Ankara Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı 23 Şubat 2011 Tarihinde Maliye Bakanı Mehm - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı 23 Şubat 2011 Tarihinde Maliye Bakanı Mehm

Ankara Sanayi Odası Meclis Toplantısı
23 Şubat 2011
 
 
Ankara Sanayi Odası  Şubat ayı Meclis Toplantısı 23 Şubat 2011 tarihinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in  de katılımıyla yapıldı.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir
 
 
Sayın Başkan, Sayın Bakanım, Değerli Meclis üyeleri, Basınımızın seçkin temsilcileri, Hepinizi,  şahsım  ve  yönetim  kurulu  adına  saygıyla  selamlıyorum. Sayın Bakanım, davetimizi kabul edip Oda Meclisimize teşrif ettiğiniz için teşekkür ediyoruz. Hoşgeldiniz.
 
Değerli Meclis üyeleri,
Konuşmama üyelerimiz arasında Aralık ayı sonunda gerçekleştirdiğimiz anket sonuçlarını değerlendirerek başlamak istiyorum. Aralık sonunda gerçekleştirdiğimiz anket, Ankara sanayiindeki olumlu görünümün güçlenerek devam ettiğini göstermektedir. Geçen yılın Eylül anketine göre Aralık anketinde artış belirtenlerin oranı yüzde olarak; üretimde 43’ten 52’ye, iç satışlarda 43’ten 48’e, dış satışlarda 30’dan 39’a, yeni siparişlerde 40’tan 46’ya, kredi kullanımında 38’den 40’a yükselmiş, ithalatta artış belirtenlerin oranı ise değişmeyerek yüzde 23 olmuştur. Diğer yandan, ürün fiyatlarında artış belirtenlerin oranının yüzde 29’dan 32’ye ve hammadde fiyatlarında artış belirtenlerin oranının yüzde 65’ten 69’a yükselmesi, önümüzdeki dönemde talep ve maliyet kaynaklı fiyat artışlarının yaşanabileceğini göstermektedir.
 
Üyelerimizin 2011 yılı beklentileri de çok olumludur. 2011 yılında üyelerimizin; yüzde 68’i üretimde, yüzde 67’si iç satışlarda, yüzde 65’i dış satışlarda,  yüzde 72’si  yeni siparişlerde, yüzde 49’u istihdamda, yüzde 43’ü  ithalatta, yüzde 43’ü kredi kullanımında artış beklemektedirler. Diğer yandan üyelerimizin, yüzde 54’ü ürün fiyatlarında, yüzde 76’sı  hammadde fiyatlarında, yüzde 75’i ücretlerde bir artış beklemesi de bu yıl fiyatlarda bir artış beklendiğini göstermektedir. Ankara sanayiinde dikkat çekici ve olumsuz olarak değerlendirebileceğimiz bir gelişme ise ihracat cephesinde olmuştur. 2009 Aralığında üyelerimizin yüzde 41’i ihracat yapıyorken bu oran 2010 Aralığında yüzde 27’ye düşmüştür. Bu gelişmeye paralel olarak ihracatın toplam ciro içindeki payı da yüzde 32’den yüzde 27’ye gerilemiştir. Bu gerilemenin temelinde, her zaman ifade ettiğimiz gibi, TL’deki değerlenme sonucu artan maliyetlerin kar marjlarını daraltması  bulunmaktadır.  TL’deki değerlenme ve ihracat pazarlarımızdaki ekonomik sorunlar ülkemizin dış ticaretini de etkilemiştir. 2010 yılında bir önceki yıla göre ihracat, %11,5 artarak 114 milyar dolara, ithalat ise %32 artarak 185 milyar dolara, dış ticaret açığı da yüzde 85 artarak 72 milyar dolara yükselmiştir.Dış ticaretteki gelişmelere paralel olarak cari işlemler açığı da 2010 yılında bir önceki yıla göre yüzde 250’nin üzerinde bir artış gösterek 48,6 milyar dolara yükselmiştir. Bu cari açığa karşılık 2010 yılında ülkemize giren yabancı sermaye tutarı 59 milyar doları aşmıştır. Cari işlemler açığı ve kısa vadeli yabancı sermaye girişlerindeki bu artış, gecikerek de olsa Merkez Bankası’nın para politikasında bir değişikliğe gitmesine yol açmış ve alınan kararların kurlar üzerindeki etkisi hissedilmeye başlanmıştır.
 
