ASO Ocak ayı meclis toplantısı AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla yapıldı. - Ankara Sanayi Odası


ASO Ocak ayı meclis toplantısı AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla yapıldı.

    31 Ocak 2018

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir meclis toplantısında şöyle konuştu: 

“60. Hükümette Devlet Bakanı, 61, 62 ve 64. Hükümetlerde Kalkınma Bakanı, 63. Hükümette Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan, AK Parti Ekonomi İşleri’nden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a zaman ayırıp toplantımıza katıldıkları için teşekkür ediyorum.  Yoğun bir ayı geride bıraktık. Bildiğiniz gibi 22 Ocak’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ASO 54. Yıl ödül törenini Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımları ile gerçekleştirdik. Meclis üyelerimizin büyük bölümü de oradaydı. Törende, İhracat, kurumlar-gelir vergisi,  ARGE Merkezi- patent, yaratılan katma değer ve istihdam özel ödülü olmak üzere 5 kategorideki 54 ödülü 35 firmamız paylaştı.Bu etkinliği yalnızca bir ödül töreni olarak değil aynı zamanda  Ankara sanayisinin  başarılarının taçlandırılması olarak değerlendiriyorum. Zira ödül töreninde çok sayıda sanayicimizin başarılarını ortaya koyarken, aynı zamanda görüşlerimizi de Sayın Cumhurbaşkanımıza, Bakanlarımıza ve devletin her kademesinden değerli konuklarımıza iletme şansı bulduk. Törende yaptığım konuşmada Türkiye’nin belirlenen ekonomik hedeflere ulaşması için orta teknoloji tuzağından sıyrılarak yüksek teknolojiye sıçraması gerektiğini belirterek, Türkiye’de bu sıçramaya öncülük edebilecek en önemli ilimizin Ankara olduğu vurgusunu bir kez daha yineledim. Ankara’nın ileri teknoloji üssü olarak ilan edilmesi ve kamusal politikaların buna göre hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdim. Biz ASO olarak, İstanbul’un finans ve hizmet üssü olma yolunda yürüdüğü bir dönemde Ankara’nın ileri teknoloji üssü olarak ilan edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bugün Ankara, ileri teknolojili patent-faydalı model başvurularının yüzde 14’ünü gerçekleştirmiştir. Ar-Ge yapan üreticilerin yüzde 15’i, yüksek teknoloji üretiminin yüzde 20’si, Ar-Ge mühendislerinin yüzde 28’i Ankara’dadır. İleri teknoloji yatırımlarının yüzde 30’una Ankara ev sahipliği yapmaktadır. Ankara’nın bu potansiyelinin kullanılması, harekete geçirilmesi gerekmektedir. Bu yüzden Ankara’nın ileri teknoloji üssü olarak ilan edilmesi yalnızca Ankara için değil tüm Türkiye açısından önemlidir.

Değerli meclis üyeleri,

Bugün Türkiye artık eski Türkiye değil. FETÖ’nün hain darbe girişiminin üzerinden 1 çeyrek geçmeden büyüme patikasına yeniden dönen,1 yıl sonrasında yüzde 11,1’lik büyüme performansı ile tüm dünyada büyüme lideri olan, aynı dönemde imalat sanayii yüzde 15’e yakın büyüyen bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Bu başarının arkasında yatan iki temel güç bulunmaktadır: inanç ve yenilikçilik. İnanç; çünkü Türkiye’ye inanan bir sanayici ve özel sektör var. Yenilikçilik; çünkü dümende statükoyu kıran, yenilikçi bir ekonomi yönetimi söz konusu. Bunun en güzel örneği kemer sıkmak yerine ekonomiyi büyütmek için Kredi Garanti Fonu’nun devreye sokulması ve piyasanın canlandırılması olmuştur. Mevcut paradigmayı kırarak KGF’nin canlandırılması ekonomi yönetiminde yenilikçi bakış açısının ne derece önemli olduğunu bize göstermiştir.

