ASO Başkanı Nurettin Özdebir; “Türkiye ekonomisi, temelleri sağlam ve dimdik ayaktadır” - Ankara Sanayi Odası


ASO Başkanı Nurettin Özdebir; “Türkiye ekonomisi, temelleri sağlam ve dimdik ayaktadır”

    22 Şubat 2017

Ankara Sanayi Odası Şubat ayı olağan meclis toplantısı 22 Şubat 2017 tarihinde yapıldı. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir toplantıda gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.
Değerli Meclis üyeleri,
Geçmiş yıllarda %3-3,5 artış gösteren sanayi üretimindeki büyüme, 2016 yılında %1,8’de kaldı.
Bunun anlamı son 3 yılın en kötü sanayi üretimini Türkiye’nin 2016 yılında yaşadığıdır. Son açıklanan verilere göre, 2016 yılının Aralık ayında sanayi üretimi, 2015 yılının aynı ayına göre %1,3 artış gösterdi. Son çeyrek sanayi üretimi, genel olarak geçen senenin üzerinde görünüyor. Sanayi ciro endeksi ise bir önceki yılın aynı ayına göre Aralık ayında %14,8 artış gösterdi. 2016 yılının son çeyreğinde de sanayi ciro endeksinde ciddi bir yükseliş görülmektedir. Buradan hareketle son çeyrekte Türkiye ekonomisinin, üçüncü çeyrekteki %1,8’lik daralmayı geride bıraktığını ve kısmi bir toparlanma sürecine girdiğini söyleyebiliriz. Merkez Bankası da en son yaptığı değerlendirme de bu noktaya işaret etmiştir. Ancak hiçbir şekilde bu rakamlar Türkiye ekonomisinde işlerin yolunda gittiğini söylememektedir. Evet ekonomide yolunda gitmeyen hususlar var ve bunlar yalnızca sanayi üretimi ile sınırlı değil. İşsizlik de önemli bir sorun.

Değerli Meclis üyeleri,
Ekim döneminde işsizlik oranı %11,8 seviyesinde gerçekleşmiş, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı da Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 500 bin kişi artarak 3 milyon 647 bin kişiye ulaşmıştır. Kasım dönemine ilişkin iş gücü istatistikleri, işsizlikte durumun daha da kötüleştiğini göstermektedir. Kasım döneminde işsizlik oranı %12,1’e yükselmiş, işsiz sayısı da 3,7 milyonun üzerine çıkmıştır. Genç nüfusta işsizlik oranı ise 3,5 puanlık artış ile %22,6 olmuştur.
Nüfus artışı 2015 Kasım döneminde 29,8 milyon olan işgücünü 2016 Kasım döneminde 30,8 milyon kişiye yükseltmiştir. Türkiye, bu 900 bin yeni işçiye istihdam yaratmak zorundadır. Ancak, ekonomi bu dönemde sadece 390 bin kişiye yeni istihdam sağlayabilmiş bu nedenle de işsiz sayısında 590 bin kişilik artışı engelleyememiştir.

Değerli Meclis üyeleri,
İşsizlikteki bu artış, işsizlikle mücadelede yeni arayışlara yönelmeye yol açmaktadır.
Bu doğrultuda Ankara Sanayi Odası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine “istihdam seferberliğine” katılarak istihdamın arttırılmasına yönelik bir dizi çalışma başlatmış ve bu kampanyanın başarılı olması için her türlü çabanın gösterileceğini açıklamıştır. Ankara Sanayi Odası “istihdam seferberliği kampanyası” çerçevesinde ilk olarak tüm üyeleriyle temas kurarak üyelerinin istihdam artışı için yapabileceklerini tespit edip, onlara destek olacaktır.
Ayrıca İŞKUR’la çeşitli sanayi odaklarında bir dizi toplantı düzenleyecek olan ASO, kurumun yaratılan yeni istihdama yönelik desteklerini anlatacaktır. OSTİM ve ASO 1. OSB’de iki toplantıyı bu hafta başında gerçekleştirdik. Önümüzdeki hafta Kahramankazan ve Anadolu OSB’de iki toplantı daha gerçekleştireceğiz. Ankara Sanayi Odası ayrıca oransal ve sayısal olarak en yüksek istihdam artışı gerçekleştiren üyelerini ödüllendirecektir. İki kategoride verilecek ödüllerde, Ocak ve Mart ayı SGK bildirgeleri arasındaki istihdam artışı baz alınacaktır. ASO, birinci kategoride en yüksek istihdam artışını gerçekleştirecek üyelerini ödüllendirecek, ikinci kategoride ise oransal olarak çalışan sayısını en çok artıran ASO üyesi firmalar ödül almaya hak kazanacaktır. Ödüller, nisan ayı içinde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecektir.
Değerli Meclis üyeleri,
İstihdam seferberliği gibi kampanyalar, işverene motivasyon sağlayarak istihdam üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Beyaz eşya ve mobilya sektörlerinde yapılan son KDV ve ÖTV indirimlerinin de ilgili sektörlerde bir canlanma yaratması beklenmektedir. Bu kampanyaların dönem dönem diğer sektörlerde gerçekleştirilmesi de istihdamı olumlu etkileyecektir. Ancak, işsizlikle mücadelede büyüme hızını yükseltmek ve işgücünün niteliğini yükseltmekten başka çare yoktur. Bu nedenle Türkiye, büyüme hızını %7’lere yükseltmek ve işgücünü hızla eğitmek zorundadır.

