Ankara Sanayi Odası Haziran Ayı Meclis Toplantısı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Baka - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Haziran Ayı Meclis Toplantısı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Baka

    27 Haziran 2012

Ankara Sanayi Odası Haziran ayı meclis toplantısı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla yapıldı.
 
 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir ASO meclis toplantısında şöyle konuştu:   
İlk olarak, son günlerde artan terör eylemleri sonucu, başta Dağlıca’ki 8 askerimiz olmak üzere birçok şehit verdik. Burada terörü bir kez daha lanetlerken şehitlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine de başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. İkinci olarak da, Suriye’nin silahsız bir uçağımıza uluslararası hava sahasında saldırmasını şiddetle kınıyor, kayıp pilotlarımızın bir an önce sağ salim bulunmalarını temenni ediyorum.
 
 
Ekonominin birinci çeyrekte düşük hızla büyüyeceğini ancak, büyümenin ikinci çeyrekten itibaren güç kazanacağını bekliyorduk. Ancak son ekonomik veriler, bu beklentimizi desteklememektedir. Nisan ayında sanayi üretimi, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8,  mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış üretim endeksi ise bir önceki aya göre %1 artmıştır. Nisan ayında sanayi sipariş endeksi bir önceki aya göre %7,4 azalmıştır. Haziran ayında kapasite kullanım oranı geçen yıla göre 2,1 puan düşerek yüzde 74,6 olmuştur. Reel kredi hacmi son aylarda yatay seyretmektedir. Ekonomik yavaşlamanın tek nedeni ekonomi yönetiminin ekonomiyi soğutma çabaları değildir. AB’deki borç krizi de yavaşlamayı desteklemektedir. Nisan ayında AB’ye yaptığımız ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18 azalmıştır. Ülkemize gelen turist sayısında da geçen yıla göre bir düşüş vardır. Nisan ayında ihracatımız %7 artmıştır. Ancak, İran’a yapılan altın ihracatını saymazsak ihracatımızda %3,4 düşüş olmuştur. Aynı biçimde altın ihracatını saymazsak cari işlemler açığındaki düşüş de ekonomik yavaşlamaya rağmen sınırlı kalmıştır. Cari işlemler açığının finansman kalitesi giderek bozulmaktadır. Ülkemizin cari işlemler açığı ile net uluslararası rezervlerin toplamından kısa vadeli borçların çıkarılmasıyla hesaplanan net rezerv karşılığı 5 milyar doların altına düşmüştür. Net rezerv karşılığımız 2000-2001 yıllarından bu yana ilk kez bu kadar düşük seviyelere inmiştir. Ekonomi yönetimi, AB’deki borç krizinin sermaye girişlerinde ani bir duruşa yol açacağı endişesiyle ekonomiyi soğutmaya çalışıyor. Bilindiği gibi, sermaye girişlerinde ani bir duruş, ekonominin sert bir fren yapmasına yol açıyor. Bunun son örneğini 2009 yılında, Lehman Brothers’ın iflasından sonra başlayan küresel dalgada yaşadık ve 2009’da %5’e yakın küçüldük. Ekonomi yönetimi, bu nedenle ekonomide yumuşak inişi sağlamaya çalışıyor. Bu politika bugüne kadar başarılı oldu. Ama, AB’de borç krizinin her an Lehman Brothers olayındakine benzer bir dalgaya dönüşmesi riski giderek artıyor. Bu nedenle hepimiz, iyimserliğimizi korumakla birlikte tedbirli olmamız gerekir diye düşünüyorum. Bu hatırlatmayı yapmanın nedeni, Nisan sonu itibariyle reel sektörün kısa vadeli ve vadesine bir yıl kalmış borçlarının toplamının 100 milyar doların üzerinde olması ve bunun oluşturduğu kur riskidir.
 
Türkiye’nin cari işlemler açığı vermeden büyüyemediğimizi biliyoruz. Biz ASO olarak hep, cari işlemler açığını kapatmak için büyümeden feragat etmek yerine bu açığın yapısal nedenlerini ortadan kaldırmak gerektiğini söylüyor ve bu yönde çaba harcıyoruz.
 
