Ankara Sanayi Odası Ekim ayı olağan meclis toplantısı 21 Ekim 2015 tarihinde yapıldı - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ekim ayı olağan meclis toplantısı 21 Ekim 2015 tarihinde yapıldı

    21 Ekim 2015

Ankara Sanayi Odası Ekim ayı olağan meclis toplantısı 21 Ekim 2015 tarihinde yapıldı. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. 
 
 
 
 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir meclis toplantısında şöyle konuştu;
‘‘Ankara’da gerçekleştirilen Cumhuriyet tarihimizin en büyük terör saldırısında 102 vatandaşımızı kaybetmek bizleri derinden üzmüştür. Biz ASO olarak olaya duyduğumuz tepkiyi, hem yazılı olarak hem de diğer OSB ve sivil toplum kuruluşlarının başkanlarıyla birlikte saldının gerçekleştiği meydana karanfil bırakarak gösterdik. Burada terör saldırılarını birkez daha lanetliyor, ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, milletimize de baş sağlığı diliyorum.
Değerli Meclis üyeleri,
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Küresel Rekabet Endeksi 2015-2016” Raporu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Rekabet endeksi, 140 ülkeyi 12 başlık altında değerlendiriyor. Bunlar: “Kurumsal Yapı”, “Altyapı”, “Makroekonomik Ortam”, “Sağlık ve Temel Eğitim”, “Yüksek Öğretim ve Hizmetiçi Eğitim”, “Ürün Piyasalarının Etkinliği”, “Emek Piyasalarının Etkinliği”, “Finansal Piyasaların Gelişmişliği”, “Teknolojik Gelişme”, “Pazar Büyüklüğü”, “İş Dünyasının Gelişmişlik Düzeyi” ve “İnovasyon”. Endeksin ilk sıralarında İsviçre, Singapur, ABD, Almanya ve Hollanda, yer alıyor. Rapora göre Türkiye, küresel rekabetçilik endeksinde bu 12 başlığın 10’unda gerileme göstererek 6 basamak düşüp, 144 ülke arasında 51’inci sıraya inmiş. En sert düşüş ise “Kurumsal Altyapı” başlığında gerçekleşmiş.  Bu başlıkta 144 ülke arasında 75’inci sıraya gerilemişiz. Diğer yandan, altyapı ve ürün piyasaları etkinliğinde rekabet gücümüzü geliştirmişiz. Rapor genel olarak rekabet gücündeki düşüşün nedenini jeopolik ve siyasi belirsizliklerin yatırım ortamını bozmasına bağlamakta, uzun dönemde rekabetçiliği artırmak için özel yatırımların artması gerektiğini belirtmektedir.Yatırımların artması için yatırım ortamını iyileştirecek ve işgücü piyasasına esneklik getirecek yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerekir. Ancak bu konuda uzunca bir süredir hiçbir şey yapılmamış durumdadır. Yapısal reformlarda geciktiğimiz için rekabet gücümüz de gerilemektedir. Bu nedenle, seçimlerden sonra hangi hükümet kurulursa kurulsun ilk 100 gün yapısal reformları gerçekleştirmek için kullanılmalıdır.
 
 
 
