Ankara Sanayi Odası Kasım ayı meclis toplantısı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla yapıldı. - Ankara Sanayi Odası


Ankara Sanayi Odası Kasım ayı meclis toplantısı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla yapıldı.

    30 Kasım 2016

Ankara Sanayi Odası Kasım ayı meclis toplantısı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla yapıldı.
Toplantıda ASO Başkanı Nurettin Özdebir gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.
Özdebir konuşmasında Adana’da hayatını kaybeden öğrenci ve refakatçilerine Allah’tan rahmet  diledi ve böyle acıların bir daha yaşanmamasını temenni etti.   Özdebir’in konuşması şöyle:
“Dünya Ekonomik Forumu’nun 2015-2016 Küresel Rekabet Raporunda Türkiye rekabetçilikte 140 ülke arasında 51’inci sırada yer alıyordu. 2016-2017 Raporunda ise Türkiye, 4 sıra gerileyerek 138 ülke arasında 55’inci sırada yer aldı. İş yapmayı zorlaştıran en sorunlu alanlar arasında; vergi oranları, işgücünün yeterli niteliklere sahip olmaması, finansmana erişim, etkin çalışmayan bürokrasi üst sıralarda yer alıyor. İşgücünün niteliğini yükseltmek için Milli Eğitim Bakanlığı yoğun çaba gösteriyor. Bu konuda mesafe de alınıyor. Biz de ASO olarak işgücünün niteliğini yükseltmek için Erkunt Eğitim Merkezinde SİMEP projesini uyguluyor, Hacettepe Meslek Yüksek Okulu ile işbirliği yapıyor, ASO Teknik Koleji’nde eğitim faaliyetlerinde bulunuyoruz. Bir de anaokulumuz var. Ancak, mesleki eğitimi özendirecek tedbirlerin alınması gerekiyor.
Örneğin, meslek lisesi ya da meslek yüksek okullarından mezun olup imalat sanayiinde üç yıl çalışmış olanlara askerlikte, kısa dönem gibi bazı ayrıcalıklar tanınabilir. Şirketlerimiz finansmana erişemiyorlar çünkü çoğu borca batık. Bankaların istedikleri teminatları gösteremiyor, rasyoları tutturamıyorlar. Dünya Bankası Grubunun, ülkeleri iş yapma kolaylığı açısından sıralayan Doing Business Raporunda Türkiye, 2016 Raporunda 189 ülke arasında 55’inci sırada yer alırken, 2017 Raporunda 14 sıra gerileyerek 190 ülke arasında 69’uncu sırada yer aldı. Türkiye’de iş yapmayı zorlaştıran en sorunlu alanlar arasında inşaat izinleri, finansmana erişim, vergilerin ödenmesinde harcanan süre ve vergi oranları, iflas eden şirketlerin tasfiyesi ön sıralarda yer alıyor. Her iki kuruluşun raporlarında Türkiye’nin sıralamalardaki yerinin kötüleşmesinin temel nedeni, sorunlu alanlardaki kötüleşme değil, diğer ülkelerin reformlarını bizden daha hızlı gerçekleştirmeleri. Bunun anlamı, Türkiye’nin reformları yeterli hızda ve etkinlikte gerçekleştiremediğidir. Bu durumun değişmesi ve reform sürecinin yeniden hızlandırılması gerekmektedir. Yapısal reformların devam edeceği beklentisi, yabancı sermayeyi ülkemize çeken en önemli faktörler arasındadır. Örneğin, Kasım ayı başlarında Standard and Poor’s Türkiye’nin kredi notunu BB olarak teyit ederken not görünümünü  “negatif”ten “durağan”a yükseltti. Not görünümündeki iyileşmeye gerekçe olarak politika yapıcıların reformları uygulamaya devam edeceği beklentisi gösterildi. Bu örnekten de görüleceği gibi reform beklentilerinin boşa çıkarılmaması gerekmektedir.
