Ankara Sanayi Odası Ekim ayı meclis toplantısı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Me - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ekim ayı meclis toplantısı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Me

    31 Ekim 2012


Ankara Sanayi Odası Ekim ayı meclis toplantısı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in katılımıyla yapıldı. (31 Ekim 2012)


Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, yaptığı konuşmada, “Ankara Sanayisinde Durum Tespiti ve Beklentiler” anketinin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sonuçların geçen yılın Eylül ayı sonuçlarıyla önemli bir farklılık göstermediğini ifade etti.
 
Ekonomideki genel yavaşlamaya paralel olarak Ankara sanayisinin de yavaşladığını kaydeden Özdebir, “Eylül sonunda, Haziran sonuna göre artış belirtenlerin oranı üretimde yüzde 54’ten yüzde 48’e, iç satışlarda yüzde 52,5’ten yüzde 45’e, dış satışlarda yüzde 34’ten yüzde 29,5’e, yeni siparişlerde yüzde 48’den yüzde 43’e, istihdamda yüzde 37’den yüzde 34’e, ithalatta yüzde 28’den yüzde 22’ye, hammadde fiyatlarında yüzde 56’dan yüzde 48’e düştü. Ürün fiyatlarında yüzde 25’ten yüzde 30’a, kredi kullanımında yüzde 41’den yüzde 43’e, stoklarda yüzde 29’dan yüzde 32’ye yükseldi. Ücretlerde artış belirtenlerin oranında ise bir değişiklik olmadı” diye konuştu. Bu yılın Ağustos ayında, geçen yılın aynı ayına göre ihracatın yüzde 14,5 artarak 13 milyar dolara çıktığını, ithalatın ise yüzde 5 azalarak 19 milyar dolara gerilediğini ifade eden Özdebir, “İthalattaki düşüş cari işlemler açığını azaltıyor” dedi.

Eylül ayında, Reel Kesim Güven Endeksi’nin 103,1’e, Tüketici Güven Endeksi’nin ise 88,8’e gerilediğini hatırlatan Özdebir, Reel Kesim Güven Endeksi’nde Nisan ayından beri yaşanan düşüşün kendisini yatırımlarda da hissettirdiğini vurguladı. Özdebir, bütçe açığındaki artış nedeniyle vergilerin yükseltilmesinin iç talep ve tüketici güveni üzerinde olumsuz etki yarattığını belirterek, “Yatırım ve tüketim harcamalarındaki düşüş devam ederse bu yıl ekonomik büyüme yüzde 3’ün de altında kalabilir” ifadesini kullandı.

Hızlı kentleşme ve sanayileşmenin, tarım arazilerinin korunmasını zorlaştırdığını belirten Özdebir, belediyelerin değerli tarım arazileri üzerinde “sanayi lekeleri” oluşturduğunu ve yeni yerleşim bölgelerinin kurulmasına izin verdiğini söyledi. Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) kurulması için 20 kurumdan izin alınması gerektiğini ancak tarım arazilerinin bir imzayla sanayi ya da yerleşim bölgesine dönüştürülebildiğini anlatan Özdebir, “OSB’ler dışında sanayileşmeye izin verilmemeli, tarım arazileri üzerinde ‘sanayi lekesi’ oluşturma girişimleri sıkı biçimde denetlenmeli ve engellenmeli” görüşünü dile getirdi.
 
Özdebir ayrıca, tarım makineleri ve traktör ithalatında alınan KDV oranının yüzde 8 olduğunu anımsatarak, bu oranın ithalatçı üzerinde bir KDV yükü bırakmazken yerli üreticiyi cezalandırdığını ve ithalatı teşvik ettiğini savundu. Traktör ithalatının geçen yıl yaklaşık yüzde 70 artarak 22 bine ulaştığını ifade eden Özdebir, “Tarım makineleri ve traktörde KDV oranı yüzde 18’e yükseltilmeli, aradaki 10 puanlık fark da çiftçiyi sübvanse etmekte kullanılmalı” dedi.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, canlı hayvan ve et ithalinde uygulanan gümrük vergilerinin yükseltilmesinin, yerli üreticiyi desteklemek amacıyla alınmış olumlu bir karar olduğunun altını çizdi. Türkiye’de yem fiyatlarının yüksek olduğunu ifade eden Özdebir, yem üretimini artırmak için yem bitkilerinin ekiminin teşvik edilmesi ve buna göre bir arazi planlaması yapılması gerektiğini dile getirdi. Tarım sektörünün en önemli sorununun düşük verimlilik olduğunu kaydeden Özdebir, tarımda verimliliğin artması için öncelikli olarak arazi piyasasının geliştirilmesi ve tarımsal arazilerdeki mülkiyet sorunlarının giderilmesinin gerektiğini kaydetti.

