Ankara Sanayi Odası Ocak Ayı Meclis Toplantısı Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın Katılımıyl - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ocak Ayı Meclis Toplantısı Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın Katılımıyl

    30 Ocak 2013


Ankara Sanayi Odası Ocak ayı Meclis Toplantısı  Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla yapıldı.


Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir,  ASO meclis toplantısında şöyle konuştu:
Ekonomik göstergeler karışık sinyaller vermektedir. Sanayide üretim, Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %11,3 artmıştır. Bu artışta Kurban Bayramının 2011 Kasım’ına denk gelmesinin büyük katkısı olmuştur. Nitekim, mevsim ve takvim etkilerinden arındırıldığında bu artış, %1,5’te kalmaktadır.

Ocak ayında imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı son üç yılın en düşük değerine gerilemiştir. Bu durum, reel sektör güvenine de yansımaktadır.

Ocak ayında mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre 2,8 puan azalmıştır. Merkez Bankası’nın Ocak anketinde, içinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda bir ay öncesine kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı %15, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı %12 iken aynı kaldığını belirtenlerin oranı %73’tür. Diğer yandan, Ocak ayında hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde güvenin arttığını görmekteyiz. Bu iyimserlik önümüzdeki üç ayda iç talepte bir artış olacağı beklentisine dayanmaktadır. Ocak ayında Tüketici Güven Endeksindeki %3’lük artış bu iyimserliği desteklemektedir. Tüm bu veriler dikkate alındığında sanayide toparlanmanın zayıf kaldığını söyleyebiliriz. Türkiye son on yılda büyük ekonomik başarılar elde etmiş, kişi başına düşen gelirde hızlı artışlar sağlamıştır. Ekonomik büyüme elbette ki çok önemlidir ancak, tek başına yeterli değildir. Büyümeyi, ekonomik ve sosyal gelişme ile de desteklemeliyiz. Bir örnek vereyim. 2000 yılında Türkiye, İnsani Gelişmişlik Endeksinde 173 ülke arasında 85’inci sıradaydı. 2011 yılında ise 187 ülke içinde 92’nci sırada yer aldı. 2000 yılında kişi başına düşen gelir sıralaması ile insani gelişme endeks sıralaması arasındaki fark eksi 18 iken bu fark 2011 yılında eksi 25 oldu. Bu veriler; insani gelişmede ekonomik büyümenin hızına yetişemediğimizi göstermektedir. Ayrıca diğer ülkelerin de boş durmadığı ortaya çıkıyor.

Bölgeler arası gelişmişlik farkları insani gelişme endeksinde daha yüksek sıralara çıkmamızı engellemektedir. Hem ekonomik hem de sosyal gelişme için bölgelerarası gelişmişlik farklarını gidermek büyük önem taşımaktadır. Bölgeler arası gelir dengesizliklerini gidermek için bölgesel rekabetçiliği özendirmeliyiz. Ancak bunu yaparken mevcut işletmelere de haksız rekabet yapmamalıyız. Bu nedenle düşük gelirli bölgelerde öncelikle eğitim, sağlık gibi hizmet sektörüne yönelik yatırımlar teşvik edilmelidir. Düşük gelirli bölgelerimizde sosyal hayatı canlandıracak yatırımlar, bu bölgelere nitelikli işgücünü çekmeye de katkı sağlayacaktır.


Şimdi, 10. Kalkınma Planı hazırlık çalışmaları kapsamında başkanlığını yaptığım “KOBİ’lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi” Özel İhtisas Komisyonu raporundan önemli gördüğüm bazı hususları dikkatlerinize sunacağım.

Hepimizin bildiği gibi sürdürülebilir büyüme ancak çevreye karşı duyarlı olmakla mümkündür. Bu nedenle, özellikle sanayileşmemizi, çevreye duyarlı ve saygılı bir biçimde gerçekleştirmeliyiz. Biz, OSB’lerde yapılamayacak yatırımlar hariç her türlü sanayi yatırımının OSB’lerde yapılmasının zorunlu ve cazip  hale getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Küçük kapalı alan gerektiren sanayi tesisleri ise, küçük sanayi kapsamında tanımlanmalı ve yerel yönetimler tarafından oluşturulan küçük sanayi sitelerinde kurulması sağlanmalıdır. Bu doğrultuda, Komisyonumuz, Sanayi Alanları Master Planı yapılmasını ve uygulamanın Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda gerçekleştirilmesini önermektedir.
 