Sayın Bakanım,
ABD’de Donald Trump’ın beklenmedik bir biçimde başkan seçilmesinin küresel düzeyde önemli siyasi ve ekonomik sonuçları olacaktır. Trump’ın seçilmesi finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açmış, dolar tüm paralar karşısında değer kazanmıştır. Trump’ın başkan seçilmesi, Avrupa’da zaten yükselmekte olan aşırı sağcı partilerin iştahını kabartmıştır. Önümüzdeki dönemde yapılacak seçimlerden bu partilerin başarılı çıkma, hatta bazılarının iktidara gelme ihtimali çok güçlenmiştir. Trump, sisteme olan güvenini kaybetmiş, ekonomiden aldıkları pay sürekli düşen kitlelerin oylarıyla başkan seçilmiştir. Trump’ın açıkladığı ekonomik plan, bu kitlelerin taleplerine cevap vermeyi amaçlamaktadır. Trump, zenginlerden alınan vergilerin oranlarını düşürerek yatırımların önünü açacağını, altyapı yatırımlarını arttıracağını söylemektedir. Trump, uluslararası ticarette korumacı tedbirler alacağını, Kanada, Meksika ve ABD arasındaki serbest ticaret anlaşması NAFTA’yı gözden geçirmeyi vaad etmektedir. Trump’ın görüşmeleri devam etmekte olan TTIP, TPP ticaret anlaşmalarını rafa kaldıracağı da neredeyse kesindir. Dünyada küreselleşme süreci yeni bir döneme girmekte, sadece ABD’de değil her ülkede korumacı eğilimler güç kazanmaktadır. 2010 yılından bu yana dünya ekonomisi yılda ortalama %3 büyürken dünya ticareti %2 büyümektedir. Korumacı eğilimler nedeniyle bu tablonun önümüzdeki yıllarda daha da bozulması mümkündür. Bu durum, ülkeler arasındaki rekabeti daha da şiddetlendirecektir. Ülkemiz açısından bakıldığında, önümüzdeki yıllarda ihracat yapmak zorlaşacak, iç pazarda da ithal ürünlerle rekabet yoğunlaşacaktır. Burada Piyasa Gözetim ve Denetimine büyük görev düşmektedir. Kalitesiz ve teknik mevzuatına uygun olmayan merdiven altı ve uzak doğu menşeli ucuz ürünler etkili bir piyasa gözetim ve denetim sistemini gerektirmektedir. Piyasa gözetim ve denetimlerinin etkinliği bir taraftan tüketicilerin sağlık ve güvenliğini korurken diğer taraftan da kayıt dışı ekonomi ile mücadelede destek aracı olabilecektir. Ayrıca muhtemel vergi geliri kayıplarının önlenmesine yardımcı olacaktır. Piyasa gözetim ve denetiminden sorumlu kamu kurumlarının daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Denetim kapasitemizi arttırmak için sanayi odaları gibi meslek örgütlerine piyasadan numune alıp test ettirme ve kamu otoritesinin test sonuçlarına göre işlem yapmasını sağlayacak yeni bir yöntem geliştirilmelidir. Hükümet, iş dünyasının koruma taleplerine olumlu yaklaşmakta ve gerekli tedbirleri almaktadır. Ancak burada dikkatli olmak ve toptancı bir yaklaşımdan kaçınarak ülkemizde yeterli kapasitede üretilmeyen ve korumaya alındığında rekabet gücünü bozabilecek ürünler bu tedbirlerin dışında tutulmalıdır. Küresel ekonomide değişmekte olan paradigma, rekabet gücümüzü arttıracak reformların önemini daha da arttırmaktadır. Yapısal reformlar konusunda yoğun çaba gösteren ekonomi yönetiminin performansını daha da yükseltmesi gerekmektedir.