Özdebir, Türkiye’nin mevcut miras hukukunun, tarım arazilerinin çok hisseli olmasına yol açtığına dikkati çekerek, “İzale-i şuyu davaları yıllarca devam ediyor. Mahkeme masrafları çoğu kez arazinin değerinin üzerine çıkıyor. Bu sorun, yapısal bir sorundur. Bizim vergilendirme önerimiz, çok hisseli yapısı nedeniyle ekilmeyen arazilerin sahiplerini toprağı ekmeye, eğer ekmeyeceklerse de satmaya teşvik etmeyi hedefliyor” diye konuştu.


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ise  Bakanlar Kurulu’nun canlı hayvan ve et ithalatında vergi artışına yönelik kararına ilişkin, artışın karkas maliyetindeki etkisinin 2 liranın altında olduğunu belirterek, “Ama öbür tarafta yerli üretim var, milyonlarca üretici var, yatırım yapılmış. Biz eğer yerli üretim maliyetiyle ithal maliyeti arasındaki farkı çok açarsak o zaman Türkiye’deki yerli üreticinin aleyhine olur” dedi.

Bakan Eker, Türkiye’de tarım sektörünün gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) içerisindeki payının yüzde 8, istihdamdaki payının ise yüzde 25,5 olduğunu, sektörde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.

Tabiat şartlarına bağlı olmasına rağmen Türkiye tarım sektörünün son 8 yıl içerisindeki 7 yılda olumlu büyüme yaşandığını anlatan Eker, ülkenin buğday üretiminde de önemli ilerleme kaydettiğini belirtti.

Eker, sertifikalı tohum kullanımı ve üretimini destekleme kapsamına aldıklarını, bu sayede sertifikalı tohum kullanımının arttığını ifade ederek, “Hem kalitede hem verimlilikte ciddi artışlar oldu” diye konuştu.

Kültür balıkçılığına ilişkin de Eker, bu sektörün ülkede en hızlı büyüyen alanlardan biri olduğuna işaret ederek, geçen sene çinakop ile ilgili kararın, bu sene lüfer lehine önemli sonuçlar meydana getirdiğini bildirdi.
Bakan Eker, Türkiye’nin yağışı az, neredeyse yarı çöl bir ülke olduğunu vurgulayarak, “Doğu Karadeniz’i çıkarın, 300 milimetre yağış alıyor. 400 milimetrenin altı tüm dünya literatüründe yarı çöl olarak adlandırılır” şeklinde konuştu.

 

Cumhuriyet tarihinde ilk defa damla ve yağmurlama sulama sistemlerinin hükümetleri döneminde desteklendiğini kaydeden Eker, bu konuda çiftçiye yüzde 50 hibe destek sağladıklarını anlattı. Harran’daki 50 bin hektar çoraklaşmış araziyi bu şekilde kurtarmaya çalıştıklarını da vurgulayan Eker, sulamanın uygun tekniklerle yapılmasının bereket getireceğini ifade etti.

Türkiye’nin agrostratejik önemi olduğunu belirten Eker, ülkenin dünyanın önemli 3 bitki gen kesişim noktasında yer aldığını anımsattı.

Ankara’da 250 bin örnek çeşit kapasiteli tohum gen bankası kurduklarını bildiren Eker, “Annelerimizin babalarımızın ektiği tohumlar yok deniliyor. Bunların hepsi bizim elimizde, isteyene de bunları veririz. Ne Ayaş domatesinin tohumu, ne de başka bir sebzenin tohumu kayboldu. Bunları biz muhafaza ediyoruz” dedi.

Mevzuata yönelik birçok düzenleme yaptıklarını da anlatan Eker, “Toprak bize her zaman lazım. Onu muhafaza etmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Tarımsal destekleme politikasını değiştirdiklerini kaydeden Eker, birçok kalemde destek verilen çiftçiye 9 milyar liranın üzerinde nakit karşılıksız ödeme de yapıldığını bildirdi.

