Büyüme Rakamlarını Değerlendiren Özdebir,
Yatırımlardaki Daralmaya Dikkat Çekti

    2 Eylül 2019

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir 2. Çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi. Özdebir’in açıklaması şöyle:

“2019 yılının ikinci çeyreğinde yaşanan %1,5 daralma ile ekonomide küçülme beklentileri gerçekleşmiş oldu. Özellikle büyümenin önemli öncü göstergeleri olan, sanayi üretimi, perakende satış endeksi, kapasite kullanımı ve kredi büyüme hızı oranındaki 2. Çeyrekteki düşüş ülke ekonomisinde negatif bir büyümenin olacağına işaret ediyordu.

Jeopolitik ve politik risklerin ekonomik aktiviteleri önemli ölçüde etkilediği bir dönemden geçiyoruz. Küresel ekonomide kur ve ticaret savaşlarının da etkisiyle her geçen gün artan yavaşlama ibareleri, diğer yandan ülkemizde iç talepte daralmayla birlikte ortaya çıkan durgunluk büyümenin negatif olarak gerçekleşmesine neden olmuştur.

Sanayinin ikinci çeyrekte %2.7 oranı ile Türkiye genelinin üstünde daralması önemlidir. Türkiye’nin sanayi üretiminde Haziran ayı itibari ile gerileme 10’uncu ayına girmiştir. Son 4 aydır gerileme yavaşlamış görünmekle birlikte, sanayi üretimi anlamında ekonomimizin halen istenilen seviyeden uzak olduğu görülmektedir.

İmalat sanayinde %-3,3 ve inşaatta %-12,7’lik daralma, ekonomide riski arttıran detaylar olarak göze çarpmaktadır. Rakamlarda önemli bir detay tüketim tarafıdır. Hane halkının talebindeki azalmada bir önceki çeyreğe göre kısmı bir iyileşme var.  Hane halkı tüketimindeki daralmanın hız kesmesi, gelecek dönemde iç talepte bir toparlanma olacağı sinyallerini vermektedir. Öte yandan, kamu harcamalarındaki artış ve ihracat artışı, küçülmenin daha da artmasını engelleyen bir veri olarak göze çarpmaktadır.

Ekonomide daralma hızında bir düşüş ortaya çıkarken, yatırımlardaki daralma hızı artmaya devam ediyor. Gayri safi sabit sermaye oluşumunun %22,8 oranında azalması, büyümeyi önemli ölçüde aşağı çeken bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomi politika yapıcılarının hedefi, yatırımları teşvik eden reformları önceliklendirmesi olmalıdır. Büyümede toparlanma ve kalıcı bir büyüme için gayri safi sabit sermaye oluşumunun pozitife dönmesi gerekmektedir.

Öte yandan enerji maliyetlerinin artması, sanayi üretiminde ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Enerji maliyetlerinin artması sanayicinin zaten daralan iç piyasada üretim yapabilme imkânlarını kısıtlamaktadır. Artan maliyetler, zaten düşük olan karlılıkları daha da aşağıya çekerek üretimi olumsuz etkilemektedir.

Türkiye ekonomisi ancak üretim odaklı, yüksek katma değer yaratan ve ithalata bağımlı olmayan bir yaklaşımla sağlıklı bir büyümeye kavuşacaktır. Lakin üretimin önündeki engeller de hala devam etmektedir. Faizlerin düşmesiyle toparlanma beklentimiz var ama henüz kredi maliyetlerinde de bir düzelme göremiyoruz. Yüksek faiz ortamında özel sektörün yatırım iştahı azalıyor, dışlama etkisi hala devam ediyor. Sürdürülebilir bir enflasyon ve faiz düzeyinde Türkiye ekonomisine olan güvenin tesis edilmesi çok önemlidir. Kalıcı ve sağlıklı bir büyüme için üretmek zorundayız”.