Türkiye’nin ne kadar güçlü bir ülke olduğunu, ekonomisinin ne derece sağlam olduğunun bir diğer göstergesi de Zeytin Dalı Harekatı’dır. Ülkemizin ve Suriye’nin bütünlüğünü tehdit eden ve oradaki masum insanlara zulmeden terör örgütleri PKK, DEAŞ ve diğer şer odaklarını ansızın vurmuş olması hepimizi sevindirmiştir. Harekat süresinde dahi Borsa İstanbul’un rekor seviyelere ulaşması, ülkemize olan güvenin tam olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu vesile ile Suriye’de, sınır boylarında, tüm ülke genelinde görev başında olan güvenlik güçlerimizin, askerlerimizin yanlarında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum. Operasyonlarda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Değerli Meclis Üyeleri,

Türkiye için vargücümüzle çalışıyoruz. OECD ülkeleri içerisinde, haftada 60 saat ya da daha fazla çalışan işçi oranı en yüksek ülke %23.3 ile Türkiye’dir. OECD ortalamasının %5.6 olduğu düşünüldüğünde aslında çalışma noktasında bir sıkıntımızın olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Ancak sizlere her fırsatta dile getirdiğim verimlilik noktasında problemimiz var. Çalışmanın sonunda maksimum çıktıyı alabilmek için verimliliğimizi artırmak zorundayız. Bunun da yolu yenilik, Ar-Ge ve teknolojiden geçmektedir. Bu noktada halen gidecek çok yolumuz bulunmaktadır. Diğer taraftan önemli bir potansiyele de sahibiz. Genç nüfusumuz. Dünya Ekonomik Formu tarafından geçen hafta açıklanan  “Geleceğin Üretimine Hazırlık Raporu 2018”, son dönemde hazırlanan en kapsamlı rapordur. Rapora göre Türkiye’nin potansiyeli, hem sayıca hem de genel nüfus içerisinde payı yüksek olan genç nüfustur. Genç nüfus, teknoloji talebini ortaya koymaktadır. Ancak aynı rapor, Türkiye’nin genç nüfusunun da içinde olduğu insan sermayesinin teknolojik dönüşüme hazır olmadığını ortaya koymaktadır. Gelişme yolundaki ülkeler açısından genç nüfus çok önemlidir. Bu noktada Türkiye’nin rakibi gelişmiş ülkeler değil gelişme yolundaki ülkelerdir. ABD’de  2018’de yayımlanan rapora göre ilk kez bir gelişme yolundaki ülke yani Çin, ABD’nin önüne geçerek, bilimsel yayın üretiminde dünya lideri olmuştur. Bu alanda bizim de atılım yapmamız şart görünmektedir. Önümüzdeki yıllarda dünya Türkiye’nin adını çok daha sık duyacaktır. Pricewaterhouse Coopers (PwC) tahminine göre, ABD, İngiltere, Almanya, Japonya, Fransa, Kanada, İtalya’nın oluşturduğu G7 ile kıyaslandığında 2050 yılında içinde Çin, Hindistan, Endonezya, Brezilya, Rusya, Meksika ve Türkiye’nin yer aldığı E7 ülkeleri ön plana çıkacaktır.

