ANKARA SANAYİ ODASI AĞUSTOS AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTISI 26 AĞUSTOS 2015 TARİHİNDE YAPILDI - Ankara Sanayi Odası

ANKARA SANAYİ ODASI AĞUSTOS AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTISI 26 AĞUSTOS 2015 TARİHİNDE YAPILDI

    26 Ağustos 2015

Ankara Sanayi Odası Ağustos ayı olağan meclis toplantısı 26 Ağustos 2015 tarihinde yapıldı. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir meclis toplantısında şöyle konuştu;
‘‘Sayın Başkan, Değerli Meclis üyeleri, Odamızın Ağustos ayı olağan Meclis toplantısına hoş geldiniz diyor, şahsım ve yönetim kurulu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli Meclis üyeleri,
Ülkemiz zor bir döneme girmiştir. Terör yeniden çirkin ve vahşi yüzünü göstermiştir.Her gün çatışma ve şehit haberleri almaktayız. Terör olaylarının yanı sıra siyasi belirsizlik, gerginlik ve istikrarsızlık da devam etmektedir. 7 Haziran seçimlerinde vatandaş görevini yapmıştır. Kim kurarsa kursun Türkiye’nin acilen bir hükümete ihtiyacı varken kimi partilerin kırmızı çizgi koyduğu, kimileri de rövanşist bir yaklaşım benimsedikleri için siyasiler bir hükümet kurmakta başarısız olmuştur. Şimdi ülkemiz tekrar seçime gidecektir. Ancak, seçimden farklı bir sonucun çıkacağı kesin değildir. Seçim sonrasında yine bir koalisyon tablosu çıkarsa partiler yeniden uzlaşmak zorunda kalacaklardır. Bu nedenle siyasetimize uzlaşma kültürünü kazandırmak ve uzlaşmayı zorlaştırmamak için tüm siyasilerin bu süreçte kullandıkları dile çok dikkat etmeleri gerekmektedir.
Değerli Meclis üyeleri,
Ekonomide de belirsizlikler ve ekonomik göstergelerdeki kötüleşme devam etmektedir. Gerek kamu güvenliği açısından, gerekse ekonomik durum nedeniyle piyasalar son derece tedirgin ve insanlar da karar vermekte zorlanmaktadır. Tüketici güven endeksi, Ağustos ayında bir önceki aya göre %3,6 oranında azalmıştır. Dolardaki yükseliş ekonomiyi çok olumsuz etkilemektedir. Dolardaki her yükseliş, reel kesim üzerindeki dış borç yükünü artırmaktadır. 2 yıllık gösterge faizi yüzde 11’in üzerine yükselirken ülke kredi riskini gösteren ülkemizin CDS’i 280’lere dayanmıştır. Dolardaki yükseliş yakın zamanda bir zam furyasına yol açacak, bu da enflasyonu yükseltirken iç talebi düşürecektir. Bir yıl içinde gelişen ülkelerden 1 trilyon dolar çıkmıştır. Küresel likiditenin gelişen ülkelerden çıkışı, gelişen ülke paralarını dolara karşı zayıflatmaktadır. Ülkemize giren yabancı sermaye miktarında da bir düşüş vardır. İlk 6 ayda ülkemize gelen sermaye 9,5 milyar dolarda kalmıştır.Kaydedilen 18,5 milyar dolarlık cari açığın 9 milyar dolarlık kısmı net hata noksan, geri kalan 3,7 milyar dolar ise Merkez Bankası rezervleriyle finanse edilebilmiştir. Merkez Bankasının rezervleri 120 milyar dolara gerilemiştir. Kısa vadeli borçları çevirmek ve cari açığı kapatmak için dış piyasalardan her yıl yaklaşık 220 milyar dolar bulmamız gerekmektedir. Daralan küresel likidite koşullarında bu durum TL üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Karşılıksız çeklerle protestolu senetler ve takibe düşen kredilerde artış vardır. Hane halkının kredi ve kredi kartlarıyla oluşan toplam borcu da 410 milyar TL’ye yükselmiştir. Reel sektörün Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya göre borçluluk oranı yüzde 47’den yüzde 64’e yükselmiştir. Faizlerde ve döviz kurlarındaki yükseliş ilk önce reel sektörü, ardından hane halkını ve daha sonra da bankaları etkileyecektir. Dolarda yükselişin devam edeceği beklentileri, Döviz Tevdiat Hesaplarının mevduata oranını %44’e yükseltirken  160 milyar doları aşmıştır. Takipteki kredilerde de bir artış vardır. 2014 yıl sonunda 36 milyar lira olan takipteki krediler, haziran ayı itibariyle 42 milyar liraya çıkmıştır. İhracat ve turizm gelirlerindeki düşüş devam etmektedir.Türkiye İhracatçılar Merkezi  Temmuz ayında ihracat gelirlerinde %13 gerileme olduğunu açıkladı.Ocak-Temmuz döneminde, ihracat %8,  ihracat geliri de 8 milyar azaldı.Görüldüğü gibi ekonomik göstergeler önemli bir bozulma göstermektedir. Bu nedenle piyasaları canlandıracak tedbirlerin bir an önce alınması gerekmektedir.İlk etapta tüketim eğilimi yüksek olan emekli kesiminin harcamalarındaki tıkanıklığın giderilmesi gerekmektedir.Örneğin, kredi kartı ve tüketici kredisi borçları yüzünden harcama dahi yapamayan 200 bin emekli olduğunu biliyoruz. Bu insanların borçlarının yapılandırılması, tüketici kredilerindeki 36 aylık vade sınırının uzatılması piyasaları canlandırabilir. Emeklilerin önemli bir kısmı maaşını Ziraat Bankası’ndan alıyor. Borç küçük taksitlerle kaynağından kesilebilir.Türkiye’de şirketlerin borçları yapılandırılırken ödemeler için yanlış dönemler belirlenmektedir.İnsanlar zor durumdayken yapılandırma yapılıyor ama zaten işler iyi olmadığı için bu borçların ödenmesi de güçleşiyor. Borçlar yapılandırılırken, geri ödemelerin Türkiye’nin yüzde 3-4 büyüdüğü dönemde başlaması gerekir.
Değerli Meclis üyeleri,
Haziran Ayı itibariyle üyelerimiz arasında düzenlediğimiz eğilim anketi sonuçları Ankara sanayiinde işlerinMart sonuna göre daha iyi gittiğini göstermektedir.Ankete cevap veren firmalarda artış belirtenlerin oranı Üretimde %39’dan %48’e, İç satışlarda %41’den % 50’ye,Dış satışlarda %24’ten %28’e,Yeni siparişlerde %46’dan %50’ye,İstihdamda %20’den %35’e,İthalatta %22’den %26’ya yükselmiştir.Diğer yandan kredi kullanımında artış belirtenlerin oranı %41’den %37’ye Ürün fiyatlarında %28’den % 26’ya,Ücretlerde %37’den % 35’e düşmüştür.Diğer yandan zayıflayan iç talebe rağmen stoklarda ciddi bir artış gözlemlenmemektedir.Stoklarda artış bildirenlerin oranı %24’ten %22’ye gerilemiştir.Bu veriler yavaşlayan ekonomiye rağmen Ankara sanayisinin güçlü görünümünü koruduğunu göstermektedir.
 
