ASO MECLİS TOPLANTISI TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHDİ EKER’İN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLD - Ankara Sanayi Odası

ASO MECLİS TOPLANTISI TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHDİ EKER’İN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLD

 
ASO MECLİS TOPLANTISI  TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHDİ EKER’İN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
 
Ankara Sanayi Odası Ekim ayı meclis toplantısı Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in katılımıyla 27 Ekim 2010 tarihinde gerçekleştirildi.
 
 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, başta Çin olmak üzere gelişen ülkelerde gelir düzeyi arttıkça ete olan talebin de artacağını belirterek, Türkiye’de et fiyatlarını düşürmek için öncelikle yerli üretimi artırmak gerektiğini kaydetti.
 
Özdebir, alınan ithalat kararına rağmen et fiyatlarının düşmediğini, aslında et fiyatlarının tüm dünyada artış eğilimi içinde olduğunu belirterek, ”Başta Çin olmak üzere gelişen ülkelerde gelir düzeyi arttıkça ete olan talep de artacaktır. Ülkemizde et fiyatlarını düşürmek için öncelikle yerli üretimi artırmak zorundayız” dedi.
 
Özdebir, yem bitkilerinin ekiminin teşvik edilmesi, besicilikte küçük üreticilerin mutlaka desteklenmesi gerektiğini söyledi. ASO Başkanı, ”Hayvan popülasyonunu artırmak için en temel çözüm tarıma dayalı özellikle süt ve süt ürünlerine dayalı sanayinin geliştirilmesiyle sağlanacaktır” dedi.
 
Küresel ekonomideki gelişmelere de değinen Özdebir, dünyada likiditenin bollaştığını, bunun Türkiye gibi ülkelere spekülatif sermaye girişini artırdığını, Türk Lirası’nın diğer gelişen ülke paraları gibi değer kazanmaya devam ettiğini anlattı. Özdebir, sıcak para girişi konusunda tedbir alınması gerektiğini aksi takdirde Türk Lirası’nın daha değerleneceğini, birçok ülkenin parasının değerlenmesini engellemek için tedbir aldığını kaydetti.
 
Türk Lirası’nın değerlenmesinde Türk ekonomisinin sağlam mali ve finansal yapısı ile krizden hızlı çıkmasının da rol oynadığını ifade eden Özdebir, açıklanan son ekonomik verilerin ekonomideki canlılığın devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Özdebir, sanayi üretimindeki artışın beklentilerin üzerinde bir hızla devam ettiğini, ciro ve sipariş endekslerindeki gelişmelerin de sanayi üretiminin yılın üçüncü çeyreğinde de beklenenin üzerinde artacağını gösterdiğini anlattı.
 
Konuşmasında, ASO üyelerinin sorunlarını da dile getiren Özdebir, bürokratik gecikmelerden duydukları rahatsızlığı iletti. Özdebir, ihracat başvurularının evrakının aynı gün ilgili bölüme ulaştırılması ve kontrol için en geç bir gün içinde randevu verilmesini, denetim elemanlarının hata bulma yaklaşımıyla değil işletmenin standartlarını yükseltme amacıyla yol gösterici biçimde hareket etmesini, dosya inceleme sürecinde Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nde herhangi bir evrak eksikliğinde eksik evrakın tekrar tarım il müdürlüğüne değil, Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’ndeki ilgili uzmana doğrudan teslim edilebilmesi yönündeki taleplerini dile getirdi.
 
Yurt dışından gelen ve ithalatı yapılan hammaddelerde il tarım müdürlüklerinin farklı uygulamaları olduğunu belirten Özdebir, farklı uygulamalara son verilmesini istedi.
 
Özdebir, eski traktör parkının yenilenmesi için otomobil, kamyon, otobüs için uygulanan hurda indirimi desteğinin tamamen üretime dönük olan traktör için de uygulanması gerektiğini söyledi.
 
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı çerçevesindeki makine ekipman desteklemelerinin olumlu etkisi bulunduğunu ifade eden Özdebir, bu modelin sürdürülmesinin doğru olacağını söyledi.
 
Hayvancılık için sıfır faizli kredi veren Ziraat Bankasının hızlı nakde dönüşmesi nedeniyle büyükşehirlerdeki gayrimenkulleri teminat olarak kabul ettiğini dile getiren Özdebir, ”Birçok çiftçi arazilerinin teminat olarak kabul edilmemesi nedeniyle bu krediden yararlanamamaktadır. Bu sorunun aşılması için çiftçilerin kırsaldaki arazilerinin de teminat olarak kabul edilmesi gerekmektedir” dedi.
 
