Ankara Sanayi Odası Nisan ayı Meclis Toplantısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Nisan ayı Meclis Toplantısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri

    30 Nisan 2014

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir  meclis toplantısında şöyle konuştu: 
‘‘Değerli Meclis üyeleri,
Geçen yıl ekonominin %4 büyüdü. Yılın son çeyreğinde ise büyüme %4,4 oldu. Geçen yıl, yılın ilk yarısında büyüme konusunda beklentiler bozulmuş, büyümenin orta vadeli program hedefi olan %4’ün gerisinde kalacağı tahmin edilmişti. Aynı durum bu yıl için de geçerli. Bir çok uluslararası kuruluş, Türkiye için bu yıl büyüme beklentilerini %3’ün altına çektiler. Ancak, Türkiye ekonomisinin bu yıl da  olumsuz beklentileri yanlış çıkarması ve %4 hedefine yaklaşması mümkündür. Geçen yıl bizi memnun eden diğer bir gelişme de imalat sanayii hakkındadır. 2012 yılının üçüncü çeyreğinden geçen yılın ikinci çeyreğine kadar bir yıl boyunca imalat sanayiindeki büyüme ekonomik büyümenin gerisinde kalmıştı. Bu durum geçen yılın üçüncü çeyreğinde değişti ve imalat sanayiindeki büyüme yeniden ekonomik büyümenin önüne geçerek büyümeyi desteklemeye başladı. Ocak ve Şubat aylarında sanayi üretimindeki artış, bu yıl da sanayinin büyümeyi destekleyeceğini düşündürmektedir.
Değerli Meclis üyeleri,
Bir seçim döneminden geçiyoruz. Önümüzdeki bir buçuk yılda iki seçim yaşayacağız. Böyle bir ortamda siyasetin ön plana çıkması normaldir. Burada bize düşen görev, siyasi tartışmaları bir kenara bırakıp işimize odaklanmaktır.
Değerli Meclis üyeleri,
Bugünlerde herkes orta gelir tuzağından söz ediyor, bu tuzağa düşmemek için yapılması gerekenleri söylüyor. Biz bu tuzağa düşmemek için kurumsal reformların yanı sıra imalat sanayimizde de bir dönüşüm yaşanması gerektiğini söylüyoruz. Bunu başarmak için hem işgücünün kalitesini yükseltmek hem de yüksek katma değerli, yüksek teknolojili ürünlere yönelmek gerekmektedir. Günümüzde küresel rekabete en açık sektör sanayi sektörüdür. Bu durum, sanayiyi rekabet gücünü korumak, verimliliği artırmak zorunda bırakmaktadır. Ancak, rekabetin hangi düzeyde yapıldığı önemlidir. Eğer uluslararası rekabeti üretim zincirinin düşük katma değerli, nitelikli işgücü gerektirmeyen halkalarında yapıyorsak kişi başına düşen geliri yükseltemez, orta gelir tuzağından kurtulamayız. Bunun için sürdürülebilir büyümenin lokomotifi olan sanayide teknolojik üretim düzeyini artırmak zorundayız.

Bu konuda ne yazık ki pek başarılı olduğumuz söylenemez. Katma değeri yüksek, bilgi ve teknoloji yoğun mal ve hizmet üretiminde henüz dünya ortalamasına yaklaşmış değiliz. Sizlere bazı örnekler sunmak istiyorum. Türkiye’de 2010 yılında bilgi ve teknoloji yoğun sektörlerde yaratılan katma değer milli gelirin %22’sini oluşturuyordu. Türkiye, dünya ortalamasının gerisindedir. Bu oran Dünyada %29, ABD’de %41, Kore’de %29, Almanya’da %31, İsrail’de %42 idi. Dünyada 2010 yılında 2,8 trilyon dolarlık teknoloji yoğun mal ihracatı yapıldı. Bu ihracatta Türkiye’nin payı binde 14. Kore’nin payı ise %5’e yaklaşıyor. Türkiye’de yüksek teknolojiye dayanan sanayi üretiminin milli gelire katkısı 2010 yılında binde 5 oldu. Bunda dünya ortalamasının ancak dörtte birine ulaşıyoruz. Türkiye’nin imalat sanayii ihracatı içinde yüksek teknoloji ürünlerin payı 2010 yılında %3,4 idi. Bu oran ABD’de %28,5, Kore’de %27, Çin’de  ise %33. Küresel ekonomiyle, değer zincirinin alt halkalarında düşük katma değer yaratarak entegre olmuş durumdayız. Bu durumu değiştirmek ve değer zincirinin üst halkalarına