Sayın Bakanım,
Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinde yabancı para birimi üzerinden teklif alınıp sözleşme yapılabilmesi ülkemizdeki dolarizasyonu beslemekteydi. Burada değişikliğe gidilerek Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihalelerde yalnızca Türk Lirası üzerinden teklif alınıp sözleşme yapılacak olması ülkemizdeki dolarizasyonu sınırlayacak yerinde bir karar olmuştur.
Sayın Bakanım,
Bakanlar Kurulu kararı ile KOBİ’lerin ve KOBİ tanımı dışında kalan diğer yatırımcıların finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması için kredi garanti kurumlarına hazine desteği verilecek olması, ekonominin canlanmasına katkı sağlayacaktır. Bu karara göre KOBİ’lere 3 milyon dolar, KOBİ dışında kalan yatırımcılara 50 milyon dolara kadar kefalet sağlanacaktır. Sağlanan kefalet oranı KOBİ’ler için %85, KOBİ tanımı dışındakiler için ise %75’e ulaşabilecektir. Kefalet talebi, Eximbank kanalı ile geliyorsa bu oran %100’e çıkabilecektir. Kefalet tutarı ve oranları küçümsenecek miktarlar değildir ve şirketlerimiz bu imkanlardan yararlanacaktır.
Sayın Bakanım,
Ekonomik Sosyal Konsey ilgili tarafların tam temsilini sağlayacak şekilde yeniden tasarlanmalı ve düzenli olarak toplanmalıdır. YOİKK ilk birkaç yıl reformist çalışmalar yapabilmiş, ancak daha sonra bu yapısından uzaklaşarak, yatırım ortamının iyileştirilmesi için tedbir geliştirmek yerine formaliteyi yerine getiren bir hale gelmiştir. Bu itibarla YOİKK yapısı yeniden gözden geçirilmeli, özellikle Ekonomi Bakanı ve Müsteşarı ile Teknik komite başkanlarının olayı sahiplenmeleri ve yatırım ortamının iyileştirilmesinde itici güç haline gelmeleri sağlanmalıdır. Ekonomik Sosyal Konsey, EKK ve YOİKK platformlarında KOBİ’lerin etkin temsili sağlanmalıdır. Şimdiye kadar uygulanan teşvik sistemi, işletmelerin kar etmeleri halinde yararlanılacak nitelikte teşviklerden oluşmaktadır. Halbuki işletmelerin kar etmelerini sağlayacak bir teşvik sistemi kurgulanmalıdır. Ayrıca teşviklerin rekabeti bozucu olamamasına dikkat edilmelidir. Yeni yatırımların desteklenmesi kadar mevcut yatırımların kapasitesinin de doldurulması ve bunun için desteklenmeleri gerekmektedir. Daha önceleri uygulanmakta olan yatırım indirimi sistemine yeniden geçilmelidir. Ayrıca bölgesel teşviklerde geri kalmış yörelerde her türlü sanayi yatırımının teşvik edilmesinden vazgeçilerek eğitim, sağlık ve kültürel yatırımlar gibi bölgenin sosyal altyapısını geliştirecek yatırımlara öncelik verilmelidir. Buna ek olarak, rekabet gücünü kaybetmekte olan gelişmiş bölgelerdeki yatırımların buralara taşınmasına teşvik verilmelidir. İmalatçı firmaların rekabet gücünün artırılabilmesi için en önemli girdilerini oluşturan enerji, istihdam ve haberleşme üzerindeki yüksek vergiler düşürülmeli, elektrik üzerindeki TRT fonu, belediye fonu gibi ilaveler kaldırılmalıdır. 100 milyon doları aşan Yatırımlara Proje Bazlı Devlet Yardımı verilecek olması da yerinde bir karar olmuştur. Bu konuda Sayın Bakanımızın bizi bilgilendireceğini umuyoruz. Maliye Bakanlığı sık sık borçları yeniden yapılandırıyor. Bu durum, vergi oranlarının yüksekliğini ve insanlarımızın da vergi borçlarını ödeyemediklerini göstermektedir. Bu nedenle kalıcı çözüm, vergi oranlarını düşürmekle sağlanacaktır. Borçların yeniden yapılandırılmasında 77,6 milyar liralık borç yapılandırılmıştır. Bu önemli bir miktardır. Ancak, çok uzun zamandır bizim söylediğimiz gibi, bu barışların tarihleri belli olabilir ama piyasaların rahatladığı dönemlerde taksitlerin ödenmesi veya başlatılması gerekir. İşadamı zaten günü zor kurtarırken nasıl kaynak ayırabilip borçlarını ödeyebilsin?
