ANKARA SANAYİ ODASI EYLÜL AYI MECLİS TOPLANTISI ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN’İN KATILIMIY - Ankara Sanayi Odası

ANKARA SANAYİ ODASI EYLÜL AYI MECLİS TOPLANTISI ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN’İN KATILIMIY

ANKARA SANAYİ ODASI EYLÜL AYI MECLİS TOPLANTISI  ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN’İN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
 
Ankara Sanayi Odası Eylül ayı meclis toplantısı, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in katılımıyla 29 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirildi.
 
 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, Anayasa değişikliğinin referandumda halkın çoğunluğu tarafından kabul edildiğini belirterek, bu değişikliğin gerektirdiği düzenlemelerin, endişeleri de izale edecek bir biçimde, bir an önce yapılması gerektiğini söyledi. 
 
 
Özdebir, yaptığı konuşmada, yargı reformu çalışmalarının devam ettiğini ve sorunları çözmenin hedeflendiğini kaydederek, ”Ancak, Yargı Reformu Stratejisi Eylem Planı’nda bir çok çalışmanın tamamlanma zamanının belirtilmediği ve ucunun açık olduğu görülmektedir. Özellikle acil sorunların giderilmesi için bu çalışmaların takvimlendirilmesi yerinde olacaktır” dedi.
 
Maden işletmeleri ve sanayi kuruluşlarını işletmeye alabilmek için çok sayıda bakanlıktan, valilikten, belediyeden başta Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olmak üzere bir çok izin alınması gerektiğini hatırlatan Özdebir, uzun zamana, yoğun emeğe ve önemli maliyetlere yol açan izinlerin, sektör karşıtları tarafından maliyetsiz olarak ve sadece bir dilekçe ile dava konusu yapılabildiğini savundu. 
 
Özdebir, bu durumun yatırımcıların işini bir kenara bırakıp, yıllarca davalarla uğraşmasına sebep olduğunu kaydederek, İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki istisnai hükmün, genel hükümmüş gibi uygulandığını ve yürütmeyi durdurma talepli açılan davalarda davacıdan, hiç bir zaman teminat alınmadığını söyledi. 
 
Bu durumun yatırım ortamını çok olumsuz etkilediğini, yeni yatırımların ve yabancı sermayenin önünü tıkadığını belirten Özdebir, şöyle devam etti:
”Bu sorunun çözümü için dava açma yetkisi, harç ve teminatları konusunda yeni bir düzenleme yapılması gerekir. Bu kapsamda, doğrudan zarar ziyan ilişkisi olmayan kişi ve kurumların açacakları davalarda farklı bir dava harcı uygulanmalı, ayrıca davalının maruz kaldığı maddi ve manevi kayıpları karşılayacak kadar teminat istenmelidir. 
 
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılacak değişiklikle yürütmeyi durdurma talepli açılan davalarda mutlak surette teminat alınması hükmü getirilmeli, istisna hali kaldırılmalıdır. Böylelikle davacının dava açma hakkı da davalının yatırım yapma hakkı da korunmuş olur.”
 
 
Özdebir, öncelikle madencilik konusunda İhtisas Mahkemelerinin oluşturulması ve kimlerin hangi konularda bilirkişilik yapabileceğine dair bir düzenlemenin yapılması gerektiğine işaret etti. 
 
ASO Başkanı Özdebir, bilirkişilerin niteliklerinin belirlenmesinde ve hangi esaslara göre seçilmesi gerektiği hususunda sektörün ve TOBB’un görüşlerinin alınmasının çok yararlı olacağını söyledi.
 
Mahkemelerin iş yükünün hızla arttığını belirten Özdebir, bu nedenle davaların uzadığını ve adaletin tecellisinin geciktiğini kaydetti. 
 
Özdebir, ombudsmanlık sistemiyle mahkemelerin üzerindeki yükün azaladığını ifade ederek, ”Bizler de Odalar olarak hakemlik yapabilir ve ombudsmanlık sistemine katkı sağlayabiliriz” dedi. 
 
