Ankara Sanayi Odası Mart Ayı Meclis Toplantısı Gerçekleştirildi - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Mart Ayı Meclis Toplantısı Gerçekleştirildi

    28 Mart 2012

 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, ASO  Mart ayı olağan meclis toplantısında şöyle konuştu;
 
‘‘Küresel ekonomideki gelişmelerin korkulduğu kadar kötü olmaması dünya çapında bir iyimserliğe yol açmıştır.  Amerika’da artan tüketim harcamaları ve istihdam, ekonomik canlanmanın devam edeceği kanısını güçlendirmektedir. Avrupa’daki resesyon da korkulandan daha hafif geçmektedir. Yunanistan’ın borçlarının yeniden yapılandırılması da sorunsuz bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Ancak, artan iyimserliğe rağmen küresel ekonomideki riskler devam etmektedir. Amerika’daki ekonomik büyüme, önceki resesyonlara göre çok yavaştır. İspanya ve Portekiz’in şimdilik ertelenmiş borç sorunları her an yeniden alevlenebilir. Artan petrol fiyatları da küresel büyüme üzerinde bir risk oluşturmaktadır.  Bu risklere rağmen küresel ekonomideki görünümün iyimserliğe yol açması bizi de olumlu etkileyecektir. Bir numaralı ihracat pazarımız Avrupa’da resesyonun korkulduğu kadar derin olmaması, ihracatımız üzerinde oluşan baskıyı biraz da olsa hafifletmektedir.  Avrupa’da euro bölgesinin dağılmasına yol açacak bir gelişmenin şimdilik ertelenmiş olması, gelişen ekonomilere fon akışını tekrar hızlandırmıştır. Bu durum, cari işlemler açığının finansmanı konusundaki kaygıları da azaltmaktadır.
 
Ocak ayında sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %1,5 artmıştır.  Geçen yılın Ocak ayındaki artışın %19’un üstünde olduğu hatırlanırsa bu yavaşlamanın kısmen baz etkisinden kaynaklandığı görülecektir. Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre Sanayi Ciro Endeksi %16, Sanayi Sipariş Endeksi, %17 artmıştır. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı da Mart ayında %73,1 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler, sanayi üretiminde sert bir yavaşlama olmadığını göstermektedir. Diğer yandan reel kesim güven endeksi tarihi zirvesine yaklaşırken tüketici güven endeksindeki yükseliş de devam etmektedir.
 
Tüm bu veriler, 2012’de ekonominin %5’ler seviyesinde büyüyeceğine ilişkin beklentilerimizi güçlendirmektedir. Hepimizin bildiği gibi ekonomideki olumlu tabloyu bozan tek unsur cari işlemler açığıdır. Petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle cari işlemler açığında beklenen azalma Ocak ayında gerçekleşmemiştir. Eğer petrol fiyatları bu seviyelerde kalırsa cari işlemler açığı ekonomi için bir risk oluşturmaya devam edecek, küresel ekonomide havanın bozulması durumunda sorun doğurabilecektir. Bu nedenle, ülkemizde tasarruf oranlarını artıracak yapısal tedbirlerin alınması yerinde olacaktır.
 
Yeni Türk Ticaret Kanunu, ticaret hayatımızda ve ticaret hukuku anlayışımızda büyük değişiklikler ve yeniliklere yol açacaktır. Ticaret hukukumuzu AB ticaret hukuku ile uyumlaştırmanın ötesinde yeni Türk Ticaret Kanunu, işletmelerimizin kurumsallaşmasının ve şeffaflaşmasının da hukuki temellerini oluşturmayı amaçlamaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ticaret hayatımıza getirdiği yeniliklerin hepsi iş dünyamızda aynı biçimde değerlendirilmemekte; kanun, çeşitli yönleriyle tartışmalara ve eleştirilere konu olmaktadır.
 
Hem yeni kanunun getirdiği yeniliklerin anlaşılması hem de kanun hakkındaki tartışmaları ve kanuna yöneltilen eleştirileri değerlendirmek için yeni Türk Ticaret Kanunu’nun öğrenilmesi ve anlaşılması gerekmektedir. Bugüne kadar yeni Türk Ticaret Kanunu hakkında dört eğitim semineri düzenledik. Son olarak da Ernst&Young’ın konu hakkındaki e-kitabını web sayfasına koyarak üyelerimizin kullanımına sunduk. Bunlara ek olarak, üyelerimiz arasında yeni Türk Ticaret kanunu hakkındaki farkındalığı, yapılan hazırlıkları ve duyulan  eksiklikleri tespit etmek amacıyla üyelerimiz arasında bir saha araştırması yaptık.
 
