ASO 48. YIL BAŞARI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU - Ankara Sanayi Odası

ASO 48. YIL BAŞARI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ASO 48. YIL BAŞARI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU…
 
 
 
Ankara Sanayi Odası 48. Yıl Başarı Ödül töreni, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlağan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in katılımıyla yapıldı.
 
ASO 1. OSB’de gerçekleşen ödül töreninde 48 başarılı sanayiciye kurumlar vergisi, gelir vergisi, ihracat, ar-ge, ve çevre ödülleri verildi. 
 
 
ASO Başkanı Nurettin Özdebir toplantının açılışında yaptığı konuşmada   açıklanan büyüme rakamlarının kendilerini çok memnun ettiğini ifade etti. 
 
Cari işlemler açığının artış hızındaki yavaşlamanın sevindirici olduğunu belirten Özdebir, buna karşın açığı daha da aşağı çekmek gerektiğini söyledi. Bunun için yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini kaydeden Özdebir, öncelikle kamu alımlarında yerli ürünlerin tercih edilmesini istedi. Özdebir, mesleki eğitim konusunda da üzerlerine düşeni yaptıklarını belirterek, geçen ay yapılan Oda Meclis Toplantısında ASO ve OSB’ler olarak bir eğitim vakfı kurma kararı aldıklarını bildirdi. Özdebir, vakfa ASO ve OSB’lerden önemli kaynaklar aktaracaklarını söyledi.
 
 
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ”Türkiye’nin son 12 aylık süreçteki ihracatının cumhuriyet tarihi rekorunu kırarak 134 milyar dolara ulaştığını” bildirdi. Çağlayan, ASO’nun, hayatının önemli kilometre taşlarından biri olduğunu söyledi. 48 yıl önce çok zor şartlarda kurulan ASO’nun bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese teşekkür eden Çağlayan, bugün itibariyle yaklaşık 400 bin kişilik istihdamı ASO’nun kendi bünyesinde bulundurmasının çok önemli olduğuna dikkati çekti.Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çağlayan, 2002’de Ankara’nın ihracatı 1,5 milyar dolar iken 2010 sonu itibariyle bu rakamın 5,6 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Çağlayan, Ankara’nın ihracatının 9 yılda tam 3,7 kat artarak, Türkiye ihracatının artış oranından daha büyük bir artış oranı gerçekleştirdiğini bildirdi. ”Ekonomi Bakanı olarak Türkiye ihracatının son 12 aylık dönemde cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak 134 milyar dolar olduğunu müjdelemekten gurur duyuyorum” diyen Çağlayan, son 12 aylık süreçte Ankara’nın ihracatının da yine cumhuriyet tarihi rekorunu kırarak 6 milyar 350 milyon dolara ulaştığını belirtti. Bugün Türkiye’nin ”parmak ısırtacak düzeyde” iyi hale gelmesinin ardında siyasi ve ekonomik istikrarın bulunduğuna işaret eden Çağlayan, ”Çevresinde yaşanan olaylarla adeta bir ateş çemberinin ortasında olan Türkiye’nin ihracatını yüzde 20’den fazla büyütmesi gerçek bir başarı hikayesidir. Bu yıl, Türkiye en yüksek büyüme oranını 3’ncü çeyrekte elde etmiştir. Türkiye yüzde 9,6 ile Çin’i arkasına almıştır. Bunda sizlerin payı büyük. İnşallah Türkiye’ye çok daha büyük başarılar kazandıracağız” diye konuştu.2001 yılında ASO Başkanı iken o dönemin ekonomik koşulları içerisinde işadamı olarak önlerini çok fazla göremediklerini ifade eden Çağlayan, bugün bunların tam tersini söyleyen bir Ekonomi Bakanı olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.  Türkiye’nin artık 2023’ü kurgulayan, hedefleyen bir ülke olduğunu vurgulayan Çağlayan, ”Siyasi ve ekonomik istikrarın ne anlama geldiğini, bunlar olmayınca bir gecede insanların işini, aşını nasıl kaybettiğini hafızalarımızdan silmeyelim” dedi. ASO Başkanı Nurettin Özdebir’den de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatına rağmen halen Türkiye’de bulunan malları yurt dışından getirenleri kendilerine bildirmelerini isteyen Çağlayan, ”Türkiye’de varken dışarıdan alanları kınıyorum” dedi. Cari açığı hedef alan çok önemli bir teşvik sisteminde son noktaya geldiklerini belirten Çağlayan, ”Organize sanayi, teknoloji, endüstri bölgelerinde yapılacak meslek liselerine ve eğitim yatırımlarına ciddi şekilde devlet desteği verileceğini” bildirdi.
 