tırmanmak zorundayız. Bunun için inovasyona yönelmemiz gerekir. Şimdi inovasyonda içinde bulunduğumuz durumu ortaya koyan bazı istatistiki bilgiler sunmak istiyorum. Avrupa Komisyonunun yayınladığı “İnovasyon Birlik Karnesi 2013” adlı Avrupa ülkelerinin inovasyondaki durumları karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmış. Karşılaştırma, “Özet İnovasyon Endeksi” oluşturularak yapılmıştır. Rapor Türkiye’ye “düşük dereceli ya da az yenilikçi” notu vermiş. Çalışma kapsamına alınan 35 ülke içinde Türkiye 0,21 puanla 34’üncü sırada yer alıyor. AB ortalaması ise 0,54. Alt bileşenlere baktığımızda Türkiye’nin nerelerde zayıf olduğu ve inovasyon çalışmalarında nerelere yoğunlaşılması gerektiği ortaya çıkıyor.Türkiye’nin en zayıf olduğu alanlardan birisi “İnsan Kaynakları”. Türkiye bu alanda 0,07 endeks değeriyle sonuncu sırada. İnovasyon potansiyelimizi artırmak için lisans ve lisansüstü derecelere sahip insanlarımızın sayısını ve kalitesini yükseltmemiz gerekiyor. Ülkenin bilimsel kapasitesini ölçen “Araştırma Sistemleri” endeksinde Türkiye 0,15 puan ile 27’inci sırada yer alıyor. “Finansman ve Destekler’de ise durumumuz biraz daha iyi. Türkiye, 0,36 puan ile 23’üncü sırada yer alıyor. AB ortalamasının 0,41 olduğu “İşletme Yatırımları”nda 0,09 ile son sıradayız. Görüldüğü gibi işletmelerimiz Ar-Ge’ye ve inovasyona yatırım yapmıyorlar. “İşbirliği ve Girişimcilik” endeksinde 0,25 puan ile 27’inci sıradayız. Patent başvuruları, ticari markalar, tasarımlar “Entellektüel Varlıklar”ı oluşturuyor. “Entellektüel Varlıklar”da 0,12 ile 31’inci sıradayız. KOBİ’lerin ürün, süreç, organizasyon ve pazarlamada gerçekleştirdikleri inovasyonları değerlendiren “Yenilikçiler” indeksi AB ortalamasının üzerinde olduğumuz tek alan. AB ortalaması 0,57 iken bizim puanımız 0,58.
Bilgi yoğun faaliyetlerin “Ekonomik Etkilerinde” 0,27 puan ile 32’nci sıradayız. Görüldüğü gibi birçok alanda kat edilmesi gereken mesafe var. Ancak, son yıllarda sergilenen performansı da küçümsememeliyiz. Rapora göre AB ülkelerinde 2008-2012 döneminde ortalama inovasyon performansı ortalama olarak %1,6 artmış. Bu dönemde Türkiye’nin artış oranı ise ortalama %3,6. Eğer; özellikle lise ve yüksek öğretimde eğitimin kalitesini yükseltir, işletmelerimiz Ar-Ge ve inovasyona daha fazla kaynak ayırır, KOBİ’ler arasındaki işbirliklerini güçlendirirsek inovasyon performansımızı daha da hızlı artırabiliriz.
Sayın Bakanım,
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2013-2017 Stratejik Planı’nı 2012’de açıklamıştı.
Bu stratejik plan hazırlanırken sektör toplantıları gerçekleştirilmiş, özel sektörün geniş kapsamlı katılımı sağlanmıştı. Açıklanan bu belgede Bakanlığın stratejik amacı; “sanayinin planlı gelişimini sağlamak ve yüksek teknolojiye dayalı, dışa bağımlılığı azaltan ve yüksek katma değerli bir sanayi yapısının oluşumuna öncü olmak” olarak açıklanmıştı. Bunun için Bakanlık; toplantılar ve çalıştaylar düzenlemekte, bütçe ödeneklerinden önemli mali kaynaklar ayırmaktadır. Bakanlığın tüm bu çabalarına rağmen son yıllarda sanayimiz sıkıntı içindedir. İç ve dış pazarlarda artan rekabet, azalan kâr oranları ve düşük verimlilik, sanayicilik  yapmayı giderek zorlaştırmaktadır.
Yatırım ortamını iyileştirecek, sanayinin önünü açacak reformlar hız kesmiştir. Yabancı doğrudan yatırımları ülkemize çekecek hukuki altyapı henüz oluşturulmamıştır.
Ülkemizde iş ortamını iyileştirecek, iş yapmayı kolaylaştırmak için yapılması gereken daha çok iş bulunmaktadır. Bu alanlarda yapısal reformlara hız vermek gerekmektedir.
