KOBİ’lerde Kurumsallaşma ve Markalaşma Çalıştayı - Ankara Sanayi Odası

KOBİ’lerde Kurumsallaşma ve Markalaşma Çalıştayı

    24 Haziran 2014

Ankara Sanayi Odası ve  KOSGEB işbirliği ile  düzenlenen ‘‘KOBİ’lerde Kurumsallaşma ve Markalaşma Çalıştayı’’ gerçekleşti.
Ankara Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleşen çalıştaya, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan, Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz ve çok sayıda ASO üyesi firmalar katıldı.
Toplantının açılışında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir “KOBİ, belli kalite standartlarında ürün üretebiliyor ya da hizmeti istikrarlı olarak sunuyorsa marka olmanın en önemli adımını atmış olur” diye konuştu.

Markalaşmak için kalitenin gerekli fakat yeterli olmadığına işaret eden Özdebir, markalaşmış ürünün tüketicilerin gözünde daha üst pozisyonda bulunduğunu, bunun da firmalar için rekabette üstünlük dolayısıyla büyük kar marjı elde etmeye olanak sağladığını belirtti.

Özdebir, markanın imaj ve garanti sağlayarak satın alma kararlarında belirleyici olabildiğini, üretici için hem maliyet ve sorumluluk hem de uzun dönemde sürdürülebilir satış garantisi ve varlık olduğunu kaydetti.

Türkiye’de KOBİ’lerin en büyük sorununun ürünlerini fiyat ya da kaliteye odaklanarak konumlandırmaya çalışmaları olduğuna dikkati çeken Özdebir, inovasyonla rakiplerin kopyalamakta zorlanacakları özellikleri ve artılarının belirlenerek, ürün ya da hizmetlerin konumlandırılmaları ve bunu yaparken de hedef kitlenin beklentilerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getirdi.

Özdebir, markalaşmanın şirketlere rekabet avantajı sağladığını ve piyasa değerini artırdığını belirterek, “Markalaşma, şirketlerin ürettikleri ürün ve hizmetlerin karlılıklarını arttırabileceği gibi firmaların itibarını yükselterek kurumsal marka değerini de artırıyor. Bugün markalaşmış birçok şirketin marka değerinin bilanço değerlerinin çok üstünde olduğu görülmektedir” diye konuştu.

Türkiye’de KOBİ’lerin üretim kabiliyetleri, esneklikleri ve teknolojiye hızlı uyum sağlamalarıyla avantaj sahibi olsalar da kurumsallaşma ve büyüme konularında yeterli açılımı gösteremediklerini ifade eden Özdebir, bu hedeflere ulaşılabilmesi için kurumsallaşarak markalaşmanın şart olduğunu vurguladı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da  felaket senaryosu yazanlara, karamsarlık pompalamaya çalışanlara inat Türkiye’nin yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,3 büyüdüğünü belirterek, “Birileri felaket senaryoları yazmaya devam etsin, birileri ‘ha bu kış kriz gelecek, ha önümüzdeki bahar kriz gelecek’ demeye devam etsin. Biz Türkiye’ye güveniyoruz” dedi.

Işık,KOBİ’lerin bu çalıştayda gündeme alınmasının kendisi için çok önemli olduğunu söyledi. “Türkiye’nin gündemleri maalesef hiç bu taraflara kaymıyor. Gündemde çatıydı, şuydu, buydu…” diyen Işık, Türkiye’nin asıl değişmez gündemlerinden birinin KOBİ’lerin olması gerektiğini ifade etti. Bu alanın, Türkiye’nin geleceği olduğunu vurgulayan Işık, ülkenin istikrarı yakaladığı her dönemde güçlü büyüme performansları gösterdiğini bildirdi.

Işık, Türkiye’nin başarılı bir yönetimle 2008 krizinden en az seviyede etkilendiğini hatırlatarak, şunları kaydetti: “Yine son yaşadığımız süreçlere rağmen ilk çeyrek büyümemiz yüzde 4,3 çıktı. Bu kadar büyük felaket senaryosu yazanlara inat, bu kadar karamsarlık pompalamaya çalışanlara inat, Türkiye ilk çeyrekte yüzde 4,3 büyüdü. Hem de bu yüzde 4,3 büyümenin kompozisyonunda birinci sırada ihracat var, ikinci sırada da iç tüketim var ama geçmişe göre daha az bir iç tüketim var. Türkiye artık ihraç ederek büyüyor. Şimdi 4. aydaki rakamlara baktığımızda daha sevindirici haberler görüyoruz. Büyümenin lokomotifi artık imalat sanayi olmaya başladı. Birileri felaket senaryoları yazmaya devam etsin, birileri ‘ha bu kış kriz gelecek, ha önümüzdeki bahar kriz gelecek’ demeye devam etsin. Biz Türkiye’ye güveniyoruz. Türkiye artık eski Türkiye değil. Bir anayasa kitapçığının fırlatılmasının ekonomide ne kadar büyük sonuçlar doğurduğunu bilen insanlar olarak, Türkiye artık siyasi birçok şoku Allah’a şükürler olsun, çok ama çok küçük hasarlarla atlatmayı başarmış bir ülke.”
– “Reel sektörü güçlendirmeseydik, Türkiye en az İspanya ve Yunanistan kadar etkilenirdi”
Türkiye’de 2002 yılından bu yana uygulanan reel sektörün güçlenmesine yönelik politikalar olmasaydı, 2008 krizinden Türkiye’nin en az İspanya ve Yunanistan kadar etkileneceğini belirten Işık, söz konusu krizde dünyanın bir şeyi fark ettiğini söyledi. “Sadece finans ve hizmet sektörleriyle büyüyemezsiniz” diyen Işık, imalat sanayi olmadıkça kalıcı büyüme elde etmenin imkanı olmadığını bildirdi.

Burada da KOBİ’lerin öne çıktığına işaret eden Işık, hükümet olarak KOBİ’lerin önünü açacak her türlü çalışmaya destek verdiklerini kaydetti.

– “KOSGEB, 2002’den bu yana 2,3 milyar lira destek verdi”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, bu kapsamda KOSGEB’i de yeniden yapılandırdıklarını anlatarak, 2002 yılına kadar KOSGEB’in önceki 10 yılda verdiği toplam kredinin 14,5 milyon lira olduğunu, bu desteğin miktarının 2002’den bu yana olan süreçte ise 2,3 milyar liraya çıktığını bildirdi.

Bunu da yeterli bulmadıklarını belirten Işık, daha fazlasını yapmak için çalışmalara devam ettiklerini ifade etti. KOSGEB’in artık KOBİ’leri ayakta kalsınlar, batmasınlar diye değil, daha fazla markalaşsınlar, daha fazla rekabet etsinler, ihracat yapsınlar diye desteklediğini belirten Işık, KOBİ’lerin rekabet avantajının artık marka ve tasarımda, yenilikçi yaklaşımda, kurumsallaşmada olduğunu söyledi.

– “Üçüncü kuşak markalaşamazsa, geri sayım başlıyor”

Markaya yapılan yatırımın önemine dikkati çeken Işık, her yıl yaklaşık 120 bin marka başvurusu yapıldığını, bunun da kendilerini memnun ettiğini ifade etti. Fikri Işık, şimdi sıranın bu markalaşmanın içini doldurmakta olduğunu belirterek, bu konunun KOBİ’ler için çok önemli olduğunu söyledi. KOBİ’lerin günümüzde en fazla zorlandığı ama en temel ikinci alanın kurumsallaşma olduğuna işaret eden Işık, “Şu anda tüm KOBİ’lerimizin yüzde 95’i, halka açık şirketlerimizin de yüzde 75’i aile şirketi. Aile şirketlerimizin de en önemli açmazı, birinci kuşak çok çalışkan oluyor. İkinci kuşak o birinci kuşağın heyecanını taşıyor ama üçüncü kuşakta işler değişmeye başlıyor. Burada markalaşamazlarsa, KOBİ’ler için geri sayım başlıyor” diye konuştu.
Bu konunun da çalıştayda değerlendirileceğini anlatan Işık, kurumsallaşmayı başaran KOBİ’leri kimsenin tutamayacağını ifade etti.

– “Dünya artık kalite ve rekabet etrafında dönüyor”
Eskiden lisede, ortaokulda kendilerine dünyanın kendi etrafında ve güneşin etrafında döndüğünü öğrettiklerini hatırlatan Işık, “Sonradan öğrendik ki artık dünya kalite ve rekabet etrafında dönüyor. Bu dünyada var olmak istiyorsak dersimize iyi çalışmak zorundayız” dedi.

