CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL ASO 1. OSB’DE - Ankara Sanayi Odası

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL ASO 1. OSB’DE

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL ASO 1. OSB’DE
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara Sanayi odası 1. Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ederek sanayicilerle bir araya geldi. 7 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşen ve ASO Başkanı Nurettin Özdebir’in ev sahipliği yaptığı ziyarete, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan,  Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Ankara Valisi Kemal Önal ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Ali Boğa da katıldı.   
Cumhurbaşkanı Gül, ziyarette önce ASO 1. OSB’de yer alan  Termikel, Bülbüloğlu Vinç, Nurus, Hidromek ve Yiğit Aku fabrikalarında incelemelerde bulundu. Daha sonra Bölge Müdürlüğü toplantı salonunda sanayicilerle toplantı yaptı. Tamamı basına açık olarak gerçekleştirilen toplantıda önce ASO ve 1. OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir bir konuşma yaptı.
 
ASO  Başkanı Nurettin Özdebir  konuşmasında, OSB’leri yatırımcılar için cazibe merkezleri haline getirecek teşviklerin verilmesi gerektiğini vurguladı ve 2 bin metre kareden fazla kapalı alan gerektiren imalat sanayi yatırımlarının OSB’lere yönlendirilmesini ve bu şekilde kontrolsüz sanayi alanlarının oluşmasının engellenmesini istedi.
 
 
OSB’lerden tüketilen elektrik bedeli üzerinden talep edilen yüzde 2’lik TRT payının kaldırılması gerektiğini de kaydeden Özdebir, OSB’lerin hizmet sağlarken devletten ucuz arsa tahsisi ve istimlak yetkisi dışında teşvik görmediğini söyledi.
 
Özdebir, ”Bir yandan bize (Gelir oluştur ve devletin yapması gereken hizmetleri sen yap. Bunun için de vergiden muafsın) denirken, diğer yandan Maliye Bakanlığı OSB gelirlerinden kurumlar vergisi almak istemektedir. Biz Maliye Bakanlığının bu yanlıştan biran önce dönmesini bekliyoruz” dedi.
 
Ekonomideki toparlanmaya paralel olarak Ankara Sanayisinde ve bölgede toparlanma başladığına da işaret eden ASO Başkanı, kaliteli, rekabet gücü olan ve yerli katma değeri yüksek ürünler üretebilmek ve işsizliği azaltmak için mesleki eğitimin cazip hale getirilmesi gerektiğine de vurgu yaptı.
 
Daha sonra Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün bir konuşma yaptı.  Ergün, bir ülkenin en büyük zenginliğinin müteşebbisi, Türkiye gibi doğalgaz ve petrol zenginliği olmayan ülkeler için de kendi insan kaynakları olduğunu ifade etti.
 
Türk sanayicisinin son yıllarda çok büyük bir ilerleme kaydederek, sadece yurt içinde sanayicilik yapmakla kalmadığını, dünyaya açılarak Türkiye’nin üretim gücünü dünyanın en ücra köşelerine taşıma kabiliyetini gösterdiğini kaydeden Ergün, şunları söyledi:
 
”Bir ülkenin sanayisi olmadan, o ülkenin üretim gücü olmadan, ülkenin geleceğinin de aydınlık olamayacağını biliyoruz. Buna en açık örnek komşumuz Yunanistan olmuştur. Sadece hizmet sektöründeki gelişmelerle hayatın devam edebileceğini zannetmek büyük bir yanılgı haline dönüşmüştür. Bugün birçok ülkenin üretim gücü ve kabiliyeti de bu nedenle zayıflamaktadır.
 
Onun için Türkiye’nin sanayisini ihmal etmesi, üretimi kenara koyması, üretimden vazgeçmesi mümkün değildir. Türkiye’nin nitelikli insan kapasitesini artırmaktan vazgeçmesi mümkün değildir. Hatta nüfusunu yenileyen, belirli bir düzeyde nüfus artışına sahip bir ülke olmaktan vazgeçmesi de mümkün değildir.”
 
Yapılan bir araştırmada Almanya’da 600 bine yakın işletmenin mirasçısı olmamasından dolayı kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını anlatan Bakan Ergün, ”Bu da bir ülkenin aslında ne kadar sanayileşmiş olursa olsun diğer politikalar yürütülmezse çeşitli sorunların ortaya çıkacağını göstermektedir. Biz, bunun farkında olan bir ülkeyiz. Sanayinin, üretimin, nitelikli iş gücünün farkında olan bir ülkeyiz. Bu istikamette de ilerliyoruz. Rekabet gücünü artıracak, teknolojik gelişmeleri çoğaltacak hamleleri hızlı bir şekilde yapıyoruz” dedi.
 
