Ankara Sanayi Odası Ağustos Ayı Meclis Toplantısı Ekonomi Bakanı Zafer ÇAĞLAYAN’ın Katılım - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ağustos Ayı Meclis Toplantısı Ekonomi Bakanı Zafer ÇAĞLAYAN’ın Katılım

 
Ankara Sanayi Odası Ağustos Ayı Meclis toplantısı Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan katılımıyla  yapıldı. 24 Ağustos 2011
 
 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda yaptığı konuşmada dünya ekonomik krizinde ikinci dip olasılığının artığını belirterek, “Bu gelişmeler, ekonomiyi yavaşlatmaya çalışan Merkez Bankası’nın izlediği politikayı değiştirmesine ve faiz indirmesine neden olmuştur. Merkez Bankası’nın bu kararını yerinde buluyor ve destekliyoruz” dedi.
 

ABD’nin 2011 yılının ilk yarısında yüzde 1,6 büyüdüğünü söyleyen Özdebir, Avrupa bölgesinin büyüme oranının ise yüzde 1,7 olduğunu kaydetti. Özdebir, yılın ikinci çeyreğinde Fransa’daki ekonomik büyüme sıfır iken İtalya’da yüzde 1, İspanya’da binde 7, Almanya’da binde 5 olduğunu ifade etti. Bu düşük büyüme hızlarının ekonomik krizde ikinci dip endişelerini artırdığını ifade eden Özdebir, ”Dünyamız bu ekonomik sorunlarla uğraşırken şimdi de siyasal bir riskle karşı karşıyadır. Dünyanın en büyük ekonomilerinin yönetiminde bulunan liderlerin çapı bu ekonomik sorunlar karşısında çok küçük kalmaktadır. ABD’de Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasındaki siyasi mücadeleye ‘çay partisi’ denilen radikallerin politik fırsatçılığı hakim olmuştur. Başkan Obama’nın sergilediği tecrübesizlik ve kararsızlık artık beceriksizlik düzeyine ulaşmıştır” diye konuştu.
 
Dünya ekonomik krizinde ikinci dip olasılığının artığının altını çizen Özdebir, Merkez Bankası politikalarına destek çıktı. Özdebir, ”Bu gelişmeler, ekonomiyi yavaşlatmaya çalışan Merkez Bankası’nın izlediği politikayı değiştirmesine ve faiz indirmesine neden olmuştur. Merkez Bankası’nın bu kararını yerinde buluyor ve destekliyoruz. Çünkü biz, cari işlemler açığının azaltılması için ekonomik büyümeden feragat etmek yerine cari işlemler açığını azaltacak yapısal tedbirlerin alınması gerektiğini ifade ettik. Merkez Bankası’nın faiz indirim kararıyla birlikte yıl başından itibaren değer kaybetmekte olan TL’deki değer kaybı hızlanmıştır. TL’deki bu değer kaybı, cari işlemler açığındaki artış eğilimini frenleyecektir. Ayrıca TL’deki değer kaybı daha önce ürettiğimiz ancak TL’deki değerlenme ve artan faktör maliyetleri nedeniyle rakiplerimize kaptırdığımız ara mallarının yeniden ülkemizde üretimi için de bir fırsat doğurmuştur” dedi.

GÖKÇEK’TEN ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNE 3 MİLYON TL
Özdebir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile toplantı yaptıklarını ve bu toplantıda Gökçek’in Organize Sanayi Bölgeleri’nin başta bağlantı yolları olmak üzere Organize Sanayi Bölgeleri ile belediyelerin ortak kullanımında olan altyapıdaki sorunların giderilmesini sağlamak için her ay 3 milyon TL harcama yapacağını açıkladığını belirtti.

Krizde iç pazarı korumanın önemine de işaret eden Özdebir, etkin bir piyasa gözetimi ve denetimi mekanizmasının çalıştırılması gerektiğini ifade etti.
 
 
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ise enerjide dışa bağımlılığı azaltmada yenilebilir enerjilerin yanında nükleer enerjinin önemli bir unsur olduğuna işaret ederek, “Nükleere karşı çıkanları anlamakta zorluk çekiyorum. Önerileri nelerdir? Tezekten mi üretecek elektrik enerjisini?” dedi.

Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmeler yaparken farklı görüşe sahip olduğunu ifade eden Çağlayan, “Arife tarif gerekmez, ekonomi ortada” dedi. 12 Haziran’daki seçimlerde millet iradesinin sandığa ‘siyasi istikrar’ olarak yansıdığına işaret eden Çağlayan, “Türkiye’yi başarılı kılan en önemli unsur siyasi istikrardır. Reformlar, ancak güçlü yönetimle, siyasi istikrarla yapılabilir” diye konuştu.  Çağlayan, dünyada Türk’ün olmadığı bir kıta parçasının bulunmadığını belirterek, dünyanın önemli firmalarında görev yapan çok sayıda Türk bulunduğunu kaydetti. “Onlar beyin göçü değil, beyin gücümüzdür” diyen Çağlayan, bu Türklerin oralarda Türkiye’yi temsil ettiğini söyledi.

“TEDAVİYİ UZATMAMAK GEREKİR”
Türkiye’nin sahip olduğu siyasi istikrar ve ekonomik parametrelerin Avrupa’daki ekonomik krizin Türkiye’de yaşanmamasında etkili olduğunu anlatan Çağlayan, AB üyesi 14 ülkenin ‘Master Kriterleri’nin üzerinde borca sahip olduğunu kaydetti. Bakan Çağlayan, Avrupa’daki 27 ülkenin 22’sinde bütçe açığının yüzde 3 olduğunu, Türkiye’deki bu oranın ise yüzde 2.2 olduğuna işaret ederek, “Ancak bu senenin ilk 6 ayında bırakın bütçe açığını, bütçe fazlası verilmiştir. Hedefimiz, yıl sonu itibariyle yüzde 2’dir” şeklinde konuştu. Bakan Çağlayan, cari açık konusunda ise, “Şu an için risk oluşturmuyor ancak üzerinde çalışılması gerekir” değerlendirmesi yaptı.
 
Bu konuda teşhisin önemli olduğunu vurgulayan Çağlayan, “Teşhis önemli ancak tedavi daha da önemlidir. Tedaviyi de fazla uzatmamak gerekir” diye konuştu.  Dış ticaret ve cari açığının nedenlerinin iyi tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Çağlayan, bu çerçevede ‘yatırım avcılığı’ yaptıklarını ve açığa neden olan kalemlerin Türkiye’de üretilmesi yönünde yoğun çaba sarf ettiklerini söyledi. Çağlayan, ülkede yatırım ortamının iyileştirilmesi için de önemli çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, Türkiye’nin sahip olduğu avantajlarla yatırımcılar için önemli bir üs haline geldiğini vurguladı.
 

“TEZEKTEN Mİ ÜRETECEK ELEKTRİK ENERJİSİNİ?”
Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında önemli bir unsur olarak gördükleri nükleer enerji santrallerine karşı çıkanları anlamakta zorluk çektiğini belirten Çağlayan, Avrupa’daki bazı ülkelerin ‘nükleer santralleri kapatacağız’ yönündeki açıklamalarının da doğru olmadığını söyledi. “Onlar doğru söylemiyor. Sadece eski tesisleri kapatacaklar. Diğerlerini nereye kapatıyorlar” diyen Çağlayan, Avrupa’nın Türkiye’den daha çok enerjiye ihtiyacı olduğuna dikkati çekti. Nükleer enerjiye karşı çıkanlardan alternatif görüş ortaya koymalarını da isteyen Çağlayan, “Tezekten mi üretecek elektrik enerjisini?” ifadesini kullandı. Çağlayan, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak zorunda olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Yenilebilir Enerji Kanunu’nu çıkardık. Bu çerçevede rüzgardan, güneşten, jeotermalden, her türlü doğal kaynaktan faydalanmak istiyoruz. Bunların yetmediği yerde tabii ki nükleer enerjiyi kullanacağız. Nükleere karşı çıkanları anlamakta zorluk çekiyorum ve onlara soruyorum. Kaç kilovat saat elektrik faturası ödediniz? Kaç kişi çalıştırdınız? Bu ülkenin üretiminde nasıl bir rol aldınız? Ben Akkuya’ya gidiyor, köylüye soruyorum, ‘buna karşı mısınız?’ diye. Onlar da ‘Sayın bakanım, biz nükleere karşı çıkanlara karşıyız’ diyorlar.'”