Değerli Meclis üyeleri,
2009 yılında yüzde 10’a yakın düşen toplam sanayi üretimi, 2010 yılında yüzde 13 büyüyerek krizdeki kayıplarını telafi etmiştir. İmalat sanayiindeki büyüme ise yüzde 14’ü geçmiştir. Görüldüğü gibi krizden çıkışta biz sanayiciler üstümüze düşeni fazlasıyla yaptık. Ancak imalat sanayii kapasite kullanımında  kriz öncesi seviyelere henüz ulaşamadık. Şubat ayı kapasite kullanım oranı da Ocak ayına göre 1,6 puan düşerek yüzde 73 olmuştur. Biz, ekonominin 2010 yılında yüzde 8-9 dolaylarında büyüyeceğini tahmin etmiştik. Bu yıl, bu kadar yüksek bir oranda büyümemiz beklenemez. Dolayısıyla sanayi üretimi artış hızında da bir yavaşlama olması doğaldır. Zaten ekonomi yönetimi de ekonominin 2011 yılında aşırı ısınmasını engelleyecek tedbirler almaktadır.Bu nedenle tüm iş dünyasının bu tedbirleri yakından izlemesi ve kararlarını buna göre alması gerekmektedir.
 
Sayın Bakanım, 2010 yılı bütçe sonuçları son derece olumludur.  Küresel ekonomideki olumsuzluklara ve referandum sürecine rağmen bütçe disiplini korunmuş, 287 milyar TL olarak öngörülen bütçe harcamaları 293 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 237 milyar TL olarak öngörülen bütçe gelirleri de beklentilerin üzerinde artarak 254 milyar TL’ye ulaşmıştır. Tabii bu artışta hızlı ekonomik büyümenin yanı sıra, ithalde alınan KDV’deki artış da önemli  bir rol oynamıştır. Bu gelişmeler sonucunda 50,2 milyar TL olarak öngörülen bütçe açığı 39,6 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Gelişmiş ülkeler, krizle mücadele etmek için büyük ve sürdürülebilirliği tartışmalı bütçe açıkları verirken sergilenen bu bütçe başarısı, Türkiye’nin yıldızının parlamasını etkileyen temel faktörler arasındadır. Bu bütçe performansı nedeniyle sizi tebrik ediyoruz. Ayrıca kamuya olan borçların yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasa için de teşekkür ediyoruz. Biz, yeniden yapılandırma süresinin, içinde bulunduğumuz küresel belirsizlikler nedeniyle daha uzun tutulmasını istemiştik. Ancak, sürenin kısa tutulmasından doğacak sakıncalar, uygulamada tanınanacak esneklikle aşılabilir kanaatindeyiz. Ayrıca, yeniden yapılandırma ile matrah artışı ve fiktif kasa için yapılan düzenlemelerin aynı dönemde yapılması, yeniden yapılandırmadan yararlanacak firmaların sayısını önemli ölçüde azaltacaktır. Önce borçlar yeniden yapılandırılsa ve matrah artışı ve fiktif  kasa düzenlemeleri sonraya bırakılsaydı bu uygulamalardan yararlanan firma sayısı önemli ölçüde artacaktı.
 
Değerli Meclis üyeleri,
Arap dünyasında yaşanan gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Gönlümüz, elbette daha fazla demokrasi ve daha şeffaf ve dürüst yönetim isteyen Arap halklarının yanındadır. Ancak, Libya’daki çatışmaların şiddetlenmesi ve iç savaş olasılığının artması bizi kaygılandırmaktadır. Temennimiz çatışmaların daha fazla kan dökülmeden bir an önce sona ermesidir. Şu ana kadar, Libya’da çalışan işçilerimizin can güvenliğine yönelik bir saldırının olmamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Libya’da faaliyet gösteren firmalarımızın maruz kaldığı yağma olaylarının neden olduğu kayıpların da telafi edileceğini umuyoruz. Ancak, olayların uzunca bir süre devam etmesi hatta bölgedeki başka ülkelere de sıçraması ihtimali vardır.
 