 
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ise, 14 Ekim itibariyle, hayvancılık sektörüne yönelik sıfır faizli krediden 15 bin 500 kişinin yararlandığını, yaklaşık 1 milyar 50 milyon lira kredi kullandığını, bugün büyük ihtimalle, kullanan kişi sayısının 20 binlere ulaştığını, kullanılan kredinin ise 1,5 milyar lirayı aştığını kaydetti.
 
Et fiyatlarını günlük olarak takip ettiğini, bu fiyatlarla market fiyatlarının uyuşmadığını belirten Eker, ”Bir markette veya bir kasapta 16,75’e karkası alıyorsa, bunu 23, 25, 26, 27 liraya satıyorsa bu işte sadece benim Tarım Bakanlığı olarak değil, çünkü benim zabıtam yok, benim vergi memurum da yok. Getir bakalım şu faturayı sen kaçtan aldın, bunu kaçtan satıyorsun? diyebilecek benim o denetim gücüm yok, Tarım bakanlığı olarak söylüyorum. Hükümet olarak var” dedi.
 
Bakan Eker, Türkiye’de 25-26 milyon hektar alanda tarım yapıldığını, ancak Türkiye’nin az yağış alan bir ülke olduğunu söyledi. ”Tarım sudur” diyen Eker, su seviyesinin sahip olunan ürün durumunu da belirlediğine işaret etti. Türkiye’de 5 milyon hektar alanın sulandığını, ekonomik olarak sulanabilir alanın 8 milyon hektar olduğunu kaydeden Eker, bu yatırımların pahalı yatırımlar olduğunu, GAP’ın enerji üretme boyutunun yüzde 70, sulama boyutunun ise yüzde 15’lerde bulunduğunu söyledi. Eker, GAP bölgesinde sulanabilir alanın 1 milyon hektara çıkarılması konusunda çalışmaların belli bir aşamaya geldiğini kaydetti.
 
Türkiye’de hayvancılık maliyetinin yüzde 70’ini yemin oluşturduğunu da belirten Eker, bazı ülkelerde yem  maliyetinin neredeyse sıfır olduğunu, sadece mera yönetimi yapıldığını söyledi.
 
Türkiye’de sığırcılığın azalmadığını arttığını da kaydeden Eker, Türkiye’nin sığır varlığının 9,8 milyondan 11 milyona çıktığını ifade etti. Bir hayvandan elde edilen süt miktarının da arttığını kaydeden Eker, Türkiye’nin yıllık 8,5 milyon ton olan süt üretiminin 12,5 milyon tona yükseldiğini ifade etti.
 
Eker, Türkiye’nin yıllık kaba yem ihtiyacının 50 milyon ton olduğunu, yıllık 25 milyon ton olan üretimin yem bitkilerinin ekilişine verdikleri desteklerle 37,5 milyon tona yükseldiğini söyledi. Bakan Eker, 2002 yılında çiftçilere verilen desteğin 1 milyar 860 milyon lira olduğunu, bunun sadece yüzde 4’nünün yani 83 milyon lirasının hayvancılığa gittiğini belirterek, genel manada tarımsal destekleri 1,8 milyar liradan 5,6 milyar liraya, hayvancılığa verilen destekleri ise 1 milyar 250 milyon liraya çıkardıklarını anlattı. Bakan Eker, doğrudan gelir desteği modelini değiştirdiklerini, stratejik olarak önemli ürünleri belirlediklerini ve bunlara uygun destek modelleri getirdiklerini belirtti.
 
Türkiye’nin tarım sektöründe 2002’de 7,5 milyon kişinin çalıştığını, bütün bitkisel ve hayvansal ürünlerin tamamının değerinin 23 milyar dolar olduğunu ve tarımsal ekonomik büyüklük açısından Türkiye’nin dünyada 11. sırada olduğunu anlatan Eker, Dünya Bankası 2008 rakamlarına göre Türkiye’nin sıralamada 8’inciliğe yükseldiğini ve tarımsal üretim değerinin 56,6 milyar dolara ulaştığını söyledi. Eker, bunun verimliğinin arttığını gösterdiğini kaydetti.
 