Sanayimiz, küreselleşmenin ve Gümrük Birliğinin neden olduğu tüm olumsuzluklara rağmen rekabet etmeyi ve ihracatını artırmayı başarmıştır. Bugün dünyanın her ülkesine sanayi ürünü ihraç ediyoruz. Ancak, nedense kendi ülkemizde kendi kamu kurumlarımıza mallarımızı satmakta zorluk çekiyoruz. Başbakanımızın yayınladığı genelgelere rağmen kamu kurumları tercihlerini ithal mallardan yana kullanıyorlar. Halbuki cari işlemler açığını kapatmak için kamu kurumları ve özel sektör işbirliği yapmalıdır. Size bir örnek vereceğim. Eylül ayında Büyükşehir Belediyesi ile ASO olarak bir protokol imzaladık. Bu protokole göre belediye alımlarındaki yerli payını artırmak için bir Ar-Ge merkezi kurduk. Belediyede çalışıp bu Ar-Ge merkezinde görev almak isteyen gönüllü mühendisler ASO tarafından seçilmiştir. Merkezin koordinatörünü de biz atadık. Ar-Ge merkezinde, Belediye’nin ihtiyaç duyduğu ürünlerin  önce Ankara’da sonra da Türkiye’de nerede üretilebileceği tespit edilecektir. Eğer bu ürünlerin Türkiye’de üretilemeyeceği tespit edilirse ithalat yoluna gidilecektir. Bu merkezde ayrıca, Ankara’nın ihtiyaçları konusunda projeler üretilecek, bu projeleri üniversite-sanayi işbirliği ve TÜBİTAK desteği ile gerçekleştirmeye çalışacağız. Ankara Büyükşehir Belediyesi, ASO ve OSB’lerle başlattığımız bu işbirliğinin diğer Belediyelere de örnek olmasını diliyorum.
 
Bizce kamu ihalelerinde amaç sadece mal ve hizmeti en ucuza almak olmamalıdır.
Kamu ihaleleri, ekonomik ve sosyal politika aracı olarak kullanılmalı, yerli katma değer üreten ya da teknoloji geliştirme potansiyeli yüksek olan sektörlerin desteklenmesi de göz önünde tutulmalıdır. Yabancı firmaların üstlendikleri kamu yatırımlarında da yüksek yerli katkı oranı şartı offset anlaşmalarıyla konulmalıdır.Örneğin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın Ankara’daki metro araçları ihale şartnamesine yüzde 51 yerli katkı oranı şartı koyması gibi. Bu konuda göstermiş olduğu hassasiyetten dolayı sayın Bakanımıza huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımızı sunuyorum.
 
Ancak, biz üretimin de Ankara’da yapılmasını istiyoruz. Ayrıca yeni teşvik sistemi de cari işlemler açığını kapatılmasına ve sanayimizin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
 
Avrupa Birliği’nde resesyon riskinin arttığı ve ülkelerin açık ya da gizli yöntemlerle korumacı politikalara başvurduğu bir ortamda iç pazarımızı kıskançlıkla korumamız gerekmektedir. Piyasa gözetimi ve denetimi mekanizmasının etkin bir biçimde çalıştırılması ülkemize beyan dışı ya da kalitesiz mal girişini frenleyecektir. Ayrıca gümrük politikalarımızın da gözden geçirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Üçüncü ülkelerden Gümrük Birliği’nin serbest dolaşımına giren ve yerli üreticilerimiz için haksız rekabete yol açan mallara uygulanan telafi edici vergi oranları  artırılmalıdır. Bu mallar için gümrük vergisi oranları, serbest dolaşıma başka ülkelerden girmenin yol açacağı ek maliyet artışlarının altında kalacak şekilde belirlenmelidir. Bu uygulama ile hem gümrük vergisi gelirleri artacak, hem de haksız rekabet bir ölçüde de olsa engellenerek yerli üretim desteklenmiş olacaktır. Ayrıca, Gümrük Birliği’nin, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları da dahil olmak üzere gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
 
