Ankara Sanayi Odası Ocak ayı meclis toplantısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ocak ayı meclis toplantısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil

    29 Ocak 2014

Ankara Sanayi Odası Ocak ayı meclis toplantısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’in katılımıyla yapıldı.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir  meclis toplantısında şöyle konuştu:
‘‘Sayın Başkan, Sayın Meclis Başkanım, Meclisimizin değerli üyeleri, Değerli basın mensupları,
Odamızın Ocak ayı olağan Meclis toplantısına hoş geldiniz diyor, hepinizi yönetim kurulu ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın Meclis Başkanım, davetimizi kabul edip Oda Meclisi toplantımıza katıldığınız için size teşekkür ediyoruz.
Değerli Meclis üyeleri, Ekonomide çalkantılı günler yaşıyoruz. Küresel piyasalarda 22 Mayısta Fed’in tahvil alımlarını yavaşlatacağı açıklamasıyla başlayan çalkantılar son haftalarda gelişen ülkeler üzerinde önemli bir baskı yaratmaya başladı.
Mayıs ayında başlayan bu süreçte, gelişen ülkelerden 26 milyar dolar çıktığı tahmin ediliyor.  Çıkan bu sermayenin kısa sürede geri dönmeyeceği de biliniyor. Türkiye de bu gelişmelerden, içerideki siyasi gelişmelerin de etkisiyle fazlasıyla payını aldı.  Bu süreçte Türkiye’den ciddi bir sermaye çıkışı yaşanmadıysa da gelen yabancı sermayede bir azalma başladı. Bu gelişmelerin sonucunda 28 Ocak itibariyle TL, son 7,5 ayda dolar karşısında %25’e euro karşısında ise %30’a yakın değer kaybetmişti.
Borsa İstanbul’daki değer kaybı da %25’lere yaklaşmıştı. Bu gelişmeler sadece Türkiye’yi değil, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika, Rusya gibi diğer gelişen ekonomileri de etkiledi. Bu çalkantılara birçok merkez bankası faiz artırımlarıyla cevap verirken TCMB farklı bir yol izleyerek parasal sıkılaştırmayı faiz koridoru, munzam karşılıklar gibi başka araçlarla sağlamaya çalıştı. Geçen hafta bizim gibi gelişen ülke paraları dolar karşısında ciddi değer kayıpları yaşadı. Bunun en temel nedeni, hepimizin bildiği gibi, Fed’in bugünkü toplantısından tahvil alımlarında yeni bir azaltmaya gideceği beklentisinin artmasıdır. Diğer yandan açıklanan son veriler, Çin’de ekonomik yavaşlamayı teyit etmektedir. Bu gelişme de emtia ihracatçısı ülkelerin paralarında  değer kayıplarına yol açmıştır. Ayrıca, Arjantin’in sabit kurdan esnek kura geçmesiyle birlikte peso hızla değer kaybetmeye başlamış, Arjantin ekonomisinin çökme ihtimali de uluslararası yatırımcıları tedirgin etmiştir.
Değerli Meclis üyeleri, 
Geçen hafta yapılan Para Politikası Kurulu toplantısında alınan örtük faiz artırımı piyaslardaki tedirginliği yatıştırmaya yetmemiş dolardaki değer artışı devam etmiştir.
Bu gelişmeler sonucu Para Politikası Kurulu olağanüstü toplantı kararı almıştır.
Gece yarısı gerçekleşen toplantıda  piyasanın beklentileri üzerinde bir faiz artışına gidilmiştir.
Para Politikası Kurulu kararlarına göre gecelik borç verme faizi yüzde 7,75’ten yüzde 12’ye, borç alma faizi yüzde 3,5’ten yüzde 8’e, bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma faiz oranı yüzde 6,75’ten yüzde 11,5’e,politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faizi ise yüzde 4,5’ten yüzde 10’a yükseltildi. Merkez Bankası karar öncesinde piyasaları yüzde 7’den fonluyordu. Bundan sonra politika faizi haftalık repo faizi olan %10’dan fonlayacak. Ek sıkılaştırma günlerinde ise faiz %12’ye kadar yükselebilecek.