 
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’de yaygın ama aynı oranda yanlış bir kanaatin bulunduğunu kaydederek, ”Türkiye’de vergi yükünün yüksek olduğu şeklinde genel bir kanı var. Aslında, 3-4 tane ürünü bir kenara bırakırsak, resim hiç de öyle değil” dedi. Bakan Şimşek, Ankara Sanayi Odası’nın 48. Yıl Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, kurumlar vergisinde toplam vergi yükünün 2002’de yüzde 65 iken, şimdi bu oranın yüzde 34’e kadar indiğini, kurumlar vergisinin yüzde 20, hatta yeni yatırımlar için yüzde 2’ye kadar düşürüldüğünü söyledi. ”Gerçekten kurumların kazançları üzerindeki vergi yükünü ciddi şekilde azalttık, rekabet gücünün önünün açılması için önemli adımlar attık” diyen Şimşek, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında kurumlar vergisi açısından 34 ülke arasında en düşük 6. ülke olduğunu bildirdi. Gelirler vergisinin yüzde 35’e, en düşük vergi diliminin ise fon payı dahil yüzde 15’e düştüğünü, işveren sigorta prim payının düşürüldüğünü anlatan Şimşek, dolayısıyla sosyal güvenlik primleri de dahil edildiğinde gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergi yükünde de Türkiye’nin en düşük  OECD ülkeleri arasında olduğunu söyledi. Türkiye’de efektif KDV oranının yüzde 14 civarında olduğunu kaydeden Şimşek, AB ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin yine nispeten düşük ülkelerden bir tanesi olduğunu ifade etti. ”Vergi yüksek algısı nereden uyanıyor” diye soran Şimşek, bu algının akaryakıt, otomotiv ve iletişimden uyandığını söyledi ve şöyle devam etti:”3-4 tane mal ve hizmetten. Doğrudur, Türkiye dünyada nispeten yüksek vergi alan ülkelerden bir tanesidir. Bazılarında ilk sıradadır. Ama bunun dışındaki bütün alanlarda vergiler düşüktür. 2002’de 1 litre benzine ödenen 100 lira paranın, 70 lira 20 kuruşu vergiye gidiyordu. Bugün bu 60 lira civarına kadar düşmüş durumdadır. Neden? Çünkü maktu vergileri her zaman enflasyonla tam olarak güncellemediğimiz için zamanla erimesine imkan sağladık. Sonuç itibariyle, istihdamın önünü açmak için, kayıt dışılığı azaltmak için bu atılan adımlar çok anlamlıdır. Üretimi artırmaya, sanayiyi teşkil etmeye devam etmemiz lazım.”Şimşek, Ankara Sanayi Odası (ASO) 48. yıl ödül töreninde yaptığı konuşmada, kamu harcamalarının sağlıklı vergi gelirleriyle finanse edilmesi gerektiğini, eğer bu şekilde iş yapılmazsa bunun faturasını sanayicilerin ödeyeceğini söyledi. Şimşek, şöyle devam etti:”Nitekim 1990’lı yıllardan 2000’li yılların başına kadar kamu harcamalarını esas itibariyle borçlanma ile kapatmaya çalışanlar, faturayı halkımıza ödettiler. 2002 yılında toplanan 100 liralık verginin 86 lirası faize gidiyordu, bugün 17 lirası gidiyor.1987’den bu yana milli gelire oran olarak 2011 ve 2012’de ödeyeceğimiz faiz en düşük düzeyde. Eğer bugün Türkiye’de faiz değil, hizmet bütçeleri apılabiliyorsa, ar-geye, sanayiciye destek sağlanabiliyorsa bu, bu yaklaşımın sonucudur. Yani, kamu harcamalarını sağlıklı vergi gelirleriyle finanse etmenin temel olduğu bir yaklaşımın ürünüdür.”Bakan Şimşek, elde edilen gelirin ar-ge desteğinden, yatırım harcamalarına, insana yatırıma, istihdama, teşviğe gittiğini, her alanda çok önemli kaynak tahsislerinin söz konusu olduğunu söyledi.Bakan Şimşek, vergileri basitleştirip, mevzuatı anlaşılır hale getirmeye, adil kılmaya, vergide kayıp kaçakları minimize etmeye, verginin tabana yayılmasını sağlamaya çalışacaklarını bildirdi.  Şimşek, ar-ge ve inovasyona daha çok zaman, daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini de kaydetti. Maliye Bakanlığı olarak ”mükemmeliz” iddiasında bulunmadıklarını belirten Şimşek, şöyle devam etti:”Eksikliklerimiz var. Mevzuatta hakikaten daha iyileştirmelere ihtiyaç olduğu ortada. Ben her zaman bürokrat arkadaşlarımıza, özellikle vergi denetimi yapan arkadaşlarımıza, (eğer mevzuatta bir gri alan bir belirsizlik varsa, ona mükellef aleyhine değil, tam aksine kurumun hatası, eksikliği diye bakın, o şekilde gereğini yapın, bir an önce mevzuatı basitleştirelim, gri alanları ortadan kaldıralım) diyorum.”Mükellef haklarının, mükellefe yönelik hizmetlerin iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attıklarını kaydeden Şimşek, artık risk odaklı denetim yapıldığını, mükellef haklarının çok daha şeffaf olduğunu, amacın vergi uyum maliyetlerini aşağı çekmek olduğunu söyledi. Bakan Şimşek, yapısal reformlar konusunda, birçok konuda adım atıldığını ancak eğitimde kalite, işgücü piyasasındaki katılıklar konusunda mesafe katedilmesi gerektiğini belirterek, ”Hakikaten önümüzün açılması için, rekabeti engelleyen faktörlerin ortadan kalkması için yoğun bir çaba içinde olduk, bundan sonra da olacağız. Ayrıca, tarihi olarak baktığımızda Türkiye ihracatı ikinci bir faaliyet alanı olarak görmüş, bence bu kültürün değişmesi lazım” dedi. Bu arada, Şimşek, ASO Başkanı Nurettin Özdebir’in Devlet Malzeme Ofisi (DMO) ile ilgili eleştirisi üzerine, ”DMO’nun sadece yerli mal alırım şeklinde bir mevzuatı yok, Türkiye’de de böyle bir mevzuat mümkün değil. Sadece Başbakanımızın enelgesiyle yüzde 15’lik bir fiyat avantajı var. Dolayısıyla DMO kendi başına mal alıp satmıyor, DMO talepleri karşılamak üzere aracılık yapıyor” diye konuştu.Bakan Şimşek, ”Mesela, 2 tane büyükşehir belediyesinin, ithal mala ilişkin taleple geldiği için talepleri karşılanmadı. Hassasiyet var. ‘Rekabet istemiyoruz’ yaklaşımı ne mevzuata, ne uluslararası ticaret örgütüne ne de AB müktesebatına uygun. Dolayısıyla, DMO gereğini yapıyor” diye konuştu.
 
