Ankara Sanayi Odası Haziran ayı olağan meclis toplantısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla yapıldı. - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Haziran ayı olağan meclis toplantısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla yapıldı.

    22 Haziran 2016

Ankara Sanayi Odası Haziran ayı olağan meclis toplantısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı   Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla yapıldı.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. 
‘‘I. çeyrekte büyüme potansiyelin altında kalmakla birlikte beklentilerin üzerinde gelmiştir. Dünya’da ve çevremizdeki tüm olumsuzluklara rağmen %4,8’lik büyüme bir başarı olarak değerlendirilmelidir. Ancak, net ihracatın büyümeye katkısının negatif olması, büyümenin iç tüketime dayandığını göstermektedir.
Hanehalklarının tüketim harcamalarındaki %6,9 ve kamu harcamalarındaki %10,9’luk artışlar büyümenin itici gücünü oluşturmuştur. Büyüme tablosundaki en olumsuz gösterge yatırım harcamalarındaki %0,1’lik düşüştür. Yatırım harcamalarındaki bu düşüş, yatırım ortamı ve reel sektör beklentilerindeki olumsuzlukları yansıtmaktadır. Yatırımlardaki düşüş yapısal reformlara duyulan ihtiyacı yansıtmaktadır.
Bu nedenle Hükümet bir an önce yatırım ortamını iyileştirecek reformlara odaklanmalı, kredi maliyetlerini düşürecek tedbirler almalıdır. I. çeyrekte sanayi üretimi %5,9’luk bir artış göstermiş, sanayi sektörü büyümenin lokomotifi olmuştur. Ancak, sanayi üretiminde Nisan ayında ortaya çıkan %1,1’lik düşüş, sanayide çarkların yavaşlayabileceği endişesini doğurmuştur. Turizmde yaz sezonunun başladığı bu günlerde gelecek turist sayısında meydana gelebilecek ciddi bir azalma da bu endişeyi beslemektedir.
Her zaman söylediğimiz gibi büyümeyi sürdürülebilir ve yüksek bir trende yerleştirmek için yeni bir hikayeye ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu yeni hikaye üretime dayalı yeni bir büyüme modeline dayanmalıdır. Cari işlemler açığı verip dışarıdan borçlanarak büyümenin sürdürülebilir olmadığını yaşadığımız tecrübeler göstermektedir. Bu nedenle ihracatımızın birim değerini yükseltecek ileri teknolojili yüksek katma değerli ürünlere ve inovasyona odaklanan bir büyüme stratejisini mutlaka hayata geçirmeliyiz.
Değerli Meclis üyeleri,
Saatlik işgücü maliyeti endeksi I. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %12,2 artmıştır. İşgücü maliyeti; sanayi sektöründe %9,3, inşaat sektöründe %11,8 ve hizmet sektöründe %14,1 artmıştır. Bu veriler, asgari ücretteki artışın işgücü maliyetleri üzerindeki etkisini göstermektedir. Para Politikası Kurulu’nun dün almış olduğu faiz indirim kararı doğru yönde atılmış bir adımdır. Biz faiz indirimlerinin devam etmesini bekliyoruz.
Değerli Meclis üyeleri,
Büyüme hızını ve refah düzeyini artırmak için yüksek katma değerli mallar üreten rekabetçi bir ekonomiye sahip olmamız gerektiği, bunun yolunun da inovasyon ve teknolojiden geçtiği artık herkes tarafından kabul görmektedir. Sorun, yüksek katma değerli mallar üreten rekabetçi bir ekonomiye nasıl geçileceğinde yatmaktadır. Burada hem devletin hem de özel sektörün yapabilecekleri buluınmaktadır.
Devlet için yapılacaklar listesinin başında, yatırım ve üretim ortamını iyileştirecek yapısal refromlar geliyor. Beşeri sermayenin niteliğini yükseltecek eğitim ve öğretim ortamını geliştirmek de en az yapısal reformlar kadar öncelikli.