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ise, ASO 1. OSB’nin Türkiye’de sanayinin önemi ve kıymetinin bilinmediği zamanlarda yapıldığını belirterek, bölgenin yapım aşaması hakkında bilgi verdi.
 
Türk sanayicisinin uygun  yatırım ortamı iklimini gördüğü zaman 5 yıldızlı otel, alışveriş merkezi niteliğinde çok önemli tesisler yaptığını ifade eden Çağlayan, ”OSB’ler bugün Türk sanayisinin aslında gelişin, değişim ve dönüşümünün göstergesidir” dedi.
 
Bu bölgedeki üretici sadece Türkiye ve Ankara için değil, tüm dünya için üreten ve dünyanın en önemli merkezlerine, bölgelerine ihracat yapan bir desene sahip olduğunu belirten Çağlayan, ”Türk sanayicisi ufuk gösterildiği, siyasi istikrar sağlandığı, gereken ekonomik destek ve ‘sizin arkanızdayız’ mesajı verildiği zaman büyük bir çoğunluğu devletimizden teşvik almadan bu tesisleri yaptı” diye konuştu.
 
Türk sanayicisi ve sanayisinin 2001 krizinde çok şey kaybettiğini ifade eden Delvlet Bakanı Zafer  Çağlayan, Türkiye’nin sanayisi, ihracatı ve ekonomisinin dünyanın en büyük krizinin yaşandığı böyle bir dönemde Başbakan Erdoğan’ın ifade ettiği gibi ”krizin teğet geçtiği” bir ülke olarak çıktığını söyledi.
 
Konuşmasında ihracat rakamları hakkında bilgi veren Bakan Çağlayan, 36 milyar dolar ihracatı zar zor yapan Türkiye’nin 2008 yılında 132 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini anımsattı.
 
 
Türkiye’nin dünyada ihracat yapmadığı ülke bulunmadığını belirten Çağlayan, ”İhracatçı sayımız 50 bine çıktı. 2009 krizine rağmen ihracatımız dünya ticaretinin gerilemesiyle beraber 132 milyar dolardan 102 milyar dolara düştü. İhracatın 21 milyar dolarlık kaybı sadece Avrupa pazarlarındandır. Bu da Avrupa’daki talep daralmasından ortaya çıkan bir durum” diye konuştu.
 
Çağlayan, Türkiye’nin bu yılki ihracat hedefinin Orta Vadeli Programda 107,5 milyar dolar olduğunu söyledi. 
 
Zafer Çağlayan, şöyle devam etti:
 
”Ama şu andaki rakamlar 107,5 milyar doları aşacağımızı çok net gösteriyor. Biz bu çerçevede hedefimizi DTM olarak 115 milyar dolara yükselttik. 
 
Çünkü her gün ihracat rakamlarını tek tek izliyoruz. 6 Mayıs itibariyle, 6 günlük ihracatımızda geçen yılın aynı ay ve dönemine göre yüzde 51,7, Ocak-Mayıs dönemi ihracatımızda ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artış var. Ocak-Mayıs döneminde ihracatımız 36 milyar 520 milyon dolara ulaştı. 
 
2010’da 115 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirip, 2008’deki rakamımızı 2011 yılı itibariyle yakalamış olacağız.”
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül toplantıda yaptığı konuşmada, Türk ekonomisinin daha önce çeşitli zamanlarda ”take-off (kalkış)” yapmaya çalıştığını ancak irtifa alamadığını ve krizlere girildiğini ifade ederek, ”Çok şükür, artık bunlar unutuldu, Türk ekonomisi take-off yaptı. Türk ekonomisi irtifasını kazanacak ve hedefine yol alacak” dedi.
 
 Gül, il ziyaretlerinde iş adamlarına geniş vakit ayırdığını, bu konuda eksiklik hissettiği Ankara’da da sanayi bölgelerini ziyaret etmeye başladığını söyledi. 
 
Organize sanayi bölgelerindeki işletmelerin dünya çapında firma olduklarını yerinde görmenin heyecan verici olduğunu ifade eden Gül, ”Burayı akşama kadar gezsem yorulmam çünkü gördüklerim beni gururlandırıyor” dedi. 
 
 
Bu ziyaretler vesilesiyle Türk ekonomisini ve firmaları daha iyi tanıma fırsatı yakaladığını anlatan Gül, ”Böylece geleceğe güvenimiz artıyor. Yurt dışı ziyaretlerime katılan Türk iş adamlarının projelerinin büyüklüğünü dinlediğimde, bu gerçekten beni gururlandırıyor” diye konuştu. 
 