Değerli Meclis üyeleri, Merkez Bankası’nın geçen hafta piyasalara yaptığı 4 milyar dolarlık satış doların yükselişini durduramamıştı. Bu durum diğer gelişen ülke piyasalarını da etkilemiş, güvenli liman arayışıyla gelişen ülke paraları değer kaybederken gelişmiş ülke paraları değer kazanmıştı.Türkiye’nin faiz artırım kararının dünya piyasaları üzerindeki etkisi olumlu olmuş, güvenli liman arayışı durmuş, gelişmiş ülke paraları değer kaybederken gelişen ülke paraları toparlanmıştır. Faizlerdeki sert artışın kısa vadede TL üzerindeki baskıyı hafifletmesi beklenmektedir. Nitekim, faiz artırım kararının ardından dolar ve euroda düşüş gerçekleşmiştir. Ancak, TL’nin orta vadedeki seyrini risk algısındaki değişmeler ve beklentiler, Fed’in politikaları ve bizim gibi gelişen ülkelerdeki gelişmeler belirleyecektir. Kurlardaki gerilemeye rağmen bu trendin devam edip etmeyeceği henüz belli değildir. Diğer yandan faizlerdeki artış şirketlerimize ek maliyetler getirecektir. Şirketlerin faiz giderlerinin artması, zaten ortalama %4-5 olan kârları ve özkaynakları eritmektedir. Yüksek faizler yatırım iştahını da olumsuz etkileyecektir. Bu kısır döngüden çıkmanın  tek çaresi verimliliğ artırmak ve inovasyona yönelerek kârlılık oranlarını yükseltmektir. Faiz artışının büyüme ve istihdam üzerindeki etkisi de olumsuz olacaktır. Bu şartlarda, 2014 büyümesinin %4’ün bir hayli gerisinde kalma ihtimali belirmiştir.
Değerli Meclis üyeleri, TL’deki değer kaybının aşırı olduğunu, buna piyasalardaki güven kaybının ve yaşanan gerginliğin neden olduğunu düşünüyorum. Bu şartlar normale döndüğünde ve piyasalarda güven yeniden tesis edildiğinde TL’nin hızla değerleneceğini ve kurların makul seviyelere geleceğini düşünüyorum. Ancak, güven bir kez kayboldu mu onu yeniden tesis etmenin çok zor olduğunu da biliyoruz.  Mayıs ayında 112,5 ile tavan yapan reel kesim güven endeksi o zamandan bu yana bir düşüş trendine girmiş, Ocak ayında 101,4’e kadar gerilemiştir.
Tüketici Güven Endeksi de Ocak ayında bir önceki aya göre %3,5 oranında azalarak  72,4 değerine düşmüştür. Hem reel kesim hem de tüketici güvenindeki bu düşüş, iç talebi olumsuz etkileyecek, büyüme hızını düşürecektir. 
Değerli Meclis üyeleri,
Kredi hacmindeki artış yüksek kalmaya devam ediyor. Ancak, kredi kartlarına gelen sınırlama ve zayıflayan talebe bağlı olarak enflasyon üzerinde talep baskısının azalacağını söyleyebiliriz. Diğer yandan artan döviz kurları enflasyon üzerinde baskı oluşturmaktadır. Merkez Bankası’nın hesaplarına göre döviz kurunda %10’luk bir artış enflasyonu 1,5 puan artırmaktadır. Kurlar daha makul seviyelere gelmedikçe enflasyon hedefinin tutması da çok zorlaşacaktır. Nitekim Merkez Bankası, 2014 için 5,3 olan enflasyon hedefini 6,6’ya revize etmiştir.

Sayın Meclis Başkanım,
 Ülkemiz bir süredir gerginlik içindedir. Yolsuzluk ve paralel devlet yapılanması iddiaları ülkemizde tansiyonu yükseltmiş, risk algısını artırmıştır. Küresel piyasalarda yaşanan çalkantıların ülkemizde daha fazla hissedilmesinin nedeni budur. Yolsuzluklar ve parallel devlet yapılanmalarıyla kararlılıkla mücadele edilmelidir. Ancak, bu mücadelede devletin kurumlarının yıpratılmamasına dikkat edilmeli, kurumlara ve hukuka duyulan güven zedelenmemelidir. Demokrasimizin temel ilkelerinden olan kuvvetler ayrılığı, kurumların birbirleri üzerinde üstünlük sağlamak için kullanılmamalıdır. Yolsuzluk ve parallel yapılanmalarla, hukukun üstünlüğü temelinde mücadele edilmeli, eğer yeni yasal ve Anayasal düzenlemeler gerekiyorsa bu Meclisimizde azami uzlaşma ile gerçekleştirilmelidir. İçine düştüğümüz gerginlikten ancak demokratik kurum ve kuralları güçlendirerek çıkabiliriz. Aksi takdirde, toplumsal ayrışmalar derinleşecek, risk algısı daha da artacaktır. Böyle bir sürecin son on yılda elde edilen kazanımları tehlikeye sürükleme ihtimali vardır.