1995 yılında E7, G7’nin yarısı büyüklüğünde iken 2015 yılında E7 büyüklük olarak G7’yi yakalamıştır. 2040 yılında E7 gelir olarak G7’nin iki misli büyüklüğe ulaşacaktır. Hepimizin bu bilinçle hareket etmesi gerekmektedir. Faaliyetlerimizi bu vizyon doğrultusunda kurgulamamız, geleceğin Türkiye’sine uygun bir vizyona sahip olmak zorundayız. Farklı ve yenilikçi düşünmek zorundayız. Belki şu anda firmalarımızın performansı çok iyi, herşey yolunda gidiyor olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki herşeyin iyiye gittiği zamanlar, birşeyleri değiştirmenin, yeni birşeyler yapmanın tam zamanıdır. Yenilikçi olmak zordur, zihinsel bir hazırlık gerektirir. Siz hazır olduğunuzda etrafınızdakiler hazır değildirler. Tarihteki tüm örnekleri yeniliğin ne kadar zor olduğunu teyit etmektedir. Galileo teleskopu bulduğunda güldüler, X ışını ilk tespit edildiğinde “Aldatmaca” dendi, Telefon “anlamsız bir oyuncak” olarak nitelendirildi, bilgisayar için “kimin ona ihtiyacı olur ki?” dendi.New York Times 1936 yılında “Bir Roketin Dünya atmosferinden çıkması asla mümkün olmayacak” yazıyordu.

Tüm bunlar, sonunda dünyayı değiştirecek bir yenilik bulsanız dahi başlangıçta ne büyük zorluklar ile karşı karşıya kalacağınızın örnekleridir. Ancak Ankaralı sanayiciler olarak bizler Türkiye’ye örnek olmak zorundayız, bizler yenilikçiliğe önayak olmak zorundayız.

Değerli Meclis Üyeleri,

Her konuşmamda olabildiğince sizlere farklı bakış açılarını sunmaya çalışıyorum. Gündelik işlerden, yoğun popüler gündemin dışında sizlere Türkiye’nin gerçek gündemini anlatmaya gayret ediyorum. Aynı zamanda güncel ekonomik gelişmeler ve beklentiler de bizim için önem arz etmektedir. 2017 yılı merkezi bütçede gayet başarılı bir performansın ortaya konulduğu bir yıl olmuştur.  Bütçe kanununda merkezi yönetim bütçe açığı hedefi yaklaşık 47 milyar lira olarak öngörülmüştü. Orta Vadeli Programda ise yıl sonu bütçe açığı tahmini 61,7 milyar lira olarak revize edilmesine rağmen 2017 yılsonu bütçe açığı gerçekleşmesi, yıl başı bütçe açığı hedefi seviyesinde gerçekleşmiştir. Diğer yandan kamu borç yükünün milli gelire oranı 2016 yılında yüzde 28,3 iken 2017 yılında da borç yükünün yüzde 28 civarlarında gerçekleşmesi beklenmektedir. Buradan hareketlehem borç yükü hem de bütçe açığı anlamında kamu mali dengelerinde bir bozulma ortaya çıkmamıştır.Bir diğer önemli gösterge ekonomiye olan güvendir. Türkiye İstatistik Kurumu ve Merkez Bankası’nın ortak çalışmasına göre tüketici güveni ocak ayında aralık ayına göre tam yüzde 11.1 artmıştır. Bu oran, 15 yıllık dönemde tüketici güven endeksinin ikinci en yüksek artışıdır. Ekonomik güven endeksi 2018 Ocak ayında bir önceki aya göre %10 oranında artarak 95,3 değerinden 104,9 değerine yükseldi. Tüketici, imalat sanayi, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerinin tamamında artış ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda Merkez Bankası’nın hesapladığı reel kesim güven endeksi ocak ayında, aralık ayına göre 5 puan artarak 103.3’ten 108.3’e çıkmıştır.

