Ankara Sanayi Odası Eylül ayı olağan meclis toplantısı 30 Eylül 2015 tarihinde yapıldı - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Eylül ayı olağan meclis toplantısı 30 Eylül 2015 tarihinde yapıldı

    30 Eylül 2015

Ankara Sanayi Odası Eylül ayı olağan meclis toplantısı30 Eylül 2015 tarihinde yapıldı. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.
 
 
 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir meclis toplantısında şöyle konuştu;
‘‘Değerli Meclis üyeleri,
Yılın 2’nci çeyreğindeTürkiye ekonomisi, beklenenin üzerinde bir hızla, %3,8büyüdü.1. Çeyreğegöremilligelirartışıise %1,3oldu. Bu veriler ışığında yıllık büyümenin %3 civarında olması beklenmektedir.Sanayide temmuz ayı verileri kötü gelmiştir ama piyasada çarklar dönmeye devam etmektedir.Eylül ayında kapasite kullanımı %75,9 olarak Ağustosa göre 1,1 puan artış göstermiştir.İşsizlikteki artış ise devam etmektedir.İşsizlik, %9,6 olurken mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı %10,4’ten 10,6’ya, tarım dışı işsizlik oranı da %12,3’ten 12,6’ya yükselmiştir. Gençler arasındaki işsizlikteki artış da devam etmektedir.Gençler arasında işsizlik Haziran’da %19’u aşmıştır.Gelir artışındaki yavaşlama ve işsizlikteki artış, hanehalklarının borçluluğunu da artırmaktadır.Bankaların açtıkları  tüketicive konut kredilerinin toplamı 280 milyar liraya ulaşmıştır.Bunun %52’si ihtiyaç, %46’sı konut, %2’si taşıt kredilerinden oluşmaktadır.Bankalara tüketici ve konut kredisi borcu olanların sayısı 17,6 milyondur. Tüketim ve ihtiyaç kredisi borçlularının %88’ini ihtiyaç kredisi kullananlar oluşturmaktadır.Taşıt kredisi kullananların ortalama borçları 22 bin, konut kredisi kullananların ortalama borçları 71 bin, ihtiyaç kredilerinin ortalaması ise 9 bin 400 liradır.Bu veriler, konut ve ihtiyaç kredisi kullananların daha çok alt gelir grubundan geldiğini göstermektedir. Diğer yandan, içinde bulundukları maddi zorluklara rağmen düşük gelirliler borçlarına büyük sadakat göstermektedir.Tüketici ve konut kredilerinde idari ve kanuni takibe düşen kredi oranı sadece %3,1’dir.Bankaların yüksek faizli tüketici kredilerine yüklenmelerinin temel nedeni de bu sadakattir.
Değerli Meclis üyeleri,Ekonomide alacakların tahsilatında yaşanan sorunlar giderek artmaktadır.Buyılın ilk 8 ayında karşılıksız çek sayısında %21 artışolmuştur.2014 yılında yazılan çeklerin %3’ü, karşılıksız çıkmış, bu çekler üzerinde yazılı miktar yaklaşık 20 milyar TL olmuştu. Bu yılın ilk 8 ayında karşılıksız çek oranı  %21, üzerinde yazan tutarda ise %48,5 artış olmuştur.Karşılıksız çek oranındaki artışın yanısıra çekte vade 3 ay iken bu süre 6 aya yükselmiştir. Vadelerin uzaması, sağlıklı firmaların nakit akışını olumsuz etkilemekte,  piyasalardaki nakit sıkıntısını artırmaktadır.
Döviz kurlarındaki yükseliş de yabancı para cinsinden borçlu olan firmaları zorlamaktadır.Şirketlerin yurtdışından yaptıkları net borçlanma tutarı 170 milyar dolardır. Kurdaki her artış, şirketlerin borç yükünü de artırmaktadır. Kurlar yükseldikçe zaten çok az olan kârlar erimekte, durgun ekonomik şartlar daborçları ödeyecek cirolara ulaşmak gittikçe zorlaşmaktadır.Eğer kurlardaki yükseliş devam ederse dış borcu olan firmaların ayakta kalması daha da zorlaşacaktır.
Değerli Meclis üyeleri,