Sayın Meclis Başkanım,
İş dünyası olarak biz de yargıdan şikayetçiyiz. Davalar çok uzamakta, en basit davalar bile yıllarca sürebilmektedir. İşçi-işveren uyuşmazlıklarında mahkemeler, oluşmuş önyargılar nedeniyle işveren aleyhine sonuçlanmaktadır. Son yıllarda Avrupa’nın en büyük adalet saraylarını yaptık ama onlar da yetersiz kalmaya başladılar. Tahkim mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle en küçük uyuşmazlıklar bile mahkemelere düşmekte, mahkemelerin iş yükü artmaktadır.
Mahkeme kararları da yüksek yargıda birikmektedir. Geç gelen adaletin adalet olmadığını, adaletin hepimize lazım olduğunu unutmadan herkesi tatmin edecek ve yargı sistemindeki, sorunları giderecek bir yargı reformu acilen gerçekleştirilmelidir.
Sayın Meclis Başkanım,mTıkanan AB müzakerelerinin yeniden  başlaması ile birlikte geri plana düşen AB uyum yasaları üzerindeki çalışmalar hızlandırılmalıdır.mSon on yılda sağlanan ekonomik ve demokratikleşme başarılarıyla ülkemizin yıldızı dünyada parlamıştır.mBu nedenle Türkiye’nin dünyadaki imajını zedeleyecek davranış ve söylemlerden kaçınmak büyük önem taşımaktadır. Bu sürecin bir an önce bitmesini ve gergin ortamın süratle normalleşmesini diliyoruz. Sözlerime burada son verirken sayın Meclis başkanımıza bir kez daha teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum’’.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek ise  siyaset, ekonomi ve hukuk alanlarında istikrar için barış ortamının önemli olduğunu belirterek, “Kavgalı eve kimse kız vermez. Kavgalı ortama yatırım olmaz” dedi.
Çiçek, Türkiye’de 2023 için belirlenen hedeflerin herkesin ortak hedefi olması gerektiğini söyledi. Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi içinde yer alan ülkelerin 2050 yılı için hedefler belirlediklerini ifade eden Çiçek, “Rakibimiz olan ülkeler 2050 hedeflerini koyarken biz 10 yıl sonrayı görebiliyoruz” diye konuştu. Çiçek, 2023 hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için siyasi istikrarın önemli olduğunu kaydetti.
Son 60 yılda Türkiye’de her 17 ayda bir hükümet kurulduğuna işaret eden Çiçek, “Çok partili hayata 1950’de geçtik. 2014 yılına kadar 63 sene geçti. Darbelerden dolayı kesintileri çıkartırsak 60 sene. 60 senenin 30 yılında istikrar var. 30 yılı koalisyon dönemi” ifadesini kullandı. Ekonomik istikrarın da önemli olduğunu belirten Çiçek, her gün iş değiştiren insanın kazanç elde etmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. Hukukta da istikrarın olması gerektiğine dikkati çeken Çiçek, son yapılan tartışmalar düşünüldüğünde hukukta istikrarın öneminin daha iyi anlaşıldığını söyledi. 
Her 3 konuda da istikrarın sağlanması için barış ortamının önemli olduğunu anlatan Çiçek, “Huzur yoksa, güven yoksa, kavgadan geçilmiyorsa… Kavgalı eve, kimse kız vermez. Kavgalı ortama yatırım olmaz” dedi. 76 milyon insanın Türkiye’de barış, huzur ve güven içinde yaşamasının ön şartının uzlaşma olduğunu dile getiren Çiçek, demokrasinin uzlaşma rejimi olduğuna işaret etti. Kayıt dışılıkla mücadelenin de önemine dikkati çeken Çiçek, kayıt dışılığın toplumsal değerleri aşındırdığını, kuralına göre iş yapan ile yapmayan arasında rekabet açısından sıkıntılar yaşandığını söyledi. Kayıt dışılığın siyaset açısından da sorun olduğunu ifade eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu an ekonominin ne kadarı kayıt dışıysa siyasetin kayıt dışılığı ondan fazladır. Yüksek Seçim Kurulu karar verdi. 28 siyasi parti seçimlere giriyor. Acaba Türkiye’de siyaseti sadece bu 28 parti mi yapıyor? Biz kayıt içindeyiz, söylediğimiz, yaptığımız, hesabımız belli. Ama Türkiye’de siyasetin çok önemli bir kısmı bu kayıt dışı siyasettir. Gelişmiş demokrasi, siyaseti de ekonomiyi kayıt içine almış demokrasidir. Kastettiğim şeffaflık. Kimin kim olduğu, kiminle olduğu belli olacak. Ama geldiğimiz noktada Türkiye uzunca bir süre işin bu kısmını göz ardı etti. Hukuken, siyaseten, tarih önünde sorumlu benim ama benden çok daha etkili unsurlar varsa ileri demokrasilerde bunların hepsi reddedilir. 60 yıllık siyasi tarihimize baktığımızda anayasada böyle bir görev verilmemiş siyasette etkin olanlar vardır. Burada en tehlikeli kayıt dışı siyaset iki kurum tarafından yapılırsa ülke için sıkıntı yaratır. Bunlardan birisi silahlı kuvvetlerdir, ikincisi de yargı kurumudur.”