Sayın Bakanım
Dün , sanayiye yönelik, Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan teknolojik ürünler veya özkaynaklar kullanılarak yapılan Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ve patenti alınan teknolojik ürünler ile ilgili Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerce gerçekleştirilecek yatırımların desteklenmesine ilişkin Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı Hakkında Yönetmeliği yayınladınız. Bu yönetmeliğin sanayimiz için olumlu sonuç vermesini bekliyor, bu nedenle size ve bakanlığınıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Sayın Bakanım,
Tüketici sağlığını ve çevreyi korumak, standartlar dışı malların ülkemize gelmesini ve şirketlerimizin haksız rekabete uğramasını engellemek için Piyasa Denetimi ve Gözetiminin etkin bir biçimde çalışması çok önemlidir. Piyasa Denetimi ve Gözetimi Mekanizmasını etkin bir biçimde çalıştırmak için bakanlığınızın gösterdiği çabaları da yakından izliyoruz.
Ancak, hem laboratuarların yetersizliği hem denetçilerin sayısının azlığı ve imkanlarındaki kısıtlar ve raporların gecikmesi nedeniyle sistem yeteri kadar etkin çalışamamaktadır. Bu konuda Odalara görev ve yetki verilmesi sistemdeki etkinliği artıracaktır. Ayrıca Avrupa Birliğinin RAPEX sistemine dahil olmamız da sistemin daha etkin çalışmasına katkı sağlayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımıza da sorumluluk düşmektedir. Vatandaşlarımız da yerli mallarına yönelerek yerli sanayimizi desteklemeli, kalitesiz ve zararlı ithal mallarla mücadeleye katkı vermelidir. Sözlerime burada son verirken Sayın Bakanıma teşrifleri nedeniyle bir kez daha teşekkür ediyor, bugün başlayan üç aylarımızı ve Regaip kandilimizi tebrik ediyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ise Türkiye ekonomisi için kötü günlerin geride kaldığını belirterek, “Bundan sonra inancım, faiz aşağıya doğru inecek. Piyasa daha fazla hareketlenecek” dedi.
Işık, sanayicilerin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü yükseltebilmesi için Ar-Ge yatırımlarını artırması gerektiğini belirtti. Küresel ekonomik krizin ‘ekonominin önemli bir kısmı finanstır’ anlayışını darmadağın ettiğini ifade eden Işık, “Üretimi güçlü olan ülkeler, krizden en az etkilenerek çıkan ülkeler oldu. Bunun en tipik örneği de Almanya. Almanya, adeta krizde kendi ayakları üstünde kalmadı, diğer ülkeleri sırtlayan konumda oldu. Bu krizden en az etkilenen ülkelerden biri de Türkiye” diye konuştu.
Türkiye’nin özellikle son 12 yılda büyük mesafe kat ettiğini kaydeden Işık, şöyle konuştu:
“Türkiye, geçmiş yıllardaki gecikmeleri telafi edecek bazı adımlar attı ve bir noktaya geldi. Türkiye, 2023 yılına yönelik önemli hedefler koydu. Bu noktada temel iki dezavantajımızın birisi, Türkiye maalesef tasarruf açığı olan ülke. Türkiye, kendi yatırımını destekleyecek tasarruflara sahip olmayan bir ülke. Bu noktada doğrudan yabancı yatırımın gelmesi gerekiyor. İkinci zaaf alanımız cari açık. Bu iki alanı dengeleyen, etkilerini minimize eden güçlü yanlarımız var. Türkiye, uyguladığı ekonomi politikaları ile sağlam bir altyapıya kavuştu. Bütçe açığı artık ekonomiyi tehdit etmiyor. Bu uluslararası yatırımcının güveni açısından çok önemli bir kriter. Artık devletin borcu, ülke ekonomisini tehdit eder boyuttan çıktı.”
Üniversitelerin sanayilerle giderek daha fazla işbirliği yaptığına dikkati çeken Işık, bu durumun Türkiye açısından sevindirici olduğunu belirtti.
– “Kötü günler geride kaldı”
Türkiye’nin son dönemde önemli badireler atlattığını hatırlatan Işık, şöyle devam etti:
“Faiz oranlarında bir yükselme var ama bunun temel sebebini çok iyi biliyorsunuz. (Türkiye) ağır bir operasyon geçirdi. Birileri Türkiye’nin gidişatını durdurmak için operasyon yapmak istedi. Gezi olaylarını, arkasından da 17 Aralık sürecini yaşadık. Bu ekonomi kalıcı bir hasar almadan kurtulduysa, bu, sanayicilerimizin ülkemize ne kadar güvendiğimizin bir göstergesi. Artık en kötü günler geride kaldı. Bundan sonra inancım, faiz aşağıya doğru
hareketlenecek.” Türkiye’nin ihracatına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Işık, “2014, ihracat bazlı büyümenin yılı olacak diye bakıyoruz. Nisan ayı verilerinin daha iyi geleceğini düşünüyoruz. Her geçen ay üretim, istihdam, yatırım açısından daha iyi olacak . Çünkü Türkiye başarısız darbe girişimini geride bıraktı” ifadelerini kullandı.