Ankara Sanayi Odası Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Ankara Valisi Alâaddin Yüksel’in Katılı - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Ankara Valisi Alâaddin Yüksel’in Katılı

Ankara Sanayi Odası Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Ankara Valisi Alâaddin Yüksel’in Katılımıyla 25 Ağustos 2010 Tarihinde Gerçekleştirildi

 
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda yaptığı kouşmada, Ankara sanayisindeki toparlanmanın devam ettiğini, yılın geri kalan bölümü için iyimser olduklarını söyledi.
 
Özdebir, ASO Üyeleri Eğilim Anketi Haziran sonuçlarını Mart sonuçlarıyla karşılaştırarak değerlendirdi.
 
ASO Başkan Özdebir’e göre, Haziran sonunda artış belirtenlerin oranı Mart sonuna göre; üretimde yüzde 41’den 50’ye, iç satışlarda yüzde 39’dan 47ye, dış satışlarda yüzde 37’den 38’e, yeni siparişlerde yüzde 37’den 44’e, istihdamda yüzde 21’den 33’e, ithalatta yüzde 22’den 31’e, ürün fiyatlarında yüzde 18’den 21’e,kredi kullanımında yüzde 42’den 43’e, ücretlerde yüzde 15’ten 23’e yükseldi.
 
 
Diğer yandan, stoklarda artış belirtenlerin oranı Mart ayına göre değişmeyip yüzde 21’de kaldı. Hammadde fiyatlarında artış belirtenlerin oranı yüzde 54’ten 53’e geriledi. 
 
Özdebir, bu rakamların yılın ikinci çeyreğinde de Ankara sanayiindeki toparlanmanın devam ettiğini gösterdiğini, yılın geri kalan bölümü için iyimserliklerini koruduğunu belirtti.
 
Özdebir ASO üyelerinin yüzde 57’si üretimde, yüzde 53’ü iç satışlarda, yüzde 50’si dış satışlarda, yüzde 52’si yeni siparişlerde, yüzde 30’u istihdamda, yüzde 32’si ithalatta, yüzde 45’i kredi kullanımında, yüzde 30’u ürün fiyatlarında artış beklediklerini açıkladı.
 
Üyelerin yüzde 57’si hammadde fiyatlarında, yüzde 46’sı ücretlerde, yüzde 25’i de stoklarda artış beklemedi.
 
 
Yılın geri kalanında artış bekleyenlerin oranı Mart anketine göre Haziran anketinde; üretimde yüzde 72’den 57’ye, iç satışlarda yüzde 68’den 53’e, dış satışlarda yüzde 59’dan 50’ye, yeni siparişlerde yüzde 65’ten 52’ye, istihdamda yüzde 40’tan 30’a, ithalatta yüzde 41’den 31’e, ürün fiyatlarında yüzde 43’ten 30’a, hammadde fiyatlarında yüzde 63’ten 57’ye, ücretlerde yüzde 47’den 45’e geriledi.
 
Diğer taraftan, kredi kullanımında artış bekleyenlerin oranı yüzde 40’tan 45’e, stoklarda artış bekleyenlerin oranı ise yüzde 21’den 25’e yükseldi.
 
Özdebir, ekonominin 2009’daki sert küçülmenin ardından toparlanmakta ivme kazanamadığını, sanayi üretiminin artış ivmesinde bir düşüş söz konusu olduğunu söyledi.
 
Haziran ayındaki sanayi üretim endeksi verilerini de değerlendiren Özdebir, sermaye malı imalatındaki artışı çok önemsediğini, bu artışın ekonomik toparlanmayı ve istihdam artışını destekleyeceğini kaydetti.
 
Özdebir, TL’deki değerlenmenin ihracatı olumsuz etkilediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
”2003 yılında 1 dolar 1,49 lira idi. Bugün 1,50’lerde dalgalanıyor. Merkez Bankası’na göre TÜFE bazlı reel döviz kuru, 2003 yılına göre yüzde 26 değerlenmiştir. TL’deki değerlenme, gelişmiş ülke paralarına karşı yüzde 36’ya dayanmıştır.
 
Biz TL’deki değerlenmeden şikayet edince, (kuru bırakın verimliliğinizi artırın) diyorlar. TL’deki bu ölçüde yüksek reel değerlenmeyi telafi edecek verimlilik artışını sağlamak mümkün değildir. TL’deki değerlenmeye karşı mutlaka birşeyler yapılmalıdır.
 
Geçen hafta yen dolar karşısında değer kazanınca Japon Hükümeti ve Merkez Bankası buna müdahale edebileceklerinin sinyallerini verdiler. Bizde ise ekonomi yönetimi TL’nin değerlenmesinden adeta memnuniyet duyuyor.” Merkez Bankasının döviz karşılık oranlarında iki kez 0,5 puan artırımda bulunduğunu anımsatan Özdebir, ancak bu artışların yeterli olmadığını döviz karşılık oranlarının kriz öncesine yani yüzde 11’e çekilmesi gerektiğini ifade etti.
 
 
Özdebir, bankacılık yapmanın, devlet tarafından vatandaşlara hizmet etmek için verilen bir imtiyaz olduğunu, bu imtiyazın, bankalara reel kesimin fon ihtiyacını karşılaması için verildiğini kaydetti.
 
Bankaların, bu imtiyazı kullanırken reel sektörün, adeta boğazını sıktığını belirten Özdebir, ekonomideki toparlanma ve kredi hacmindeki artışa rağmen, krizden etkilenen KOBİ’lerin finansman sıkıntılarının hala devam ettiğini vurguladı.
Özdebir, şunları kaydetti:
”Bankalar, büyük ve güçlü firmalara kredi açmak için birbirleriyle yarışırken, KOBİ’lere kredi açmakta hâlâ nazlanmakta, krizden olumsuz etkilenmiş ancak iş yapabilir durumdaki KOBİ’lere akla gelmedik güçlükler çıkarmaktadır.
 