Bu çalışmanın sonuçları Oda olarak bundan sonraki eğitim çalışmalarımıza ve faaliyetlerimize yön verecektir. Biraz sonra, yaptığımız saha araştırmasının sonuçlarını sayın genel sekreterimiz Yavuz bey sizlere sunacaktır. Ancak ben Yeni Türk Ticaret Kanunu hakkındaki genel gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeni Türk Ticaret Kanunu, Türkiye gerçekleriyle uyuşmamaktadır. Yeni Kanun’un getirdiği bir çok uygulama ve yükümlülüklere büyük şirketlerimiz uyum sağlamakta güçlük çekmeyeceklerdir. Ancak, Yeni Kanun işletmelerimizin %98’ini oluşturan küçük işletmelere altından kalkamayacakları yükler ve yükümlülükler getirmektedir. Bu güne kadar mevzuatımız şirketleşmeyi ve kurumsallaşmayı teşvik etmek amacıyla sermaye şirketlerine çeşitli vergi avantajları sağlamaktaydı.
 
Bu nedenle ölçekleri ne olursa olsun bir çok işletme sermaye şirketi olarak faaliyet göstermekteydi. Yeni Kanunun getirdiği yükler ve yükümlülüklere gücü yetmeyecek şirketlerin yeniden şahıs şirketine dönüşmesi imkanı getirilmiştir. Ancak, vergi mevzuatında gerekli düzenlemeler yapılmadığı için bu dönüşümü yapacak şirketler vergi yüklerinde bir artış yaşayacaklardır. Bunu engellemek için vergi mevzuatımızda yeni Türk Ticaret Kanunu ile beraber yürürlüğe girecek paralel düzenlemelerin yapılması mutlaka gerekmektedir.
 
Şahıs şirketine dönüşümler aynı defter değerlerinin kullanılmasına imkan verilerek kolaylaştırılmalıdır. Ayrıca, ikincil mevzuat çalışmaları sırasında özel sektörün görüşleri mutlaka alınmalıdır.
 
Hepimizin çok iyi bildiği gibi şirketlerimiz çok düşük karlılık oranlarıyla çalışmaktadır.
 
Ortalama olarak şirketlerimizde kârın satışlara oranı %3,4, karın özkaynağa oranı ise %7,9’dur. Birçok küçük işletme bu oranları bile yakalayamamaktadır. Şimdi size yeni Türk Ticaret Kanunu gibi büyük şirketleri kollayan, küçük şirketleri ise cezalandıran bir örnek daha vermek istiyorum. Biliyorsunuz girdilerinin çoğunu %18 KDV ödeyerek alan ancak ürününü %8’den satan ya da ihracat yapan işletmelerimizde büyük KDV alacakları birikmektedir. Bu KDV alacakları bir sene sonra altı aylık bir inceleme sonrasında ödeniyor.
 
Bu birbuçuk sene içerisinde yeni KDV alacakları birikiyor. Bu uygulama işletme sermayesi sıkıntısı içinde olan ve düşük kârlılıkla üretim yapan sanayiciyi cezalandırmaktır. Üretim yerine ithalat yapsanız %8’den alıp %8’den satarsınız. Üzerinizde de KDV alacağı birikmez.
 
Diğer bir ifadeyle bu uygulama ithalatçıyı desteklerken imalatçıyı cezalandırmaktadır.
 
Bazı işletmelerimizin KDV alacakları özsermayelerinin üzerine çıkmıştır. Bu sorunu çözmek için Nisan 2008’de 109 nolu  Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile belirli şartları sağlayan mükelleflerin katma değer vergisi iade talepleri hızlandırılmış bir biçimde yerine getirmeyi amaçlayan Hızlandırılmış KDV İade Sistemi (HİS) getirilmiştir. Tebliğ kapsamına girme şartları çok ağır tutulduğu için de HİS’den yararlanan işletme sayısı çok sınırlı kalmıştır.
 
Örneğin hızlandırılmış KDV İade Sistemi’nden yararlanabilmek için başvuru tarihinden önce vergi dairesine vermiş olduğu son yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde yer alan bilançoya göre en az; aktif toplamının 400.000.000 TL. öz sermaye tutarının 200.000.000TL. net satışlarının 500.000.000TL olması, şirketin en az 5 yıl vergi mükellefi olması ve en az 750 işçi çalıştırması gerekmektedir. İSO 500 2010 sıralamasında bu şartları sağlayan işletme sayısı 121’dir. Görüldüğü gibi, Hızlandırılmış KDV İadesi uygulamasında da büyük işletmeler gözetilmiş, küçükler ise cezalandırılmaya devam edilmiştir.
 
Bu sağlıksız durumun giderilmesi için büyük küçük işletme ayrımına gitmeden KDV alacaklarının üçer aylık dönemlerle mahsuplaşılması mutlaka sağlanmalıdır. Yeni Türk Ticaret Kanunu, KDV iade Sistemi, vergi reformu gibi tüm düzenlemeler ithalatçıyı değil yerli üreticiyi gözeten ve destekleyen bir anlayışla yapılmalıdır. Aksi takdirde herkesin şikayetçi olduğu cari işlemler açığı düşmeyeceği gibi sanayimiz de hak ettiği güce kavuşamaz.’’