Ülkemiz enerji kaynakları açısından fakir bir ülkedir. Bu nedenle enerji tasarrufu büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde sanayide kullanılan elektriğin yarısının OSB’lerde tüketildiğini dikkate alan Komisyonumuz, OSB’lerde temiz enerji ve enerji verimliliği konusunda farkındalığı artırma çalışmaları yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca komisyonumuz, inovasyon kapasitelerinin artırılması için  OSB’lerin üniversitelerle işbirliğinin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşarak, teknoloji kuluçka merkezleri, yenilik ve teknoloji merkezleri açılmasını önermektedir. Dünya hızlı bir değişim içindedir. KOBİ’lerin sınırlı imkanlarıyla bu değişimi doğru okumaları çok zordur. Bu nedenle komisyonumuz, dünyadaki yeni trendleri tespit etmek, orta ve uzun vadeli sektörel stratejiler geliştirmek, sektörlerin gelişme ve dönüşüm eğilimlerini ortaya koyarak bunları KOBİ’lerin istifadesine sunacak çalışmalar yapılmasını önermektedir. Aynı durum mesleki eğitim için de söz konusudur. Komisyonumuz; meslek liselerinde verilen eğitimin, yeni trendlere açık olması ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına cevap verebilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bunun için meslek liselerinin eğitim verdiği dallar, eğitimin içeriği ve teknolojik düzeyi, teorik ve uygulamalı eğitim dengesi gibi hususlar işletmelerin ihtiyacına cevap verebilecek düzeye getirilmesini, meslek liselerinin eğitim donanımlarının sağlanmasını ve eğitimin sanayi ile işbirliği içinde gerçekleştirilmesini önermektedir. İşgücünün niteliğini yükseltmek, insanları meslek sahibi yapmak demektir. İşte bu noktada meslek standartları büyük önem taşımaktadır. Meslek standartları, bir mesleğin kabul edilebilir standartlarda yerine getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan asgari bilgi, beceri, tutum ve davranışları ifade eder. Meslek standartları, bir mesleğin başarı ile yürütülebilmesi için gerekli olan nitelikler ve o meslekte yeterlilik belgesi alabilmek için yapılacak sınavlarda aranacak ölçme ve değerlendirme kriterlerini de tanımlar. Bugün ülkemizde eğitim veren meslek liseleri ve üniversitelerden mezun olanların hepsinin diploma aldıkları alanda mesleki yeterliliğe sahip bulunduklarını varsaymak aşırı iyimserlik olur. Bu nedenle Komisyonumuz, tüm mesleklerle ilgili standartların yayınlanması ve çalışanların sertifikasyonlarının hızlandırılmasının sağlanmasını önermektedir.

Bu doğrultuda, meslek kuruluşları ve mesleki örgütlerin yapılanması uluslararası standartlara çıkarılmalı, üyelere sağlanan hizmet ve destekler etkinleştirilmeli, kamu tarafından kapasite geliştirme programlarına destek sağlanmalıdır. 2023 hedeflerine ulaşabilmek için ekonominin yanı sıra şirketlerimizi de büyütmemiz, onları küresel ölçekte oyuncular haline getirmemiz gerekmektedir. Şirketlerimizin büyüyebilmesi için öncelikle kâr etmeleri ve sermaye biriktirmeleri gerekmektedir. Ancak ülkemizde şirketler, çok düşük kârlılık oranlarıyla çalışmaktadır.  Bunun bir nedeni, şirketlerimizin ölçek ekonomilerinden yararlanabilecek büyüklüklere ulaşamamasıdır. Mevzuatımızda şirketlerin büyümelerini engelleyen birçok yükümlülükler bulunmaktadır.