Ekonomi için uçakların kalkışı anlamına gelen İngilizce ”take-off” tabirinin kullanıldığını anımsatan Gül, şöyle konuştu: 
 
”Türkiye’de artık yeni bir dönem var. Türk ekonomisi kendini ispat etti ve yetkinliğini bütün dünyaya gösterdi. Uçak bir kez take-off yaptıktan sonra irtifa kazanır ve binlerce metre yüksekte yol alır. Türkiye, daha önce çeşitli zamanlarda take-off yapmaya çalıştı ama irtifa alamadı. Tekrar krizlere, çıkmazlara girildi, çok acılar yaşandı. Bazı iş adamlarımızın çalışanlarını meşgul etmek için spor tesisleri kurduğunu biliyoruz. Ama çok şükür, artık bunlar unutuldu, Türk ekonomisi take-off yaptı. Türk ekonomisi irtifasını kazanacak ve hedefine yol alacak.” 
 
Gül, Türk ekonomisinin dünyanın 1920’lerde gördüğü büyük buhrandan sonra en büyük krizin yaşandığı geçen yıl kendini ispatladığının altını çizerek, son yıllarda yapılan köklü ekonomik, hukuki ve finansal reformların bunda en önemli rolü oynadığını kaydetti. 
 
”Reformlar sayesinde güçlü bir gemi gibi olan Türk ekonomisinin fırtınada yoluna devam ettiğini” dile getiren Gül, Türkiye’nin 2010 yılında Avrupa’nın en fazla büyüyen ülkesi olacağını söyledi. 
 
Gül, bir ülkenin en büyük sermayesinin girişimcileri olduğunu vurgulayarak, girişimcilik ruhu olan yerde büyük işler yapılacağını kaydetti. 
 
Türkiye’de sanayinin, temel konulardan biri olduğunun altını çizen Gül, ”Küçük ülkeler hizmet sektörüyle idare edebilirler ama Türkiye gibi büyük bir tarihi olan, çok geniş siyasi anlamı olan, stratejik derinliği olan ve 70 milyon nüfusu olan bir ülkede sanayiyi, üretimi ihmal etmek asla mümkün değildir ve böyle olmayacaktır” diye konuştu. 
 
İş adamlarının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile yakın işbirliği içinde olmasını isteyen Gül, son yıllarda önemli AR-GE çalışmalarına imza atıldığını belirtti ve bu alandaki AB fonlarından yararlanılması gerektiğini söyledi. Gül, ”Alışılmış bir söz vardır, ‘Sermayem yok, param yok’ derler. Asıl sermaye insanın kendisi, aklı ve becerisidir” dedi. 
 
Türk sanayicisinin ve iş adamlarının artık doğu ve güneyindeki komşularıyla değil, Avrupa ülkeleriyle rekabet ettiğini anlatan Gül, ”Onun gücü yetiyorsa bize satsın. Bizim gücümüz yetiyorsa ‘biz size satacağız’ demişiz, meydan okumuşuz ve neticelerini almaya başlamışız” diye konuştu. 
 
Cumhurbaşkanı Gül, bugünkü iş adamlarının birinci ya da ikinci nesil sanayiciler olduğunu, ülkedeki nüfus avantajıyla şimdiki sanayicilerin çocuklarının işleri devralmaya hazır olduğunu ifade etti. Gül, Avrupa’da ekonomik açıdan tıkanıklık olarak görülen nüfusun Türkiye için bir şans ve fark olduğuna da dikkati çekti. 
 
Özel sektörün Türkiye’nin geleceğini parlak yapacağını belirten Gül, iş adamlarına şöyle seslendi: 
 
”Üreten sizsiniz, vergi ödeyen sizsiniz, ihracat yapan sizsiniz. Devletin işi, sizin işinizi kolay kılmak, önünüzü açmaktır. Yurt dışında büyük firmalarımızın yaptığı eserler artık o firmanın sahibine ait değil, bize ait, Türkiye’ye ait. Türkiye’nin geleceği sizin elinizle parlak olacak. Bütün bu reformlar sizin önünüzü açmak, daha güzel işler yapmak, daha şeffaf bir şekilde, adil bir şekilde yapmak, kimsenin hakkının yenmemesiyle ilgili. 
 
Tereddütsüz devletinizden, hükümetinizden tıkandığınız yerde her zaman yardım isteyin. Devlet size hizmet için vardır. Onun için uzak da durmayın. Odalar, temsilciler bu köprüyü en iyi şekilde kuruyorlar. Devletin varlığını arkanızda hissedin ve yolunuza güçlü bir şekilde devam edin. Dünyayı dolaşan, bilen bir insanım. Türkiye’yi de çok iyi biliyorum. Yakın geleceğimiz çok parlak olacak. Çocuklarımız çok daha iyi bir Türkiye’de yaşayacak.”