Ancak, ben konunun pek fazla üzerinde durulmayan bir yönü üzerinde durmak istiyorum:  “Yetenek Rekabetçiliği”. Yetenek rekabetçiliği ile anlatılmak istenen, yüksek becerilere sahip yetenekli bireylerle birlikte çalışmak.
Yetenekte rekabetçilik kavramının önemi, inovasyonların yüksek becerilere sahip yetenekli bireyler tarafından gerçekleştirilmesi. Ülkelere ya da işletmelere inovasyon yapın demek aslında, yüksek becerilere sahip yetenekli insanlarla çalışın demek. Bu konuda çalışmalar ve araştırmalar yapılmaktadır. Bunlardan biri “Küresel Yetenek Rekabetçiliği Endeksi”. Bu endeksin 2015-2016 sonuçlarına göre İsviçre, yetenek rekabetçiliği en yüksek ülke. İsviçre’yi; Singapur, Lüksemburg, ABD, Danimarka, İsveç ve İngiltere izliyor.
Türkiye, küresel yetenek rekabetçiliğinde 109 ülke arasında 63’üncü sırada yer alıyor. Bir ülkenin yetenek rekabetçiliği, ülke işletmelerinin çalıştırdıkları yetenekli insanlara bağlıdır. Bu yetenekli insanların sayısı ne kadar fazla ise işletmelerin dinamizmi, inovatifliği ve rekabetçiliği o kadar artmaktadır. Ancak, yetenekli insanlara ve teknolojiye sahip olan işletmeler bile eğer iyi yönetilemiyorsa batabilirler. Yönetim uygulamaları ile işletmelerin verimliliği arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Örneğin, ABD ile Avrupa arasındaki verimlilik farkının %30’u yönetim uygulamalarındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. İyi yönetimden çıkarılabilecek bir sonuç, her beşeri sermaye düzeyinde işletmenin verimliliğinin artırılabileceği. Bu noktayı önemsiyorum. Çünkü bu, elimizdeki işgücü ile daha iyisini yapabiliriz anlamına geliyor. Ancak, yine de yetenekli insan çalıştırma hedefine odaklanmalıyız. Yönetim uygulamaları, yetenekli insanları çekmekte büyük önem taşıyor. Yüksek ücret ve iyi bir hayat kalitesinin yetenekli insanları çekmekte önemli faktörler olduklarını biliyoruz. Yapılan çalışmalar, yetenekli insanların yeni şeyler öğrenebilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri iş ortamlarını tercih ettiklerini gösteriyor. Bu imkanlar, iyi yönetim uygulamaları ile sağlanabilir. Liyakata ve profesyonelliğe dayanan iyi yönetim uygulamalarının gerekleri konusunda bir görüş birliği oluşmuş durumda. Bunlar; -doğru insanları işe almak için azami gayreti göstermek, hedefleri belirlemek, bu hedeflere ulaşmak için insanların kendilerini geliştirmelerini sağlayacak ortamı sağlamak, sonuçları ölçmek ve performansı ödüllendirmek. Bunların çoğunu zaten biliyoruz ama bilmekle yapmak arasında bir fark bulunuyor. İşyerinde verimliliği artırmak ve inovasyon ortamı oluşturmak için öncelikle çalışanlar arasındaki çeşitliliği artırmak, mesleki eğitime hız vermek, çalışanlar arasında, hepsinin yarar sağlayacağı etkileşim ortamını geliştirmek gerekiyor. Bunlara, çalışanların hem bireysel hem de grup halinde çalışabilecekleri ortamları geliştirmek de eklenebilir.Araştırmalar, eğer bunları başarabilirsek, verimliliğin ve inovasyon potansiyelinin artacağını gösteriyor.