Bizce, büyümenin %4’ün üzerinde olduğu dönemlerde bu ödemelerin yapılması, %4’ün altına düştüğü zamanlarda da tatil edilmesi yerinde olacaktır. Piyasanın daraldığı zaman ödemeler tatil edilirse, otomatikman vadeler de uzamış olacaktır. Sözlerime burada son verirken sayın bakanıma teşrifleri için bir kez daha teşekkür ediyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum” diye konuştu.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise bakanlık bürokratlarıyla Eximbank, Kredi Garanti Fonu, Hazine ve ilgili kurumlardan temsilcilerin bugün bir araya gelerek yeni bir düzenleme üzerinde çalışacağını belirterek, “Sağlanacak desteğin hem ihracatçı hem de diğer KOBİ’lerimizce çok kolay ulaşılır hale getirilmesi için çok etkin bir yöntem şu anda çalışılıyor. Çok kısa bir sürede, birkaç gün diyebileceğimiz bir sürede bu da hayata geçecektir.” dedi.
Konuşmasına Adana’da özel öğrenci yurdunda çıkan yangına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak başlayan Zeybekci, “Kaza mı, ihmal mi yoksa bir cinayet mi olduğu ayrıca araştırılması gereken olayda hayatını kaybeden çocuklara ve refakatçilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Ders olsun, ders alalım, sorumlular cezalandırılsın, ama böyle şeylerin olmaması lazım. Orada bir yangın merdiveni ihmali varsa, bu taammüden adam öldürmekten başka bir şey değildir. Bu şekilde, bu gözle görülmesi lazım.” diye konuştu.
Zeybekci, asgari ücret konusuna değinirken, “(Nihat Zeybekci, 1600 lira asgari ücretle kendisi geçinsin) diyorlar. Asgari ücret demek, asgari geçim demek değildir. Asgari ücret bir iş için Türkiye’nin ekonomik şartlarının vermek zorunda kaldığı en az taban ücret demektir, bir ailenin geçim rakamı değildir. Genel itibarıyla bunu bir hükümet üyesinin değil, reel ekonominin de serbest bir şekilde konuşabilmesi lazım. Dünya genelinde milli gelirine oranla asgari ücreti en yüksek ülke Türkiye ise sanayiyle veya büyümeyle ilgili bu dengeyi kurmamız, net şekilde tartışabilmemiz lazım. Karşı olmak, itiraz demek değil.” ifadelerini kullandı.
Kredi Garanti Fonu’nun Türkiye için çok önemli bir unsur olduğunu vurgulayan Zeybekci, şunları kaydetti: “Yeni yapılan düzenlemeyle ki bugün onunla ilgili toplantı yapılacak. Eximbank, Kredi Garanti Fonu, Hazine ve ilgili kurumlar, bizim bakanlığımızdan arkadaşlarımızın da katılımıyla… İhracatçı KOBİ’lerin, Kredi Garanti Fonundan garanti talebi, zor durum veya dar pozisyonundan dolayı değil, teminat bulamamaktan ihracatına destek anlamında, diğer taraftan biraz can suyuna ihtiyacı olan şirketlerimiz var. Bu ikisini orta noktaya getirerek, sağlanacak desteğin hem ihracatçı hem de diğer KOBİ’lerimizce kolay ulaşılır hale getirilmesi için çok etkin bir yöntem şu anda çalışılıyor. Çok kısa bir sürede, birkaç gün diyebileceğimiz bir sürede bu da hayata geçecektir.” Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Almış olduğumuz ve alacağımız tedbirlerle piyasadan derhal yaklaşık olarak 10 milyar dolarlık bir döviz talebini çekebilme ihtimalimiz var. Bu kalıcı müdahale, olması gereken müdahale. Diğer müdahale tarzlarımızı da hızlı şekilde geliştiriyoruz.” dedi.
