Ankara Sanayi Odası “13. ASO Gündem Toplantısı” 22 Nisan 2011 Tarihinde Dış Ticaretten Sor - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası “13. ASO Gündem Toplantısı” 22 Nisan 2011 Tarihinde Dış Ticaretten Sor

13. ASO Gündem Toplantısı
 
 
Ankara Sanayi Odası “13. ASO Gündem Toplantısı” 22 Nisan 2011 tarihinde Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın katılımıyla  yapıldı.
 
 
ASO BAŞKANI ÖZDEBİR
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir de toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Girdi Tedarik Stratejisine değindi. 
 
Merkez Bankasının (MB) uzunca bir süre devam ettirdiği değerli Türk Lirası politikası sonucunda daha önceleri Türkiye’de yapılabilen işlerin yapılamaz olduğunu, sanayicinin rekabet gücünü koruyabilmek için ara malı ithalatına yöneldiğini belirten Özdebir, artan ara malı ithalatının da cari işlemler açığının artmasında etkili olduğunu ifade etti. 
 
Bu nedenle Girdi Tedarik Stratejisini çok önemsediklerini belirten Özdebir, şöyle konuştu: 
 
”Bu strateji çalışması cari açığımızın temelindeki yapısal sorunları ve çarpıklıkları çok çarpıcı şekilde ortaya koymaktadır. Bu strateji sayesinde ara malı üretiminde kaybettiğimiz mevziler yeniden kazanılarak, ihracatta ara malı ithalatına olan bağımlılığımız azaltılabilir. Yerli ara malı üretimindeki artış, hem ihracatta yerli katma değer oranını yükseltecek hem de yerli kaynaklarımızdan daha fazla faydalanmamızı sağlayacaktır. Bu da ekonomik büyüme hızımızı olumlu etkileyecektir.” 
 
Özdemir, birçok engele rağmen Bakan Çağlayan’ın çalışmaları sonucunda bazı tekstil ürünleri ithalatına ek vergi uygulamasına gidilmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Özdebir, tekstil gibi Türkiye ihracatında önemli bir yer tutan üründe bile değerli Türk Lirası nedeniyle ithalatın hızla artmasının tekstil sektörünü çok zor durumda bıraktığını söyledi. Aldıkları tedbirler nedeniyle Bakan Çağlayan’a teşekkür eden Özdebir, şunları kaydetti:
 
”Bizim rekabetimizin önündeki en büyük engel aşırı değerli Türk Lirası. Buna karşı MB maalesef çok fazla bir şey yapamıyor. Yine karşılıkların oranını artırdı, ekonomiyi soğutmaya çalışıyorlar. Ama Türkiye’nin çalışmaya ve büyümeye ihtiyacı var, istihdam yaratmaya ihtiyacı var, Daha fazla ihracat yapmaya ihtiyacı var, daha rekabetçi ürünler üretmesi lazım. Bunların önünü açabilmemiz için bizim ülkemizde işletmelerimizin fon yaratabilmesi lazım. Bu açıdan MB’nin yapamadığını buradan geçici de olsa takviye edebilir miyiz diye anlatıyorum. 
 
Ayrıca yerli katkı oranı yüksek olan ancak değerli Türk Lirası nedeniyle rekabet gücü iyice aşılan başta mobilya olmak üzere, başka sektörlere de benzer tedbirler alınmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Pazar araştırması ve pazara giriş desteğinin yeniden düzenlenerek sağlık, yüksek öğrenim, hukuk ve film yapımcılığı gibi yeni sektörlerin kapsama alınması da sayın bakanımızın vizyonunun genişliğini bir kere daha göstermiştir.”
 
 
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan
Geçmişte seçim zamanı geldiğinde seçim ekonomisi neler getirecek, nasıl karşılıksız paralar basılacak, nasıl karşılıksız vaatler verilecek diye tir tir titremeye başladıklarını söyleyerek, ”Allah’a şükürler olsun Türkiye, öyle bir ekonomik istikrarı yakalamış ki sizlerin önceliğinde seçim yok” dedi. Bakan Çağlayan, Ankara Sanayi Odası’nın ”13. ASO Gündem Toplantısı”na katıldı.
 
Çağlayan, kısa bir sonra Türkiye’nin genel seçimleri gerçekleştireceğini belirterek, yakalanan ekonomik istikrar sonucu artık kimsenin önceliğinde seçim olmadığını söyledi. Çağlayan, seçimin getirebileceği herhangi bir tahribat yerine, 12 yıl vadeli programın açıklanmış olmasının artık Türkiye’nin projeksiyonun nereden nereye geldiğinin göstergesi olduğunu belirtti. 
 
Kriz öncesinde 2008 yılında yakalanan 132 milyon dolarlık Türkiye tarihinin en yüksek ihracat rakamını, bu yıl aşacaklarını ifade eden Çağlayan, ”Orta Vadeli Programda 127 milyar dolar hedef koymuştuk, ama ‘perşembenin gelişi çarşambadan belli olur’ derler. Şu andaki rakamlar bizim rahatlıkla bu yıl, 132 milyar doları aşacağımızı ve artık bunun üzerine yeni rekorlar kıracağımızı gösteriyor” diye konuştu.
 