Bankaların net karı bu yılın ilk yarısında ise 12 milyar lirayı geçti. Aslında bankalar çok daha fazla kar ettiler ama bu karları düşük göstermek için olabildiğince fazla karşılık ayırırken başka bilanço oyunlarıyla da karlarını düşük göstermeyi başardılar. Takipteki alacakları vergi matrahından düşerek 72 milyona ödettiler.
 
KOBİ’lere kredi açmadıktan, reel sektörü fonlamadıktan sonra bankalar güçlü olmuş olmamış ne fark eder?
 
Sermaye yeterlilik oranı yüzde 15’e düşse, bankalar biraz daha az kar etse ne olur? Bu durum mutlaka değişmelidir. KOBİ’lerin krediye erişimi için yeni mekanizmalar geliştirilmelidir. Birden fazla KGF kurulmasının önünde yasal bir engel yoktur. İkinci bir KGF, bankalar tarafından kurulabilir.”
 
Geçen yılın Kasım ayından itibaren yükselmekte olan Tüketici Güven Endeksi’nin, Temmuz ayında bir önceki aya göre binde 6 düştüğüne işaret eden Özdebir, Kasım ayından beri artmakta olan Reel Kesim Güven Endeksinin de  Temmuz ayında Haziran’a göre binde bir düştüğünü anımsattı.
 
Her iki endeksteki gerilemede, siyasi söylemdeki sertleşmenin etkili olduğunu düşündüklerini ve bu durumun geçici olmasını dilediklerini ifade eden Özdebir, ”Ancak reel kesimde güven artırıcı tedbirlerin alınması gereklidir. Vergi ve SSK borçları; uygun vade ve faizlerle yeniden yapılandırılmalı, gecikme faizleri Hazine’nin borçlanma faizleri kullanılarak yeniden hesaplanmalıdır” dedi.
 
Ankara’ya bir fuar alanı kazandırmak için çalışmalarının devam ettiğini belirten Özdebir, ASO olarak, bu fuar alanının kurulmasını beklemeden Ankara’da bir sergi ve fuar düzenlemeye karar verdiklerini, Türk Silahlı Kuvvetleri İkinci Malzeme Sergisini bu yıldan başlayarak iki yılda bir, Türk Silahlı Kuvvetler Lojistik Komutanlığı ve ASO işbirliği ile gerçekleştireceklerini söyledi.
 
Özdebir, bu yılki serginin, 1-10 Ekim 2010 tarihlerinde I. OSB’deki yeni ticaret merkezinde düzenleneceğini kaydetti.
 
Sergiye ek olarak bu yıl Ankara Sanayi Fuarını da düzenleyeceklerini anlatan Özdebir, EXPO 2020’yi Ankara’da düzenleme konusundaki iddialarını da sürdürdüklerini belirtti.
 
 
Ankara Valisi Alaaddin Yüksel de Ankara’nın Expo’yu kazanmak için çalışacaklarını, bunun için kentin her türlü olanağının bulunduğunu söyledi. 
 
Ankara’yı tüm dünyada daha iyi tanıtmak için turizme özellikle önem verilmesi gerektiğini ifade eden Yüksel, ”Ankara EXPO’yu kazanmalıdır. Bir şehir kazanmayı arzu ediyorsa, ne uçan ne kaçan kurtulur” dedi.
 
Bir üniversiteye Ankara turizm planı yaptırdığını anlatan Yüksel, bu kapsamda bir turizm hareketi başlatacaklarını kaydetti.
 
Gölbaşı’nda 1,4 milyon metrekarelik bir alanda golf alanları yaptırılması için ön çalışma yaptıklarını anlatan Yüksel, ”Belki de burayı önümüzdeki yıl son derece modern bir şekilde turizm bölgesi ilan ettireceğim. 1,5 aydır bir ekip bunun için çalışma yapıyor. Ayrıca Kazan ve Kızılcahamam arasında da bu konuda çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.
 
EXPO, fuarlar, spor tabanlı olimpiyatlar ve turizm konularında çalışmaları hızlandıracaklarını anlatan Yüksel, Ankara’nın tanıtımına yönelik bütün faaliyetlerin içinde yer alacaklarını bildirdi.
 
Yüksel, ASO üyesi iş adamlarının da sorularını yanıtladı. Bir soru üzerine Yüksel, Ankara’da onkoloji hastanelerinin çevresindeki pansiyonları kiralayarak, tedavi için şehir dışından gelen vatandaşları bu pansiyonlarda konaklatmayı planladıklarını söyledi.
 
Ankara’daki otopark sorununa da değinen Yüksel, bu konuda çalışma yaptıklarını bildirdi.
 
Kent Güvenlik Sistem Merkezi’nin (MOBESE) henüz faaliyete geçmediğini belirten Yüksel, ”Son iki ayda çok hızlı çalışıyoruz. Geçen cuma günü itibariyle 825 kamera Ankaralıların emrine ve hizmetine girmiştir. Şu anda program tatbikatları, kameraların açılarının ayarlanması, renk armonilerinin yapılması gibi işler yapılıyor. Ankara’nın daha huzurlu ve güvenli bir kent olması için her kareyi kontrol edeceğiz” diye konuştu.
 
Bir iş adamının Ankara’ya yeni stadyum yapılması konusundaki önerisini de değerlendiren Yüksel, mevcut stadyumun çok eski olduğunu ifade ederek, Ankara’ya modern bir stadyum yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.