Ankara Sanayi Odası Ağustos ayı olağan meclis toplantısı Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın katılımıyla yapıldı - Ankara Sanayi Odası

Ankara Sanayi Odası Ağustos ayı olağan meclis toplantısı Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın katılımıyla yapıldı

    24 Ağustos 2016

Ankara Sanayi Odası Ağustos ayı olağan meclis toplantısı Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın katılımıyla yapıldı.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Özdebir’in konuşması şöyle:

‘‘15 Temmuz’da gerçekleşen başarısız darbe girişimi, Cumhuriyet dönemindeki en büyük ihanet olarak tarihe geçecektir. FETÖ ihanet çetesi, tanklarla, helikopterlerle, uçaklarla saldırmış, Cumhurbaşkanlığı külliyesini, Meclisi, bombalamaktan çekinmemiştir. Bu ihanet çetesi; demokrasiye sahip çıkan Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımız başta olmak üzere hükümetin, tüm siyasi partilerin, halkımızın, polisimizin, darbe girişimine katılmayan askerlerimizin ve savcılarımızın kahramanca direnişiyle püskürtülmüştür. Ülkemizi bir iç savaşa sürükleyerek işgalini ve bölünmesini hedefleyen FETÖ ihanet şebekesi, darbe girişiminde yenilgiye uğramasına rağmen pes etmeyecek, ihanetlerine devam edecektir. Bu nedenle çok dikkatli ve tetikte olmamız gerekmektedir.

Ülkemiz birçok cepheden saldırı altındadır. Dünyanın en tehlikeli terör örgütleri; DAEŞ, PKK, THKP-C, PYD, FETÖ her fırsatta ülkemize saldırmaktadır. Son günlerdeki terör saldırıları, bu terör örgütleri arasındaki işbirliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bazı dış güçler de, Türkiye’ye boyun eğdirmek için teröristlerle işbirliği yapmakta, onları siyasi amaçları için kullanmaktadırlar. Bu saldırıları püskürtmek için milletçe birliğimizi korumak, görüş ayrılıklarımızı bir kenara bırakarak ülkemize sahip çıkmak zorundayız. Çünkü tehlike büyüktür.

Bu günler, “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” ilkesinin somutlaştığı günlerdir. Bu nedenle, 7 Ağustos’ta Yenikapı’da 5 milyonu aşan her görüşten insanımızın göstermiş olduğu birlik tablosu, tüm ülkede gerçekleştirilen demokrasi nöbetleri, geleceğe güvenle bakmamızı sağlamaktadır. Bu birlik tablosu, teröristlere karşı mücadelede başarılı olmamızın en temel güvencesidir ve ne pahasına olursa olsun korunmalıdır. Teröristlere karşı mücadelesinde Hükümetimizin ve güvenlik güçlerimizin sonuna kadar yanındayız ve bizden istenen her türlü desteği vermeye hazırız.

15 Temmuz hain darbe girişimi, piyasalarda birkaç gün dalgalanmalara yol açmışsa da piyasalar kısa sürede normal seyrine dönmüştür. Halkımızın piyasaya kısa bir sürede 11 milyar dolar sürmesi, kurlardaki hareketlerin normale dönmesinde büyük rol oynamıştır.

S&P’nin darbe girişiminin hemen ardından notumuzu indirmesinin, Fitch’in görünümü negative çevirmesinin finansal piyasalarda kayda değer bir etkisi olmamış, yabancı sermaye giriş ve çıkışları normal seyrinde kalmıştır. Hain darbe girişiminin ekonomide uzun vadeli etkileri ise biz işadamlarının, sanayicilerin sergileyecekleri davranışlara bağlıdır. Öncelikle moralimizi bozmamak, ülkemizin geleceği hakkında iyimserliğimizi korumak zorundayız. Bu nedenle; ihanet çetelerine inat, üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya devam edeceğiz, etmeliyiz.