Sayın Bakanım,
Tunus, Mısır, Libya ve benzeri bölge ülkelerinde iş yapan şirketlerimizin iş planları bozulmuş, işyerlerinde maddi hasarlar meydana gelmiştir. Bu zararların önümüzdeki günlerde de devam etmesi muhtemeldir. Bu nedenle yaşanan bu gelişmelerin Vergi Usul Kanununun 13’üncü maddesine göre “mucbir sebep” ilan edilmesi ve 15’inci maddesine göre sürelerin işletilmemesi  yerinde olacaktır. OSTİM ve İvedik’te yaşanan felaketlerde 20 kişi can vermiş, kazaya uğrayan işyerlerinde büyük maddi hasar gerçekleşmiştir. Buradan, bir defa daha ölenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Sayın Şinasi Candan’a da, yaşanan patlamaların mücbir sebep sayılması için gösterdiği çabalardan dolayı huzurunuzda teşekkür ediyorum. Yaşanan patlamaların neden olduğu kayıplarımız büyüktür ve telafisi imkansızdır. Ancak bu karar, geride kalanların hayatlarını devam ettirmesine yardımcı olacaktır.
 
Sayın Bakanım,
Güzel bir tesadüf sonucu Odamıza vergi haftasında geldiniz. Ayrıca bu hafta 2001 krizinin de 10’uncu yıldönümü. Bu nedenle bu konularda da bir kaç şey söylemek istiyorum. 2001 krizi sonrasında yapılan reformlar sayesinde bankacılık sistemi güçlü bir yapıya kavuşmuştu.
Bunun faydasını küresel krizde gördük. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve Sosyal Güvenlik Reformu’da 2001 krizinden sonra gerçekleştirildi. Ancak, başta vergi ve işgücü piyasasındaki katılıkları giderecek yapısal reformları gerçekleştiremedik. İşletmelerimizin maliyetlerini düşürecek, onları daha verimli çalıştıracak mikro reformlar da yapılmadı.Bu konuda reel sektörün de önemli bir sorumluluğu olduğu açıktır.
 
Sayın Bakanım,
Hükümetiniz döneminde bir çok vergi oranında indirim yapılmıştır. Ayrıca, ülkemizde vergi gelirlerinin GSYİH’ya oranı, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nispeten düşüktür. Tüm bunlara rağmen ,vergi tabanının darlığı, dolaylı vergilerin ağırlığı ve kayıtdışılık nedeniyle çarpık bir durum söz konusudur. Bu çarpıklığı gidermek için vergi mevzuatını basitleştirecek ve kayıtdışılığı azaltacak bir vergi reformu mutlaka gerçekleştirilmelidir. En temel ekonomik ve sosyal sorunların başında işsizlik gelmektedir. İşsizliğin azaltılması için işgücü maliyetlerini düşürecek, işe alım ve işten çıkarma maliyetlerini düşürecek, kısaca işgücü piyasasını daha esnek hale getirecek reformların da mutlaka yapılması gerekmektedir. Ancak, hem işsizlikle hem de kayıtdışı istihdamla mücadelede başarılı olmak için, başta yeşil kart olmak üzere uygulanan sosyal yardım programlarının da gözden geçirilmesi gerekmektedir. Sizin de Adana’da açılışına katıldığınız UMEM projesine Ankara’da yapılan başvurular çok sınırlı olmuştur. Bunun nedenleri üzerinde düşünmemiz gerekir. Bir yandan işsizlik var, diğer yandan sanayi nitelikli eleman sıkıntısı çekiyor. Nitelikli eleman sıkıntısı giderilmedikçe sanayimizin verimlilik ve rekabet gücünde artışlar sağlayamayız. Ancak, insanlara hem bedava balık verip hem de balık tutmalarını öğrenmelerini bekleyemeyiz. Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. Ancak, ortalama eğitim süresi çok kısa, işgücümüzün niteliği çok düşüktür. İşgücünün niteliğini yükseltip onlara iş bulamadığımız takdirde, Türkiye ne kadar hızlı büyür ve zenginleşirse zenginleşsin nüfusun önemli bir bölümü bu zenginleşmeden payını alamayacak ve geride kalacaktır. Böyle bir toplumsal yapı, her türlü istikrarsızlığa açıktır.
 