Bu rakamlar ekonomiye güven noktasında ne tüketicinin ne de özel sektörün bir sorun yaşamadığını bize söylemektedir.IMF’nin Dünya Ekonomik Görünüm raporunda küresel büyüme tahmini 0.2 puan  yukarı güncellenerek %3.9’a yükselmiştir. Aynı şekilde Dünya Bankası’da gelişmiş ekonomilerin beklenen büyüme rakamını yukarı yönlü revize etmiştir. ABD, Euro Bölgesi ve Japonya’nın beklenen büyümelerinin daha iyileşeceği tahmin edilmektedir. Tahminler, küresel ekonomide 2018’in iyi geçeceğine işaret etmektedir.Türkiye ekonomisinin halihazırda en yumuşak karnı enflasyondur. 2017 yıl sonu enflasyonu yüzde 11.92 olarak gerçekleşti. Bu TÜİK’in 2003 yılından başlayan yeni enflasyon serisinde yılsonu değerleri içinde bir rekor olarak karşımıza çıkmıştır. Yaz aylarına kadar enflasyonun baz etkisiyle aşağıya ineceğini düşünüyorum. Bu süreci iyi değerlendirirsek yılın geri kalanında da enflasyonu kontrol ederek, OVP’deki yüzde 7 oranına ya da en azından dün Merkez Bankası’nın açıkladığı yüzde 7,9’a rahatlıkla ulaşabileceğimizi tahmin ediyorum.

Değerli meclis üyeleri,

Önümüzdeki döneme ilişkin temel beklentimiz, KGF’ye yönelik düzenlemelerin kurumsal hale gelmesidir. KGF şu anda kendine tanınan 250 milyar TL’lik kefalet limitinin yaklaşık 200 milyar TL’lik kısmını kullanmış durumdadır. 2018 senesinde de bankacılık kanalı üzerinden kredi genişlemesinin sağlanması ve piyasadaki canlılığın devam etmesi için KGF sürdürülebilir ve ekonomik büyümeyi destekleyecek bir şekilde devamlılık arz eden kurumsal bir yapıya kavuşturulmalıdır. Diğer taraftan 2018 senesinde yeni sermaye yatırımlarının hayata geçirilmesi, makine parkurunun modernize edilmesi, genişlemeye yönelik yatırımların gerçekleşmesi için Hükümetimizin makine-teçhizat harcamalarında yatırımcılara destek olacak bir takım tedbirleri devreye almasını tamamen destekliyoruz. Sayın Bakanımız da bizimle iken mevcut yatırım teşvik sistematiğinin Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden kurgulanmasının gerekliliğini kendilerine ifade etmek istiyorum. Mevcut sistemin karmaşıklığı bir tarafa o kadar çok revize edilmiş bir sistem haline geldi ki artık takip edemez hale geldik. En son yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Cazibe Merkezleri Programı kapsamında verilecek destekler de 6. Bölgeye verilen yatırım teşvikleri ve ilave olarak enerji desteği ile sınırlandırılmıştır. Bu açıdan Cazibe Merkezleri programı da mevcut yatırım teşvik sistemine adapte edilmiş görünmektedir. Bu kadar karmaşık bir modelden ziyade daha basit, her bir yatırımcının talep ettiği teşvik türüne cevap verebilecek düzeyde esnek, yalnızca bölgesel kalkınma değil aynı zamanda illerin rekabetçiliğine destek verecek yeni bir modelin tartışılması gerekmektedir.  

Sayın Bakanım, değerli meclis üyeleri

İki konuya daha değinerek konuşmamı bitirmek istiyorum. Dün iki bakanımızdan iki güzel haber aldık. Önce Maliye Bakanımız firmaların KDV alacaklarını hızla ödeyecek bir sistem kuracaklarını belirtti. Birçok oda başkanının sürekli bu konuda kendisinden talepte bulunduğunu ifade etti.O oda başkanlarından birisi de benim. Çok sayıda firmamızın KDV alacağı için sayın bakanın kapısını sürekli aşındırdık. Bu düzenlemeyi memnuniyetle karşılıyor ve kendisine teşekkür ediyoruz. Bu düzenlemenin biran önce hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. Dün ikinci güzel haber de Başbakan Yardımcımız Sayın Recep Akdağ’dan geldi.93 maddelik yatırım ortamının iyileştirilmesi reform paketini TBMM’ye sevk edeceklerini açıkladı. Bunu da büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Bu pakette yeralan 65 madde icra iflas kanunu ile ilgili. Adalet Bakanımız tarafından detayları açıklanacak tasarıyla, umarız istismarların ortadan kaldırılacağı, ticaretin kuralları içinde, konkordato müessesesinin daha iyi işleyeceği bir iflas erteleme hayata geçirilir. Sözlerime burada son verirken Sayın Bakanıma katılımlarından dolayı tekrar teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum”. 

