Ankara Sanayi Odası “ASO Gündem Toplantısı” 24 Mart 2011 tarihinde Avrupa Birliği’nden So - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası “ASO Gündem Toplantısı” 24 Mart 2011 tarihinde Avrupa Birliği’nden So

Ankara Sanayi Odası “ASO Gündem Toplantısı” 24 Mart 2011 tarihinde  Avrupa Birliği’nden Sorumlu  Devlet Bakanı ve Başmüzakereci  Egemen Bağış’ın katılımıyla yapıldı.
 
Toplantının açılışında bir konuşma yapan Nurettin  Özdebir, bugün Avrupa’nın altıncı büyük ekonomisi olan Türkiye’nin, yakın bir gelecekte daha da üst sıralara yükseleceğini bildirdi. Türkiye’nin bu ekonomik gücünü ve potansiyelini göremeyen AB’ye, bölgedeki, siyasi gücünün de giderek arttığını hatırlatmak gerektiğine işaret eden Özdebir, ”Türkiye’siz bir AB’nin, önümüzdeki dönemde küresel çapta önemli bir stratejik aktör olma olasılığı yoktur” dedi.
 
Bu gerçeği bir çok AB’li düşünür ve siyaset adamının da ifade ettiğini hatırlatan Özdebir, ancak, popülist kaygılarla hareket eden ve siyasi yeteneklerinin sınırlı olduğunu her fırsatta gözler önüne seren bazı AB liderlerinin bu gerçeği görmemekte ısrar ettiğini kaydetti.
 
 AB ile müzakerelerde gelinen noktada, AB’nin Türkiye’ye karşı oyalama taktiği uygulamakta olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Özdebir, Kıbrıs Rum kesiminin müzakereleri engellediği görüşüne artık kimsenin itibar etmediğini söyledi.
 
Kimin kime daha çok ihtiyacı olduğu sorusunun sorulması gerektiğini belirten Özdebir, müzakereleri sudan gerekçelerle uzatan ya da askıya alan AB’ye Türkiye’nin reformları sadece AB’ye üye olmak için değil, Türk halkı için, ülkenin geleceği için yaptığı gerçeğini hatırlatmak istediklerini bildirdi. Özdebir, şunları kaydetti:
 
”AB üyesi olarak ya da olmadan ekonomik gelişmemizi sürdürecek halkımızın refahını her alanda yükseltmeye devam edeceğiz. AB ile ilişkiler söz konusu olduğunda akla ilk gelen sorunlardan biri vize sorunudur. Bildiğiniz gibi, mallarımız serbestçe Avrupa pazarlarında dolaşırken, o malları üretenler Avrupa’da serbestçe dolaşamıyor. İşadamlarımıza ya da çalışanlarına bazen vize verilmiyor. Birçok güçlük çıkarılarak verildiğinde ise ya süre çok sınırlı tutuluyor ya da geç verildiği için işadamlarımız iş toplantılarını, fuarları kaçırıyorlar. AB ülkelerinin vize uygulamaları ticarete teknik bir engel oluşturmaktadır. AB’nin vize uygulaması sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel alanlarda da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
 
-”VİZE UYGULAMASI ORTAKLIK ANLAŞMALARINA AYKIRI”-
Öğrencilere, turistik gezi için başvuru yapanlara vize konusunda çıkarılan zorluklar, toplumsal etkileşimi ve kaynaşmayı da olumsuz etkilemektedir. Vize uygulamalarındaki keyfilik ve vize sürelerinin kısalığı, AB temsilciliklerinin masraflarını da vize ücretleriyle karşılamak gibi bir sakin varlığını da akla getirmektedir. Vize uygulaması, AB ile gerçekleştirdiğimiz Ortaklık Anlaşmalarına da aykırıdır. Bu konuda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Hollanda ve Almanya mahkemelerinden çıkan kararlar bizim haklılığımızı desteklemektedir. Bu vize sorunu artık çözülmelidir.”
 
Özdebir, Gümrük Birliği nedeniyle Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı gümrük anlaşmalarına uymak zorunda olduğunu kaydetti. Ancak, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalara Türkiye dahil edilmediği için Türkiye’nin üçüncü ülkelere AB’nin ortak gümrük tarifesini uygularken, bu ülkelerin Türkiye’ye çok yüksek gümrük tarifeleri uyguladığına işaret eden Özdebir, ”Bu sorunu gidermek için bizim o üçüncü ülkelerle iki taraflı anlaşmalar yapmamız gerekmektedir” dedi. Bunun ise hem zaman aldığını hem de üçüncü ülkelerin AB ile yaptıkları anlaşmanın kendilerine verdiği bu haksız rekabet gücünü elden çıkarmak istemediğini belirten Özdebir, bu sorunun acilen giderilmesi ve AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı gümrük anlaşmalarına Türkiye’nin de dahil edilmesinin sağlanması gerektiğini bildirdi.
 