Sayın Bakanım,
Lüks ürün tanımının değiştirilerek, zorunlu ihtiyaç olarak düşünülmesi gereken dayanıklı tüketim mallarına uygulanan ÖTV’lerin kaldırılması gerekmektedir. Vergi Hukukundaki “içeriği itibariyle yanıltıcı belge” kavramı uygulamada bazı sıkıntılara yol açmaktadır. Bu sıkıntıları gidermek için vergi denetmenlerinin vergi kaçakçılığı tespitinde kasıt unsuru üzerinde daha hassas ve dikkatli olmaları gerekmektedir.
 
Değerli Meclis üyeleri,
Petrol fiyatlarındaki artış, küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatacak düzeylere hızla yaklaşmaktadır. Küresel ekonomideki yavaşlama ile birlikte, dış talebin zayıflaması ihracatımızı olumsuz etkileyecektir. Petrol fiyatlarındaki artış eğer devam ederse bundan cari işlemler açığımız da olumsuz etkilenecektir. AB ülkelerindeki borç sorunu devam etmektedir. Gıda fiyatlarındaki artışın Kuzey Afrika’da olduğu gibi Orta ve Doğu Asya ülkelerinde siyasi istikrarsızlığa yol açma ihtimali giderek artmaktadır. Bu nedenle gıda arz güvenliğini daha da sağlama alacak tedbirlerin ve tarım politikası kararlarının şimdiden alınması gerekmektedir. Bu belirsizlik ortamında iyimserliğimizi korumak ama ihtiyatı da elden bırakmamak gereklidir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son veriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
 
Maliye Bakanı  Mehmet Şimşek ise, kayıt dışılığın sadece vergi kaybı anlamına gelmediğini, rekabeti ve işyeri verimliliğini de olumsuz etkilediği belirtti. ”Kayıt dışılık bir zulümdür. Kayıt dışılık bu ülkenin en büyük ayakbağıdır” diyen Şimşek, şöyle devam etti:
 
 
”Örneğin Ahmet Efendi kayıt içinde Mehmet Efendi ise kayıt dışında çalışıyor. Ahmet Efendi vergisini düzenli ödemek için çaba sarf ediyor. Mehmet Efendi vergi vermediği için sanıyor ki hayatını idame ettirebilecek. Ama dünya şartları değişti. Sonuçta rekabet edemeyecektir. Bu da Türkiye’nin geleceği açısından son derece olumsuz bir durum. Ben dünya ekonomisinde 40’a yakın ülkenin analizini yaptım. Bir ülkenin refah artırımının en önemli motoru verimliliktir. İkincisi demografik yapısı yani işgücü kullanımıdır.”
 
-KIDEM TAZMİNATI-
İşgücü piyasasındaki esnekliğin Türkiye için çok önemli bir husus olduğuna dikkati çeken Maliye Bakanı, bugün batıdaki bütün gelişmiş ülkelerin bu esnekliği önemli ölçüde sağladıklarını ifade etti. Türkiye’de iki ayrı işgücü piyasası bulunduğunu kaydeden Şimşek, bunları kayıt dışı, kayıt içi işgücü piyasası olarak sıraladı. Kayıt dışı işgücü piyasasında sınırsız esneklik bulunduğunu vurgulayan Şimşek, kayıt içi işgücü piyasasında ise Türkiye’nin dünyanın en katı rejimlerinden birine sahip olduğunu dile getirdi.
 
