Özdebir: Girişimcilik Ruhunu Korumalı ve Buna Uygun Habitatı Oluşturmalıyız

    15 Ekim 2019

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, Turkcell tarafından düzenlenen “Turkcell Teknoloji Buluşmaları” toplantısına konuşmacı olarak katıldı. Ankara Sheraton Otelde düzenlenen toplantıya Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Turkcell yöneticileri ve çok sayıda firma yöneticisi de katıldı.

Toplantının açılışında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Teknoloji ve hızın artık hayatımızın önemli bir parçası olduğunu belirtti. Turkcell’in birçok konuda ilkleri gerçekleştirmiş ülkemizin önde gelen bir teknoloji şirketi olduğunu dile getiren Özdebir, “Hem ülkemizin teknolojik kapasitesinin artırılmasına yönelik katkıları, hem bu tür organizasyonlara verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum. Ülkemizin geleceği genç teknolojik girişimcilerimizin, araştırmacılarımızın,  omuzlarında yükselecektir” dedi.

2000 sonrası dönemde teknolojideki gelişim ve dönüşüm inanılmaz bir hıza ulaştığını söyleyen Özdebir, sözlerine şöyle devam etti:

“Yeni teknolojilerin hayatımıza girme hızında gözle görülür bir artış söz konusudur. Buna bağlı olarak; endüstri 4.0, kripto paralar, blockchain, nesnelerin interneti, robotik teknolojiler, big data, yapay zeka gibi kavramlar 2000 sonrası konuşulmaya başlayan, ancak yakın dönemde gündemimize oturan kavramların başlıcalarıdır.

Söz konusu teknolojilerin her biri, ekonomik düzende geleneksel iş yapma biçimlerini de derinden etkileyebilecek özelliklere sahiptir. Artık perakende firmaları müşterilerinin mağaza içindeki hareketlerini analiz ederek pazarlama stratejileri geliştirmektedir. Cep telefonunuzu cebinizden çıkarmadan, kasiyersiz bir süpermarketten sepetinizi doldurup çıktığınızda, telefonunuz ile süpermarket iletişim kurarak otomatik olarak satın aldıklarınızın bedelini ödeyebilmektedir. Sensörler, fabrikalardaki hangi elektronik parçanın arızalanabileceğinin bilgisini size önceden haber vermekte, böylece üretim süreciniz aksamadan devam edebilmektedir. Bunun gibi pek çok yenilik, tüm sektörlerdeki iş yapış biçiminin değişmesinde daha çok belirleyici olacaktır.

Yapılan araştırmalar her 18 ila 24 ayda bir bilgisayar işlem gücünün ikiye katlandığını söylemektedir. İlk entegre devre 1958 yılında icat edildi, o günden bu yana bilgisayarların hızı yaklaşık 27 kez katlandı. Bize normal gelen bu artışın ne demek olduğunu anlamak için şu örneğe dikkat etmeniz yeterlidir: arabanızla 5 km hızla gitmeye başladınız ve her dakika hızınızı 2 katına çıkarıyorsunuz. Buna göre 27. dakikanın sonunda hızınız saatte 671 milyon kilometreye ulaşmaktadır. Teknolojinin ulaştığı hızı anlamak için bu örnek oldukça çarpıcıdır.

İşte artık teknoloji bu kadar hızlı durumdadır.   Belki hatırlarsınız, 1997’de Deep Blue programı dünyanın en iyi satranç oyuncusu Kasparov’u yendiğinde bütün dünya büyük bir şaşkınlık yaşamıştı. 

Bunun yanı sıra gurme standartında hamburger üretimi tam otomatik hale getirilmiş durumda. Japonya’daki zincir restoranının 262 şubesinde suşi yapımında robotlar kullanılıyor. Siparişler müşterilere garsonlar tarafından değil taşıma bandında sunuluyor. Amazon 2012 yılından bu yana depo robotlarını kullanıyor, robotlar zemine döşeli barkodlarla belirlenmiş ızgaralarda kendi kendilerine dolaşıyorlar.

Yeni nesil araç kiralama şirketleri, kiralama görevlisi ile hiç iletişim kurmaya gerek kalmadan araba rezerve edip kiralama imkanı sunuyor. Çin’de cep telefonu modülleri üreten 650 çalışanı bulunan bir fabrika robotlarla üretime geçtikten sonra çalışan sayısını 60’a düşürmüştür. Tek bir robot 8 kişinin yaptığı işi tek başına yapmakta ve daha önce %25 kusurlu üretim oranının bulunduğu fabrikada bu oranın %5’e düştüğü belirtilmiştir.

Beklenen gelişmeler ise çok daha çarpıcı. 2020’lerde bilgisayar çiplerindeki tekil tasarım elemanlarının boyutunun metrenin milyarda birine inmesi bekleniyor. 10 yıl sonrasında spor, iş dünyası ve siyasetle ilgili online haberlerin %90’ının algoritmalar tarafından yazılmasını bekleyen fütüristler var. Yapay zeka Facebook’daki 2 fotoğraftaki kişinin aynı olup olmadığını %97.25 oranında doğru tahmin ediyor. İnsanlarda bu oran %97,53.

Borsalardaki alım-satımın en az %50’sinin algoritmalar tarafından yapıldığı öngörülüyor. Bu algoritmalar saniyenin binde biri olan 3-4 milisaniye hız farkını dahi kazanca dönüştürebiliyorlar. Yapay zeka ile sosyal medya üzerinden, sadece 68 beğeninize bakarak ırkınızı %95, cinsel yöneliminizi %88, siyasi parti tercihinizi %85 doğrulukla tahmin edebilir duruma ulaşılmıştır.

