”Çin Pazarına Giriş ve İhracatta Devlet Yardımları Semineri - Ankara Sanayi Odası

”Çin Pazarına Giriş ve İhracatta Devlet Yardımları Semineri

”Çin Pazarına Giriş ve İhracatta Devlet Yardımları Semineri

03 Haziran 2011

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, ”Çin’e bizim yetişemeyeceğimiz kadar ihracat potansiyeli var. Her Çinli 1 kg fındık yese, 1,5 milyar kg fındık, 100 gram zeytinyağı tüketse binlerce ton zeytinyağı satılır” dedi. 

Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından Ankara Kalkınma Ajansı ve İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi (İGEME) işbirliğiyle düzenlenen ”Çin Pazarına Giriş ve İhracatta Devlet Yardımları” konulu seminerin açılışında konuşan Özdebir dünyanın en büyük üreticisi ve ihracatçılarından olan Çin’in aynı zamanda en büyük ithalatçı olduğuna dikkat çekti. 

Enerji ve hammadde açısından dışa bağımlı olan Çin’in, birçok ürünü ithal ettiğini kaydeden Özdebir, ”Rekabet etmekten korktuğumuz Çin’in ithalat açısından bizim yetişemeyeceğimiz boyutta ithalat potansiyeli var. Her Çinli 1 kg fındık yese 1,5 milyar kg fındık, 100 gram zeytinyağı tüketse binlerce ton zeytinyağı satılır. 15 yıl içinde en büyük katma değer yaratıcısı ülke haline gelecek olan Çin ile Türk firmalarının mutlaka iş yapar hale gelmesi lazım. Türk firmaları orada yatarım yapmalı, Çin firmaları da burada yatırıma girmeli. İhracat açısından bu ülkeyi mutlaka değerlendirmemiz lazım” dedi. 

Seminerin açılışında konuşan Ankara Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu Başkanı Mustafa Lale de gelişmekte olan ülkelerin klasik sanayi üretiminden teknoloji ve bilgi yoğun üretime geçtiğini belirterek, şunları söyledi: 

”Kaliteli ve ucuz  mal ve hizmet üretmenin artık çok fazla anlamı kalmıyor. Ucuzluk konusunda zaten Çin ile rekabet etmek zor. Gelişmiş ülkelerin, katma değeri düşük ürünlerden  bilgi yoğun, katma değeri yüksek ürünlere geçiyor. Çelik, çimento, otomotiv konusunda Türkiye büyük üretici ve ihracatçı ülkeler arasında. Otomotivde 1 milyon üretimi geçtik. Ama bu ürünlerin katma değeri düşük. 1 kg ürünün fiyatı 50 cent, 100 cent. Ama savaş uçağı, uydu, ilaç, elektronik gibi ürünlerde kg fiyatı binlerce dolara çıkıyor. Türkiye şimdi gelişmekte olan ülke olarak katma değeri yüksek ürünlere geçiş sürecini yaşıyor. Türkiye, otomotiv, çimento, demir-çelik gibi ağır sanayide elde ettiği birikimi devşirme, bu birikimle sıçrama yapma noktasına geldi.”

Toplantıya katılan Çin Büyükelçiliği Ticaret Ateşesi Guo Fang da yaptığı kısa konuşmada, iki ülke arasında geçen yıl 17,2 milyar doları Çin’in ihracatı olmak üzere toplam 20 milyar dolar dış ticaret hacmi oluştuğunu belirterek, dış ticaret hacmini dengeye kavuşturmak için Türkiye’den ithalatı artırmak istediklerini ve bu konuda Türk firmalarına yardımcı olacaklarını söyledi. 

Türk firmalarının Çin’de daha fazla tanıtım yapması gerektiğini vurgulayan Fang, ”Çinliler avuç avuç fındık yemiyor. Çikolata içinde fındık yiyor ama bu fındığın nereden geldiğini bilmiyor. Çin’e mal satmak isteyen firmalar, Çin’in kültür farklılıklarını, tüketicilerin alışkanlıklarını bilmeli” dedi. 

İGEME Çin Masası Sorumlusu Hasan Köse, ”Çin’e mal satılmaz” algısını yıkmak için bu tür toplantılar yaptıklarını belirterek, ”Çin ile Avrupa’ya mal göndermenin maliyeti aynı, 1000-1500 dolar. Avrupa’ya Çin’den mal getiren gemiler dönerken yük almak istiyor. bu yüzden Avrupa ile aynı maliyete Çin’e konteyner göndermek mümkün” dedi.