Sayın Bakanım,
Kamu İhale Kanununda yapılan değişiklik ile kamu alımlarında yerli ürün tercihinde ileri teknoloji ürünlerinde zorunluluk, diğerlerinde de kamu idarelerine insiyatif tanınmıştır. Uygulamada bu değişikliklerin yerli sanayinin geliştirilmesinde bir araç olarak kullanılabilmesi için ürün listelerinde yer alacak teknolojik ürünlerin daha geniş tutulması gerekmektedir. Ayrıca, kamu idareleri tarafından hazırlanan ihale şartnamelerine yapılacak itirazların Sanayi Odası gibi Anayasal meslek örgütü temsilcilerinin de yer aldığı merkezi ve yerel düzeyde oluşturulacak komisyonlar vasıtasıyla incelenmesi sağlanmalıdır. Böylece hem olası yolsuzluklar giderilmiş, hem de idarelerin tek bir firmayı tarif eden şartname hazırlamalarının önüne geçilmiş olacaktır.
Sayın Bakanım,
Kamu alımları yerli sanayinin geliştirilmesi için kaldıraç olarak kullanılmalıdır. Üst orta ve yüksek teknolojili ürünlerde kamu alım garantisine dayalı üretim yapılabilmesi için geliştirilecek ürün bazlı yerli tedarik modelleri hayata geçirilmelidir. Yerli Malı Belgesi düzenleme esaslarının da değiştirilmesi gerekmektedir. İlgili mevzuatta, yerli katkı oranı hesapları kullanılanılan hammaddeler ile işçilik ücretlerinde dayandırılmaktadır.
Özellikle elektronik, tıbbi cihazlar gibi ileri teknoloji gerektiren ürünlerde Türkiye’de henüz üretimi olmayan malzemeler kullanılmaktadır. Halbuki bu ürünlerin üretimi esnasında yerli üretici tarafından geliştirilen yazılım ve know-how üretim maliyetlerine yansıtılamamakta ve %51 şartı sağlanamamaktadır. Bu nedenle bu tür ürünlerin yerli malı katkı oranını hesaplanırken ya satış fiyatları üzerinden veya yazılım ve know-how’ı da hesaplama yöntemine dahil edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde finansman olanaklarının yaygınlaştırılması ve erişimin kolaylaştırılması gerekmektedir.
Ülkemizde bankacılık sistemi ağırlıklı olarak gayrimenkul ipoteği karşılığı kredi vererek çalışmaktadır.
Yatırımcıların yatırım ve işletme sermayesi olarak kredi talepleri çoğu zaman karşılanamamaktadır.
Bu sorunu gidermek için tüm finansal kuruluşlar proje ve fizibiliteyi teminat olarak kabul etmeli ve kredilendirmelidir.
Sayın Bakanım,
Yenilikçi girişimcilerin projelerinin ticarileştirilmesi için bir kredi garanti mekanizmasının oluşturulması gerekmektedir. Mevcut kredi garanti mekanizması içinde yenilikçi girişimcilere proje bazlı kredi garanti desteği sağlayabilecek bir fon oluşturulmalıdır. Büyük ölçekli yatırımlar ile stratejik yatırımlar için Türkiye’deki tüm Organize Sanayi Bölgelerindeki tahsis edilmemiş araziler, gerçekleştirilecek yatırımın büyüklüğü ile orantılı olarak makul sürelerde işletmeye geçilmesi şartıyla, yatırımcılara bedelsiz olarak tahsis edilmesine imkan sağlanmaldır. Daha önce bedelli tahsis edilmiş araziler için ödemeler de durdurulmalı, arazi bedelleri altyapı masraflarıyla beraber organize sanayi bölgesi yönetimlerine ödenmelidir. Sosyoekonomik gelişmişlik endeksi (–) olan illerdeki OSB’lerde yapılacak yatırımlar için de aynı usül uygulanmalıdır. Diğer yatırımlar için de mülkiyetleri OSB yönetimlerinde kalmak ve uzun süreli olarak yatırımcılara kiralanmak şartıyla, geri ödemeleri kira gelirleriyle sınırlı kalmak üzere Bakanlık tarafından kredilendirilmelidir. Böylelikle, bu yerler yatırımlar açısından sağlanacak diğer desteklerle beraber birer cazibe merkezi haline getirilmiş olacaktır. Ayrıca, çarpık kentleşmeye ve tarım arazilerinin elden çıkmasına yol açan sanayileşmeye son verilmeli, OSB’ler dışında sanayi kuruluşlarına izin verilmemelidir.
Sayın Bakanım,
Piyasa gözetim ve denetiminden sorumlu kamu kurumlarının yeniden yapılandırılmaları gerekli görülmektedir. Kamu görevlilerine ilaveten sanayi odaları gibi meslek örgütlerine piyasadan numune alıp test ettirme ve test sonuçlarını ilgili kamu otoritesine göndererek, kamu otoritesinin test sonuçlarına göre işlem yapmalarını sağlayacak yeni bir yöntem geliştirilmelidir. Kalitesiz ve teknik mevzuatına uygun olmayan merdiven altı ve uzak doğu menşeli ucuz ürünler etkili bir piyasa gözetim ve denetim sistemiyle piyasaya giremeyecek, haksız rekabet önenecek dolayısıyla yerli sanayimiz ve iç pazarımız korunmuş olacaktır. Piyasa gözetim ve denetimlerinin etkinliği bir taraftan tüketicilerin sağlık ve güvenliğini korurken diğer taraftan da kayıt dışı ekonomi ile mücadelede destek aracı olabilecek ve vergi geliri kayıplarının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Değerli Meclis üyeleri
Sanayide kârlılık oranları düşüktür. Bu nedenle işletmelerimiz, sermaye birikimini sağlayıp büyüyerek ölçek ekonomilerinden yararlanmayı başaramıyorlar. Düşük kâr oranlarının nedeni artan rekabet olduğu kadar da düşük verimlilik. İşletmelerimizde verimlilik artışı denildiğinde genellikle teknolojik gelişme ve makina ve teçhizat yatırımlarıyla çalışan sayısını düşürerek işgücü maliyetlerini azaltmak akla geliyor.
Ancak, şirketlerimizde verimlilik artışını sağlamak için yapılacak başka şeyler de var. Yalın üretim, verimlilik artışını sağlayarak maliyetleri düşürecek bir başka yöntem. Yalın üretim ile işletmelerde israfı önleyen sistematik bir yöntem kastediliyor. Bu yöntem, işletmelerde üretime değer katanlar dışında kalan her uygulamayı azaltmayı ve mümkünse yok etmeyi hedefleyen bir yönetim felsefesine dayanıyor.
Kuşkusuz her sanayici, işletmesinde israfı engellemek için büyük bir çaba gösteriyor ama bu çabaların sistematik olduğunu söylemek zor. İşletmelerinde israfa yol açan uygulamaları tanımlamak için sanayiciler geleneksel yöntemlere başvuruyorlar. Ancak işletmelerde geleneksel yöntemlerle tanımlanamayacak israf kaynakları da var. Bu nedenle işletmelerde israfı önlemek, sistematik bir yaklaşım gerektiriyor. Bu sistematik yaklaşımın anlaşılması için bir eğitim gerekiyor. Bu eğitimi veren kuruluşlar var. Bu eğitim, gerçek üretimin yapıldığı model fabrikalarda yapılıyor. Ülkemizde de bu eğitimi veren yabancı kuruluşlar var ancak eğitim başka ülkelerde gerçekleştiriliyor. Bu da eğitim maliyetinin çok artmasına yol açıyor. Ülkemizde model fabrika eksikliğini gidermek için Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile işbirliği içinde bir proje geliştiriyor. ASO olarak Bakanlığın bu projesini büyük bir memnuniyetle destekliyor, projenin gerçekleşmesi için her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz’’ diye konuştu.