Türkiye’nin tarım havzaların haritalarının çıkarıldığını anlatan Eker, 528 milyon data kullanılarak 30 tarım havzasında verimli bitki türünün belirlendiğini bildirdi.

Eker, “Her bir havzanın üretim miktarı ne, potansiyeli ne, oraya falanca ürün ekildiğinde bizim kazancımız ne- Onları belirledik. Ürün desteklemelerimizi bununla ilişkilendirdik. 2010 yılında 17 ürünle havza bazlı destek uygulaması başlatıldı” dedi.
Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde tarım arazilerinin babadan oğula bölünerek geçmesine izin verilmediğini vurgulayan Eker, Türkiye’de 22 milyon parsel arazide 3 milyon 100 bin çiftlik bulunduğunu söyledi. Eker, öncelikli olarak arazilerin bölünmesine neden olan mevzuatın düzenlenmesi gerektiğini, bu konuda taslak hazırladıklarını ve kısa süre içerisinde Bakanlar Kurulu’na getireceklerini bildirdi.
 
Türkiye’de ilk defa bu yıl itibarıyla kasaplık hayvan varlığında ciddi bir artış sağlandığına işaret eden Eker, hayvancılık sektörüne yönelik tedbirler aldıklarını belirtti. Eker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“170 bin civarında yeni işletme açıldı, 6 milyar lira faizsiz kredi kullandırıldı. Ne için- Türkiye’de hayvancılığa yeni yatırım yapılsın, geliştirilsin diye. Bizim aldığımız tedbir şu; yüzde 30 olan kasaplık hayvanlardaki gümrük vergi oranını yüzde 40’a çıkardık. Karkas ette yüzde 75 olan gümrük vergisi oranı yüzde 100’e çıkarıldı. Bizim beklentimiz, dünya piyasa fiyatlarını da izliyoruz, bunun orada bir şekilde etkisini hissettireceği yönünde. Bu 2 lira bile değil. Karkas maliyetindeki etkisi 2 liranın altında. Ama öbür tarafta yerli üretim var, milyonlarca üretici var, yatırım yapılmış. Biz eğer yerli üretim maliyetiyle ithal maliyeti arasındaki farkı çok açarsak o zaman Türkiye’deki yerli üreticinin bu aleyhine olur. Bunu da bizim bir şekilde sürdürmemiz lazım.”
 
ASO üyelerinin ilettiği bazı sorunlara ilişkin de bilgi veren Eker, AB’ye üyelik sürecinde açılan fasıllardan birinin gıda olduğunu, sektöre yönelik bütün kararları uluslararası çerçeveyi gözeterek aldıklarını söyledi.

Baharatların hububat veya peynir gibi dökme satılamadığını, paketlendiğini belirten Eker, bununla denetimi kolaylaştırmayı amaçladıklarını kaydetti.

Türkiye’nin yıllık 18 milyon ton buğday tükettiğini anlatan Eker, bu yıl 20 milyon 100 bin ton buğday üretildiğini bildirdi. Ekmeğe ilişkin mevzuatı bulunan nadir ülkelerden birinin Türkiye olduğunu vurgulayan Eker, ekmekte kullanılan tuz oranının azaltıldığını, kepek oranının ise artırıldığını hatırlattı. Ekmek satılan yerlere tam buğday ekmeği bulundurma zorunluluğu da getirdiklerini anlatan Eker, böylece tam buğday ekmek tüketimini teşvik ettiklerini dile getirdi.

Eker, Türkiye’nin sayılı botanik bahçelerinden birini Ankara’da Bakanlık kampüsünde kurduklarını da bildirdi.

AOÇ arazisi içerisine yapılan karayoluna ilişkin de Eker, “Yol yaptırdık, yaptırmak durumundayız. Çünkü hemzemin geçitte binlerce araç duruyor, bekliyor. Orada bir üst geçit yapılması lazımdı. Ankara’nın yol ihtiyacı vardı” diye konuştu.

EXPO organizasyonlarının 160 yıl önce gerçekleştirilmeye başlandığını da hatırlatan Eker, Türkiye’de ilk evrensel EXPO’nun “çiçek ve çocuk” temasıyla 2016 yılında yapılacağını anlattı.