Bu çalıştayda ortaya çıkan sonuçları kesinlikle dikkate alacaklarını vurgulayan Işık, sözlerini şöyle tamamladı: “KOSGEB olarak çok ciddi destekler veriyoruz. KOSGEB’i artık kimse ucuz kredi mekanizması olarak görmesin. Elbette olağanüstü durumlarda devreye giriyoruz, gireceğiz ama KOSGEB artık KOBİ’lerimizin kurumsallaşması, gelişmesi, rekabet edebilmesi, katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi, ihracat yapabilmesi için her zaman yanında. İlginç bir örnek vereyim size. Biz Girişimci Bilgi Sistemimizde ihracat yapanlarla ihracat yapmayanların karlılığına baktık. İhracat yapanların karlılığı, yapmayanlara göre neredeyse iki kat. KOBİ’nin teknoloji düzeyi arttıkça, iş yerinin ölçeği arttıkça karlılık yine artıyor. Bir yer çıktı karşımıza. Mikroölçekli KOBİ’lerde karlılık bir anda düşmüş. Arkadaşlarıma talimat verdim, ‘Bunu bir araştırın, mikroölçekli yüksek teknoloji üreten KOBİ neden karlı olmasın?’ dedim. Bir baktık ki genel giderler çok fazla. Şimdi bundan sonraki destek kurgularımızda o mikroölçekli, 10’dan aşağı insan çalıştıran, yüksek teknoloji üreten KOBİ’lere genel giderler noktasında destek vermeliyiz ki bunlar ölüm vadisinde kaybolup gitmesin. İşte bu kadar hassas çalışıyoruz.”
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Mustafa Kaplan ise  “Küreselleşen dünyada, yerel ve uluslararası marka olmanın yolu kurumsallaşmaktan geçmektedir” dedi.

Kaplan, KOSGEB’in, dünyanın hızla değişimi ve hizmet sektörlerinin gelişimini göz önünde tutarak yenilendiğini söyledi. KOSGEB’in 2009’da kuruluş kanununda değişikliğe giderek, girişimcilerin faaliyet gösterdiği her sektörü hedef kitlesine dahil ettiğini hatırlatan Kaplan, imalat sektörünün yanı sıra hizmet ve ticaret sektörlerine destek veren bir kuruluş haline geldiklerini anlattı. Kaplan, hedef kitlelerinin farklılaşan ihtiyaçlarına cevap verebilmek adına önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini belirterek, “Yeni hazırladığımız destek programlarımız, KOBİ’lerin ihtiyaçlarını esas alan yeni destek sistematiği ile KOSGEB’in genişleyen hedef kitlesinin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilecek, nitelikli KOBİ’ye daha nitelikli destek fikrini önceleyen, erişimi kolay, etkin, yalın ve esnek, bölge, sektör, yöre ve işletme ihtiyaçlarına göre tasarlanmış, proje esaslı destekleme sistemini benimseyen bir şekilde oluşturulmuştur” diye konuştu.

KOSGEB’in 81 ilde, hedef kitleyle yakın temas kurarak destekler sunduğunu ifade eden Kaplan, KOBİ’lerle kurulan yakınlık ve kolay ulaşılabilirliğin onların değişen ihtiyaçlarını takip edebilmek ve çözüm üretebilmek adına büyük avantaj sağladığını vurguladı. İşletmelerin ağırlıklı olarak daha kapsamlı ve tematik destekler talep ettiğine dikkati çeken Kaplan, kurumsallaşma ve markalaşma yönündeki projelerin de işletmelerin hedefleri arasında bulunduğuna işaret etti. Kurumsallaşma ve markalaşmayla ilgili taleplerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kaplan, şöyle konuştu:

“Küreselleşen dünyada, yerel ve uluslararası marka olmanın yolu kurumsallaşmaktan geçmektedir. Küçük bir telefon uygulamasının bir anda milyarlarca dolar gelir getirmesi, yeni dünyanın projeksiyonu gibidir. Bu gibi sonuçları alabilmemiz öncelikle inovatif ve kurumsal yapılara sahip olduğumuzda gerçekleşecektir. İşletmelerimiz, kurumsal yönetim ilkelerini içselleştirdikleri takdirde, kurumsal yönetimin şeffaflık, eşitlik, sorumluluk ve hesap verebilirlik ilkeleri ışığında kendilerini yenileyebilecekler ve markalaşma yolunda emin adımlarla yürüyebileceklerdir.” Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli işletmelerin önemli kısmının aile işletmesi olduğuna değinen Kaplan, bu işletmelerin ikinci ya da üçüncü kuşağın yönetimine geçişlerde önlerindeki en büyük engelin, işletmelerin kurumsallaşamaması olduğunu belirtti.

Açılış konuşmalarının ardından, iki oturumda “KOBİ’lerin Yönetim Becerilerinin ve Kurumsal Yetkinliklerinin Geliştirilmesi” ile “KOBİ’lerin Markaya Yönlendirilmesi” konuları tartışıldı.