-AB FONLARINDAN YETERİNCE YARARLANILMIYOR-
Türkiye’nin AB fonlarından yeterince yararlanamadığının bir gerçek olduğunu vurgulayan Özdebir, her ne kadar son yıllarda AB’ye sunulan projelerin sayısında bir artış olmakla birlikte bu artışın daha çok sosyal konulardaki projelerde gerçekleştiğini söyledi. Özellikle 7. Çerçeve Programı kapsamındaki fonlardan yararlanmak için sunulan projelerin sayısının çok yetersiz olduğunu vurgulayan Özdebir, 7. Çerçeve Programının, uluslararası ortaklı ve yenilikçi araştırma ve teknoloji geliştirme projelerini desteklediğini, verilen desteklerin de önemli miktarlarda olduğunu anlattı. Bu nedenle Türkiye’nin 7. Çerçeve Programı kapsamındaki konularda daha fazla proje üretmesi gerektiğini belirten Özdebir, daha fazla proje üretilmesine katkı sağlamak amacıyla AB Genel Sekreterliği ile işbirliği içinde bir eğitim programı düzenlediklerini belirterek, bu konuda kendilerine yardım eden yetkililere teşekkür etti.
 
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ise, sürecin kendisinin sonuçtan daha önemli olduğunu kaydederek, “Bizim AB sürecinde en büyük ihtiyacımız sabırlı olmak, azimli olmak, prensipler çerçevesinde istikrarlı bir siyaset ortaya koyabilmektir” dedi.
 
AB sürecinde Türkiye’nin ekonomik ve sosyal açıdan kat ettiği yolu anlatan Bağış, Avrupa’da bazı ülkelerin Türkiye’nin ekonomik büyümesini “kaldıramadığını” ve üyelik sürecinde “Türkiye’den ne koparabiliriz” diyerek engeller çıkardığını söyledi.
 
“Sürecin kendisi sonuçtan daha önemli” diyen Bağış, bu süreci sadece siyasetçilerin yürütemeyeceğini belirterek, sivil toplum ve sanayicilere de süreçte büyük iş düştüğünü ifade etti.
 
Avrupa’nın yaşadığı sorunların çözümünde Türkiye’nin önemini anlatan Bağış, “Bizim AB sürecinde en büyük ihtiyacımız sabırlı olmak, azimli olmak, prensipler çerçevesinde istikrarlı bir siyaset ortaya koyabilmektir” diye konuştu. Avrupalıların da gönüllerini ve zihinlerini kazanacaklarını dile getiren Bağış, 33 faslın 13’ünü açtıklarını, geriye kalan 20 faslın 17’sinde siyasi engel olduğunu kaydederek, “Siyasi engeller kalktığında 29 faslı açmış, 13 faslı kapamış bir ülkeyiz” dedi.
 
Reformları kendi takvimlerine göre hayata geçirdiklerini ifade eden Bağış, 2013 sonu itibariyle Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için uyumlu hale geleceğini vurguladı.
 
-“BİRBİRİMİZİ OLDUĞUMUZ GİBİ KABUL ETMELİYİZ”-
Bu süreçte vatandaşlara da görev düştüğünü kaydeden Bağış, şöyle konuştu:
“Şunu bir kere idrak etmemiz lazım. Biz birbirimizi değiştiremeyiz. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmemiz lazım. Bu ülkede ne Aleviler Sünnileri Alevileştirebilir, ne sağcılar solcuları sağcılaştırabilir. Ne Fenerbahçeliler, Galatasaraylıları Fenerbahçelileştirebilir. Hepimizin farklı renkleri olacak, farklı tercihleri olacak, farklı perspektifleri olacak. 
 
Ama birbirimizi olduğumuz gibi kabul edip ortak paydalarda işbirliği yapabilirsek, beraber çalışabilirsek, Türkiye için kendi kararlılığımızı, kendi vizyonumuzu ortaya koyabilirsek, işte o hedefi yakalarız. Onun için milli birlik ve kardeşlik projesi çok önemli. Bizim kendi içimizdeki o koordinasyonu sağlamamızdan sonra Türkiye’nin, gerçekten sadece bölgenin değil, dünyanın parlayan yıldızı olmaması için hiçbir sebep yok.”
 
Vize konusunda sanayicilerden sabırlı olmalarını isteyen Bağış, AB ile vizelerin eninde sonunda kalkacağını, çünkü bunun mantığının ve hukuki altyapısının olmadığını vurguladı.
 
Sanayicilerden çok çalışarak çok para kazanmalarını da isteyen Bağış, “Zaten ortağız. Ne kadar kazanırsanız üçte biri devletin. Siz daha güçlü oldukça biz de daha güçlü olacağız” dedi.
 
Bağış, konuşmasının ardından “AB metodolojisine göre proje hazırlama” eğitiminde başarılı olan 32 katılımcıya sertifikalarını verdi.