ASO Başkanı Özdebir, iş hayatını düzenleyen, çağın gereklerine uygun yeni Türk Ticaret Kanunu’nun çıkarılması ve çağın gereklerine uygun düzenlemelerin yapılmasıyla adalet sistemindeki yükün hafifleyeceğini de sözlerine ekledi.
 
 
Adalet Bakanı Sadullah Ergin de, Türkiye’de güven veren bir adalet sisteminin bulunmadığını, bu yüzden hukuk alanında reformlar yaptıklarını belirterek, ”Türkiye’nin maalesef oturmuş, güven veren, demokratik bir yapısı yok. Güven veren bir altyapı için çalışıyoruz. Sistemin aksayan yanları var, her şey dört dörtlük değil ama istikametimiz demokratik bir ülke, hukuk devleti” dedi.
 
Dünyada ekonomik anlamda acımasız bir savaş yaşandığını, tutuk kalanların, yarışa ayak uyduramayanların da saf dışı kaldığını ifade eden Ergin, bu yarışta Türk işadamlarının, sanayicilerin geriye düşmemesi, alması gereken payı alması için atılması gereken adımlar bulunduğunu söyledi.
 
Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik için 35 fasılda yürütülen müzakereler gereği, acil yapılması gereken işler dolayısıyla bir paket hazırladıklarını ve Anayasa değişikliğinin de bu paket içerisinde yer aldığını anlatan Ergin, ”Anayasa değişiklik paketi, AK Parti’nin Meclis’e getirip yasalaştırdığı bir metin değil. Bu metin, daha ziyade uzlaşı arayışı olan bir metin. Uzlaşı istenmiş fakat olmamıştır” diye konuştu.
 
ASO Meclis üyelerine Anayasa değişikliğiyle getirilen yeni düzenlemeler hakkında bilgi veren Ergin, Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) ilişkin maddeleri anlattı.
 
Ergin, ”Yeni düzenlemelerde Türkiye’nin standartlarını yükselten hükümler var. Anayasa değişikliğinin içinde iş de var, aş da var. Ekonomik sorunları çözecek bir çok düzenleme var. Üretimin artması için reformların yapılması kaçınılmaz. Bu yarışta varsak, bu değişimi yaşamak zorundayız” görüşünü dile getirdi.
 
ASO Meclis üyelerinden bazılarının Anayasa değişikliği ile aynı iş yerinde birden fazla sendikanın faaliyet göstermesine izin verildiğini anımsatması üzerine de Ergin, bu hükmün çalışma hayatı için önemine değindi. Ergin, çalışan ve işveren arasındaki davalarda hakimlerin çoğunlukla işveren aleyhine kararlar verdiğine ve işverene ”haksız” olarak bakıldığına işaret ederek, bu durumun kendisini de rahatsız ettiğini, işverenlere karşı ön yargılı davranıldığını söyledi.
 
Meclis üyelerinin sorularını da yanıtlayan Ergin, Ticaret ve Borçlar kanunlarının Meclis gündeminde olduğunu, muhalefet ile uzlaşılması halinde bu kanunların çıkartılacağını bildirdi. 
 
Ergin, ”Adalet Bakanı’nın HSYK’da olması özerklik ve bağımsızlık ile bağdaşıyor mu?” sorusu üzerine, Adalet Bakanının HSYK’daki varlığının sembolik olduğunu belirtti.
 
Bakan Ergin, şunları söyledi:
”Yetkiler HSYK başkanında yani bakan da toplanmıyor. Başkan, dairelerin toplantısına katılmıyor, sadece genel kurul toplantısına katılıyor ve oy kullanabiliyor. HSYK Genel Kurulunda Bakan itiraz merci. Parlamenter sistem hesap verme üzerine kurulu. Adalet hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgili bir gensoru olması halinde bu hesabı kim verecek? Yargıtay ya da Danıştay başkanı mı? Bunlar değerlendirilince, Kurulun yeni yapısında Bakanın yer alması gerekti. Kurulda Bakanın yer alması semboliktir. Daha önceki HSYK’da Müsteşarın katılmaması halinde toplantı yapılamıyordu. Şimdi Müsteşar katılmasa da toplantılar yapılabilecek, kararlar alınacak.”
 