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, emekli aylıklarıyla ilgili intibak düzenlemesinin 2000 yılından önceki tüm eski SSK emeklilerini kapsayacağını bildirdi.Çelik İlaç fiyat düşüşlerinden kaynaklanan eczanelerin stok zararlarının karşılanması ve bazı ilaçlardaki ilaç sıkıntısının giderilmesi için sektörle yapılacak görüşmeye ilişkin bir soru üzerine Çelik, üç yıllık global bütçenin bir miktar aşıldığını söyledi.Sektörle daha önce yapılan protokol çerçevesinde, yeni düzenlemeler gerçekleştirildiğini, ilaç fiyat kararnamesinde, Sağlık Uygulama Tebliğinde bazı düzenlemelere gidildiğini anlatan Çelik, iskonto oranlarının yeniden artırıldığını hatırlattı. ”Bu çerçevede sektörde bir dirençten bahsedilebilir. Bazı değerlendirmelerin yapıldığı bize de geliyor. Bu anlamda sıkıntı nedir, bunu sektör temsilcileriyle pazar günü teknik düzeyde bir çalışma ile ele aldık. Bugün de sektör temsilcileriyle bir araya gelinecek. Umuyorum ki yarın kararımızı, nihai değerlendirmemizi de sizlerle paylaşmış olacağız. Bugün itibariyle ilaç anlamında çok yaygın bir sorunun söz konusu olmadığını belirtmek isterim. Vatandaşımızın da bir mağduriyeti olmayacağını ifade etmek isterim.” 
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, ”4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa ilişkin düzenlemenin hala Bakanlar Kurulunda olduğu”nun anımsatılması üzerine de, toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geçildiğini hatırlattı.Bundan sonra kamu çalışanlarının mali ve sosyal haklarıyla ilgili ”Bunu iyileştireceğiz” gibi herhangi bir ifadelerinin söz konusu olamayacağını ifade eden Çelik, bu dönemin artık geride kaldığını vurguladı. Bundan sonra toplu sözleşme çerçevesinde masada kararlar alınacağını dile getiren Çelik, ”Toplu sözleşmeye geçtiğimize göre ocak ayında yapılacak maaş zamlarının toplu sözleşme masasında gerçekleşmesinden yanayız. Onun için yasanın bir an önce Meclisten geçip, bu çerçevede masaya oturulup karara bağlanmasının doğru olacağı kanaatindeyim” dedi. Bakan Çelik, ”Sürenin kısaldığının” anımsatılması üzerine de, konfederasyonlarla görüştüklerini, onların bakışının da toplu sözleşmeden yana olduğunu vurguladı. Hükümet olarak daha seri hareket ederek gelecek ay içerisinde verilecek zam oranının belirlenmesi konusunda yoğun bir gayret içinde olduklarını anlatan Çelik, bir mağduriyetin söz konusu olmadığına işaret etti. Çelik, ”Toplu sözleşme daha sonra da yapılsa kanun niteliğinde olduğu için bir sorun yok. O yansıyacak. Ama biz bunun masada kararlaştırılması, mali ve sosyal haklar içerdiğine göre bu hakların toplu sözleşme masasında kararlaştırılmasının doğru olacağı inancındayız” dedi. Çelik, düzenlemenin cuma günkü Bakanlar Kurulu’nda ele alınacağını da bildirdi.
 