Değerli Meclis üyeleri,
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ağustos ayında bir önceki aya göre beklentilerin üzerinde bir hızla, %2,9 arttı. Bu memnuniyet verici bir gelişmedir. Ben daha once yaptığım konuşmalarda, tüm olumsuzluklara rağmen ekonomide çarkların dönmeye devam ettiğini ifade etmiştim. Sanayi üretimi de bu teşhisi doğrulamaktadır. Bu artışın yılın geri kalan kısmında devam edip etmeyeceğini hep birlikte göreceğiz. Diğer yandan vadelerin 6- 8 ayın üzerine çıkmasının getirdiği ödeme sorunları devam etmektedir. Ekonomide diğer bir olumsuz gelişme de karşılıksız çek miktarındaki artıştır. Yılın ilk dokuz ayında Karşiliksiz çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre %41 artışla 20 milyar liraya dayanmıştır. Hem vadelerin uzaması hem de karşılıksız çekler ekonomik durumu iyi olan firmaları da olumsuz etkilemektedir. Eğer jeopolitik ve siyasi belirsilikler bir an önce azalırsa, 2016’da işlerin daha da iyiye gideceğini umuyorum. Ağustos  ayında ihracat %2,8, ithalat ise %18,2 azaldı. Dış ticaret açığımız azalıyor, ihracatın ithalatı karşılama oranı yükseliyor ama bu, ihracat artışından değil, ithalattaki yüksek oranlı düşüşlerden kaynaklanıyor. İthalattaki bu düşüşte kısmen de olsa değer kaybeden TL nedeniyle yerli mallara olan talepteki artışın etkisi olmuştur. Enflasyondaki yükseliş de devam etmektedir. TÜFE Eylül ayında 0,89 olurken, yıllık enflasyon da %7,95 oldu. Bu gidiş devam ederse, yılı %8’in üzerinde bir enflasyonla kapatacağımız anlaşılıyor. İstihdamda da olumlu bir gelişme göremiyoruz. İşsizlik oranı, Temmuz döneminde %9,8, mevsimlik etkilerden arındırılmış işsizlik ise %10,4 oldu. Temmuz ayına ait istihdam göstergeleri, sanayide çalışan sayısının Haziran ayına göre 44 bin azalarak 5 milyon 336 bine düştüğünü göstermektedir.
Değerli Meclis üyeleri,
2016-2018 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program açıklandı. Programa göre bu yıl %3 büyüyecek olan ekonomi, 2016’da %4, 2017’de %4,5, 2018’de ise %5 büyüyecek. Bu yıl %10,5 olması beklenen işsizliğin, 2018’de ise %9,9 olarak gerçeklemesi bekleniyor. Program tahminlerine göre bu yıl 143 milyar dolarda kalması belenen ihracat, 2018’de 192 milyar dolara ulaşacak. 2015’te 208 milyar dolar olması beklenen ithalat ise 2018’de 265 milyar dolara yükselecek. Bu yıl %7,6 olması beklenen enflasyonun 2018’de %5’e gerileyeceği tahmin ediliyor. Bu yıl ortalama dolar kurunun 2,73 olması beklenirken gelecek yılki 3,08 tahmin edildi. Bu da %13’lük artışa denk geliyor. Sonraki iki yıl ise doların artışı %5,2 ve 1,7 ile enflasyonun altında kalıyor. Diğer bir deyişle 2017’den itibaren TL’de değerlenme yaşanacak.
Orta Vadeli Program kişi başına geliri cari dolar yerine satınalma gücü paritesi cinsinden açıkladı. Bu değişikliğin gerekçesi olarak döviz kurlarında yüksek boyutta yaşanan dalgalanmalar gösterildi. Satınalma Gücü Paritesi, ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını dikkate alarak, para birimlerinin satın alma gücünü eşitler. Satınalma Gücü Paritesine göre kişi başı gelir 2014 yılında 19 bin 054 dolardı. 2015 yılında %2,3 artarak 19 bin 506 dolara yükselecek. Satın Alma Gücü Paritesine göre kişi başına milli gelir 2018 yılı için ise 22 bin 680 dolar olarak tahmin edildi.
Değerli Meclis üyeleri,Cari işlemler açığı, Ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre 2 milyar 58 milyon dolar azalarak 163 milyon dolar oldu. Yıllık bazda ise cari işlemler açığı 43 milyar 47 milyon dolara geriledi. Geçen yılın Ocak-Ağustos döneminde 13 milyar dolar portföy yatırımı yapan yabancılar, bu yılın aynı döneminde portföy yatırımlarını 5 milyar dollar azalttılar. Doğrudan yatırımlar son 8 ayda yaklaşık 12 milyar dolar olurken, bizim firmalarıın diğer ülkelerde yaptığı yatırımlar 3 milyar 349 milyon dolar oldu. Diğer yandan cari açığı önemli ölçüde kaynağı belli olmayan döviz girişleri ile kapatıyoruz. Türkiye’ye ilk 8 ayda kaynağı belli olmayan döviz girişi 11 milyar dolara ulaştı. Ayrıca, ilk 8 ayda Merkez Bankası rezervleri de yaklaşık 3 milyar dolar azaldı. Bu durum, sağlıklı bir dış finansmana işaret etmemektedir.
Değerli Meclis üyeleri,
Siyasi partilerin seçim beyannamelerinde adeta el kesesinden bir cömertlik yarışına girdikleri görülmektedir. Bu vaadlerin ekonomi üzerindeki etkilerinin yeterince düşünülmediğini görmekteyiz. Örneğin asgari ücretteki vaad edilen artışların etkisi sadece asgari ücretlilerle sınırlı kalmayacaktır. Asgari ücret, cezalar, kıdem tazminatı gibi bir çok şeyin de ölçüsüdür. Ayrıca asgari ücretteki artış, ücret skalasındaki farklılıkları korumak için diğer ücretlerde de bir artışa yol açacaktır. Bunun sonucu olarak hem rekabet gücümüz zayıflayacak, hem de işsizlik artacaktır. Verimlilik artışı ile desteklenmeyen ücret artışlarının ekonomi üzerindeki etkileri hep olumsuz olmuştur. Bu nedenle, işgücünün niteliğini yükseltmeye, bunun için de öncelikle mesleki eğitime odanlanmak ve becerilerini geliştirmek zorundayız. Siyasi partilerimizi, seçim vaadlerinin ekonomi üzerindeki olası olumsuz etkilerini bir kez daha düşünmeye davet ediyorum’’.