Ankara Sanayi Odası Kasım ayı Meclis Toplantısı Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımı - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Kasım ayı Meclis Toplantısı Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımı

    27 Kasım 2013

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir,  ASO meclis toplantısında şöyle konuştu:

‘‘Eylül ayına ilişkin verilerin açıklanmasıyla birlikte yılın üçüncü çeyreğini, ekonomide sınırlı da olsa bir yavaşlamayla kapattığımız anlaşılmaktadır. Yılın son çeyreğinde ise ekonomide hafif bir canlanma gözlemlemekteyiz. Bu yaşanan canlanma Aralık ayında da  devam ederse yılı %3,5’in üzerinde bir büyümeyle kapatma olasılığı artmaktadır.
Para Politikası Kurulu son toplantısında faiz oranlarını sabit tutma kararı almış ve aylık repo ihalelerine son vermiştir. Bu kararların fiili sonucu piyasaların fonlama maliyetinin faiz koridorunun üst sınırına çekilmesi olmuştur. Piyasaya verilen likiditenin azaltılması ve BDDK’nın kredi kartıyla taksitli satışlara sınırlama getirmesi ile birlikte önümüzdeki dönemde kredilerin artış hızı yavaşlayacaktır. 
Bu kararlar, küresel riskler karşısında ekonomi yönetiminde ihtiyatlı tutumunu sürdüreceğini göstermektedir. Küresel ekonomiden kaynaklanabilecek şoklar karşısında bizlerin de ihtiyatlı ve özellikle kur riski karşısında dikkatli olmamız gerekmektedir.
Sayın Bakanım.
Türkiye 2012 yılında insani gelişmişlik endeksinde 186 ülke arasında 90’ıncı sırada yer almıştır. Ancak insani gelişmişlik, bölgeler arası farklılıklar dikkate alınarak değerlendirildiğinde durum farklılaşmaktadır. Türkiye’nin 2012 de insani gelişmişlik endeks değeri 0.722’dir. Ancak eşitsizlikler dikkate alındığında endeks değeri 0.56’ya gerilemektedir. Çünkü ülkemizde ekonomik ve sosyal gelişmişlik bölgeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Eğitim, sağlık ve yaşam kalitesi farklılıkları bölgelerarası gelişmişlik farklarında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle düşük gelirli bölgelerde öncelikle eğitim, sağlık gibi hizmet sektörüne yönelik yatırımlar teşvik edilmeli, yatırım teşviklerinde şehirler arasında haksız rekabete yol açılmamalıdır. Bugün büyük şehirlerin dışında çalışacak üst düzey yönetici bulmakta sıkıntı çekilmektedir. Düşük gelirli bölgelerimizde sosyal hayatı canlandıracak yatırımlar, bu bölgelere nitelikli yöneticileri çekmeye de katkı sağlayacaktır.