Sayın Bakanım,

Hükümetimizin son haftalarda aldığı kararlar, ekonominin ihtiyaçlarına ve iş dünyasının taleplerine cevap vermektedir. Yatırım ortamını iyileştirmek amacıyla yaptığınız çalışmaları da takdirle izliyor, sizin şahsınızda hükümete teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Sayın Bakanım,

Vergi tabanının genişletilmesi için gerekli çalışmalar ve mevzuat değişikliklerinin yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu değişiklikler, kişi ve kurumları kayıt dışılığa iten nedenler konusunda yapılan çalışmalar ve eylem planı sonuçları dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir. Etkin ve kurumsallaşmış bir vergi denetimi için; denetim birimleri arası koordinasyon sağlanmalı, vergi denetimleri risk analizine dayalı gerçekleştirilmeli, düzenli vergi ödemesi yapan mükelleflere ödül vb. teşvik edici araçlar devreye sokulmalıdır. Bu konuda çalışmalar yaptığınızı biliyoruz.

Sayın Bakanım,

Vergi sistemini karmaşık hale getiren istisna ve muafiyetler yeniden düzenlenmeli, vergi sistemi basitleştirilerek, günümüz şartlarında uygulanamayan vergiler kaldırılmalıdır.

Vergi oranlarının da düşürülmesi gerekmektedir. Özellikle %70’lere ulaşan dolaylı vergiler başta olmak üzere dolaylı ve dolaysız vergi oranları düşürülerek yaygınlaştırılmalıdır.

Şirketlerin vergiden düşebilecekleri harcamaların da genişletilmesi gerekmektedir.

Böylece, şirket bilançoları daha şeffaf hale gelecektir. Damga vergisinde her bir nüshanın ayrı ayrı vergilendirilmesi uygulamasına son verilmesi ve bazı işlemlerde damga vergisi alınması uygulamasına son verilmesi yerinde bir karar olmuştur. Ancak, uzun süreli sözleşmelerde damga vergisi neredeyse firmaların ilk yıl cirosuna eşit olmaktadır. Uzun süreli sözleşmelerde damga vergisine bir tavan limiti getirilmelidir. Harç istisnalarının genişletilmesi de doğru olmuştur. Yurtdışından aramalı ve yatırım malları alımında ilave yük oluşturan KKDF’nin kaldırılması da doğru olacaktır. Emlak Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle yatırım teşvik belgesi kapsamında inşa edilen binaların, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile emlak vergisinden muaf tutulması yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlayacaktır.

Sayın Bakanım,

Getirmiş olduğunuz Ar-Ge teşviklerinin Ar-Ge çalışmalarını olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz. Ancak, 6676 nolu yasanın 5’inci maddesindeki teşvikler; üniversite-sanayi işbirliği kapsamında araştırma ve geliştirme, tasarım ve yenilik projelerini kapsamakta, öğretim üyelerinin kişisel araştırmaları sonucunda elde ettikleri patentleri kapsamamaktadır. Bu patentlerin ticarileştirilmesi sonucunda elde edilen kazancın büyük bir kısmı döner sermayeye gittiğinden patentler ticarileştirilmemektedir. Bu bireysel patentlerin de üniversite-sanayi işbirliği kapsamında değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Son 3 yılda yıllık ortalama ihracat tutarı Bakanlar Kurulunun belirleyeceği değerin üzerinde olan firma yetkililerine, 2 yıl süreyle hususi pasaport verilecek olması ihracatçı firmalarımızı rahatlatacaktır.

Sayın Bakanım,

Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde peşin verginin bir mantığı vardı. Ancak enflasyonun uzun süredir tek hanelerde seyrediyor olması son yıllarda üst üste yaşanan küresel krizlerde şirketlerin bir dönem kar ederken, bir dönem zarar etmesi peşin vergiyi anlamsız kılmış, zarar dönemlerinde işletmelere yük olmaya başlamıştır. Bu nedenle peşin verginin kaldırılması gerekmektedir. Farklı oranlarda KDV uygulaması da sorunlara yol açmaktadır. Gıda, iş makineleri, tarımsal araç gereç ve sağlık sektöründe indirimli KDV uygulanmaktadır. Bu işletmeler bütün girdilerini yüzde 18 KDV ile alıyorlar ama satarken yüzde 8 veya daha düşük KDV ile satıyorlar. Aradaki KDV yükü işletmenin sırtında kalıyor ve ancak uzun sürelerde iade alınabiliyor. Bugün birçok işletmenin sermayesinden çok KDV alacağı birikmiş durumdadır.