Bir ülkenin ordusunun ve yargısının yedeğinin bulunmadığına dikkati çeken Çiçek, yargının siyasetin merkezine oturmasının bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri olacağını vurguladı. Çiçek, Türkiye’de hukuk istikrarının olmasının herkesin kendi görevini yapmasına bağlı olduğunu söyledi. Çiçek, en tehlikeli ilişkinin siyasetle dini gruplar arasındaki ilişki olduğunu belirtti. Suriye ve Irak’ta yaşananları anımsatan Çiçek, “Allahu Ekber diyerek müslümanlar birbirini öldürüyor. İlahi mesajın insanlara vereceği huzur ve kardeşlik duygusu, siyasetin acımasız çarkları içerisinde heba olup gidiyor” dedi. Çiçek, yanlışları konuşarak çözüme ulaşılamayacağını, aynı zamanda çözüm de üretilmesi gerektiğini söyledi.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin eskiden incir, üzüm, fındık satarken, şimdi sanayi mamulleri sattığını belirterek, “İnşallah daha ileri teknolojili ürünler satabileceğiz. Allah Hans’a akıl verdi, Hasan’dan esirgemedi. Hans aklını iyi kullanıyor, Hasanlar da iyi kullansınlar” dedi.

Çiçek, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Türk milletinin son ve ebedi yurdu olduğunu ifade ederek, bu yüzden kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de 1950’den bu güne 16 büyük seçim yapıldığını anımsatan Çiçek, diğer ülkelerde olduğu gibi seçim sonucunda tartışmalar yaşanmamasının hukuka duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Demokrasi için hukukun yanında kültür ve ahlakın da önemli olduğuna işaret eden Çiçek, uzlaşma kültürü olmaksızın demokrasiyi sağlamanın zor olacağını ifade etti. Türkiye’nin geleceği konusunda iyimser olduğunu dile getiren Çiçek, yetişmiş insan gücünün ve artan nüfusun büyük bir fırsat olduğunu kaydetti.
Ankara’daki sanayicilerin dünyanın 200 ülkesine ihracat yaptığını anımsatan Çiçek, şöyle devam etti:  “Eskiden incir, üzüm, fındık satıyorduk, şimdi sanayi mamulleri satıyoruz. İnşallah daha ileri teknolojik ürünler satabileceğiz. Allah Hans’a akıl verdi, Hasan’dan esirgemedi. Hans aklını iyi kullanıyor, Hasanlar da iyi kullansınlar. Enerjimizi, gücümüzü kavgaya değil, bir arada olmaya, beraber olmaya vereceğiz. Kavga ortamında kimse kimsenin ne dediğini anlamaz. El birliğiyle toplumsal barışı kuralım. AB konusunda bize destek verir gözükenler bugün engel çıkarıyorlar. Bugünlerde içe fazla döndük. Dışımızda olanları yeteri kadar izlemiyoruz. AB ile Rusya enerji konusunda müzakere yapıyor mesela. Bu bizi o kadar ilgilendiriyor ki enerji yoksa sanayi yok. Enerji yoksa refah yok. Türkiye ise enerji bağımlısı bir ülke. Başka ülkeler dün falancalarla kavgalıydı, bugün el sıkışmaya başladılar. Dün diş gıcırdatanlar, bugün tebessüm etmeye başladı. Türkiye bunlara daha fazla dikkat kesilmeli.”
Konuşmasının ardından ASO meclis üyelerinin sorularına da yanıt veren Çiçek, Türkiye’nin anayasa sorunu olduğunu ve yeni anayasa yapılamamasının bu sorunu ortadan kaldırmadığını söyledi.
Yeni anayasanın sıfır sorunlu bir ülke anlamına gelmediğini belirten Çiçek, buna karşın “sorun çözme alanını genişlettiğini” sözlerine ekledi.

Konuşmalardan sonra Çiçek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
HSYK düzenlemesi konusunda siyasi partilere yeni bir çağrı yapıp yapmayacağına ilişkin bir soru üzerine Çiçek, bu çağrıyı daha önce yaptığını hatırlattı.