Çağlayan, 2003-2010 yılları arasında Türkiye’ye uluslararası doğrudan yatırım girişinin 94 milyar dolar olduğunu hatırlatarak,  cumhuriyet tarihi boyunca 80 yılda gelen doğrudan yatırımın 6 katından fazlasının 7 yılda geldiğini kaydetti. İlk 2 ayda da 1 milyar 28 milyon dolar doğrudan yatırım geldiğini ifade eden Bakan Çağlayan, ”Türkiye doğrudan sermaye almaya devam edecek. Niye alacak? Kara kaşımıza, kara gözümüze gelmiyor. Gerçi millet olarak da yakışıklıyız, fena değiliz. Onu da söyleyeyim. Elbette ki kara kaşımız kara gözümüz fena değil. Ama Türkiye önemli bir imkana sahip şimdi. Türkiye şu anda bir merkez, Türkiye ciddi bir lojistik avantaja sahip” şeklinde konuştu.
 
Bakan Çağlayan, cari açığın üzerinde ciddiyetle durulması gereken ve asla ihmal edilemeyecek bir konu olduğunu belirterek, enerji ithalatının geçen yıl 38,5 milyar dolar ve petrol fiyatının da ortalama fiyatı 75 dolar olduğunu anımsattı. 
 
Bölgede yaşanan kargaşalar nedeniyle petrol fiyatlarının yükseldiğine işaret eden Çağlayan, şöyle devam etti:
”Şu an bulunduğu seviyede petrol fiyatları Türkiye ithalatına ilave maliyet getiriyor. Her 10 dolarlık petrol fiyatındaki artış, cari açığa 4 milyar dolar daha getirip ilave katıyor. 
 
Yapmamız gereken ortada. Türkiye maalesef geçmişte gaz lobisine boğduruldu. Türkiye düzenli bir enerji politikası yapmadığı için hemen ilk yardım olarak en çabuk kurulabilen doğalgazı aldı ve şu anda elektrik üretiminde doğalgaz yüzde 52’lik orana sahip. Doğalgazın en fazla olduğu ülkelere gidin hiçbir tanesinde bu oran yoktur. Bizim kendi yerel kaynaklarımızı maalesef geçmişte değerlendirmedik. Termik, su, rüzgar, güneş, jeotermali değerlendirmedik. Şimdi bu konuda yeni çıkartmış olduğumuz kanunla yenilenebilir enerji başta olmak üzere, ithalata olan bağımlılığımızı azaltabileceğimiz kadar azaltıyoruz.”
 
Çağlayan, Japonya’da daha öncede nükleer santral kazası yaşandığını ancak bu kazaların Türkiye’nin nükleer santral yatırımından vazgeçmesine sebep olmadığını söyledi.  ”Türkiye nükleeri yapmak zorundadır” diyen Çağlayan, şöyle konuştu:
”Bugün dünyanın bütün ülkeleri bunu yapmıştır. Enerji fiyatlarının azalmasını istiyorsanız, bunu iyi düşünmeniz lazım. Yoksa devletin vereceği sübvansiyonu kim ödeyecek? Kurulacak olan 2 nükleer enerji santralinde 85 milyar kwh enerji üretilecek. 85 milyar kilovatsaat enerjiyi doğalgazla üretirseniz 4 milyar dolarlık doğalgaz kullanmak zorundasınız. 85 milyar dolar kwh enerji üretmek için doğalgaz kullanırsanız 4 milyar dolar para ödeyeceksiniz. Nükleer yaparsanız ödeyeceğiniz para sadece 320 milyon dolar. Nükleer konusunda tabii ki insanlarımızın ve çevrenin güvenliği için her türlü tedbiri alacağız. Dünyanın bugün gelmiş olduğu akıl, beyin, düşünce seviyesi bu konudaki bütün problemleri ortadan kaldıracak, izale edecek yapıya sahiptir. 
 
Bir kaza olmuştur ama bu Türkiye’nin hesaplarını yeniden gözden geçirmesi, yeniden düşünülmesi noktasında önemli değil. Aksi halde bizim bu petrol fiyatlarıyla ödeyeceğimiz maliyetler artacak bu size geri dönecek. Bu fatura herkesten çıkacak ve Türkiye’nin cari açığı çok daha fazla artacaktır.”
 
Bakan Çağlayan, ihracat odaklı bir üretim stratejisi kurduklarını kaydederek, bu işin temelinin sanayi olduğunu, yapılacak ürünlerin mutlaka pazar imkanına sahip ve rekabet etme şansına sahip olması gerektiğini söyledi. 
 
Çağlayan, başlatılan çalışma ile bütün ülkelerin Türkiye ile ithalat ve ihracat profillerini üst üste koyduklarını, tamamlayıcılık endekslerine baktıklarını ve Hindistan, Rusya, Çin, ABD’nin öncelikli ülkeler olarak belirlendiğini kaydetti. Çağlayan, ”Bizim ihracatçımızda, sanayicimizde bir büyük ülke fobisi var. Biz oraya mal satamayız. Niye satamıyorsun kardeşim. Satan nasıl satıyor? Benim Çin’den korkmam gereken bir nokta var. Çünkü onlar da ithalat yapan ülkeler. Biz bu konuda sizlere kılavuzluk yapıyoruz. Ülkeleri ve sektörleri buna göre belirleyeceğiz” diye konuştu. 
 
Çağlayan, girdi Tedarik Stratejisi ile girdi tedariğinde yerli kaynakların kullanılmasının ve tedariğinin güvenlik altına alınmasının da sağlanacağını anlattı.