Tüm bu teknolojiler farklı düşünmenin ürünleridir. Bizleri çepeçevre saran, temel düşünce kalıplarının dışına çıkmayı başarabilen, ana düşünce akımlarının etkisinden kendini sıyırıp özgürce düşünebilen beyinlerin ekonomik başarılarıdır bunlar.

Bilgisayar biliminin babası ve aynı zamanda yapay zekanın kurucusu olarak bilinen Alan Turing, dünya savaşından önce bilgisayarın kuramsal temelini ortaya atmış, 1950 yılında ise “hesaplama makineleri ve zeka” başlıklı makalesi ile bu işin teorisini ortaya koymuştur.

O güne dek insanlar her bir makineyi tek bir iş için tasarlamıştı.  Otomobiller ulaşım, buzdolapları soğutma, radyolar da iletişim içindi. Oysa Turing bize tek bir makine alıp ona birçok farklı makineyi taklit ettirebileceğimizi söylüyordu. İşte bu bahsettiği bilgisayardı. Alan Turing, bununla da yetinmemiş ve makineler düşünebilir mi sorusunu da sormuştur. 1950 yılında Turing farklı düşünerek bu soruları kendine sormayı başarmıştır.

Bu günlerde ise yapay zeka daha da ileriye giderek sadece insanların beklentilerini tahmin etmemekte aynı zamanda insanların soru ve ses tonundan içinde bulundukları duygulara göre hareket etme becerisini de elde etmiştir. Amelia isimli bir yapay zeka ürünü olan müşteri temsilcisi, arayan müşterilerin ses tonlarından duygu analizi yaparak duygularına uygun cevap verebilmektedir. Hatta kullanılan yapay zeka o kadar geliştirildi ki iki farklı firmanın geliştirdiği yapay zeka ürünleri birbirleri ile konuşur duruma gelmiştir.

Değerli katılımcılar,

Günümüz ekonomi anlayışında “yüksek ve sürdürülebilir büyümenin” en temel anahtarlarından bir tanesi hızlı büyüyen, teknoloji startup’larıdır. 2018 yılında melek yatırımcı ve girişim sermayeleri Türkiye’de 100 startup’a toplam 59.2 milyon dolar yatırım yapmıştır. Bu yatırımların %50’sini FinTech ve pazarlama teknolojileri startupları çekmiştir. Orta gelir tuzağından kurtulması ve belirlenen ekonomik hedeflere ulaşması için Türkiye’nin ilk önce şu anda içinde bulunduğu orta teknoloji segmentinden yüksek teknolojiye sıçramasını sağlayacak teknoloji girişimlerine ev sahipliği yapması gerekmektedir.

Hayatımızın her alanını etkileyen bu gelişmeler beraberinde iş yapış şekillerimizi de değiştirmeye zorlamaktadır. Günümüz piyasa koşullarına dünya ölçeğinde bakacak olursak teknoloji startuplarına yapılan yatırımlar ön plana çıkmaktadır.

Peki neden özellikle teknoloji startuplarına bu kadar önem verilmektedir? Bunun cevabı çok basit aslında, çünkü içinde bulunduğumuz çağda teknoloji hayatımızın her alanına girmiş durumdadır. Eskiden firmalar kapalı bir biçimde hareket ederek müşteri bilgilerini 3. Parti hizmet sağlayıcılarla paylaşmaktan kaçınırken, günümüzde aynı firmalar hem birbirleriyle rekabet etme hem de birlikte çalışmak zorunda kalmışlardır.

Teknolojik yenilikler firmaları birbirlerine güven duyarak sürekli bir etkileşim halinde bulunmaya zorlamıştır. Bu nedenle içinde bulunduğumuz döneme bir anlamda hem rekabet halinde olma hem de birlikte hareket edebilme anlamına gelen rekaberlik çağı adını vermemiz yerinde olacaktır.

Yüz tanıma, robotik teknolojiler, siber güvenlik, bulut teknolojileri, nesnelerin interneti gibi pek çok yenilikçi alandaki gelişmelerin temelinde söz konusu hızlı büyüyen KOBİ’ler yatmaktadır.

Hızlı büyüyen KOBİ’ler üzerine yapılan çalışmalar göstermiştir ki bu firmaları yenilikçi genç girişimciler kurmaktadırlar. Bu noktada hiç kaybetmemeniz gereken iki temel kavram: girişimcilik ve yenilikçiliktir.

Yeni dijital dünya ve teknolojik gelişmeler yeni düşünce yapılarını da gerektiriyor. Dijital liderler artık sadece şirketlerini dijital ürünlerle donatanlardan ziyade, bir ekosistem oluşturabilme vasıflarını bulunduranlar olacaktır. Bu liderler önce düşünce yapılarını ve alışkanlıklarını, daha sonra modern gereksinimlere göre iş yapma şekillerini değiştireceklerdir.

24 ülkeyi kapsayan Küresel Girişimcilik Araştırmasına göre Türkiye’de her 5 katılımcıdan 3’ü kendi işine sahip olmayı hedeflemektedir. Bu girişimci ruhu korumamız ve daha da önemlisi buna uygun habitatın yaratılması gerekmektedir. Girişimcilik ekosistemi ya da yenilikçilik kültürü noktasında genç girişim ve girişimcilerin ayakta kalması, büyütülmesi, ekonomik yaşama entegre edecek modellerin uygulanması şarttır.

Ülkemizin geleceği genç teknolojik girişimcilerimizin, araştırmacılarımızın,  omuzlarında yükselecektir. Sözlerime burada son verirken etkinliğin başarılı geçmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum”