Milli Prodüktivite Merkezi’nin (MPM), Ankara Sanayi Odası (ASO) ile birlikte gerçekleştird - Ankara Sanayi Odası

Milli Prodüktivite Merkezi’nin (MPM), Ankara Sanayi Odası (ASO) ile birlikte gerçekleştird

 
ASO BAŞKANI ÖZDEBİR
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de verimliliği artırmak için insan gücünün eğitiminin önemine işaret etti.
 
Küresel krizin atlatılmasından sonraki süreçte dünyada rekabetin daha da keskinleşeceğini belirten Özdebir, buna ayak uydurabilmek için daha verimli işler yapılması gerektiğini söyledi.
 
Türkiye’nin son 6 yılda verimlilik artışında adeta rekor kırdığını ifade eden Özdebir, böyle devam etmesi halinde ülkenin yakın gelecekte gelişmiş ülkelerin verimlilik düzeyine ulaşacağını kaydetti.
 
Verimliliği artırmak için teknolojik yatırımdan işgücünün niteliğinin artırılmasına kadar yapılması gereken pek çok şey olduğunu yineleyen Özdebir, ”Mesleki eğitimin sorunlarının biran önce çözülüp nitelikli, meslek sahibi insanların yetiştirilmesi önemli” dedi.  
 
 DEVLET BAKANI ZAFER ÇAĞLAYAN
 küresel krizle ilgili değerlendirmelerde bulundu. 84 ülkenin kredi notu düşerken, kredi notu artan 14 ülke arasında Türkiye’nin de yer aldığına vurgu yapan Bakan Çağlayan, üstelik Türkiye’nin kredi notu iki kademe birden artan tek ülke olduğunu kaydetti.
 
”İşsizlik yok mu?” şeklindeki kendi sorusunu, ”Elbette var” diyerek yine kendisi yanıt veren Bakan Çağlayan, 27 yıllık sanayicilik hayatında yaşadığı en önemli problemin eleman bulmak olduğunu belirtti. Türkiye’nin gerçek probleminin tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Çağlayan, Türkiye’de işsizliğin bulunduğunu ancak bunun nitelikli eleman ve mesleki eğitim yetersizliğinden kaynaklandığını söyledi.
 
Bu konuda maalesef çeşitli engellerle karşılaştıklarını, hükümetin her türlü iyi niyetli çabasına gerek meslek lisesi, gerekse üniversite eğitiminde meslek seçiminin önünü açacak bir çok düzenleme yapmalarına rağmen bu düzenlemelerin başka yerlere takılıp kaldığını ifade eden Çağlayan, bu durumu eleştirdi.
 
Türkiye’nin bundan ciddi darbe aldığını ve yaşanan sıkıntıyı iş adamlarının çektiğini belirten Çağlayan, ”Bu çalışmalar, bu ortaya çıkan engellemeler bilin ki sizin nitelikli eleman bulmanızı daha zorlaştıracak” dedi.
 
Çağlayan, konuşmasında küresel krizde dünyada yaklaşık 27 milyon kişinin işsiz kaldığına işaret ederken, geçen yıl Türkiye’de krize rağmen 450 bin yeni istihdam yaratıldığını söyledi.
 
-11 GÜNLÜK İHRACAT RAKAMI 3,7 MİLYAR DOLAR-
 
Krizde özel sektörün yara, bere aldığını, çizikler yediğini, sanayicilerin ciddi problemler yaşadığını belirten Çağlayan, ama bugün hala ayakta olduklarını, üretmek için ihracat yapmak için yoğun çaba sarf ettiklerini kaydetti.
 
İhracatın Türkiye’nin motoru ve Türk sanayisinin olmazsa olmazı olduğunu belirten Çağlayan, ihracat arttıkça sanayinin, sanayi arttıkça da ihracatın arttığına vurgu yaptı.
 
Türkiye’nin 2010 yılına çok iyi başladığını, 2010 yılı Ocak ayı ihracıtının bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,2’lik bir artış gösterdiğini belirten Çağlayan, bu yılın Şubat ayının ilk 11 günündeki ihracat rakamının ise 3 milyar 68 milyon dolar olduğunu, geçen yıl söz konusu dönemde rakamın 2,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi. Çağlayan, ”Yani dediğimiz gibi Türkiye kafasını kaldırmıştır. Sanayici, ihracatçı yeniden toparlanmıştır” dedi.
 