Ayrıca, aynı grup ürünler ithal edilir ise alış ve satış KDV’lerinde fark bulunmamasından dolayı yerli üretici aleyhine bir başka olumsuzluk ortaya çıkarmaktadır. Vergi borcu yapılandırmalarında genel ekonomik şartlar göz önünde bulundurulmalıdır. Çeşitli zamanlarda yürürlüğe konulan vergi borcu yeniden yapılandırmaları esnek bir yapıya sahip değildir. Ekonominin daraldığı zamanlarda, borcunu yeniden yapılandıran firmalar tekrar ödeme güçlüğüne düşerek borçlarını ödeyememektedir. Bunun için örneğin, ekonomik büyüme %4’ün altına düştüğünde ödemeler dondurularak, işletmelerin işlerini devam ettirmeleri sağlanabilir. Taksit sayısının da, belediye borçlarında olduğu gibi 144 aya kadar çıkarılması yerinde olacaktır. Kamyon, kamyonet gibi araçların üzerine yapılan çöp toplama ve süpürme gibi ekipmanlara ÖTV uygulanmamalıdır.

DMO alımlarında;

-Fiyat belirleme yöntemi değişmelidir.

-Döviz kuru artışının %5’i geçtiğinde otomatik fiyat güncellenmesi yapılmalıdır.

-%6’lık komisyon %3’lere indirilmelidir.

DMO fiyat belirlerken nihai ürün girdileri üzerinden bir hesap yapmakta, montaj, işçilik, teknoloji geliştirme, tasarım, işletme giderleri gibi esas giderler göz önünde bulundurulmamaktadır. Bunun yerine eşdeğer üreticilerden fiyat alınması ve KİK kapsamında son altı ayda yapılmış benzer ihalelerin fiyatlarını dikkate almalıdır. Kamu ilaç alım politikaları, yerli üreticileri destekleyecek şekilde düzenlenmelidir. Kamu ilaç alım politikaları, yerli üretim ilaçların fiyatlarının düşük, ithal özellikle de patentli ilaç fiyatlarının yüksek tutulmasını öngörmekte, bu sebeple de yerli üreticiler hızla el değiştirerek yabancı büyük firmalara satılmaktadır. Bu süreç devam eder ise yakın gelecekte yerli ilaç üretimi tamamen ortadan kalkacaktır. Sosyal güvenlik açıklarının en önemli kalemlerinden olan ilaç ödemeleri, yerli rakiplerin ortadan kalkmasıyla birlikte hızla artacaktır.

Sayın Bakanım,

Kişi başına gelirimiz 10 bin dolara takılmış durumdadır. Bu orta gelir tuzağından kurtulmak için yüksek katma değerli ürünlere ve inovasyona yönelmemiz gerektiğini biliyoruz. Ancak bunu yapabilmek için kâr etmemiz, bunun için de ölçek ekonomilerinden yararlanacak büyüklüklere ulaşmamız gerekmektedir. Şirketlerimizin büyümesini engelleyen mevzuatın yanı sıra şirketlerimizin finansman sıkıntıları da bulunmaktadır. Bankalarımız yüksek kârlar elde etmekte ancak piyasaya özellikle KOBİ’lere kredi açmaktan kaçınmaktadır. Bugün piyasalarda bir likidite sıkıntısı vardır. Geçen günlerde Merkez Bankası başkanı bana bankaların 100 milyar liralık devlet tahvili tuttuklarını, bu tahvilleri merkez bankasına getirdiklerinde karşılığında piyasaya 100 milyar liralık likidite sunma imkanının doğacağını söyledi. Bankalar, bu tahvilleri değerlendirip elde edecekleri geliri kredi olarak kullandırsalar hem faizler düşecek hem de kredi hacmi genişleyecek ve ekonomik büyüme desteklenecektir.