Ekonomide güven kaybı hızla devam etmektedir. Tüketici Güven Endeksi Eylül ayında 2009 krizinden bu yana en düşük değerine, 58,5’e düşmüştür.Reel Kesim Güven Endeksi, 100’ün altına inerek 99,1 ile son üç yılın en kötü seviyesine inmiştir. Ekonomik Güven Endeksinde de son yılların en büyük düşüşü yaşanmıştır.Ekonomik Güven Endeksi bir önceki aya göre %16,7azalmıştır.Küresel piyasalardaki dalgalanmalar da bizi olumsuz etkilemektedir.Yabancı sermayenin gelişen ülkelerden çekilme riski, bizim gibi dış borcu yüksek ülkeleri etkilemektedir. Bu olumsuz etkiyi kredi iflas sigortası (CDS) fiyatlarında görebiliriz. 2014 sonunda 154 düzeyindeki Türkiye CDS’i Eylül sonunda hem ekonomideki ve siyasetteki durum, hem de Brezilya’nın etkisiyle 324’e kadar yükselmiştir. Bu yükseliş Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerini de olumsuz etkileyecektir.Tüm bu gelişmeler, ekonomi ve siyasetteki belirsizlikler azalmadıkça ve güven artırıcı tedbirler alınmadıkça ekonomiye bakıştaki kötümserliğin devam edeceğini göstermektedir.İhracattaki olumsuz görünüm de devam etmektedir. Çevremizde savaşlar ve siyasi istikrarsızlık devam etmektedir. AB’deki ülkelerin neredeyse yarısı resesyona girmiştir.Dış pazarlarımızdaki bu olumsuz görünüm ihracatta daha bir süre sorun yaşayacağımızı göstermektedir.Bu nedenle içpazarda canlanma doğuracak tedbirler üzerinde odaklanmalıyız. İç talebin canlandırılması güven artırıcı tedbirlerin başında gelmektedir.Daha önce bu konuda bir önerim olmuştu.O önerimi tekrarlamak istiyorum. Bugün 200 bin emekli kredikartı ve tüketici kredisi borcu nedeniyle bankalar nezdinde takibe düşmüş durumdadır. 36 ayla sınırlandırılmış olan yeniden yapılandırmada bankaların elini serbest bırakmak gerekir.Ekonomi yönetimi ve BDDK, kredi kartında taksit sınırlamasına giderek bankaların ve tüketicilerin elini kolunu bağlamıştı.Durgun ekonomik şartlarda bu kısıtlama kaldırılarak bankaların eli serbest bırakılmalıdır.Banka, müşteriye göre bu süreyi uzatabilmelidir.
Süre uzatılırsa hem borcun geri ödenmesi kolaylaşacak, hem de iç talebi canlandıracak yenibir harcama imkanı sağlanmış olacaktır.2016 yılı bütçesinin en geç 17 Ekimde meclise sunulması gerekmektedir.Ancak, bütçenin meclisten geçmeme ihtimali oldukça yüksektir.Bütçe konusundaki bu belirsizlik de beklentileri olumsuz etkilemektedir.Diğer yandan yeni bütçe için bakanlıkların yapacakları harcamaları karşılamak için KDV, ÖTV artışından söz edilmektedir. Devlet kurumları lüks içinde yüzerken bu harcamaları kısmak yerine KDV, ÖTV artışı düşünülmektedir.Ankara’daki lüks binaların çoğu bakanlık binası oldu. Kamuda tasarruf sağlamak için araba alımlarına kısıtlamalar getirilmişti. Kamu kurumları ise artık araba almak yerine en lüks arabaları kiralamaya başladılar. Biz, bu lüksü karşılayacak kadar zengin değiliz. Zengin olsak bile bu kadar lüks israfa girer.Bizden katkat zengin ülkelerde bizdeki lüks ve israf yoktur.O ülkelerde devlet vatandaşın parasını harcarken lüksü aklına bile getirmiyor.Kamuda bu lükse son verilmeli, harcamalar disiplin altına alınarak vatandaşın üzerindeki vergi yükünü azaltmak için çaba gösterilmelidir.
Değerli Meclis üyeleri,
Seçime bir ay kadar bir sure kaldı. Bu sure içinde partiler seçim propogandalarını yapacak, vaadlerini halka açıklayacaklar. Bu seçimlerden, 7 Haziran seçimlerinden çok farklı bir sonucun çıkmama ihtimali bulunmaktadır.Bu durumda, seçimden sonra yeniden koalisyon arayışlarına tanık olacağız. Aslında ülkemizdeki politik yapı, bir sure daha ülkemizin koalisyonlarla yönetilme ihtimalin igüçlendirmektedir.Boyuna seçim yapamayacağımıza göre, ülkemizde uzlaşma kültürünü geliştirmek, bunun için de seçim propogandaları sırasında uzlaşmayı zorlaştıracak söylemlerden kaçınmak gerekmektedir. Bu konuda tümpartilerin gerekli duyarlılığı göstermelerini bekliyoruz.Çünkü ekonominin bir an önce belirsizliklerin giderilmesine bunun için de bir hükümetin kurulmasına ihtiyacı vardır. Sözlerime son verirken hepinizi saygı ile selamlıyorum’’.