Bakan Eker, tarım sigortası uygulaması getirdiklerini, makine ekipman desteği kapsamında hibe verdiklerini, ürün işleme, paketleme, modern silolar vb konulardaki ekonomik faaliyetin sürdürülmesini temin edecek yatırım projelerine yüzde 50 hibe desteği sağladıklarını, hayvancılığa verilen desteklerin toplam tarım destekleri içindeki payının yüzde 4’ten yüzde 22’ye çıkarıldığını da anlattı.
 
İnsanların hayvancılık işiyle uğraşıp uğraşmadığı konusuna da değinen Eker, içinde 50 baş ve üzerinde büyükbaş hayvan bulunan işletme sayısının 2009 yılı sonu itibariyle 4 bin 300’den 18 bin 650’ye çıkarıldığını ifade etti. 2010’da toplam 25 ilde 50 başın üzerinde hayvan bulunan yeni işletme kurulması kaydıyla yüzde 40 hibe verdiklerini belirten Eker, bu çerçevede 217 işletmenin kabul edildiğini ve parasının verildiğini söyledi.
 
Bakan Eker, 1 Ağustos 2010’da hayvancılık sektörüne yönelik cumhuriyet tarihinin en kapsamlı faizsiz kredi kararnamesinin yayınlandığını belirterek, besicilere 2 yıl vade ile besicilik dışındaki yatırımlara ise 7 yıl vade 2 yılı ödemesiz faizsiz kredi verilmesinin kararlaştırıldığını söyledi. Eker, ”14 Ekim itibariyle 15 bin 500 kişi yaklaşık 1 milyar 50 milyon lira kredi kullandı. Bu büyük ihtimalle bu rakam 20 binlere ulaşmıştır (faydalanıcı), rakam da 1,5 milyarı kesin aşmıştır” dedi.
 
Bunları ülkenin potansiyelini harekete geçirmek amacıyla yaptıklarını dile getiren Eker, ”bütün bunlara rağmen et fiyatlarının neden arttığı” konusuna değindi. Bunun birden fazla nedeni olduğunu belirten Eker, 2002-2009 yıllarında karkas et fiyatlarının enflasyonun altında olduğunu kaydetti. Eker, 2007-2008 yıllarında 2 yıl üst üste Türkiye tarihinin en ciddi kuraklığının yaşandığını, köyden şehre geçişle birlikte hayat tarzının değiştiğini, bunların koyunculuğun aleyhine geliştiğini söyledi. Türkiye’de bir dekar meradan alınan ot miktarının yağışın azlığı nedeniyle 80 kilogram olduğunu belirten Eker, söz konusu süreçte yemin fiyatının da arttığını ifade etti.
 
Türkiye’de kesilecek büyükbaş hayvan sayısında azalma olmadığını, 11 milyon sığır varlığı bulunduğunu, bu varlığın yıl her 3,3 milyonunun kesilmesi gerektiğini, elde edilecek etin 800 bin ton olduğunu kaydeden Eker, Türkiye’nin küçükbaş hayvan varlığının ise 27 milyon olduğunu, kasaplık oranı yüzde 48 olan küçükbaşta, bu rakam 10 milyon kabul edilse dahi her bir hayvandan 20 kilogram et elde edildiği düşünüldüğünde 200 bin ton et alınacağını anlattı. Eker, bu şekilde 1 milyon ton et üretildiğini, ancak kayıt dışılık sorunu bulunduğunu, mezbahada 100 hayvan kesildiğini bunun 50 olarak gösterildiğini ifade etti.
 
 
Et fiyatlarını günlük olarak takip ettiğini belirten Eker, 13 ildeki karkas et kilogram fiyatlarını söyledi. Bu rakamların ortalamasının 16,79 lira (kilogram) olduğunu kaydeden Eker, ”Market fiyatlarında bununla uyuşmayan bir şey var. Ankara’da 26 Ekim tarihinde kıyma fiyatı 26,90 var, 20,90 var, 17,90 var, 16,50 var, 19,90 var. 22,99 var, 16,95 var, 25,50 var, 21,90 var. Bunlar kıyma fiyatları. Bütün kategorilerle ilgili fiyatlar var elimde. … Bir markette veya bir kasapta 16,75’e karkası alıyorsa, bunu 23, 25, 26, 27 liraya satıyorsa bu işte sadece benim Tarım Bakanlığı olarak değil, çünkü benim zabıtam yok, benim vergi memurum da yok… Getir bakalım şu faturayı sen kaçtan aldın, bunu kaçtan satıyorsun? diyebilecek benim o denetim gücüm yok, Tarım Bakanlığı olarak söylüyorum. Hükümet olarak var. Dolayısıyla burada bir  yanlışlık var. Bu bile şu karkas fiyat bile bugün itibariyle maliyetinin üzerinde. Yani maliyet karın üzerinde” diye konuştu.
 