Konuşmamın başlarında, ülkemizin büyük bir terörist tehdit altında olduğunu ve terörle mücadelede sonuna kadar hükümetimizin yanında olduğunu belirtmiştim. Terörle mücadelede terörün finansmanı konusu büyük önem taşımaktadır. Finans kaynakları kuruyan hiçbir terör örgütü uzun süre varlığını devam ettiremez. Bu nedenle darbe girişimini lanetlemek için yaptığımız basın açıklamasında FETÖ mensuplarının devlet kurumlarından olduğu gibi iş dünyasından da temizlenmesi gerektiğini belirtmiştik. Güvenlik güçlerimizin terör örgütünün finans kaynaklarına vurduğu darbeleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak, bu konuda bizlere de görev düşmektedir. Bizlerin de terör örgütüne finansman sağlayan hainleri aramızda barındırmamamız gerekmektedir. Eğer varsa, o hainlerin bu meclis salonunu daha fazla kirletmelerine müsaade edilmeyecektir. Bunun için yönetim kurulu olarak personeli ve Odamız organlarını ele alacak bir tahkikat kurulu oluşturmaya karar verdik. Bu konuda Meclis Başkanı biraz sonra sizlere ayrıntılı bilgi verecektir. Meclis üyelerinden oluşacak bu kurula katılmak isteyenler bunu Meclis Başkanına iletecek, başvuran kişiler arasından Meclis Başkanınca kurul oluşturulacaktır. Kurul, FETÖ üyesi olabileceği yönünde görüş bildirdiği kişiler yetkili mercilere bildirilecektir.

ASO, I. ve II. OSB olarak şehit yakınlarına ve gazilere 2,5 milyon lira bağış yapma kararını Meclis olarak oybirliği ile aldık ve ilgili hesaba aktardık. Bu nedenle tüm Meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Sözlerime burada son verirken sayın bakanıma bir kez daha teşekkür ediyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum’’.

Maliye Bakanı Naci Ağbal ise damga vergisinin düzenlenmesinde yapılacaklarının henüz bitmediğini belirterek, “Kayıt dışılığa iten, girişimcilik üzerinde maliyet oluşturan, adeta işi yapılamaz hale getiren damga vergisi uygulamalarını bir bir kaldırmamız lazım.” dedi. Dünyanın çok zor ve sıkıntılı bir dönemden geçtiğini anlatan Ağbal, Türkiye’nin bir yandan hain saldırılarla mücadele ettiğini, diğer taraftan ise vatandaşlara, sanayicilere, yatırımcılara verilen sözlerin, reformların yerine getirildiğini dile getirdi. Ağbal, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sonrası oluşan siyasi uzlaşma kültürü ve ortak çalışma anlayışının, memleketin birliği ve beraberliği için ortak hedefe kilitlenmenin çok güzel gelişmeler olduğunu kaydetti. Bütçe performansının son 6 ay itibarıyla son derece güçlü olduğunu ifade eden Ağbal, “Hepimiz açısından gelinen noktada ekonomi ile ilgili ortamın belirgin hale gelmesi, öngörülebilirliğin artması son derece önemli. Son 1 yıldır ekonomide atılan adımlar sayesinde Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerden olumlu ayrıştığını göstergeler ortaya koyuyor.” diye konuştu.

– “Kadın istihdamının önündeki engelleri kaldırmamız lazım”

Ağbal, ekonominin istihdam tarafının iyi gittiğini dile getirerek, işsizlik oranlarının belli bir noktada devam ettiğini, ancak iş gücüne katılım oranının arttığını, özellikle de kadınların iş gücüne katılım oranındaki artışın gelecek için çok önemli olduğunu söyledi.

Kadın istihdamının daha da artırılması gerektiğinin altını çizen Ağbal, kadınların toplam iş gücüne katılım oranını yüzde 60-70’e çekmek gerektiğini belirtti.