ASO üyeleriyle geniş kapsamlı bir toplantı yapmak istediklerini dile getiren Zeybekci, birçok destek ve faaliyetleri anlatmada yaşadıkları sıkıntıyı bu şekilde aşabileceklerini söyledi.
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini anımsatan Zeybekci, “Bu ülke milli bir destan yazdı. Şu an itibarıyla tabi ki ’15 Temmuz oldu bitti, sonra da toparladık her şeyimizi yola koyduk’ diyemiyoruz. Ardı ardına geliyor, bütün dünyada farklı gelişmeler var. Dünyada yer yerinden oynuyor, dünya ekonomi haritaları yeniden çiziliyor.” diye konuştu.
Zeybekci, 2004 yılında Denizli Sanayi Odası seçimlerine hazırlanırken belediye başkanlığına aday gösterildiğini belirterek, “Ama içimde uhde kaldı. Hala Denizli Sanayi Odası Başkanı olmak gibi içimde bir heves var. Allah nasip ederse, siyaseti bir kenara koyduktan sonra, işimizin gücümüzün başına döndükten sonra Denizli Sanayi Odası Başkanlığı hedefte hala var.” ifadelerini kullandı.
Üretimin içinden, tezgahın öbür tarafından geldiğini ve sanayicinin mükellefiyetlerini çok iyi bildiğini anlatan Zeybekci, şöyle devam etti:
“Şu anda şirketlerimizde, yönetim kurulu başkanlığını bıraktığım 2004’ten beri yaklaşık bin 60 civarında çalışan arkadaşımız var. İstihdam, ay sonu geldiğinde maaş ödemek, bütün vergi, sigorta mükellefiyetlerini hiçbir gecikme olmadan yerine getirmek ne demek gayet iyi biliyorum. 1994 yılında işçilerimizin, çalışanlarımızın maaşlarını hiç aksatmadan, vergilerimizi, sigorta primlerimizi tarihi boyunca hiç aksatmadan, günü gününe ödeyerek, bunları gerektiğinde bazen eşten dosttan borç bularak mükellefiyetlerimizi yerine getirirken, ‘af’ denildiğinde bana ne kadar haksızlık gibi geldiğini bilenlerden biriyim.”
Zeybekci, kamu tarafına geçtikten sonra da kamunun ve bürokrasinin farklı bakış açısını görebildiği için kendisini şanslı hissettiğini ifade etti.
– “Tu kaka Merkez Bankası demem”
Bakan Zeybekci, döviz kurundaki gelişmelere değinirken, daha önceden de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca (TCMB) kura müdahale edilmemesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunduklarını anımsattı. Zeybekci, şunları kaydetti:
“Öğretildiği, tavsiye edildiği gibi Merkez Bankası olarak kur artışlarında döviz satarak oyuna girdiğinizde spekülasyon amaçlı dalga boylarını hem çıkarken hem inerken kullananların istediğini yapmış olursunuz. Yaptıkları spekülatif harekete Merkez Bankası olarak girdiğinizde 100 milyarlık rezervinizle oyuna dahil oluyorsunuz. Siz oyuna dahil olduğunuzda 2014 Ocak’ta olduğu gibi birileri derhal oyununuzu 2-3 milyar dolarlık alımlarla oynamaya başlarlar. Sonra da 28 Ocak 2014’te olduğu gibi yüzde 5-5,5 aralığındaki faiz artırımıyla maçı bitirmek zorunda kalırsınız. İstenilen de odur zaten.”