Kayıt içi işgücü piyasasına yönelik önemli düzenlemeler yaptıklarını anlatan Şimşek, şöyle konuştu:
”Ancak piyasayı daha iyi düzenleyecek, giriş çıkışı sağlayacak adımlarda tereddüt gösterilmiş. Örneğin işsizlik sigortası getirilirken paydaşlarla da oturulmuş, kıdem tazminatı sistemi de gözden geçirilmiş, fakat o zaman unutulmuş, yapılmamış. Bu hususların Türkiye’de tartışılması lazım. Biz işgücü piyasasında esnekliğin artırılması için önemli adımlar attık ama ASO’dan da destek anlamında bir şey duymadık. Hiç kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Bu Türkiye’nin önemli bir sorunu. Bu sorunu çözmek için adımlar atma noktasına girdik. Ama bu girişimde sanayicilerden de hassasiyet bekliyoruz. Aynaya bizler de bakacağız, sizler de bakacaksınız. İşgücü piyasasını önemli bir reform alanı olarak görüyoruz. Bu daha fazla istihdam, iş ve aş için gerekli. Sendikalarımızın daha etkin role sahip olması için de gerekli. Herkes dar pencereden bakarsa ilerleme sağlanamaz.”
 
-VERGİ DENETİMLERİ-
Maliye Bakanı Şimşek, hükümetleri döneminde vergi alanlarında da önemli reformlar yapıldığını sadece gelir vergisi reformunun hayata geçirilemediğini belirtti.
Vergide en çok şikayetin denetimden kaynaklandığını belirten Şimşek, burada denetimlerin sisteme göre değil, keyfi yapıldığının ileri sürüldüğünü kaydetti. Bakan Şimşek, ”yok öyle şey. Daha önce çıkardığımız yasada denetim kriterlerini belirledik. Risk analizlerin esas alacağımızı söyledik. Bunları kanunun içine koyduk (ben bugün uyandım şuraya gideyim) şeklinde denetim anlayışı yok artık. Şu mükellefin defterlerini aldım. Aceleye gerek yok. 3-5 yılda bakarım. Bu da yok. Sınırlı denetim 6 ayda, tam denetim de bir yıl içinde sonuçlandıracak” açıklamasında bulundu.
 
Vergi düzenlemeleri kapsamında mukteza sistemini değiştirdiklerini, Ar-Ge’de dünyanın en iyi uygulamalarını baz aldıklarını anlatan Maliye Bakanı, önemli altyapı projelerine de ağırlık verdiklerini bildirdi.
 
Dünyanın bireysel anlamda bir köye dönüştüğünü belirten Şimşek, ”biz de burada bir ada değiliz. Türkiye, kim ne derse desin altyapı anlamında batıyla arasını süratle kapatıyor. Bakın THY’de zihniyet devrimi yaşadık. THY özelleştirme kapsamında ve bana bağlı. THY’den bir kişi çıksın da (Maliye Bakanı şunu, bunu istedi) desin. Yoktur öyle bir şey” diye konuştu.
 
-VERGİ YÜKÜ VE AFLAR-
Bakan Şimşek, AK Parti döneminde vergi yükünün arttığının söylenemeyeceğini de belirttiği konuşmasında, sanayicilere, ”bana bir tek alan getirin, vergi yükü 2002 yılına göre arttı diye. Hemen düzelteyim” dedi.  
 
Avrupa’da sadece 3 ülkedeki maksimum KDV oranın Türkiye’nin altında olduğunu ifade eden Şimşek, Türkiye’de ortalama KDV’nin yüzde 14,4 olduğunu bildirdi ve ”bu Avrupa’nın en düşük oranıdır” şeklinde konuştu.
 
Türkiye’de akaryakıt ve otomotiv ürünlerde vergilerin yüksek olduğunu yineleyen Maliye Bakanı, şunları söyledi:
”Peki bu ürünlerdeki vergi AK Parti döneminde arttı mı? Hayır artmadı. 2002 yılında 100 liralık benzin aldığınızda 70,3 lira hazineye geliyordu. Bugün 63 lira bize geliyor. Sistemi değiştirdik ve vergi yükünü artırmadık. Bu oranlar daha düşürülmeli mi? Evet düşürülmeli ama popülizm tuzağına düşmeden. Bugün hayvancılığa 7 yıl vadeyle, sıfır faizle çok kapsamlı destek veriliyorsa, bankalar sizin peşinizden kredi vermek için koşuyorsa bunlar tesadüf değil. Eksiklerimiz var. Kabul ediyoruz. Ama gelinen noktayı da takdir etmek gerekiyor. Biz elimizde olmayan imkanları dağıtma yoluna gidersek bunun faturasını hepimiz öderiz. Yoktan var etmek Allaha mahsustur. Biz olmayan şeyi bahşedemeyiz.”
 