 
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ise 65. Hükümetin en büyük önceliğinin yatırımcıların, sanayicilerin önündeki engelleri kaldırmak olacağını söyledi. Her türlü fikri, yapıcı eleştiriyi, teklifi dinlemeye ve bu teklifleri politikaya dönüştürmeye, her türlü sorunu çözmeye hazır olduklarını dile getiren Özlü, özellikle sanayi üretimine, sanayi üretiminin ekonomideki ağırlığını korumaya büyük önem verdiklerini belirtti. Özlü, 65. Hükümetin en büyük önceliğinin yatırımcıların, sanayicilerin önündeki engelleri kaldırmak olduğunu vurgulayarak, “Daha kolay para kazanma yollarına tevessül etmeden, ellerindeki birikimi, bir ürün üretmeye, katma değer ve istihdam oluşturmaya ayıran sanayicilerimiz, gerçek birer kahramandırlar.” diye konuştu. Özlü, Ankara’nın 2014’te 8 milyar dolar, 2015’te 7 milyar dolarlık ihracat yapan dev bir üretim merkezine dönüştüğüne dikkati çekerek, “Ankara’da özellikle savunma sanayi ve bilişim gibi yüksek katma değerli alanlarda yakalanan ivme bizi ayrıca sevindiriyor. Artık yüksek teknolojili yatırımlar, nerede yapılırsa yapılsın, 5. bölgede yapılmış gibi desteklenecek. Bu adımla birlikte Ankara’ya da çok değerli yatırımların geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Ankara’nın ve Türkiye’nin daha fazla ve nitelikli üretim yapmasını sağlayacaklarını vurgulayan Özlü, başkentte özellikle OSB’lerle ilgili çalışmaları hızlandıracaklarını, Sincan ve Başkent OSB’yi genişleteceklerini anlattı. Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas OSB’yi çok önemsediklerinin altını çizen Özlü, bölgenin kamulaştırma ve imar planı çalışmalarının devam ettiğini aktardı. – “Türkiye, en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri” Özlü, Türkiye’nin yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,8 büyüdüğünü, bu oranla ülkenin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğuna dikkati çekerek, “Bizimle benzer büyüklüğe sahip veya bizden daha büyük ekonomilere baktığımızda, Hindistan, Çin ve Endonezya’nın ardından 4. yüksek büyüme hızına sahip olduğumuzu görüyoruz. İngiltere’de, birileri Türkiye’nin AB’ye ne zaman gireceğini tartışa dursun, Türkiye, ilk çeyrekte İrlanda hariç tüm Avro Bölgesi’nden daha hızlı büyüdü.” değerlendirmesinde bulundu. Sanayi üretiminin, 2016’ya çok iyi bir başlangıç yaptığını ve ilk 3 ayda üretimin çok hızlı arttığını kaydeden Özlü, nisanda bir miktar yavaşlayan sanayi üretiminde mayıstan itibaren hızlı artışın devam edeceğinin öncü göstergelerden anlaşıldığına işaret etti. Özlü, “Türkiye’de enflasyon yeniden düşüş eğilimine girdi, cari açığımız düşmeye devam ediyor, bütçe performansımız çok iyi seyrediyor. Çevremizdeki ve küresel ekonomideki bunca zorluğa ve sıkıntıya rağmen, ekonomide gösterdiğimiz bu performans, gerçekten de takdiri fazlasıyla hak ediyor. Türkiye ekonomisi, çok güçlü temellere sahip. Türkiye ekonomisi, adeta krizler deryasının içinde bir istikrar adası olarak dikkati çekiyor. Türkiye ekonomisinin bu sağlam yapısı, sanayimizin rekabet gücünü artırmamız için de çok güçlü bir zemin teşkil ediyor.” diye konuştu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, 65. Hükümet’in yatırımlara öncelik veren, yatırımcıların önüne turkuaz halı seren bir hükümet olacağını söyledi.
Özlü,Türkiye’nin, rekabet gücünü, Ar-Ge, inovasyon, tasarım, markalaşma gibi alanlarda yakalayacağı başarıyla artırabileceğini belirtti.
Bakanlık olarak Türkiye’nin bu alanlardaki etkinliğini ve dolayısıyla küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarına işaret eden Özlü, şöyle konuştu:
“Ülkemizde daha fazla ve daha nitelikli yatırım ve üretim yapılmasını sağlayacak araçları geliştiriyoruz. Şu an güçlü olduğumuz makine, otomotiv, kimya, seramik gibi sektörlerimizde rekabet gücümüzü artıracak çalışmaları hayata geçiriyoruz.