Ağbal, kreş açan işletmelere 5 yıl süreyle vergi teşviki getirdiklerini hatırlatarak, “Başka şeyler de yapmamız lazım. Kadın istihdamının önünde engel oluşturan gerek idari düzenlemeler gerekse diğer faktörleri ortadan kaldırmamız lazım. Devlet olarak elimizi taşın altına sokmamız lazım. Bu anlamda işveren daha fazla kadın istihdamı için ne teşvik istiyorsa onun için mutlaka harekete geçmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

– “Gıda kaynaklı enflasyon volatilitesini ortadan kaldırmalıyız”

Enflasyon gelişmelerine bakıldığında gıda fiyatlarına bağlı olarak ivmenin yukarı yönlü hareket ettiğini kaydeden Ağbal, bu konuyu çok önemsediğini, enflasyon gelişmesi içerisinde gıdanın dalga boyunu belirleyen faktör olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi.

Ağbal, enflasyonun aşağı yönlü de yukarı yönlü de gelirken en önemli faktörün gıda olarak karşılarına çıktığına dikkati çekerek, “Burada da mutlaka hükümet olarak yapısal tedbirler almamız gerekiyor. Bu konuda çalışmalarımız var. Mutlaka gıda kaynaklı enflasyon volatilitesini ortadan kaldırmamız lazım. O zaman enflasyon faiz ilişkisinde bu kadar risk ve belirsizlik ile karşı karşıya kalmayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Borç çevirme oranlarının özellikle kamu açısından iyi durumda olduğunu dile getiren Ağbal, reel sektörde borç oranlarında bir artış yaşandığını, bunun halen yönetilebilen seviyelerde bulunduğunu, ancak dikkat etmek gerektiğini söyledi.

Ağbal, bankacılık sektörünün ekonominin en güçlü yanlarından birini oluşturduğunu ifade ederek, “Ülke ekonomisinin uzun vadeli büyümesini, kalkınmasını sürdürülebilir kılacak olan ve büyüme potansiyelini yukarıya çekecek olan esas itici güç yapısal reformlar.” dedi.

Yapısal reformlara önem verdiklerini ve devam ettireceklerini belirten Ağbal, yatırımların teşviki, uluslararası iş gücünün Türkiye’deki üretime katılması konusunda önemli düzenlemeler yaptıklarını hatırlattı.

Tasarrufların artırılması için otomatik katılıma dayalı bireysel emeklilik ile ilgili yasayı Meclis’ten geçirdiklerini anımsatan Ağbal, yatırım teşviki için de maliyetleri azaltacak önemli düzenlemeler getirdiklerini vurguladı.

Ağbal, damga vergisi ve harçlar açısından önemli düzenlemeler yaptıklarını hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Damga vergisinde yapacaklarımız bitmedi. Hayatın içinde karşılaştığımız, kayıt dışılığa iten, girişimcilik üzerinde maliyet oluşturan, adeta işi yapılamaz hale getiren damga vergisi uygulamalarını bir bir kaldırmamız lazım. Burada çok seçici olarak selektif bir yaklaşım ile birçok damga vergisi düzenlemesini hayata geçirdik ama buna devam etmeye ihtiyacımız var.”

Şirket kuruluşlarına kolaylıklar getirdiklerinin altını çizen Ağbal, şirketlerin tek bir noktada kurulabileceğini ve kuruluş işlemlerinde çeşitli ücretlerde ve harçlarda indirimler yapıldığını anlattı.

Ağbal, tasfiye, çek kanunu, iflas ertelemeyle ilgili de düzenlemeler yaptıklarını, Ar-Ge ve inovasyona yönelik önemli destekler getirdiklerini anlattı.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, eski vergi denetim anlayışını ortadan kaldıracaklarını belirterek,”Mükellef haklarını güçlendiriyoruz. Her mükellefe potansiyel suçlu gibi bakan anlayışı tümüyle reddediyorum, her mükellef masumdur. Geriye dönük yoruma dayalı vergi raporu yazma meselesi ortadan kalkacak.” dedi.

Ağbal, Gelir Vergisi Kanunu’nda bazı düzenlemeler yapacaklarını söyledi. Ağbal, “Gelir Vergisi Kanunu, yatırımı, üretimi, tasarrufu, inovasyonu, Ar-Ge’yi desteklemeli. Kayıtlı ekonomiyi desteklemeli. Kayıtlı ekonomiyi de daha cazip hale getirmeliyiz. Bu konuda hep beraber, iş dünyası ile ortak çalışmalarımızın olması lazım.” diye konuştu.