Örneğin; sermayesi belirli bir sınırı aşan Anonim Şirketlerde avukat çalıştırma yükümlülüğü, Çevre Kanununca izin ve lisans alan şirketlerde Çevre Danışmanlık Firmalarından çevre yönetimi hizmeti almak ya da çevre mühendisi çalıştırmak zorunluluğu, kuvvetli akım tesislerinde elektrik mühendisi çalıştırma yükümlülüğü, çalışan ya da kullanılan motor gücü belli sınırları aşan gıda ve yem işletmelerinde gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager çalıştırma yükümlülüğü gibi. Bu tür yükümlülükleri getirerek, mensuplarına istihdam imkanları sağlamak isteyen Meslek Odaları da için bürokrasiye baskı yapmaktadır. Oysa devletin görevi, bu tür yükümlülüklerle iş dünyasını cendereye almak değil denetlemek olmalıdır. Günümüz rekabet koşullarında büyümek isteyen şirketler ihtiyaç duyduklarında zaten gerekli istihdamı yapacaklardır. Ancak bu istihdamı zorunlu kılmak ve istihdam edileceklere yapılacak ücret ödemelerini asgari tarifelerle belirlemek, serbest piyasa ekonomisi mantığına terstir. Ayrıca bu mevzuat şirketlerimizi dolambaçlı yollara yönelterek büyüme kararı almalarını zorlaştırmaktadır. Ekonomi yönetimi, şirketlerin maliyetlerini yükselten ve büyümeleri önünde engel oluşturan bu zorunlu istihdam mevzuatını gözden geçirmeli ve asgari ücret tarifeleri mutlaka kaldırılmalıdır. Komisyonumuz, mevzuatımızda yer alan ve iş dünyasına nasıl olsa onlar bu yükü de kaldırırlar anlayışıyla yapılan bu düzenlemelerin büyük ölçüde reel sektör ile diyalog eksikliğinden kaynaklandığını tespit ederek mevzuat hazırlanmasında meslek kuruluşlarının ve Sivil Toplum Kuruluşlarının görüşlerinin daha etkin biçimde alınmasının mutlaka sağlanmasını önermektedir. Komisyonumuz, sivil ofset projelerinden işletmelerin pay almasının sağlanması ve kamu yurtdışı alımlarında ofset sınırlarının belirlenmesi gerektiği görüşündedir. Ayrıca Komisyonumuz; devlet yardımlarının şeffaflaşması ve sağlanan desteklerin etki analizlerinin yapılması gerektiği görüşündedir. Bu kapsamda Komisyonumuz, kamu kurumlarının kendi izleme ve değerlendirme sistemlerini kurmalarını ve Hazine Müsteşarlığı tarafından kurumların destek performanslarının analiz edilmesini önermektedir.
 
 
 
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz  ” Artık Türkiye düşük ücretle rekabet edecek bir ülke değil. Türkiye, artık şehirleşmiş, ücret düzeyleri belli seviyelere gelmiş bir ülke ” dedi. Yılmaz, Kalkınma Bakanlığı’nın Sosyoekonomik Gelişmişlik Endeksi açısından Ankara’nın İstanbul’un ardından ikinci sırada yer aldığını söyledi. Oda ve borsa seçimlerine ilişkin de konuşan Yılmaz, önemli olanın genel anlamda demokratik süreçlerin TBMM’den apartman yönetimine kadar bütün kurumlara yansıması olduğunu dile getirdi. Ankara’nın sanayi açısından Türkiye’de belli bir yere geldiğini anlatan Yılmaz, ” Kalkınma ajansımızla birlikte biz de bu sürece daha fazla müdahil oluyoruz ” diye konuştu.

– ” Nitelikli insanları cezbetmeliyiz ” –
Kalkınma konusuna insan odaklı bakılması gerektiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
” Artık en temel faktör insan. Kalkınmanın hedefi de insan, en önemli aracı da insan, nitelikli insan.’Hangi ülke, hangi yöre kalkınmıştır’ diye sorduğumuzda bence bunun basit bir cevabı var. Nitelikli bir insan nerede yaşamak istiyorsa o bölge kalkınmış bir bölgedir. Nitelikli bir insan iyi bir şehir ortamı ister. Fikirlerini özgürce tartışacağı bir ortama ihtiyaç duyar. ” Gelişmiş ülkelerin dünyanın her tarafından nitelikli beyinleri kendilerine çektiğine işaret eden Yılmaz, Türkiye’nin de dünyadaki nitelikli insanları cezbetmesi gerektiğini dile getirdi.
   