-”BANKALAR, REEL SEKTÖRDEN DESTEĞİNİ ESİRGEDİ”-
 
Bakan Çağlayan konuşmasında bankacılık sektörüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Dünyada krizin bazı harflerle tarif edilmeye çalışıldığı bir ortamda aldıkları önlemler, yaptıkları etkin denetim ve gözetim sonucunda Türk bankacılık sektörünün göğüslerin kabartan bir gelişme gösterdiğini belirten Çağlayan, bundan dolayı bankacılık sektörünün durumunu tarif etmek için kullanılan herhangi bir harfe gerek kalmadığını söyledi.
 
Bir taraftan bunlar olurken dier taraftan da bazı bankaların geçmiş alışkanlıklarını hala sürdürdüğünü belirten Çağlayan, şunları kaydetti:
”Böyle bir küresel krizin yaşadığı, kol kola yürünmesi gereken bir ortamda maalesef bankacılık sektörü reel sektöre yani sizlere yeterli desteği vermemiştir, desteğini esirgemiştir. İstem dışı kas hareketini biliyorsunuz buna ‘tik’ denir. Bir ‘tik’ hareketle reel sektörden desteğini çekmiştir.   
 
Eğer bankacılık sektörü bunları yapmasa, eğer bankacılık sektörü sizlerin yanında olmuş olsaydı ben inanıyorum ki, biliyorum ki ve yaşadım ki bu krizi Türkiye çok daha erken atlatabilirdi. Bugün bu rakamları 3-4 önce görmemiz mümkün olurdu. 
 
Reel sektör, sanayicisi, ihracatçısı, tüccarı, mali sektörü finans kesimi aynı geminin içerisindeyiz. Mali sektör geminin güvertesinde keyif içinde reel sektör sizler, ihracatçılar motor dairesinde motoru çalıştırmak için yakıt bulmaya çalıştınız. Öyle bir geminin içinde birlikte olmanın bir faydası var mıdır? Beraber ortak bir çalışmayla bağdaşan bir tarafı var mıdır?”
 
Finans sektörünün tümünü böyle değerlendirmenin mümkün olmadığına da vurgu yapan Çağlayan, ancak maalesef bu konuda bankacılık sektörünün reel kesime ihtiyaçları olduğu anda gerekli desteği vermediğini yineledi.   
 
Bankacılık sektörünün topladığı mevduatın krediye dönüşme oranının tekrar azalarak yüzde 74’ler düzeyine gerilediğini belirten Çağlayan, oysa ki kredi desteğinin bugün verilmesi gerektiğini bildirdi.
Geminin yük balansının bozulmaması gerektiğini belirten Çağlayan, ”Geminin bir tarafına fazla yüklenip, öbür tarafına yüklenmezsek yük balansını bozup Allah korusun su aldırabiliriz” dedi.
 
-BAKAN’DAN BANKALARA ”HİDAYET” DİLEĞİ-
 
Mali sektörü yapmış olduğu karda kimsenin gözünün bulunmadığını, 2008 yılında 13,3 milyar lira kar eden mali sektörün, 2009 yılında tahmin edilen karının 20 milyar lira olduğunu söyleyen Çağlayan, ”Kriz ortamında 20 milyar lira… Kar nedir diğerinin  zararıdır” dedi. Çağlayan, finans kesiminin karına karşı olmadığını, ancak reel sektöre de destek olması gerektiğini kaydetti. Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
”İnşallah Türk bankacılık sektörü de hidayete bir an önce erer ve mali sektör-reel sektör dayanışmasını gösterir. Tabii ki o zaman görün bankacılık sektörünün karları da artacaktır. Artsın. Gönülden talebimdir bir kere bu. Tabii ki onlar da kar etmek amacıyla kurulmuş müesseseler ancak reel sektörle beraber böyle bir eylemi yaptıkları zaman inanıyorum ki bu konuda çok daha başarılar elde edeceğiz.”
 
Bakan Çağlayan konuşmasının son bölümünde ise MPM Yönetim Kurulu Başkanı Akansel Koç’un toplantıda bulunmayışını eleştirdi. Çağlayan, ”Herhalde bugün başkanları İstanbul’dan Ankara’ya gelememiş ya da uçağı da kaçırmış olabilir. Ama başkanın da böyle bir günde burada olması lazım. Bunu da kendisine söyleyin biz de başkanlık yaptık böyle bir günde MPM’nin Başkanı burada sanayinin ve sanayicinin içinde olmak zorundadır” dedi.   
 
Konuşmaların ardından proje kapsamında seçilen verimli işçi ve işverenlere ödülleri verildi.