Şimşek, Kayıt Dışı Mücadele Eylem Stratejisi ile çok yeni müesseseler getireceklerini belirterek, ”Mesela, 10 kişi çalışıyor. Biz sormuyoruz bunlar ne olarak çalışıyor diye, şimdi soracağız. Niye? Çünkü özel sektör, çalışanların büyük kısmını asgari ücret üzerinden gösteriyor” dedi. 
 
Stratejiyle gelir vergisi toplamanın alt yapısını hazırladıklarını kaydeden Şimşek, Türkiye’de gelir vergisinin milli gelire oranının yüzde 4, kurumlar vergisinin milli gelire oranının yüzde 2 olduğunu söyledi.  
 
Bakan Şimşek, ”Biz mümkün olduğunca devleti küçük tutalım, size yük olmasın diyoruz. Tam aksine biraz iyileştirelim, vergiyi tabana yayalım ve yayar yaymaz istihdam üzerindeki vergileri veya rekabeti engelleyen bazı unsurları ortadan kaldıralım diyoruz” dedi. 
 
Kayıt dışılıkla mücadelenin birçok kurumu ilgilendirdiğini ifade eden Şimşek, konunun Maliye Bakanlığının tekelinde olması durumunda başarıya ulaşılamayacağını, herkesin beraber çalışması gerektiğini söyledi. 
 
Dolaylı vergilerin milli gelire oranının da yüzde 11 olduğunu ifade eden Şimşek, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerinde bu oranın yüzde 10,8 olduğunu söyledi. Şimşek, dolaylı vergilerin en önemli unsurunun KDV olduğunu da kaydederek, Avrupa’nın en düşük KDV oranının Türkiye’de olduğunu ifade etti. 
 
-”SİSTEM, SİZİN LEHİNİZE”-
Bakan Şimşek, özel tüketim vergisinin (ÖTV) birkaç üründen alındığını, o ürünlerin de nitelik taşıyan ürünler olduğunu anlatırken, ”Vergileri tabana yayana kadar, gelirden, kazançlardan daha makul düzeyde vergi alana kadar, bu sistem sizin lehinizedir. Aceleci davranıp biran önce imkanı olmayan değişiklikler isterseniz, bu size yüksek faiz, faiz terörü olarak döner” dedi.  
 
Sanayicilerden ödemelerini banka yoluyla yapmalarını da isteyen Şimşek, ”Ödemelerinizi banka yoluyla yaparsınız, KDV iadesinde size sorumluluk yoktur. Ödemelerinizi bankalar aracılığı yapıp da hala KDV iadesinde size sorumluluk çıkartırlarsa bana haber verin” dedi. 
 
-”AF, ALACAĞIN REEL DEĞERİNDEN VAZGEÇMEKTİR”-
Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırması’na yönelik eleştirilere değinen Bakan Şimşek, affın, alacağının reel değerinden vazgeçmek olduğunu söyledi. Türkiye’de geçmişte her 2,5 yılda mali af yapıldığını hatırlatan Şimşek, şöyle konuştu:
”Ben vergide uyumu bozan, adaletsizlik veya adaletsizlik algısı yaratan bu düzenlemelere karşıyım. Peki madem karşısın nasıl oluyor da böyle bir tasarıyı Meclis’e getiriyorsun diyeceksiniz. Bu tasarıda bir kolaylık var ama 74 milyonun hakkı olan vergi ve prim alacaklarının reel değerinden bir kuruş indirim yoktur. Önümüzdeki hiçbir dönemde de bu türden düzenlemelerde reel alacaktan vazgeçmeyelim.”
 