Sayın Bakanım,
İşsizlik yüzde 9’ların üzerindedir. Küresel büyümedeki yavaşlama ve ülkemizde işgücüne katılım oranındaki artış eğilimine bağlı olarak işsizliğin bir süre daha yüksek seyredeceği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan işgücüne katılım oranı artarken biz ise sanayide çalışacak kişi bulamıyoruz. Sanayide istihdamı çekici kılmak konusunda Kalkınma Bakanlığımıza da görevler düştüğü kanısındayız.
Sayın Bakanım,
Doing Busines 2014 raporunda ülkemiz, iş yapma kolaylığında 189 ülke arasında 69’uncu sırada yer almaktadır. İşyeri açma kolaylığında 93, İnşaat izni alma kolaylığında 148, Krediye erişimde 86,Vergilerin ödenme kolaylığında 71,Dış ticaret yapma kolaylığında 86,İflasların tamamlanmasında 130’uncu sırada yer alıyoruz.
2013 raporundan bu yana elektrik bağlatma, inşaat izni alma ve yatırımcıları koruma alanlarında yapılan düzenlemelerle ilerleme kaydedilirken, işyeri açarken gereken minimum sermaye miktarının artırılması ve tapu devirlerinde işlem maliyetlerini artırarak gerileme kaydedilmiştir. Ülkemizde iş yapma kolaylığını artırarak rekabet gücümüzü geliştirecek reformlara hız verilmelidir. Ülkemizde iş yapma kolaylığını olumsuz etkileyen diğer bir konu da istihdam maliyetlerinin yüksekliğidir. Bu maliyetler işsizlikle mücadeleyi de  olumsuz etkilemektedir. İşsizliği düşürmek için işgücü piyasasına esneklik getirecek köklü tedbirler almak gerekmektedir.
Bugün kriz içindeki Euro Bölgesinde İtalya ve Fransa’nın bu duruma neden düştükleri yakından incelenmelidir. Bu ülkelerin kredi notu, işgücü piyasasına esneklik getirecek reformları gerçekleştirmekte geciktikleri için kırılmaktadır.
Bizim rekabet gücümüzü geliştirmek için vakit kaybetmememiz ve bu nedenle de verimliliğini artırarak istihdam maliyetlerini düşürmemiz gerekmektedir. Bu maliyetler içinde kıdem tazminatı önemli bir yer tutmaktadır. Mevcut Kıdem Tazminatı uygulaması yerine her işçinin kendi adına ayrı bir hesap açılması ve işçi adına ayrılan kıdem tazminatlarının bu hesapta birikmesi esasına dayanan bir Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasını ilk kez biz önermiştik. İşçinin kişisel hesabına kendisinden başka kimse dokunamayacağı için, geçmişte bazı fonlarda yaşanan sıkıntılar bu modelde yaşanmayacaktır. Ayrıca, çalıştığı işletme batsa bile birikmiş kıdem tazminatları hesabında kalacağı için işçi bu durumdan olumsuz etkilenmeyecektir. Ayrıca sık-sık iş değiştiren ve kıdem tazminatını parça-parça alan işçiler de emeklilikleri geldiğinde ellerinde, rahat bir emeklilik geçirmek için yeterli bir birikimi sağlayamamış olmaktadırlar. Bu açılardan Kıdem Tazminatı Fonunun kurulması işçilerin lehine olacaktır.
Mevcut haliyle kıdem tazminatı uygulaması, işten çıkarma maliyetlerini yükselterek işçi ve işveren arasında çalışma barışını olumsuz etkilemekte ve verimliliği düşürmektedir. Fonun kurulması işyerlerindeki huzur ve istikrara da katkı sağlayacaktır. Hükümet, İşçi ve İşveren temsilcileri arasında sürdürülen görüşmeler henüz bir sonuca ulaşmamıştır.
Bunun temel nedeni, ilgili taraflar aralarında anlaştıktan sonra düzenleme için hükümete başvurulması gerektiği yönündeki yaklaşım bulunmaktadır.
Bu yaklaşımda  taraflar yanlış belirlenmiştir.  Görüşmelerde işveren kesimini TİSK, işçi kesimini de sendikalar temsil ediyor. Türkiye‘deki işverenlerin yüzde kaçı TİSK’in üyesidir? Herhalde yüzde 1 bile değildir. Aynı durum işçi kesimi için de geçerlidir.
İşçi sendikaları, en iyimser tahminle çalışanların yüzde 2-3’ünü temsil etmektedir.