AK Parti Ekonomiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise “2018’de ihracatta çok iyi bir yıl yaşayacağız, bu da büyümeyi destekleyecek. İç talep kapsamında 1 milyon 378 bin istihdam var, bununla birlikte asgari ücretteki artış da iç talebi besleyecek. Bir diğer katkı verecek alan da yatırımlar. Kapasite kullanım oranları fiilen yüzde 100’lük bir noktaya geldi” dedi. Yılmaz, Ankara’nın da siyasi yönü dışında ekonomik boyutunun önemine değindi.
Yılmaz, Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı’nda görev alan TSK ve ÖSO’nun mücadelesinde Allah’tan muvaffakiyet diledi. Şehitlere Allah’ta rahmet, gazilere şifalar diledi. Yılmaz, harekatın, yaşanan gelişmelere Türkiye’nin müdahil olarak kendi göbeğini kendinin kestiğini ifade ederek, “Bizim hiçbir ülkenin toprağında gözümüz yok, biz Suriye’yi işgal etmek için orada bulunmuyoruz. Bizim gayretimiz terör örgütlerini ortadan kaldırmak. İnşallah başarıyla da tamamlayacağız” diye kaydetti.
Yılmaz, Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerini hatırlatarak, Türkiye karşıtı bir takım hesaplar ve yapılara milletin duruşu ile cevap verildiğini ve bu sayede ekonominin, demokrasinin güçlü bir şekilde devam ettiğini söyledi. Ekonomik lokasyon olarak Başkent’in önemine değinen Yılmaz, “Ankara’nın siyası yönü ekonomik boyutunu kimi zaman gölgeleyebiliyor. Ankara sadece siyasi bir merkez değil, aynı zamanda çok önemli bir ekonomik merkezimiz. İstanbul’dan sonra ekonomide ikinci büyük ilimiz. Sosyal göstergeler bakımından ilk sırada. Yüz binlerce öğrencisi olan üniversitelerin yer aldığı bir il. Çok önemli sanayi alt yapısı olan bir ilimiz, 13 tane OSB var. Ankara, ülkemizin 2023 hedefleri açısından lokomotif bir il. Kilogram başına üretim ve ihracat değeri itibariyle son derece önemli bir ilimiz ve inşallah bu konumunu devam ettirecek. Ankara’nın bu ekonomik yönünü daha iyi görüp desteklememiz gerekiyor” şeklinde konuştu. 

“İhracat, iç talep ve yatırım büyümeyi destekleyecek”
2017 yılı ekonomik değerlendirmesi yapan Yılmaz ve 2018 yılı hedeflerini de açıkladı. Bu kapsamda “2018 yılında büyüme olacak mı?” sorusunu yanıtlayan Yılmaz, yüzde 5,5’lik büyüme hedefini kolaylıkla yakalayacaklarına inandıklarını belirtti. Yılmaz, bu büyüme hedefine ulaştıracak etkenleri ihracat, iç talep ve yatırımlar olarak sıralayarak, “2018’de ihracatta çok iyi bir yıl yaşayacağız, bu da büyümeyi destekleyecek. İç talep kapsamında 1 milyon 378 bin istihdam var, bununla birlikte asgari ücretteki artış da iç talebi besleyecek. Bir diğer katkı verecek alan da yatırımlar. Kapasite kullanım oranları fiilen yüzde 100’lük bir noktaya geldi. Genel olarak 2018’e yüksek bir güvenle başladık 2017’deki büyüme 2018 yılında da devam edecek” diye konuştu.

 

1 PLT_5610 PLT_5715