Son yıllarda sanayicilerin en çok yakındıkları konu, işlerin açıldığı dönemlerde bile kâr edemedikleri, kâr marjlarının çok daraldığıdır. Küresel rekabet, küçük işletme ölçeği, artan girdi maliyetleri, haksız rekabet vb. nedenlerle düşen kâr oranları, ülkemizde sermaye birikiminin önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. 2010 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinden elde edilen sonuçlar düşük kâr oranları hakkında bize çarpıcı bilgiler sunmaktadır. Örneğin, dönem net kârının net satışlara bölünmesiyle edilen kar oranı ortalama olarak;bilgi ve iletişimde %8,enerjide % 6,imalat sanayiinde %3,6, sağlık ve sosyal hizmetlerde %4,3,inşaatta %6,5,madencilik ve taşocakçılığında %15,mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetlerde %20,tarım ve ormancılıkta %2,1’dir. İmalat sanayiinin alt sektörlerinde de durum farklı değildir. Ortalama kâr oranı; ana metal sanayiinde 1,6, elektrikli teçhizatta %4,7, diğer metalik olmayan minerallerde %6,3, mobilya imalatında %4,tekstilde %4,3, giyim eşyalarında %2,2, gıdada %2,5, kauçuk ve plastik ürünlerde %3,8, fabrikasyon metal ürünlerinde %4,4, kimyasallar ve kimyasal ürünlerde %5,2’dir.
 
Firma başına kârın da çok düşük olduğu görülmektedir. Örneğin, firma başına ortalama yıllık kâr; giyim eşyalarında 56 bin TL, fabrikasyon metal ürünlerinde 83 bin TL, deride 61 bin TL, mobilya’da 52 bin TL, tekstilde 201 bin TL,ana metal sanayiinde 206 bin TL imalat sanayiinin genelinde ise 152 bin TL’dir. Görüldüğü gibi birkaç sektör dışında firma başına ortalama kâr ve kâr oranları çok düşüktür. Bu kâr oranları ile sanayicinin özkaynak biriktirmesinin ve yatırım yapmasının ne kadar zor olduğu açıktır.
 
Yatırımların kendi kaynaklarımızla finanse edilmesi ve ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi için kâr oranlarının yükselmesi ve yüksek katma değer içeren ürünlerin üretiminin artırılması gerekmektedir. Burada öncelikle ölçek ekonomilerinden yararlanmak için işletmelerimizin ölçeklerinin büyümesi gerekir. Ayrıca, kârlılığı yükseltmek için işletmelerimizin inovasyona yönelmesi de gerekmektedir. Kâr oranları konusunda devlet de hem ithalattan hem de kayıtdışılıktan kaynaklanan haksız rekabeti önleyerek ve piyasa gözetim ve denetimini etkin bir biçimde uygulayarak sanayiciye destek olmalıdır.
 
 
Sözlerime son vermeden önce üyelerimizden gelen şikayetlerin yoğunlaştığı K belgeleri konusuna da değinmek istiyorum. Örneğin mevcut K2 uygulamasıyla, grup şirketlerinin araçlarının birbirlerinin mallarını taşımasına imkan verilmemekte, kamyonlar yarı dolu bir halde malları sevk etmekte, bu da maliyet artışlarına yol açmaktadır. Bu ve benzeri konulardaki sorunları ele almak için talimat verir ve bakanlığınızdan arkadaşları görevlendirirseniz biz onlarla konuyu görüşür ve sorunları çözmeye çalışırız.
 
Bizim Ankara sanayi havzası olarak nitelendirdiğimiz Temelli Bölgesindeki 35 milyon metrekarelik alanda 5 organize sanayi bölgesi yer almaktadır. Daha önce bakanlığınız tarafından planlanmış Temelli-İstanbul yolu bağlantısının bir an önce tamamlanmasını arzu ediyoruz.
 
I. OSB’de demiryolu taşımacılığı için lojistik bir köy yaptık. 7 peronlu yükleme boşaltma rampalarını tamamladık. Gümrük Bakanlığı da gar gümrük müdürlüğünü açtı.Ancak, kamyonla taşımacılık daha ucuz olduğu için bir yılda ancak 3 blok tren kaldırabildik.
 
Demiryolu taşımacılığından daha etkin yaralanabilmemiz, limanlara uzak kentlerimizin dezavantajını azaltmak ve Anadolu’nun sanayileşmesini hızlandırmak için Demiryolu taşımacılığının özelleştirilmesi gerekmektedir.