Bu işçiler de zaten kamu ve kurumsallaşmış yerlerde çalıştıkları için kıdem tazminatlarını alabilmektedirler. Özet olarak görüşmelerin tıkanmasının temelinde işçi ve işveren kesimlerinin temsil sorunu yatmaktadır.  Bu temsil sorunu çözülmeden görüşmelerden adil bir sonucun elde edilmesi mümkün değildir.
Değerli Meclis üyeleri,
Odamızın 50’nci kuruluş yılını kutlama faaliyetleri kapsamında yayınladığımız Bozkırdan Sanayinin Başkentine: Ankara Sanayi Tarihi adlı kitabımızı sizlere sunmuştuk. Bugün de Afrika’nın ekonomik gelişme serüvenini anlatan En Hızlı Milyar adlı kitabı sizlere sunuyoruz. Kitabın, Afrika ile iş yapan ya da yapmayı düşünen üyelerimize yararlı olacağını umuyoruz. Yeri gelmişken kitaba dikkatimizi çeken ve çeviri ve basımını üstlenen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Sayın   Celal Koloğlu’na bir kez daha teşekkür ediyorum. Sayın Bakanım, konuşmanızda bugüne kadar gerçekleştirilmiş en geniş katılımlı İzmir İktisat Kongresi hakkında bilgi verirseniz bizleri memnun edersiniz. Konuşmama son verirken sayın Bakanımıza bir kez daha teşekkür ediyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum’’.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise sanayi ürünlerinin fiyatlarının, tarım ve hizmet sektörü ürünlerine göre daha az arttığını belirterek, “Sanayinin katma değerini artırmak istiyorsak karşılığı da yüksek olan ürünler üretmek durumundayız” dedi.
Çeşitli kesimlerden 10 binin üzerinde kişinin görüşü alınarak hazırlanan Kalkınma Planı’nın, 4 eksen üzerine kurulduğunu ifade eden Yılmaz, bunlardan ilkinin “nitelikli insan, güçlü toplum” başlığı olduğunu kaydetti.
Plan’ın 2. ekseninin “yenilikçi üretim, istikrarlı yüksek büyüme” olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye‘nin orta-gelir tuzağına düşmeden katma değeri yüksek üretime yönelmesi gerektiğini dile getirdi.
Planda sanayiye özellikle vurgu yapıldığına işaret eden Yılmaz, küresel krizin sanayinin önemini bir kez daha gösterdiğini söyledi.
Sanayinin, reel fiyatlarla bakıldığında milli gelirdeki payının arttığını kaydeden Yılmaz, “Fiyatlardan arındırarak bakarsanız sanayinin büyümesi ekonominin büyümesinden daha hızlı. Dolayısıyla milli gelir içindeki payının artması gerekir ama aksine düşüyor. Niye? Fiyatlardan düşüyor. Sanayi ürünlerinin fiyatları, tarım ve hizmet sektörü ürünlerine göre daha az artıyor. Sanayinin katma değerini artırmak istiyorsak karşılığı da yüksek olan ürünler üretmek durumundayız” dedi.
Plandaki 3. eksenin “yaşanabilir mekanlara’’ ilişkin olduğunu anlatan Yılmaz, bu konuda işin özünü şehirleşmenin oluşturduğunu kaydetti. Gelecek 20-30 yılda dünyada daha fazla sayıda insanın şehirlerde yaşamasının beklendiğini ifade eden Yılmaz, kalkınmaya dair bütün gelişmelerin bir mekanda gerçekleştirildiğinin altını çizdi.
Planın üzerine kurulduğu son eksenin “uluslararası işbirliği” olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye‘nin bu konuda çevresinde ekonomik havza oluşturması gerektiğini dile getirdi.
Yılmaz, Türkiye‘nin, hedeflerine nasıl ulaşması gerektiği sorusunu sürekli tartışması gerektiğini ifade ederek, küresel ısınmayla artan enerji maliyetlerinin daha az girdiyle sanayi üretimi konusunu gündeme taşıdığını belirtti. “Türkiye enerji konusunda ne yapsa azdır” diyen Yılmaz, daha az enerji tüketen bir sanayi yapısı oluşturulduğunda girdi maliyetlerinin düşeceğini ve ülkenin dışarıya daha az enerji faturası öder hale geleceğini söyledi.

Konuşmalardan sonra ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Bakan Yılmaz’a Ankara Sanayi Tarihi ”Bozkırdan Sanayinin Başkentine” kitabı ile ”En Hızlı Milyar” kitabını takdim etti.