-FUTBOLCULARIN VERGİLENDİRİLMESİ-
Şimşek, futbolculardan yüzde 15 stopaj alındığını belirterek, beyannamenin doğru ya da yanlışlığının bir denetim meselesi olduğunu söyledi. Şimşek, ”Şimdi yüzde 15 stopaj alınıyor. Şunu tartışabilir bu ülke; az mı çok mu? Ama alınmıyor algısı doğru bir algı değil. Yüzde 15 en düşük gelir vergisi dilimidir. Onun üzerinden alıyoruz. Bunun amacı mümkün olduğunca beyanname doğru olsun, kayıt dışılık az olsun mantığıdır. Onlardan KDV alıyoruz, onlar da kurumlar vergisine tabidir. Dolayısıyla spor kulüplerinden vergi alınmıyor iddiası da bu çerçevede değerlendirilmeli” diye konuştu.  
 
 
-”KÜRESEL GELİŞMELER HER ZAMAN ÖNEMLİ BİR RİSK KAYNAĞI”-
Küresel gelişmelerin her zaman Türkiye için önemli bir risk kaynağı olduğunu belirten Şimşek, petrol fiyatının 105 doları bulmasının önemli olduğunu söyledi. Bakan Şimşek, petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık yükselişin, cari açığın milli gelire oranını yüzde 0,6 kadar artırdığını bildirdi. 
 
Kurumların İstanbul’a taşınmasıyla ilgili çok tartışma yaşandığını hatırlatan Şimşek, sanayicilere ”rahat olun” tavsiyesinde bulundu. Şimşek, kendisinin kamunun genişlemesinden yana olmadığını belirterek, kamunun küçülmesinin aslında sanayicilerin lehine olduğunu söyledi ve ”Kamu ne kadar küçük olursa, sizden o kadar az vergi talep ederiz. Bizim niyetimiz bu” dedi. 
 
Şimşek, Ankara’nın sanayi alanında bir merkez ve dünyada da bir üretim üssü olması için ne gerekiyorsa, kendisinin üstüne düşeni yapmaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi. 
 
-DERNEK VE VAKIFLAR-
Maliye Bakanı Şimşek, toplantıda daha sonra sanayicilerin sorularını yanıtladı.
Şimşek, bu bölümde bir işadamının Deniz Feneri gibi dernek ve vakıflara atıf yaparak, bu tür vakıflara vergi muafiyeti tanınmasının, vergilerin çar çur edilmesi anlamına gelip gelmediğini sorması üzerine, şunları söyledi:
”Türkiye’de birçok vakıf var. Bu vakıflar, yoksul vatandaşlarımıza yardımcı olmak için tabii ki bir takım çalışmalarda bulunuyorlar. Bunların hepsi denetim altındadır. Devletten bu tür vakıflara 1 kuruş yardım yapılmamıştır. Ne maddi yana para olarak, ne de mal olarak. Bu ülkenin vergileri bir yerde harcanıyorsa o çok açık ve şeffaf şekilde denetleniyor. Bu olayın birinci yönü.
 
İkincisi diyelim ki bu vakıflar vatandaşımızdan bağışlar alıyorlar. Bağışları yoksul olan, Türkiye’de veya dünyadaki diğer vatandaşlara dağıtıyorlar. Bir hayır işidir, bu iyi bir iştir. Bahsettiğiniz konular da sizin bildiğiniz gibi de olmayabilir. Zaten yargıda ve yargının sonucunu bekleyeceksiniz. Bu konuyu hükümetle ilişkilendirme çabaları boştur. Hükümetin bu konuyla ilişkisi yoktur. Bu tamamen özel sektörde vatandaşlarımızın Pakistan’da, Gazze’de veya başka bir yerde deprem ya da başka bir şey mi olmuş? Veya Türkiye’de fakirlere yardımcı olalım olayıdır. Yardım etmek bütün ülkelerde var. Bu tür vakıflar, Amerika’da, İngiltere’de, her yerde var. Her yerde para toplanıyor. Her yerde bağışlar toplanıyor ve bunu biz destekliyoruz. Ama devlet olarak bir katkımız yok. Efendim şu vakfı, bu vakfı hükümetle ilişkilendirmeyi doğru bulmuyorum. Bu konuyu hükümetle ilişkilendirme çabaları boştur.”
 