Ortada bir sorun olduğunu görmek gerektiğini ifade eden Çiçek, “Bu sorun, biraz anayasadan kaynaklanıyor. Seçimleri yapılış şekli ile ilgili olarak. Kalıcı çözmek istiyorsak ki arzumuz o olmalı. Bu, anayasa değişikliği ile olur. Bunun için benim teklif hazırlamam gerekmiyor” diye konuştu.
Çiçek, 1-2 konuda ihtilaf olmasına karşın bunların giderilebileceğini düşündüğünü ifade ederek, “O metin esas alınırsa önemli bir mesafe alınmış olur” dedi.
Grup başkanvekilleri ile neredeyse her gün görüştüklerini kaydeden Çiçek, yakın zamanda konunun netlik kazanacağını düşündüğünü söyledi.
– Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması
Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin bir düzenlemenin gündemde olup olmadığına dair soru üzerine Çiçek, şu an için Meclis’e gelen bir çalışma olmadığını dile getirdi.
Özel yetkili mahkemelerle ilgili 3. yargı paketinde bir düzenleme yapıldığını anımsatan Çiçek, “Sadece elde olan davalar açısından bir ömrü vardı. Şimdi anlaşılıyor ki artık bu geçici maddeyi, geçici olacak şekilde değerlendirip bunu kaldırmak yönünde bir görüş var. Ama Meclis Başkanlığına verilmiş bir teklif, tasarı yok. Ortak bir irade olursa çabucak çıkar. Bu konuda genel bir yaklaşım var gibi gözüküyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bulunan çözümlerin yeni sorunlar çıkarmamasını umut ettiğini belirten Çiçek, yapılan düzenlemelerin yetmediğini, iyi uygulanması gerektiğini kaydetti.
Terörle Mücadele Kanunu’nda değişikliğinin bir sıkıntıya yol açıp açmayacağına ilişkin bir soru üzerine Çiçek, işin içeriğini bilmediğini söyledi.
“Bu maddeler, hangi maddelerdir? Nerede, nasıl yer alacaktır? Bunların hepsini somut örnek ortaya çıkınca görmek lazım” diyen Çiçek, her hukuki düzenlemenin bir ihtiyaçtan kaynaklandığını dile getirdi.
Terör meselesinin dinamik bir konu olduğuna işaret eden Çiçek, “Statik tedbirlerle bu işin üstesinden gelmek her zaman mümkün olmuyor. Hem güvenlik hem de hukuki tedbirlerin zaman zaman gözden geçirilmesi gerekiyor. Anlaşılıyor ki terörle mücadelenin gözden geçirilmesi noktasında, Sayın Başbakan’ın ifade ettiğine göre, bu manada eskisi kadar ihtiyaç yok anlamına gelir” diye konuştu.
Yeniden yargılama tartışmaları kapsamında, MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan’ın durumunun hatırlatılması üzerine Çiçek, kimsenin tutuklu kalmasını istemediğini belirtti. Buna karşın sözü edilen konularla ilgili netleşmiş bir durum olmadığını kaydeden Çiçek, “CMK’nın 311. maddesindeki nitelikte bir sonuç ortaya koyuyorsa başka yol ve yöntemler de çıkabilir” dedi.
– “Seçim ortamına girdik, fırsat kollayanlar olabilir”
Çiçek, partilerin seçim bürolarına yönelik saldırılarla ilgili olarak cebir ve şiddeti bugüne kadar onaylamadığını belirtti.
Bu tür yöntemleri çok ilkel bulduğunu ve siyasi partilere yönelik olmasının çok daha sıkıntılı bir durum olduğunu kaydeden Çiçek, MHP’ye geçmiş olsun, hayatını kaybeden MHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Cengiz Akyıldız’a Allah’tan rahmet dileğinde bulundu. Çiçek, “Seçim ortamına girdik. Fırsat kollayanlar olabilir. Onlara karşı da birlikte tavır almamız gerekir” diye konuştu.
Bir gazetecinin, “İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince Balyoz Davası’nda yeniden yargılama talebi konusunda verilen ret kararını kaldırdığını” ifade ederek, buna ilişkin görüşünü sorması üzerine Çiçek, kararın gerekçesini görmek gerektiğini söyledi. Çiçek, bu sorunun siyasetçilerden önce hukukçulara sorulmasının önemini dile getirdi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner ile CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba arasında TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu toplantısında yaşanan kavgaya ilişkin Çiçek, bunların yakışmadığını birçok defa söylediğini sözlerine ekledi.