Çin’in okyanus kenarındaki bölgelerin oldukça zenginleştiğini, zenginleşen bu bölgelerde 200 milyon nüfusun artık daha kaliteli mal istediğini anlatan Köse, ”Bu bölgelerde, kaliteli, markalı ürünlerin fiyatı Türkiye’den daha yüksek. Bu tüketiciler, markalı, kaliteli ürünleri görünce alıyor. Ucuzu zaten kendi ülkesinde var, kendi üretiyor. Bizim  hedefimiz, kaliteyi ve markayı arayan bu 200 milyon tüketici” diye konuştu. 

Çin’in de artık ucuz üretimden daha yüksek teknolojiye dayalı ürüne yöneldiğini, ”Made in China” yerine ”Made by China” aşamasını hedeflediğini kaydeden Köse, şu bilgiyi verdi: 

”Öğrendiğimize göre; Türkiye ile Çin’deki elektrik fiyatları aynı. İç bölgelerde yapılan yatırımlar nedeniyle artık insanlar şehirlerinden ayrılmak istemiyor. Bu yüzden, sahil kesiminde gelişmiş bölgelerde ucuz işgücü bulmak zorlaştı. Çin’in ucuz üretiminde, ölçek ekonomisi ve kümelenme önemli rol oynuyor. Şehir büyüklüğünde sanayi bölgeleri var.” 

Çinli firmaların Türkiye’de de yatırım yaptığını, Yunanistan’ın Pire Limanında ciddi yatırımlar gerçekleştirdiğine işaret eden Köse, ”Çin, Pire Limanındaki üretimini Avrupa’ya satarak bu pazarı ele geçirecek. Buna göre tedbir almak lazım” dedi.

Çin’de ekonominin serbest piyasa düzenine göre işlediğini, bankacılık sisteminde bir sorun olmadığını belirten Köse, Çin’in parasını güçlendirmek için ithalatı artırmak istediğini, Türkiye’nin bu fırsatı mutlaka değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. 

Serbest ticaret anlaşması olmadığı için Çin’in ithalatta bazı tarife dışı engeller uygulayabildiğini anlatan köse, ”Çin’e giren firmaların 3-4 yıl zararı göze alması gerekir. Hemen kar etmeleri söz konusu değil. sistematik bir çalışma lazım. Kalite önemli bir unsur” diye konuştu.

-TÜRK İŞADAMLARINA TAVSİYELER 

Seminerde konuşan Guanghou Türk İşadamları Derneği (GUTİAD) Genel Sekreteri Ahmet Özden, derneğe halen bölgede yatırım yapan 150 Türk işadamının üye olduğunu ve Türkiye’den Çin ile iş yapan işadamlarına da yardımcı olduklarını söyledi. 

”5-10 bin doları cebine koyup Çin’de başarılı olmak mümkün değil. Bu on yıl önce geçerliydi” diyen Özden, Türk işadamlarına şu önerilerde bulundu: 

”Çin’deki sistemi bilmeden iş yapamazsınız. Çin’de sözle, itibarla iş yapamazsınız. Yaptığınız her şeyin yazılı olması lazım. İhracatta da ithalatta da iş yapacağınız firmayı teyit etmeniz lazım. Çok fazla dolandırıcı var. Gerçekten firma var mı yok mu tespit etmek lazım. Fuarda çok büyük stand açan bir firmanın sadece bir atölyeden ibaren olduğunu görüyoruz. Bize bilgi soran işadamlarına bu konuda yardımcı oluyoruz. İthalat yaparken, firmanın fabrikasını görmekte yarar var. İthalattan önce, mutlaka ürünü kontrol edin, kusurlu mu istenilen nitelikte mi bakın. 

Çin kültürüne ve tüketici alışkanlıklarına dikkat edin. Coca Cola’nın bile Çin’e özgü damak tadı ve pazarlama sloganı var. Türkiye’de sattığınız ürün, orada satılmaz. İsmi, reklamları Çin halkına hitap etmeli. 

Kalite konusunda Türk firmaları çok avantajlı. İyi kalitede malların fiyatı, Çin’deki üretim maliyeti ile aynı, hatta daha ucuz. Çin’de iş yapmak istiyorsanız mutlaka pazarı görün, marketlere bakın. Kültürünü çok iyi koruyor. 

Çin, kendi üretiminde Alman ve İtalyan makinalarını kullanıyor. Kendi ürettiği makinaların kalitesiz ve bakım masrafının daha yüksek olduğunu biliyor. Tüketicinin kalite beklentisi nedeniyle Avrupa’nın Çin’e ciddi ihracatı var. Türkiye biraz geç kaldı ama treni kaçırmadı. 

Çin yapımı telefonlar Türkiye’de yaygın. Ama Çin’de gençler, Kore, ABD yapımı telefonlar kullanıyor. Çin’de daha fazla reklam gerekiyor. 

Çin’de ilk 3-4 yıl zarar etmeyi göze alan firmalar, sonra pastadan en güzel payı alır. Kalite ve marka konusunda sistematik bir çalışma şart.”