Değerli Meclis üyeleri,
Ülkemiz 19’uncu ve 20’nci yüzyılda birinci, ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerini uzaktan seyretmişti.Sanayileşmeye başladığımızda dünya üçüncü sanayi devrimini yaşarken biz ikinci sanayi devriminin teknolojileriyle tanışmaya başlamıştık. Bugünlerdeki sanayileşmemiz de aynı çizgide devam ediyor.Dünyada ise yeni bir sanayi devrimi yaşanıyor.Bu devrime “Sanayi 4.0” deniyor.Bu devrim, değer zinciri organizasyonunda kullanılmaya başlanan yeni teknolojileri ve yeni kavramları anlatmak için kullanılıyor.
Sanayi 4.0’da bilgisayarlar internet üzerinden birbirine bağlanarak akıllı fabrikaların oluşturulması hedefleniyor.Bilgisayarlar fiziki üretim süreçlerini izleyerek kendi başlarına karar alabiliyorlar. Bilgisayarlar internet üzerinden birbirleriyle haberleşip işbirliği yaparken, insanlarla da iletişime giriyor, onları denetliyor, gerekirse uyarıyorlar.Birbirleriyle bağlananlar sadece fabrikalarla da kalmıyor.Evler, arabalar, hastaneler de birbirleriyle iletişim içine giriyorlar.Bu günlerde 15 milyar olan birbirleriyle iletişimdeki araç sayısının 2020’de 50 milyara yükseleceği tahmin ediliyor.Bilgisayarlar insanın yerini aldıkça verimlilik artarken maliyetlerde de büyük düşüler sağlanıyor.Geleceğin dünyası “Sanayi 4.0’da şekilleniyor.Geriden takip ettiğimiz ilk üç sanayi devriminin ardından 4’üncü sanayi devrimini de kaçırmamamız ve geliştirilen yeni teknolojileri yakından takip etmemiz gerekmektedir.Aksi takdirde geleceğin dünyasında rekabet etme şansımızı kaybederiz.
Değerli Meclis üyeleri,
Sözlerime burada son verirken 30 Ağustos Zafer Bayramınızı ve henüz erken olmakla birlikte kurban bayramınızı kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum’’.