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanuna değinen Ağbal, “Kanun ile özellikle vergi ve sosyal güvenlik borçlarının çok uzun vadede taksitle ödenmesinin önünü açtık, bu son derece önemli bir düzenleme ama burada özellikle söylüyorum, hangi taksit seçeneğini seçerseniz seçin, ilk iki taksiti mutlaka ödeyin. Bu konuda yasada bir düzenleme yaptık. Önceki yeniden yapılandırmalardan farklı olarak peşin ödemeyi cazip kılacak şekilde düzenlememizi yaptık. Ayrıca matrah artımı imkanı getirdik.” değerlendirmesinde bulundu.

Ağbal, vergi denetim anlayışında farklılaşmaya gidileceğini belirterek, şunları kaydetti:

“Eski vergi denetim anlayışını ortadan kaldırıyoruz, mükellef haklarını güçlendiriyoruz. Her mükellefe potansiyel suçlu gibi bakan anlayışı tümüyle reddediyorum, her mükellef masumdur. Geriye dönük yoruma dayalı vergi raporu yazma meselesi ortadan kalkacak. Eskiden rapor yazılırdı vatandaşın bundan haberi olmazdı. Şimdi hazırlıklar yapıldı, yakında yönetmelikler çıkacak. İncelemenin başladığı andan itibaren şeffaf bir şekilde hangi aşamada olduğunu mükellefle paylaşacağız. Böylece vergi denetiminde mükellef haklarını güçlendireceğiz. Öte yandan, işletme kayıtlarında düzeltme imkanı da sağlıyoruz.”

– “Yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye davet edin”

Ağbal, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesi konusundaki düzenlemeye ilişkin ise bu kapsamda getirilen varlıklardan vergi alınmayacağını söyledi. Ağbal, “Parama güvenli liman arıyorum, istikrarlı, demokrasisi güçlenen bir ülke arıyorum diyenleri Türkiye’ye davet edin. Çünkü bu yasa sadece vatandaşlarımızla sınırlı değil. Diğer ülke vatandaşları da paralarını getirebilir.” ifadelerini kullandı.

– Proje bazlı teşvik

Yatırım teşvik sistemine bazı yenilikler getireceklerini belirten Ağbal, bu kapsamda yatırım ortamının iyileştirilmesini amaçladıklarını dile getirdi.

Ağbal, yeni teşviklerin “süper teşvik” olarak nitelendirildiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim 2009’da uygulamaya koyduğumuz teşvik sistemimiz vardı. Burada en son Meclisten geçen yasal düzenlemeyle burada verilen teşvikleri önemli ölçüde artırma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verdik. İlave olarak yeni teşvikler getirdik. Türkiye, eğer kalkınacaksa, büyüyecekse, rekabet edecekse global ölçekli büyük yatırımlara, stratejik yatırımlara ihtiyacı var. Burada artık standart bir teşvik paketini yatırımcının önüne koyamayız. Proje bazlı yeni bir teşvik sistemine Türkiye kavuşuyor.”

Yeni teşvik mekanizmasıyla kritik yatırımların önünü açacaklarını vurgulayan Ağbal, “Kritik, stratejik ülkeyi çok ileri taşıyacak yatırımlarda devlet gerekiyorsa bizzat ortak olacak ama en fazla yüzde 49 oranında olacak. Belirli süre ya devlet ortaklığını diğer yatırımcıya satıp çıkacak ya da halka arz edecek.” diye konuştu.

Kamu alımları yoluyla stratejik yatırımların ülkeye çekileceğini belirten Ağbal, bunun için önemli adımların atıldığını söyledi. Ağbal, uzun vadede kalkınmanın yatırımla sağlanacağını belirterek, tüketimin kalıcı bir büyüme kaynağı olamayacağının altını çizdi.

Ağbal, Türkiye’nin global değer zinciri içerisinde yer alan bir üretim yapısına kavuşması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

 1 EMC_3691   EMC_3727
  EMC_3744