– ” Son 10 yılda önemli başarılar elde edildi ” –
   
Kalkınma açısından çevrenin önemine değinen Yılmaz, sürdürülebilir çevrenin ihmal edilmesinin nesiller arası dengeyi bozacağına dikkati çekti. Türkiye’nin son 10 yılda önemli başarılar elde ettiğine vurgu yapan Yılmaz, Türkiye’nin söz konusu dönemde ekonomide ciddi bir sıçrama yaptığını ve ekonomisini büyütürken, gelirini de daha dengeli dağıtabildiğini kaydetti. Yoksullukla mücadele konusunda da Türkiye’nin çok ciddi mesafe aldığını belirten Yılmaz, dünyada günlük harcaması 1 doların altında olan 1 milyara yakın insan olduğuna işaret etti. Türkiye’de 10 yıl önce 4 doların altında harcama yapanlarının oranın yüzde 30 civarında olduğunu dile getiren Yılmaz, son Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bu oranın yüzde 2,8’e kadar gerilediğini söyledi.

Temel hak ve özgürlükler konusunda da Türkiye’nin belli bir noktaya geldiğini ifade eden Yılmaz, ” Serbest tartışmanın olmadığı yerde bilgi olmaz, teknoloji olmaz, gelişme olmaz ” dedi. Yılmaz, kalkınmanın ekonomik, sosyal, çevre, demokrasi ve hukuk devleti ayakları üzerinde yükselmesi gerektiğine dikkati çekerek, ” Türkiye artık belli bir yere gelmiş durumda. Artık Türkiye düşük ücretle rekabet edecek bir ülke değil. O dönem geride kaldı. Türkiye artık şehirleşmiş, ücret düzeyleri belli seviyelere gelmiş bir ülke ” diye konuştu. 10. Kalkınma Planı hakkında da konuşan Yılmaz, 2014-2018 dönemini kapsayan planda Türkiye’nin 2023 perspektifi içindeki ilk 5 yılının yol haritasını çıkaracaklarını ifade etti. Bu anlamda,çok çeşitli alanlarda 66 özel ihtisas komisyonu oluşturduklarını dile getiren Yılmaz, 10. Kalkınma Planı hazırlıkları sırasında ilk kez yerelin katkısını aldıklarını söyledi.   
– ” Beşeri kalkınmamız 50 yıl öncesinden etkileniyor ” –
   
Eğitim, adalet ve teknoloji konularının önemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, eğitim konusunda reform sürecini başlattıklarını belirtti. Birleşmiş Milletler’in (BM)İnsani Gelişme Endeksi’nin ekonomik gelişme, eğitim ve sağlık olmak üzere 3 başlığa baktığını kaydeden Yılmaz, bu alanlardan eğitim konusunda 25 yaş üstünün eğitimde geçirdiği süre ve beklenen okullaşmaya bakıldığını vurguladı.Yılmaz, son yaptıkları çalışmaların arzu ettikleri sonuçları yansıtmadığını dile getirerek, ” Çünkü 50 yıl önceki eğitim politikaları bizim bugünkü beşeri kalkınmamızı etkiliyor ” ifadesini kullandı. Teknoloji konusuna ilişkin de görüşlerini paylaşan Yılmaz, özellikle geçmişte kamu kesiminin Ar-Ge harcamaları payının geçmişte özel sektörden fazla olduğunu, bugün ise özel sektörün ayırdığı payın yüzde 40’ları aştığını söyledi.
   
-İş adamlarına çağrı-   
İş adamlarına özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Doğu Karadeniz, bazı iç bölgeler gibi bölgelere yatırım yapma çağrısında bulunan Yılmaz, ” Sermayenin en fazla getirisi, kıt olduğu yerde olur. Bir yer de ne kadar kıtsa getirisi o kadar fazla olur ” değerlendirmesinde bulundu.

İş adamlarının bu yerlere yeterince gitmediğini belirten Yılmaz, ” Belki yeterince analiz yapmıyoruz. Belki önyargılarımız var. İş adamlarımız bu bölgeleri daha iyi analiz etsinler.’Hayırseverlik yapsınlar demiyorum. Çok ciddi fırsatlar var. Bunlar Türkiye’ye omuz verecek bölgeler ” dedi.
Madencilik ile ilgili bir iş adamının taleplerini de dinleyen Yılmaz, maden arama faaliyetlerinin de 5’nci bölge teşviklerinden yaralandırılması gerektiğini sözlerine ekledi.