversitesi iş birliğiyle oluşturulan bir projeyi destekledi. Geliştirilen sistemle yangın tehlikesinin olduğu arazilere yangın gözetleme kuleleri kuruluyor, arazi kameralarla gerçek zamanlı görüntüleniyor. Kameralarla 15 kilometre çapındaki orman görüntüleri analiz edilerek, 15-25 saniye arasında en ufak yangın tespit edilip, yetkililere bildiriliyor. Sistemin pilot uygulaması Manavgat Orman İşletme Müdürlüğünde yapıldı. Sistemle proje maliyetinin yaklaşık 11 katı tasarruf edildi. Geliştirilen yazılım, ABD Enerji Bakanlığına da ihraç edildi.” şeklinde konuştu.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsünün de su ve atık su, hava kalitesi, katı ve tehlikeli atık yönetimleri, deniz ve iç sular, temiz üretim alanlarında çalışmalar yaptığını aktaran Varank, şunları kaydetti:

“Nüfusu 5 binden küçük yerleşim yerlerine, klasik arıtmaların vazgeçilmezi olan elektrik enerjisini kullanmadan doğal atık su arıtma tesislerine yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor. Sanayi tesislerinin hava kirliliğine etkisini izlemek için baca gazı analizörlerinin yerli imkanlarla geliştirilmesi çalışmalarına başladık. Bu kapsamda özel sektör ortaklığıyla 2 yerli baca gazı analizörü (YEBA) geliştirildi ve patent süreci tamamlandı. Denizlerimizin Kara Kökenli Kirleticilere Karşı Korunmasına Yönelik Ulusal Eylem Planı, ulusal gereksinimlerimizi karşılamak ve uluslararası yükümlülüklerimizi de yerine getirmek için 2018 yılında güncellendi ve hizmete sunuldu. Böylece güçlü bir deniz kirliliği kontrol ve önleme politika aracı oluşturuldu.”

Ürünlerin içindeki plastik miktarına dikkati çeken Varank, “Bunun insan sağlığına nasıl bir zarar oluşturduğu daha bilimsel olarak tanımlanamamış durumda. Gelecek nesilleri düşünüyorsak, çocuklarımızın yaşayabileceği bir dünya bırakmak istiyorsak, bu konuda duyarlılığımızı en üst seviyede göstermemiz lazım. Bunlar (bez poşet) vatandaşa aslında maliyet oluşturan şeyler değil, birazcık şuurlu hareket etmek yeterli, hiçbir maliyet oluşturmadan da vatandaşlarımız bunlara ayak uydurabilirler” diye konuştu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise 4 günlük uygulama sonucunda plastik poşet kullanımının yaklaşık yüzde 50 azaldığını belirtti.

Atıkların geri toplanması ve plastik poşetlerin ücretli olmasına ilişkin önemli bir düzenleme yapıldığını belirten Kurum, 1 Ocak’tan itibaren uygulamanın hayata geçtiğini hatırlattı. Kurum, bu süreçte vatandaşın, sivil toplum örgütlerinin ve milletvekillerinin verdiği destekle ilgili taraflara teşekkürlerini iletti.

Süreçle ilgili kısa bilgi veren Kurum, “4 gündür bu uygulamaya geçildi ve görüyoruz ki plastik poşet kullanımı yaklaşık yüzde 50 azalmış durumda. Biz 2019’dan önce yıllık 30-35 milyar plastik poşet tüketiyorduk. Kişi başı 440 olan plastik poşet kullanımını çok yakın zamanda yüzde 90 oranında azaltarak 2025 yılında inşallah 40 adete düşürmeyi hedefliyoruz. Uygulamanın geçmesiyle birlikte de bu kullanım yaklaşık yüzde 50 azalmış durumda.” ifadesini kullandı.

– “Toplanması noktasında çok büyük sorunlar yaşıyoruz”

Kurum, plastik poşetlerin geri toplanma oranının yaklaşık yüzde 1 olduğuna değinerek “Niye derseniz, plastik poşetlerin geri toplamından üretilme maliyeti, yaklaşık normal maliyetin 100 katı fazla. Dolayısıyla hiçbir üreticimiz bu plastik poşetleri toplayıp, yeniden üretmek işine gelmiyor. Dolayısıyla toplanması noktasında çok büyük sorunlar yaşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

 Plastik poşetlerden 25 kuruş alındığını anımsatan Kurum, “25 kuruşun zaten 10 kuruşu üretim maliyeti, 15 kuruşunu da Bakanlık, bu atıkların geri toplanması, çevreye ve doğaya olan hizmetlerin artırılması noktasında bir kaynak olarak kullanacak.” açıklamasında bulundu.

Konuşmaların ardından ASO Başkanı Özdebir, günün anısına Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum’a plaket uygulaması nedeniyle ortaya çıkan israfı önlemek amacıyla ASO 2. OSB Hatıra Ormanında dikilmek üzere birer fidan sertifikası takdim etti.