”Yasa yetişmezse başka bir yöntemle artış yapılıp yapılmayacağı” sorusu üzerine ise Çelik, Bütçe Kanunu’nun buna imkan verdiğini, ancak toplu sözleşme dönemine geçildiğini ve konunun tarafları olduğunu vurguladı. Çelik, ”Bütçe Kanunu buna uygundur. Burada mağduriyet söz konusu olmaz. Ama amaç yasayı da geciktirmeden bu süreci tamamlamaktır. Bizim bakışımız, bu toplu sözleşme kapsamında mali sosyal hakları karara bağlamaktır” diye konuştu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, emekli aylıklarıyla ilgili intibak düzenlemesine ilişkin bir soru üzerine ise, ”Bu düzenleme sonrası kimine 10 lira yansırken kimine 250 lira, kimine 100 lira gibi yansıyacak. Bu doğal. Nerede intibaksızlık varsa onu gidermeye yönelik bir çalışmadır. O da yapılıyor. Nihai şekli Bakanlar Kurulu’nda verilecek. Hangi oranlarda gelişme hızından pay yansıyacak, bunlar Bakanlar Kurulu’nda netleşince kamuoyu ile paylaşma imkanımız olacak. İntibak düzenlemesi 2000 yılından önceki tüm eski SSK emeklilerini kapsayacak” dedi.