Bunun psikolojik bir şey olduğunu, her gün ”arttı, şöyle oldu vs” denilirse bunun bir fiyat beklentisi yaratacağını anlatan Eker, spekülasyon vesaire ne varsa bunlarla el birliğiyle mücadele etmek gerektiğini, ellerinden geldiğince bunu yaptıklarını ifade etti.
 
Hayvan ve et ithali konusunda da değinen Eker, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içine asla hijyenik, sağlıklı olmayan, kalitesi düşük ürün girmesine müsaade etmeyeceklerini de vurguladı.
 
Etle ilgili kısa vadede aldıkları tedbirlerin gerek karkas gerek büyükbaş hayvan ithalatının devam ettiğini, ihtiyaç oldukça devam edeceğini belirten Eker, aslolanın Türkiye’nin üretim gücünü harekete geçirmek ve bunu sürdürülebilir kılmak olduğunu, çalışmalarını bu çerçevede sürdürdüklerini anlattı.
 
Bu yılın Ocak-Ağustos döneminde dünyada karkas et fiyatlarının yüzde 23 oranında arttığını belirten Eker, Türkiye’de 2010 Ocak-Ağustos arasındaki artışın yüzde 14,5 olduğunu belirtti. Dünyada, üretimde düşüş olmamasına rağmen diğer gıda ürünlerinde, tarım hammaddelerinde fiyat artışları olduğunu kaydeden Eker, dünyada buğday fiyatlarının da üretimde ciddi düşüş olmamasına rağmen yükseldiğini ifade etti.
 
Toplulaştırma konusunda yaptıkları çalışmaları da anlatan Eker, Türkiye’de 1962-2002 arasında 425 bin hektarda toplulaştırma yapıldığını, 2003’ten bu yana 600 bin hektarı aşkın alanda toplulaştırmanın tamamlandığını, 3 milyon hektar alanda çalışmaların sürdüğünü söyledi.
 
Arazilerin bölünmesinin tarımsal üretime zarar verdiğine işaret eden Eker, ”bölünme işletmeye dönüşsün herkes hissedar olsun dediklerini, bunun için toplumsal mutabakat sağlanması gerektiğini, bu olmadan Türkiye’de gerçek anlamda tarım reformundan bahsedilemeyeceğini” dile getirdi.
 
Konuşmasında, Türkiye’nin tarım ürünleri konusunda net ithalatçı değil ”net ihracatçı” olduğunu da vurgulayan Eker, Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatının 2009 yılı rakamlarıyla 11,2 milyar dolar olduğunu belirtti. İthal edilen bazı ürünlerin (kağıt hamuru, kauçuk gibi) tarım sektöründe kullanılmamasına rağmen, tarım ürünleri ithalatında göründüğünü ifade eden Eker, ”2009’da 9 milyar dolar civarında ithalat görünüyor. Bunun 3,5 milyar doları tamamen sanayinin kullandığı, ihracı da sanayide görünen maddeler. Türkiye 11,2 milyar dolar tarım ürünü ihraç ediyor, 5,5 milyar dolar ithalatı var. Doğrusu bu” diye konuştu.
 
Bakan Eker, BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) raporunda, Türkiye’nin tarım ve gıda alanında başarı hikayelerini anlattığını ve dünyaya örnek gösterdiğini de kaydetti.
 
Türkiye’de 150 ürün yetiştiğini, bunların birinden birinde sorun olabileceğini belirten Eker, önemli olan sorunları doğru tarif etmek ve onların çözümü için çaba göstermek olduğunu sözlerine ekledi.
 
ASO Meclis üyelerinin dile getirdikleri sorunlara da değinen Eker, bürokrasinin azalması, bu işlemlerin minimum düzeye indirilmesini istediklerini, bu yönde çalıştıklarını söyledi.