Ergin, başka bir soru üzerine de Almanya, Belçika gibi bir çok Avrupa ülkesinde de Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamının parlamento tarafından seçildiğini, İspanya’da 12 üyeli Anayasa Mahkemesi’nin sadece 2 üyesinin yargı teşkilatından seçildiğini anlattı.
 
”Adliye binalarına neden ‘saray’ ismi veriliyor” sorusuna da Ergin, iktidara geldikten sonra Türkiye’nin değişik yerlerinde 140 civarında adliye binası yaptıklarını ifade ederek, ”Buralara bir saygınlık versin düşüncesiyle ‘saray’ ifadesini kullandık ama buralara asıl saygınlık o binalarda verilecek kararlarla sağlanır” değerlendirmesinde bulundu. 
 
-”HUKUK DEVLETİ OLMA YOLUNDA GAYRET SARFEDİYORUZ”-
Bakan Ergin, başka bir üyenin ”Türk toplumunda korku oluştu. Yazan, çizen, düşünen insanlar korku altında. Bizi rahatlanacak ne söylersiniz?” sorusuna da ”Hukuk devleti olma yolunda gayret sarfediyoruz. Bu ülke bir yolculuk içinde. Türkiye’nin maalesef oturmuş, güven veren, demokratik bir yapısı yok. Güven veren bir altyapı için çalışıyoruz. Sistemin aksayan yanları var. Her şey dört dörtlük değil ama istikametimiz demokratik bir ülke, hukuk devleti. Korku düşüncesi biraz da bilgi kirliliğinden kaynaklanıyor. Anlık haberlerle hüküm vermek bizi doğru yere götürmez” yanıtını verdi.
 
Tutuklu sayısının hükümlü sayısını geçtiği yönünde basında haberlerin yer aldığının anımsatılması üzerine de Ergin, ”Türkiye’de güven veren bir adalet sistemi yok. Güven veren bir adalet sistemi olsa bu reformları yapmak zorunda kalmazdık. Bu tür eleştirileri karşılamak için bu reformları yapıyoruz” dedi.
 
Uzun süreli tutuklulukların İstanbul’da yürütülen bazı soruşturmalar nedeniyle gündeme geldiğini ifade eden Ergin, yıllardır devam eden davaların, 1980 öncesi örgüt davalarının halen bitmemiş olmasının ve zaman aşımı nedeniyle düşen davaların ise gözardı edilmesinin doğru olmadığını söyledi.
 
Yargılama sürelerinin kısaltılması gerektiğine işaret eden Ergin, spesifik olarak bir davaya ilişkin değerlendirme yapmadığını, Türkiye’nin genelinde yaşanan problemi dile getirdiğini hatırlattı. 
 
-”İŞİNİZ, BAKANA GÜVENMEYE KALMIŞSA YANDIK”-
”Korkmamak için size güvenebilir miyiz?” sorusuna Ergin, ”İşiniz, bakana güvenmeye kalmışsa yandık. Güvence kurumsal olmalı, mevzuat güvence vermeli. Şahıslar bugün var, yarın yok. Önemli olan mevcut hukuk yapısıyla hakların güvence altına alınmasıdır” karşılığını verdi.
 
Adalete güveni sağlamak için iktidara geldikleri günden bu yana çalıştıklarını kaydeden Bakan Ergin, ”Adalete güveni sağlamak için bugün yola çıkmadık. Bu bir süreçtir. Vicdanlarda adalet sistemi oturursa, güven veren bir adaletten söz edilebilir” diye konuştu.