Değerli Meclis Üyeleri,
Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de mevduat büyümesi oldukça yavaş. Bu nedenle bankacılık sektöründe, kredi/mevduat oranı aynı seviyede devam etmektedir. Türkiye’de mevduat artıyor gibi görünmekle birlikte kur ve enflasyondan arındırarak reel artışa baktığımızda artışın oranı oldukça düşük kalmaktadır. Bu durumda bankacılık sektörü sermaye piyasalarından ya da dış piyasalarda kaynak bulmak zorunda kalmaktadır. Son dönemde gelişme yolundaki ülkelere yönelen nakit akışının azalması ile birlikte finansman pahalı hale gelmektedir. Türkiye’de mevduatın azlığı ile birlikte düşünüldüğünde bu, sanayici açısından finansmana erişimi daha da pahalı ve zor hale getirmektedir.
İşte bu noktada son dönemde Hükümetimiz tarafından atılan adımları destekliyoruz ve yerinde olduğunu düşünüyoruz. Başta teminat meselesi olmak üzere KGF düzenlemeleri gibi farklı enstrümanlar kanalı ile alınan tedbirlerin kısmi bir iyileşme yaratacağı kesindir. Ancak bankacılık kesiminin de taşın altına eline koyması gerekmektedir. Bu dönem gerekiyorsa Bankacılık kesimi de karlarından fedakarlık ederek reel kesimi desteklemeli, kredi kanallarını kullandırma noktasında istekli davranmalıdırlar.

Değerli Meclis üyeleri,
Diğer taraftan halen küresel piyasalar yönünü bulabilmiş durumda değil. Bunda Trump ekonomisinin yarattığı belirsizlik oldukça etkilidir.
ABD gibi küreselleşmenin beşiği olan bir ülke varken, Çin’in Davos’ta globalleşme vurgusu yapması, 2017 senesinin nelere gebe olduğunun en net göstergesidir. Normal şartlar altında küreselleşmenin bayraktarlığını yapan ABD’nin, bu güne kadar ki genel teamüllerinin dışında piyasa mekanizmasına, liberal politikalara uygun olmayan bir takım yöntemler ile müdahale etmesi, Çin’in ABD’yi ilginç bir şekilde küreselleşmenin önünde bir engel olarak görmesine neden olmuştur. Bu çok önemli bir kırılmanın işaretidir, 2017 ve sonrasında bu kırılmaya hepimiz şahit olacağız. Donald Trump’ın dünya ekonomisi için oluşturduğu riskler devam ediyor. ABD-Çin arasında bir kur ve tarife savaşı çıkma olasılığı henüz ortadan kalkmış değil. Önümüzdeki günlerde Trump’ın vergi oranlarında ciddi indirimlere gitmesi de dünya finansal piyasalarında çalkantılara yol açacaktır. Bu riskler FED üzerinde faiz arttırımlarını erteleme baskısı oluşturmaktadır. ABD’de ekonomik verilerin giderek güçlenmesi, 2017 yılında Haziran, Eylül ve Aralık aylarında üç faiz artırımını destekler niteliktedir. Faiz artırımları dolarda değerlenmeye ve TL’de değer kayıplarına yol açabilecek, dolar borçlusu şirketlerimizi zorlayabilecektir. Bizce bu olasılıklar iktisadi kararlarımızda dikkate alınmalıdır.

Değerli Meclis üyeleri,
Türkiye ekonomisi 2016 yılında büyük olumsuzluklarla karşılaşmıştır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisi, temelleri sağlam bir ekonomidir ve dimdik ayaktadır. 2016 yılında yaşananlar Türkiye’de değil de başka bir ekonomide olsa idi çok korkunç bir ekonomik tablo ile karşı karşıya kalınırdı. Türkiye ekonomisinin ağır koşullar altında 2016 yılında gösterdiği bu ekonomik direnç, uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edilmiştir. Ekonomi yönetimimiz bizlere, sanayicilere daha fazla kulak verdikçe tüm sorunların üstesinden rahatlıkla geleceğimize eminiz. Yeter ki birbirimize güvenelim, inanalım, omuz omuza verelim.
Sözlerime burada son verirken hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.

1 2 3