-KURUMLAR VERGİSİ ORANI-
Bakan Şimşek, sanayicilerin kurumlar vergisi oranının yüzde 10’a düşürülmesi yönündeki talepleri üzerine de, kurumlar vergisi oranını yüzde 33’ten yüzde 20’ye düşürdüklerini hatırlattı. Yeni yatırımlar veya mevcutların geliştirilmesi için yapılan yatırımlarda bu oranın Ankara’da yüzde 10’a, Doğu ve Güneydoğu’da ise yüzde 2’ye düştüğünü vurgulayan Şimşek, şöyle devam etti:
”Kurumlar vergisini yüzde 10’a indirin… Tabii ki bu bir seçenek. Fakat düşük ücretli kesimlerden yüzde 15 vergi alırken, sizin gelirinizden yüzde 10 vergi almamız toplum vicdanında sıkıntı yaratır. Biz, teşvik anlamında vergiyi yüzde 2’lere kadar indiriyoruz. Yatırımlarınızı tamamen amorti edene kadar biz, size zaten Ankara’da yüzde 10’luk kurumlar vergisi imkanı sağlıyoruz. Başka bölgelerde bu oran yüzde 2’ye kadar inebiliyor. Ama siz yatırımınızı amorti ettikten sonra yüzde 20’lik vergiyi bu ülke için fazla bulmayın diye düşünürüm.”
 
-KAYIT DIŞILIKLA MÜCADELE-
Şimşek, dolaylı-dolaysız vergi eleştirileri için de, öncelikle rakamların standardize edilmesi gereğine dikkati çekti.
 
Türkiye’de dolaylı vergilerin yüksek olmasının, doğrudan vergilerin düşüklüğünden kaynaklandığını kaydeden Şimşek, devletin topladığı bütün prim ve vergilerin milli gelire oranının yüzde 25’in altında olduğunu, bu oranın OECD’de ise yüzde 35’ler civarında bulunduğunu belirtti.
 
Türkiye’de vergi yükünün fazla olmadığını yineleyen Şimşek, ”Dolaylı vergiler yüksek görünüyor, halbuki OECD ortalamasındadır. Dolaysız vergiler düşük görünüyor, o da verginin tabana yayılmamasından kaynaklanıyor. Kayıt dışılıktan kaynaklanıyor. Onun üzeride de çalışıyoruz. Kayıt dışılıkla mücadele 1 günde olmuyor. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile kayıt dışılık oranı yüzde 20’ler civarındadır. Türkiye belki bunun 2 katı düzeyinde bilemiyorum, bu konuda bir sürü çalışma var” dedi.
 
Maliye Bakanı, kayıt dışılıkla mücadele konusunda değerlendirme yaparken, Çevre ve Orman Bakanlığı ya da başka birimlerden kendilerine ”Mühendis tutamıyoruz” şeklinde yakınmalar geldiğini anlattı. Buna gerekçe olarak da maaşların düşüklüğünün gösterildiğini ifade eden Şimşek, şunları söyledi:
”Bize, (2.000 lira maaşla mühendis durmuyor) deniyor. Peki nasıl oluyor da, özel sektör 600 liraya deneyimli mühendis çalıştırabiliyor? Kusura bakmayın. Kayıt dışıyla mücadele edeceksek bu konulara da farklı bakamayız. Buna çifte standart uygulayamayız. Biz, 2.000 liraya mühendis bulamazsak, özel sektörün yüzde 60’ı çalışanlar asgari ücretli dediği zaman ona da bakmamız lazım. Gelir vergisini nasıl tabana yayacağız, artıracağız. Bunlara bakmamız lazım.”
 
İş güvenliğinin önemine de işaret eden Şimşek, Ostim’deki ve diğer yerlerdeki patlamaların sanayicinin bu konuya özel önem vermesi, hatta bir birim kurması gerektiğini ortaya çıkardığını dile getirdi.
 
Şimşek, ihracatçıları teşvik ettiklerini, ancak bu teşviklerin de Dünya Ticaret Örgütü mevzuatı çerçevesinde yapılmasının zorunlu olduğunu sözlerine ekledi.