Yine enerji, sağlık, havacılık, uzay, otomotiv, raylı sistemler, bilişim ve savunma gibi öncelikli sektörlerde, teknolojik ürün yatırımlarını ve kümelenme çalışmalarını artıracak adımlar atıyoruz. Sanayi 4.0 sürecine damga vuracak olan robot teknolojisi, yapay zeka, nesnelerin interneti gibi alanlarla ilgili çalışmaları artık daha ön plana çıkarıyoruz.”
Bakanlığın devam eden projeleri ve destek programlarına ilişkin bilgi veren Özlü, TÜBİTAK’ta, yerli otomobil, PARDUS, TÜRKSAT 6A gibi Türkiye için çok kritik olan teknolojileri, ürünleri geliştirmeyi aynı dikkat ve başarıyla sürdüreceklerini belirtti.
Özlü, “Mevcut çalışmalarımıza yenilerini ekleyeceğiz, deyim yerindeyse, repertuarımızı zenginleştireceğiz.” dedi.
– “Hayallerin ötesine geçildi”
Merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için yapılan harcamanın geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 10 artışla 6,2 milyar liraya çıktığına dikkati çeken Özlü, vergi indirim ve istisnaları yoluyla, Ar-Ge’ye aktarılan dolaylı kaynak miktarının ise 1,7 milyar lira olarak gerçekleştiğini belirtti. Özlü, “Bunlar, 2002’de Türkiye’nin hayalini bile kuramadığı rakamlardı. Çok şükür, bu hayaller gerçekleşti, birçok alanda hayallerin ötesine de geçildi.” diye konuştu. Bundan sonra da hem Ar-Ge’ye daha fazla kaynak ayırmaya hem de bu kaynağı en doğru projelerle buluşturmaya devam edeceklerini dile getiren Özlü, Ar-Ge projesi yapma konusunda ciddi bir kültür ve birikim oluştuğunu ifade etti.
Özlü, “Önümüzdeki dönemde, esas odaklanacağımız husus, bu projelerin ticarileşmesi olacak. Ar-Ge projelerini, müşterilere, tüketicilere, dünya pazarlarına hitap eden nihai ürünlere dönüştürmek, yeni dönemde en büyük önceliğimiz olacak.” dedi.
– “7 gün, 24 saat açık olacağız”
Özlü, Sınai Mülkiyet Kanunu’na yönelik çalışmalara ilişkin ise Meclis gündemi yoğun olduğu için tasarıyı ekim ayı gibi yasalaştırmayı hedeflediklerini bildirdi.Yapacakları bütün çalışmalarda, sanayicilerle birlikte hareket edeceklerini vurgulayan Özlü, şöyle devam etti:
“Bakanlığımız, sanayicilerimizin her zaman hizmetinde olacak. Kapımız, sizlere her zaman açık olacak. Bize 7 gün, 24 saat ulaşabileceksiniz. 65. Hükümet, her anlamıyla yatırımlara öncelik veren, yatırımcıların önüne turkuaz halı seren bir hükümet olacak. Biz, reel sektörün önünü açacağız. Sizler de Türkiye’yi yüksek gelir seviyesine doğru taşıyacaksınız.”
– Türkiye’nin üzerindeki yükler
Terör belasını ülke gündeminden çıkaracaklarını belirten Özlü, şunları kaydetti: “Son terörist de ülkemizi terk etmeden, silahlar betona gömülmeden, bundan sonra bu mücadeleye ara vermek yok. Yeni anayasa konusunda da milletimizin beklentileri doğrultusunda, artık bir mesafe alacağımızı düşünüyorum. Darbe anayasası ve terör, Türkiye’nin üzerinde bir yüktür. Bu iki sorun, milletimizin ayağında prangadır. Bu yüklerden, ağırlıklardan, prangalardan kurtulmalıyız ve kurtulacağız. Bunu başardığımız zaman, Türkiye gücüne güç, hızına hız katacak.”

1 2 3
4 5  
Haberle İlgili Tüm Görsellere Ulaşmak İçin Tıklayınız…