TCMB’nin döviz satışıyla piyasalara müdahale etmesine karşı olduklarını vurgulayan Zeybekci, “Merkez Bankası da bugüne kadar 250 baz puanlık indirim yaptı, en son toplantısında da yaklaşık 50 veya 25 baz puanlık artışa gitti. Bu da kendi görmüş olduğu teknik ölçümlerle gerekliliktir. 250 baz puanlık indirim yaparken ‘aferin Merkez Bankası seni destekliyorum, bu artışı da desteklemiyorum tu kaka Merkez Bankası.’ demem. Orada faiz artışını desteklemem, ama Merkez Bankasının karar alma mantığını, mekanizmasını, kurumsal kimliğini desteklerim. Faize olan karşı duruşumuzu da sonuna kadar söylerim. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, hükümetimizin bu konudaki tavrı son derece nettir.” dedi.
Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan mal ve hizmet alımlarıyla yapım işleri ihalelerinde Türk lirası kullanılmasına yönelik düzenlemeyi de değerlendiren Zeybekci, “Önce devlet olarak bizim Türk lirasını kullanmamız lazım ki piyasadaki döviz talebini aşağıya doğru çekelim. Almış olduğumuz tedbirlerle, alacağımız tedbirlerle piyasadan derhal yaklaşık olarak 10 milyar dolarlık bir döviz talebini çekebilme ihtimalimiz var. Bu kalıcı müdahale, olması gereken müdahale. Diğer müdahale tarzlarımızı da hızlı şekilde geliştiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Amerika Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımına gideceği yönündeki söylemlerini anımsatan Zeybekci, “3 seneden beri 25 baz puanlık artış yaptı. Bu kadar gürültü patırtıya 25 baz puandan bahsediyorum. Biz hep ‘yapamazlar, yapsalar da sürdürülebilir değildir.’ dedik. Bunu söylerken, dün bir siyasi partinin başkanı ‘ekonomiden anlamıyor’ dedi. Hayatında 2 tane yumurtayı alıp, pazarda satıp da akşam eve o parayı getirdiğin oldu mu senin? Nezaketen siyasetin itibarlı olmasından yana olan birisiyim. Bu ülkenin önünde bütün sorunların çözümünde siyasetten başka hiçbir çareyi görmeyen biriyim. İllaki her şeyi siyasetle çözeceğiz.” diye konuştu.
– “AB’ye ihracatımızı artırdık”
Zeybekci, Türkiye’nin Avrupa Merkez Bankası kararlarından Fed’e göre daha fazla etkileneceğini belirterek, “Biz Türkiye olarak bu dönemde çaresiz bir bekleyiş içinde değiliz. Proaktif bir politika izliyoruz. Dünya ticareti aşağı doğru giderken, AB’ye ihracatımızı artırmış durumdayız.” dedi.
Gümrük Birliğinin güncellenmesi konusundaki görüşmelerin bütün hızıyla devam ettiğini anlatan Zeybekci, “Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi hiçbir engele takılmaksızın devam ediyor. Anlaşmanın kapsamını gıda, tarım, hizmetler, kamu alımları ve e-ticareti de içine alacak şekilde genişletiyoruz. Bu genişleme ekonomik anlamda AB ile tam olarak entegre olmak demek.” ifadelerini kullandı.
Zeybekci, ayrıca Avrasya Gümrük Birliği ve Rusya ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) görüşmelerini de hızlı bir şekilde yürüttüklerini, bunların AB’ye asla alternatif olmadığını kaydetti.
İran ile Tercihli Ticaret Anlaşması’nda revizyona gidildiğini de belirten Zeybekci, Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Umman ile STA görüşmelerini de gelecek yıl sonuna kadar tamamlamak istediklerini bildirdi.

img_9354  img_9395  img_9462 
  img_9518   img_9549   plt_0968
  plt_0996  plt_1050